Kanatlarım var – Bölüm 12

Sude ağabeyine gücendiği için bir hafta boyunca onunla neredeyse konuşmadı. Baykurt’un zaten kendi kafasının içindekileri çözmeye ihtiyacı olduğu için kardeşinin sessizliğini farkedemedi bile.

Atlas ile Seden’in aralarında bir şeyler olduğu belliydi. Sude’den duydukları bir yana, kendisi de onları çok uzun zamandır izliyordu. Garip bir ilişkileri vardı, çok yakındılar evet, ama ortalık yerde yakın fiziksell temastan kaçınıyor olmalıydılar. Tabi sınava girecek olan Seden alenen Atlas’ın torpili olacağını bilinmesini istemiyor olabilirdi. Sude’nin sözleriydi bunlar. Öte yandan aralarındaki sıkı bağıda saklamaya uğraşmıyorlardı. Baykurt bu kıza kafayı takmıştı, Atlas çocuktu daha onda ne buluyor olabilirdi ki? Belkide karşısına çıkmalı ve onun aklını çelmeye çalmaya çalışmalıydı, bundan Sude’nin de mutlu olacağı açıktı. Seden’i hiç sevemeyecekti böyle olursa ama en azından Atlas ona kalacaktı.

“Yok bu plandan Sude’ye bashedersem her şey kontrolden çıkabilir!” dedi kendi kendine. Seden ile sohbet etmeyi deneyecekti. Onu tanımak ve anlamak için en iyisi buydu. Dahası bunu yapmayı istiyordu zaten.

Sonraki gün Seden’in dans ettiği stüdyoya gizlenmeden gitti. Seden henüz müziği ve ışıkları ayarlıyordu. Kapıdan giren kişinin silüeti ona yabancı geldiğinden gözlerini kısıp kim olduğunu anlamaya çalıştı.

“Merhaba ben Sude’nin ağabeyi Baykurt!” dedi Baykurt ona el sallayarak.

“Merhaba!” dedi Seden, “Sude burada değil, sanırım onların dersleri başladı!”

“Ah evet biliyorum! Ben onu bekleyeceğim de! Burada sizi izleyerek beklemem de bir sakınca var mı? Daha önce burda çalıştığınızı farketmiştim!”

“Ah hayır elbette yok, hatta biraz eleştiri ve öneri iyi bile gelebilir!” diyerek ön koltuklardan birini gösterdi Seden ona oturması için.

“Dikkatinizi dağılmaz mı o kadar öndeyken!”

“Ah hayır, ama ben devam ederken ses yaparsanız dağılır!”

“Peki tamam!” diyerek ön koltuklardan birine yerleşti Baykurt. Onu bu kadar yakından izlemeyi hiç beklemediği için biraz heyecanlanmıştı.

“Önce ısınmak için dansedeceğim, kareografim değil. Kareografime geçtiğimde size söylerim tamam mı?” dedi Seden platformdaki yerini alırken.

“Tamam” dedi Baykurt ve müzik başladı.

Seden yine kanatlanmış uçuyordu kendi dünyasında, yüzündeki o cennete bakıyormuş ifadesi geri gelmişti. Ruhunun burada olmadığı kesinti dansederken ama neredeyse bedeni de bu dünyaya ait değilmiş gibi gözüküyordu. Baykurt zamanın nasıl geçtiğini yine anlayamadı bu kısmı izlerken.

“Şimdi gerçek kareografime başlıyorum'” dedi Seden boşluğa konuşur gibi, nefes nefese kalmıştı.

Dansını tamamladığında ona dönerek selam verdi ve gidip müziği kapattı.

“Nasıldı?” dedi yine nefes nefese.

“O kadar güzeldi ki bitmesini istemedim!” dedi Baykurt.

“Ah! Lütfen iltifat istemiyorum, bu benim için çok önemli!”

“Ben nefes almadan izledim açıkçası ama ilk bölümde sanki kendinizi daha çok vererek dansettiniz!”

Derin bir iç geçirdi Seden “Sınav yüzünden çok geriliyorum. Bu kez kazanmak zorundayım!”

“Sınava mı hazırlanıyorsunuz?”

“Evet”

“Sınava hazırlanan birinin burada çalıştığını hiç görmemiştim.”

“Ah evet! Atlas’ın babası ve babam konuştular!”

“Babalarınız arkadaş mı?”

Bir an için ne diyeceğini bilemedi Seden “Sayılır yani tanışıklar! Bir kere daha denemem gerek izninizle!” dedi ve sonra yenidne arkaya geçip müziği ayarladı. Bir kez daha tekrarladı dansını.

“Bu defa nasıldı?”

“Yine harikaydı! Eminim jüri sizden çok etkilenecek!”

“Ayyy! İnşallah!” diye sevinçle zıpladı Seden, aslında tek olsa bir kaç kez daha tekrarladı ama Baykurt ile sohbete dalınca zaman akıp gidiverdi.

Baykurt ona yurt dışındaki yaşamından bahsetti, kardeşi için geri döndüğünden.

“Harika bir ağabey olmalısınız!” dedi Seden gülümseyerek.

“O bana babamın emaneti!” dedi Baykurt.

“Kardeşlik güzel bir şey öyle değil mi?”

“Evet öyle! Sizin kardeşiniz yok mu?”

“Şey var aslında!”

“Aranız iyi değil mi?”

“İyi” dedi Seden yine gülümseyerek, boş bulunup açık vermekten korktuğu için temkinli konuşuyordu.

Az sonra Atlas girdi stüdyoya, ablasını hep platformda görmeye alışık olduğu için Sude’nin ağabeyi ile sohbet ettiğini görünce şaşırdı.

“Bitti mi dersiniz?” dedi Baykurt onu görünce, “Gidip Sude’yi alayım ben o zaman!”

“Evet bitti Baykurt ağabey! Siz ne ara tanıştınız?” dedi Atlas şaşkınlığını belli ederek.

“Bu gün!” dedi Seden neşeyle, “O kadar çok konuşmuşuz ki bu gün yaptığım tembelliğin cezasını yarın çekeceğim! Baykurt kareografimi beğendi biliyor musun Atlas!”

“Ben de beğeniyorum!”

Baykurt izin isteyip ayrıldı yanlarından. Atlas’ın şaşkınlığını kıskançlığına bağladı kendi içinde ve bundan garip bir haz duydu. Seden düşündüğünden de tatlı bir kızdı ve Atlas gerçekten de çocuk kalıyordu onun yanında. Bundan sonra her okula geldiğinde gelecekti stüdyoya.

Baykurt ve Seden’in muhabbeti her görüşmede biraz daha ilerlerken Sude’nin heniz bu gelişmeden haberi yoktu. Ağabeyiyle kendiliğinden barışmış, her gün Atlas’ı şikayet etmeye devam ediyordu ama Baykurt kendini ele vermemek için fazla yorumda bulunmuyordu eskisi gibi. Seden ile vakit geçirmekten çok hoşlanmaya başlamıştı. Onu dışarıda bir yere davet etmeyi planlıyordu en kısa zamana. Atlas ablası ile Baykurt’un arasındaki elektiriği çoktan farketmişti.

“Demek iki kardeş, iki kardeşe olacağız öyle mi?” diyerek Seden’i kızdırıyordu sürekli.

“Baykurt ile aramızda bir şey yok Atlas, sadece sohbet ediyoruz o kardeşini beklerken!”

“Ya evet tabi o yüzden yüzünüzde güller açıyor ikinizin de, sözünüzün sonu bir türlü gelmiyor!”

Seden’de Baykurt’tan hoşlanmaya başlamıştı gerçekten hatta Atlas bir kere babasının yanında ondan bahsettiği için ona da anlatmak zorunda kalmıştı. Ozan kızının hayatındaki bu mutluluk verici gelişmelere çok seviniyordu. Artık sağlığı kötüye de gitse endişelenecek bir şey yoktu. Kızı emin ellerde olacaktı ve hayatı boyunca yanlız kalmayacaktı. Tek istediği ölmeden önce kızının okula girdiğini görmekti. O zaman Mehtap’a karşı kendini daha iyi hissedecekti çünkü.

Sınava üç hafta kala beklenemedik başka bir şey oldu ve Atlas’ın annesi bir sabah nefes problemi ile uyandı ve acillen hastaneye kaldırıldı. Kanı kullanıdığı ilaçlar nedeniyle koyulaşmış ve akciğere pıhtı atmıştı. Atlas annesi yoğun bakıma kaldırıldıktan sonra merak etmemesi için arayıp haber verdi ablasını. Telefonda ağlıyordu. Seden kardeşinin ve tabi babasının yanında olmak istese de bu ne yazık ki mümkün değildi. Zavallı kadın üç gün yoğun bakımda kaldıktan sonra vefat etti. O üç gün boyunca okula çalışmaya gitmemişti Seden, Sude Atlas’ın yanına gitmişti hemen koşup. Üç gün boyunca Seden’in ortalarda olmadığını görünce hiç ayrılmadı onun yanından. Elbette amacı Atlas’ı ele geçirmek değildi hastanede, gerçekten sevdiği için ona destek olmak istiyordu. Giderken orada Seden ile karşılaşacağını ve onun yüzünden Atlas’a yakın bile duramayacağı endişesi taşıyordu. Ancak belli ki küçük hanım torpil için Atlas’ı kullanıyordu. Zor zamanında ortada bile değildi. Sude okula gitmeyince Baykurt ilk gün gitmiş, Seden’i göremeyince ertesi gün uğramamıştı. Sude Seden’in hastanede olmadığını ona söylüyordu.

Peki neredeydi o zaman bu kız?

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s