Kanatlarım var! – Bölüm 3

“Neyim dedin?” dedi Ozan, neredeyse olduğu yere yıkılıverecekti, “Sen ne yaptın Mehtap?”

“Dedim ya her şey masal gibiydi Selçuk beni çok seviyor, ona inanıyorum!”

“Ha öyle mi ne bu halin o zaman? Gidip onunla evlensene!”

“Ona hamile olduğumu söylemedim. Çok düşündüm geldiğimden beri annesi haklı onu bir daha aramayacağım.”

“Aklımı kaçıracağım galiba! Peki ne yapacaksın Mehtap, bu karnındaki çocuğu nasıl saklayacaksın, annenden ve diğer herkesten. O zaman gidip onu aldırmamız gerek!”

“Olmaz! Onu da çok düşündüm. Öyle çok düşündüm ki sonunda onu rüyamad gördüm. O yaşamak istiyor Ozan!”

Ozan iyice tıkanmıştı, “Peki ne olacak söylesene?”

“Bilmiyorum! Anladın mı şimdi ne haldeyim?”

“O Selçuk denilen herifi arayıp her şeyi anlatacağım, seni böyle ortada bırakamaz. Bu onunda bebeği değil mi sonuçta, o üstün zekası ile o çözsün ailesini de bu derdi de!”

“Ben artık onunla olamam Ozan, hayatım boyunca kendimi aptal gibi mi hissedeyim?”

“Değil misin?” dedi Ozan sinirle.

Mehtap iyice ağlamaya başladı. Bu sefer içi eridi yeniden Ozan’ın oturup onun ellerini tuttu.

“Tamam dur ağlama lütfen! Biz evlenelim!”

“Ne?” dedi Mehtap şaşkın şaşkın.

“Evet madem bu çocuğu da aldırmak istemiyorsun, en çok benimle vakit geçiriyorsun. Herkes inanır. Benden hamile olduğunu söyleriz!”

“Sen ciddi misin?” dedi Mehtap gözlerini silerek.

“Evet ciddiyim, hatta o kadar ciddiyim ki, şimdi beni seyret!” dedi ve kararlı bir şekilde odadan çıkıp Nurcan hanımın karşısına dikildi.

Nurcan hanım onun bir şey isteyeceğini sanarak gülümsedi, “Söyle Ozancığım bir şey mi isteyceksin?”

“Evet Nurcan teyze, ben Mehtap ile evlenmek istiyorum. Hem de hemen!”

Nurcan hanım yıllardır oğlanın kızına ilgisini farketmişti ama böyle birden bire açıklamasını beklemiyordu elbette. Gülmemek için zorladı kendini.

“Hemen dedin değil mi?” dedi ciddiyetle

“Evet efendim, hemen, mümkün olan en kısa zamanda!”

Mehtap odanın kapısında şoka girmiş durumda olanları izliyordu.

“Okulu falan bitirseniz, sen bir işe girsen, askere falan gitsen bizde bu konuyu o zamana kadar bekletsek olmaz mı?”

“Hayır olmaz!”

“Neden peki?” ded Nurcan hanım neredeyse kahkaha atacaktı.

Ozan “Çünkü Mehtap hamile!” der demez kadıncağızın yüzündeki gülümseme donup kaldı. Düşmemek için yanındaki duvara tutundu.

“Bakın bu beni hatam olmaması gerekiyordu biliyorum ama oldu işte, ona içki içirdim. Onun bir suçu yok!” dedi Ozan hemen arkasından.

Mehtap panikle odadan çıkıp Ozan’ın arkasına geçmişti, annesinin yüzündeki duygu geçişleri o kadar belirgindi ki, az sonra kopacak kıyameti haber veriyorlardı.

Gerçekten de az sonra Nurcan hanım ikisine de avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı. Sorumsuzluk, aylaklık, ciddiyetsizlik, düşüncesizlik aklına ne geliyorsa saydı. İki genç öylece durup kadıncağız bağırmaktan yorulana kadar beklediler. Sonra yorulan kadın kendini koltuğa bıraktı.

“Annenler biliyor mu?” dedi Ozan’a.

“Hayır ilk size söylemek istedik!” dedi Ozan sesi titreyerek, az önce bir gazla yaptığına şu an kendisi bile inanamıyordu.

İnanamıyordu Mehtap ile evlenecekti, o tatlı çocuk hiç istemeden Mehtap’ı ona vermişti. Neredeyse sevinçten havalara uçacaktı ama belli edemiyordu. Mehtap’ın da itiraz edecek bir durumu yoktu.

Bir kıyamette Ozan’ların evinde koptu ama çocuklar dediklerinden dönmeyince bebeğinde üç buçuk aylık olduğunu duyunca itiraz edemediler. Oysa bebek sadece bir buçuk aylıktı ama aldırmaya kalkarlar diye yalan söylediler.

İkisi de onsekiz yaşını geçmişlerdi. Daha doğrusu Mehtap henüz geçmişti, bu yüzden nikahlanmalarında da bir mani yoktu. Önce hemen bir oda nikahı yaptılar ve etraflarına kendi aralarında yaptıklarını söylediler, çocuklar çok genç oldukları için şimdi geleceklerine gereken parayı düğün dernek için harcamak istemediklerini söylediler. Ozan zaten iki yıldır üniversite öğrencisiydi ve avukatlık okuyordu. Ozan’ın annesi okul bitene kadar ayrı eve çıkıp ayrıca bir masrafa neden olmalarını istemediği için onlarla oturmaları şarını koştu. Mecburen kabul ettiler.

Hamile olduğu için Mehtap dans okulu sınavlarına da giremedi elbette, dans onun için böylece bitmiş oldu. Selçuk sonrasında ona ulaşmayı çok denedi, defalarca aradı. Sonunda Mehtap ona oda nikahı sırasında çekilmiş bir fotoğraflarını yolladı ve “Evlendim ben artık beni arama!” diye yazdı. Böylece Selçuk’ta bir daha hiç aramadı onu ve bebekten de haberi olmadı.

Ozan’ın annesi bu apar topar evlenme ve hamilelik meselesi yüzünden Mehtap’a sinir oluyordu. Hamileliği ve sonrasında elinden gelen tüm eziyetleri yaptı ikisine de ama yapacak hiç bir şeyleri olmadığı için seslerini çıkaramadılar. Mehtap annesine de hep mutlu olduğunun söylemek zorunda kaldı çünkü şikayet edecek yüzü yoktu. Bu arada bir kızı olmuştu. İsmini de Seden koymuşlardı.

Ozan Mehtap ile evlenmiş olmaktan o kadar mutluydu ki ne yaşarlarsa yaşasınlar daime gülümsüyor ve onun yanından okul saatleri dışında hiç ayrılmıyordu. Seden’i de kendi çocuğu gibi benimsemişti. O yaşta bir erkeğin gösteremeyeceği olgunluğu gösteriyordu. Mehtap yıllardır burnunun dibinde duran bu beyaz atlı prensi nasıl farketmediğini anlayamıyordu bir türlü. Onunla evlendikten sonra o zor şartlar altında aşık olmuştu ona. Ondan önce aklına bile gelmemişti Ozan’ı seveceği erkek olarak görmek.

Ozan mezun olup bir işe girdikten sonra ayrı bir eve çıkmaları da bir buçuk yıl sürmüştü. Seden ancak üç buçuk yaşına geldiğinde kendi evlerine taşınmışlardı. Ailelerin tüm dirençleri ve uğraşılarına rağmen onlar birlikteliklerini hiç bozmamış, eksiltmemişlerdi. Birbirlerini o kadar iyi tanıyor ve seviyorlardı ki, bu da evlerine yansıyordu ve elbette Seden’e.

Sonunda herkes bu evliliği kabullendi ve büyükler de torunlarının tadını çıkarmaya başladılar öfkelerini unutup Seden bir sevgi yumağının içinde büyümeye başladı böylece. Mehtap kendi içinde kalan dans hevesini kızında yaşatmak istiyordu. Bu yüzden onu daha küçücükken yazdırdı bir bale kursuna. Ozan hiç itiraz etmedi sevdiği kadının hayallerinden vazgeçtiğini biliyordu. İşin garip tarafı Seden’in e büyük bir yeteneği vardı baleye karşı, ayrıca çok zeki bir kızdı. Onların haberleri olmamıştı ama Selçuk okulun sınavlarını başarıyla geçmiş ve okula girmişti diğer tarafta.

Mehtap’ta kızı biraz büyüdükten sonra girdi üniversite sınavına yeniden ve iki yıllık bir okul kazandı. Sonuna kadar azimle devam etti ve diplomasını alıp bir işe bile girdi. Gerçi diploması ile ilgili bir iş değildi ama yine de severek yapıyordu. En azından kendini işe yarar hissediyordu. Seden doğduğundan beri ondan ve sevgili kocasından başka bir şeyle ilgilenmemişti çünkü. Ayrıca ile bütçesine katkıda bulunmakta hoşuna gidiyordu. Ozan iyi kazanıyordu ama yine de iki maaş masraflar için daha rahatlatıcı olmuştu.

Seden annesi gibi başarılı bir dansçı olma yolunda ilerliyordu ve annesi onun o okulun sınavlarına girmesini çok istiyordu. Kendisi yapamamıştı ama kızının o sınavlara girip başarılı olacağından çok emindi.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s