Hiç kimse – Bölüm 13

Arzu’nun önce Turgay’ın annesinin başına gelenleri anlatması gerekiyordu onlara kısaca özetledikten sonra o olayın içinde babasının olduğunu da anlattı. Tabi ardından ailesinin başına neler geldiğinide özetlemek zorunda kaldı. Doğrudan olmasa bile neden olanların ortağıydı.

“Ne ilgisi var canım! Babanın bir suçu yok!” dedi Saime hanım ters ters, “Derde mi doymuyorsunuz anlamadım ki? Ne diyeceksin Turgay’a şimdi. Oğlan dört gözle yeniden görüşmeyi bekliyor!”

Aysel sürekli “Ne olmuş? Ne olmuş?” deyip duruyorudu.

“Turgay ile konuştunuz mu?” dedi Arzu bu kez merakla

“Aysel bir dur anlatacağım sonra!” diye kızını da tersledi Saime hanım önce sonra devam etti “Bana bak Arzu eğer üzerinde bir hakkım olduğunu düşünüyorsan bu düşünceden vazgeç kızım. Turgay’ı bul onunla konuş!”

“Sana bir şey söyledi mi Saime abla?” dedi Arzu yine merakla.

“Bana ne söylediği önemli değil. İkinizin birbinize diyecekleri varsa, bana değil birbirinize söyleyin!” ded Saime hanım, “Babana da çok üzüldüm bu arada yapabileceğimiz bir şey olursa haber verirsin!” diyerek kapattı telefonu.

Arzu Saime hanımın bu kadar sert çıkacağını hiç düşünmediği için şaşırmıştı. Aslında babasının bu işe karıştığını henüz bilmiyorsa bile ilk olarak Arzu’da duyması daha iyi olurdu Turgay’ın. Aksi durumda bambaşka şeylerde düşünebilirdi. Hem de hiç aklına gelmesini istemediği şeyler. Örneğin onu takip etmek için orada olduğu gibi.

“Aman Allahım işin içinden çıkılmaz bir yere doğru sürüklenir o zaman her şey!” dedi kendi kendine ve paniğe kapılarak hemen aradı Turgay’ı.

“Turgay benim Arzu!” dedi heyecanla.

“Arzu! Nihayet aşkım! Meraktan ölecektim neredeyse. Neredesin? İyi misin? Aileni buldun mu?”

“İyiyim merak etme, seninle çok acil olarak konuşmam gerekiyor!”

“Bir şey mi oldu Arzu? Beni endişelendirme! Ailen iyi mi?”

“Hayır, hayır bir şey olmadı, ailem de iyi ama seninle mutlaka konuşmam gerekiyor.”

“Tamam nerede olduğunu söyle hemen gelip seni alayım!”

“Şimdi mi?”

“Evet acil demedin mi aşkım? Zaten benimde seni acilen görmem gerekiyor!”

“Neden? Bir şey mi öğrendin?”

“Tatlım seni çok özledim çünkü! Neyin var senin? Haydi konum at bana hemen geliyorum!” diyerek kapattı Turgay telefonu.

Arzu onun hemen geleyim diyeceğini tahmin etmediği için telalanmıştı. Buradan evden mi atmalıydı konumu? Yoksa çıkıp dışarıdan bir yerden mi atmalıydı?

“Ay ne saçmalıyorum ben zaten ona gerçekte kim olduğumu söyleyeceğim! Neyi saklamam gerekiyor!” dedi kendi kendine ve hemen konum attı.

Yarım saat geçmeden Turgay kapıya gelmişti bile. Hemen koşa koşa bahçeye çıktı, oğlan daha yanına gider gitmez sımsıkı sarıldı Arzu’ya. Arzu’nun da dizleri titredi bu sarılmayla. Bu adama deliler gibi aşıktı. O kadar çok özlemişti ki, her şeyi saklamanın bir yolu olsa asla bozulmasını istemiyordu aralarının ama mecburdu söylemeye.

“Haydi gel arkada bir kış bahçesi var!” diyerek onu evin arka tarafında götürdü.

“Eviniz çok güzelmiş gerçekten! Senin o gecekonduda ne işin vardı sahi?” dedi Turgay merakla.

“Doğru ya!” dedi kendi kendine daha oraları bile anlatacak fırsatı olmamıştı sevdiği adama. Yine de o bekleyebilirdi, hatta hiç söylenmese de olurdu. Şimdi asıl önemli kısmı söylemesi gerekiyordu. Ondan önce kimsenin bahsetmemiş olmasına seviniyordu.

“Turgay sana benim gerçekte kim olduğumu söylemek için çağırdım!” dedi ciddi bir sesle.

“Kim olursan ol benim biricik aşkımsın!” dedi Turgay onun burnuna bir öpücük kondurarak.

Arzu derin bir nefes aldı önce “Benim babam, anneni öldüren adamların iş ortağı!” dedi çabucacık ve gözlerini Turgay’ın yüzüne dikti.

“Anlamadım?” dedi Turgay yüzü ciddileşerek.

“Ben Arslan Türkoğlu’nun kızıyım Turgay. Babam senin annenin ölümüne neden olan adamlar ile ortak.”

Turgay cevap vermeden öylece bakıyordu ama aklından bin tane şey geçtiği okunuyordu yüzünden.

“Annemin ölümüne neden olan adamlar hapise girdiler Arzu! Baban onların ortağı olamaz!” dedi düşünceli bir sesle.

“Babamın olaylardan hiç haberi olmamış zaten polis işin içine girene kadar ama bunu benden duymanı istedim ilk önce!”

Turgay yeniden düşünceli bir sessizliğe gömüldü.

“Bak beni bir daha görmek istemezsen seni anlayabilirim!” dedi Arzu tekrak gözleri dolup dudakları titreyerek.

“Şaka mı yapıyorsun?” dedi Turgay bu kez yüzü biraz şaşkın görünüyordu.

“Hayır gerçekten Arslan Türkoğlu’nun kızıyım ben!”

“Onu demiyorum, yani seni bir daha görmek istememem konusunda!”

Bu defa Arzu afalladı, “Şey ben hayır, yani beni ya da babamı her gördüğünde kötü şeyler hatırlamanı istemiyorum!”

“Biliyor musun insanın annesini kaybetmesi çok başka bir şey!” dedi Turgay sakin sakin, “Sanki sahip olduğun şeylerin büyük bir kısmı onunla birlikte yok olmuş gibi hissediyorsun. Güvende değilmişsin gibi. Hele onun zamansız bir kazada ölümü, bana çok fazla acı verdi. Çok düşündüm bunu. Satıkadın’daki o evde, İhsan ile birlikte kalırken geceler boyu ağladım ve düşündüm. Sonra sen geldin hayatımıza, sonra annemin katilleri yakalandı ve cezalandırıldılar. Ben eski hayatıma özgürce geri döndüm can korkusu olmadan. Şimdi yeniden senin karşındayım. Sen de bana babanın o suça karışan adamların ortağı olduğunu söylüyorsun!”

“Evet!” dedi Arzu ama onun ne demeye çalıştığını henüz anlamamıştı.

“Baksana bunca şey hayatın bize sunduğu garip tesadüfler değil mi sadece? Hepsi birden bire oldu ve bir şekilde seninle beni bir araya getirdi işte!”

“Evet!” dedi Arzu yeniden, göz yaşları inmeye başlamıştı yanaklarından.

“Anlamıyor musun?” dedi Turgay onun gözlerine bakarak.

“Neyi anlamıyor muyum?”

“Hayat tüm bunların sonunda seni verdi bana! Belki başından o adamın kızı olduğunu bilseydim her şeyi farklı ve hatalı düşünebilirdim. Hayatım boyu karşıma çıkacak en doğru insanı öfkem yüzünden elimin tersiyle iterdim ama öyle olmadı. Sen kendiliğinden bana geldin ve sen bile kim olduğunu hatırlamıyordun! Belki sen o zaman vazgeçecektin her şeyi başından bilsebilseydik. Öyle değil mi?”

“Ne söylemeye çalışıyorsun Turgay?”

“Seni seviyorum Arzu ve babanın kim olduğu hiç umurumda değil!” dedi Turgay onu kendine çekip sarıldı, “Kaldı ki babanın bu olayla hiç bir ilgisi olmadığını polis raporlarıından hatırlıyorum zaten!”

“Yani beni terketmeyecek misin?”

“Hayır elbette terketmeyeceğim. Söylesene senin ne işin vardı o gece konduda?”

Arzu göz yaşları içindeydi yine ama bu defa sevinçten ağlıyordu. Biraz sakinleştikten sonra ona babası ile nasıl kavga ettiklerini anlattı önce, sonra da geri geldiğinde neler olduğunu.

“Baksana siz de mağdur olmuşsunuz bu pislik adamlar yüzünden!” dedi Turgay

O sırada Nermin nefes nefese geldi yanlarına, Turgay’ın kim olduğunu anlayamadı ama söylemek zorunda olduğunu söyledi hemen “Arzu babam! Kaybetmişiz onu!”

“Ne?” dedi Arzu panikle, “Nermin emin misin?”

“Evet şimdi hastaneden aradılar, annem fenalaştı hemen içeri gelin!”

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s