Sen olmasan – Bölüm 4

“Kızı istiyorum Sabri!” dedi oğlan gülerek, “Ama beni planlarıma uyacak, kendi başına asla hareket etmeyecek, ağzından tek bir kelime kaçırmayacaksın anlaşıldı mı?”

“Patron o kız bir kaplan gibidir, öyle uysal bir kız falan değil! “

“Orası seni ilgilendirmez! Sana ne yapman gerektiğini ben söyleyeceğim! Eğer kıza bir şey söyler ya da işimi bozarsan beynini dağıtır bu gördüğün adamlar!”

“Yok ya yeğenime senden iyisini mi bulacağız patron!” dedi arsız arsız Sabri, “Sen onu da adam edersin evellallah!”

“Bana onun nerede okuduğunu söyleyeceksin önce, gidip ben kendim tanışacağım!” dedi Sefa.

Sabri baştan canı yanacak diye korkmuştu ama oğlanın isteklerinin bu kadar olduğunu öğrenince hemen yılışık yılışık verdi tüm bilgileri ona.

Bir kaç gün sonra Sefa Nesrin’in okuduğu bölümün önündeydi. Sabri yeğeninin okul günlerini ve başka detayları bilmediği için onu takip ettirdi. O aralar Coşkun sabahları kendi yüksek lisans derslerine gittiği için Nesrin’i bırakamıyordu. Bu yüzden Sefa’nın adamları onu hiç görmediler. Nesrin’in sınıfı, ders saatleri, hatta sınav tarihlerine kadar öğrenip bildirdiler patronlarına. Kız okula büyük bir ciddiyetle geliyor, tüm derlere eksiksiz giriyor, sonra da çıkıp gidiyordu. Tek vakit geçirdiği yer kantindi o da sadece ders aralarındaydı.

Sefa bu bilgileri aldıktan sonra sınav tarihlerinde gitmenin daha garanti olacağını düşünerek ona göre bir gün seçti kendine. Nesrin’i bir sınav çıkışında yakalayacaktı. Nesrin sınav zamanları daha da dalgın oluyordu. O gün de sınavdan çıktıktan sonra kafasında sürekli sınavda verdiği cevapları ve doğruluklarını kıyaslamaya çalıştığı için Sefa’nın onun üzerine doğru sürdüğü arabayı farketmedi bile. Sefa onu son anda görmüş gibi frene basıp tam kızın dibinde durdu. Nesrin korkuyla öyle bir sıçradı ki yerinden araba durduktan sonra dengesini kaybedip yere oturuverdi. Sefa hemen çıktı arabadan ve onun yanına koştu.

“Çok özür dilerim sizi son anda gördüm bir şeyiniz yok ya!” dedi sahte bir panikle.

“Yok iyiyim merak etmeyin. Ben de dalgındım sanırım.” dedi Nesrin onun uzattığı elini tutarak kalktı yerden. Çevrelerine bir kalabalık toplanmıştı önce ama kızın bir şeysi olmadığını görünce dağıldılar.

“Sizi bir hastaneye götürelim hemen!” dedi Sefa endişeyle.

“Hayır gerçekten iyiyim ben!” dedi Nesrin yine.

“Lütfen içim rahat etsin diye bari gelin, inanın kendimi şu an çok kötü hissediyorum!”

Nesrin kollarını ve bacaklarını oynatarak “Bakın benim hiç bir şeyim yok! Olsa canım yanardı öyle değil mi?” dedi gülümseyerek.

“O zaman bari biraz oturalım bir yerlerde ki başınzın falan dönmeyeceğinden emin olalım olmaz mı?”

Adamın bir türlü ikna olmayacağını anlayan Nesrin, “Tamam şuradaki bankta oturalım biraz o zaman!” dedi çaresizce.

Sefa hemen lüks arabasını bir yere parkedip büfeye koştu ve oradan bir su alarak geri geldi Nesrin’in yanına.

“Bir su için isterseniz! İyi gelir derler!” diye uzattı ona, Nesrin teşekkür edip şişeyi alınca da oturdu yanına, “Benim adım Sefa bu arada!”

“Benimkide Nesrin!”

“Bu okulda mısınız?”

“Evet”

“Ben de bir arkadaşımı ziyaret gelmiştim aslında. Hiç böyle bir aptallık yapmadım daha önce inanın!”

“Estafurlah aptallık değil. Sonuçta bir zarar olmadı rahatlayın artık!”

“Haklısınız birinin canını yakmak en son isteyeceğim şey. Ben size bir kartımı vereyim en iyisi, siz sonrasında kendinizi kötü hissederseniz beni arayın olur mu”

“Tamam merak etmeyin!” dedi Nesrin.

“Hatta kartımda telefonum var, bu akşam bana bir kez iyiyim yazsanız bir daha sizi rahatsız etmem!”

Nesrin karttaki numaraya baktı “Tamam” dedi yine ve kalktılar banktan.

“Sizi gideceğiniz yere bırakayım mı?”

“Hayır yürüyüp açılayım biraz, uğrayacağım yerler de var!” diyerek vedalaştı Nesrin onunla. Canı yanmamıştı ama korktuğu için sersemlemişti biraz. Neyse ki çok nazik bir adama denk gelmişti. İnsanlara ve hayvanlara çarpıp kaçan bir sürü vicdansız vardı ortalıkta.

Bir kaç gün sonra bu kez okulun koridorunda yakaladı Sefa onu “Nestin hanım?” diye sesleninde bakıp gördü Nesrin onu.

“Gördünüz mü yine karşılaştık, mesaj atmadınız o akşam merak ettim sizi ama görüyorum ki iyisiniz!” dedi nazik bir şekilde.

“Ah evet unuttum çok özür dilerim!” dedi Nesrin. Gerçektende eve gidince ne kartı hatırlamıştı ne mesaj atması gerektiğini. Doğrudan Coşkun’a gidip sonraki sınavlara çalışmaya başlamıştı.

“Ben de arkadaşıma geldim yine ama onu bulamadım. Bir çay içelim mi kantinde?”

“Olur ben de oraya gidiyordum” dedi Nesrin ve birlikte kantine gidip iki çay içtiler ve sohbet ettiler. Gerçekten nazik ve iyi birine benziyordu Sefa, Nesrin ondan hoşlanmıştı.

Bir kaç hafta içinde Sefa iki kez daha uğradı bu kez telefon numaralarını verdiler birbirlerine. Ara ara mesajlaşmaya da başladılar. Sefa onu dışarıya davet etmişti ama Nesrin henüz bunu kabul etmemişti. Etmeyede niyeti yoktu zira okul bitene kadar bunlara zaman ayırmamaya kararlıydı. Yine de ders aralarında biraz sohbet etmenin bir sakıncası yoktu nasılsa.

“Biliyor musun biriyle tanıştım” dedi bir ara Coşkun’a. Coşkun hemen başını yazdığı tez ödevinden kaldırıp “Kim?” diye sordu merakla.

“Sefa diye biri arada sohbet ediyoruz!”

“Nerede sohbet ediyorsunuz?”

“Okulda işte kantinde!”

“Ne kadar sohbet ediyorsunuz?”

“O ne demek öyle Coşkun? Üç kilo sohbet ediyoruz!” diye gülmeye başladı Nesrin ama Coşkun gülmedi yine de.

“Yani yakın mısınız anlamında sordum?”

“Ben senin kız arkadaşlarını böyle sorguluyor muyum acaba?”

“Hayır da yani sen bahsedince ben de merak ettim ne var ki?”

“Ya tamam boş ver, öyle biri işte!” diyerek başını yeniden dersine eğdi Nesrin. Sefa onun konuşmayı bitirince geri dönemeyeceğini anlayacak kadar tanıyordu. Israr etmedi.

Bir kaç gün sonra yine onun evinde ders çalışırken, Nesrin’in şarjda duran telefonunun ekranı aydınlandı. Nesrin ders notlarının bir kısmını evde unuttuğu için eve geçmişti. Coşkun hemen eğildi telefonun üzerine ve ekrana düşen mesajı okudu.

“Kantinin çaylarından bıkmadığını biliyorum ama yarın seni başka bir yere götürmek istiyorum. Söz veriyorum çok beğeneceksin”

Gönderen Sefa olarak kaydedilmişti ve soyadı yazmıyordu.

“Bak sen şuna!” dedi Coşkun sonra telefonu eline alıp önceki mesajları da okudu tek tek. İkisi baya sohbeti ilerletmişlerdi. Gece geç saatte bile yazıyordu bu adam çekinmeden. Sonra kapı çalınca telefonu yerine geri koydu ve gidip açtı. Arkadaşları gelmişti yine hemen arkalarından da Nesrin geldi. Ev kalabalık olunca içi içini yese de kıza bir şey soramadı. Nesrin eve gelince gidip şarjdan aldı telefonu, bir anda yüzü aydınlandı bakarken ve hızlı hızlı bir şeyler yazıp, cebine koydu bu kez. Arkadaşları oturmaya devam ederken de kalkıp gitti. Ertesi gün erken saatte dersi vardı ve okula gidecekti.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s