Hiç kimse – Bölüm 11

Turgay babasını kontrole götürdüğü için açamadı telefonu, Arzu’yu asla geri çevirmezdi bakkaldan aradığını biliyordu ama babasının kolunda durması gerekiyordu o sırada yapılan işlem için. İçi gitti. ekranda bakkalın numarasını görünce.

“Hay Allah!” dedi Arzu, “Neyse eve dönünce oradan ararım, telefonum duruyordur herhalde! Artık rahat rahat konuşuruz! diye sevinerek çıktı bakkaldan ve koşa koşa Saime hanımların kapısını çaldı.

“Arzu hayırdır kızım bir şey mi oldu?” dedi Saime hanım heyecandan konuşamayan Arzu’yu görünce

“Müjdemi isterim Saime abla her şeyi hatırlıyorum!”

“A! Deme! Gel gel anlat hemen! Aysel koş gel bak Arzu ablan haturluyormuş”

Aysel ile Saime hanımın Arzu’nun anlattığı kaza macerasını ve hemen gitmek istediği için kısaca bahsettiği gerçek hayatı hakkında söylediklerini heyecanla dinlediler.

“Allah korumuş kızım, ya duramasaydı kamyonet! Yine de hayırlı bir şeye vesile olmuş ama!”

“Ya sormayın Saime ablacığım, ben şimdi hemen eve gideyim aylardır onlar da benden haber alamadıkları için çok meraktadırlar eminim!”

“Ya ne oluyo size ama?” dedi Aysel ağlamaklı, “Herkes başkası çıkıyo, sonra da gidiyo yalancılar!” dedi ve gitti içeri sinirle.

“Aysel tatlım!” dedi Arzu arkasından ama Saime hanım araya girip “Ben onunla konuşurum, sen geçe kalma! Gidiyorsunuz diye üzülüyor!” dedi.

“Aysel geri geleceğim sana söz veriyorum!” diye seslendi çıkarken Arzu, hemen koşarak tren istasyonuna gitti. Buraya geldiğinden beri istasyona yeniden gitmemişti. Bu küçücük yerde aylardır harika insanlar tanımış, bambaşka birine dönüşmüştü. Yine de her şeyi yeniden hatırlıyor olmak ve sahip olduklarına yeniden kavuşmanın heyecanına kapılmıştı çoktan. Annesini, ablasını, hatta babasını bile çok özlemişti. Onlar kim bilir ne yapmışlardı bunca zamandır. Babasının ona verdiği süre çoktan dolduğu halde dönmeyince başına bir iş geldiğini sanmışlardı kesin ya da küsüp evi terkettiğini. Kafasında eski yeni hayatı bir çok düşünce ile vardı ineceği istasyona, bundan sonrası için otobüse binecek sabrı yoktu. Cebindeki parayı kontrol etti. Yetebilirdi, “Yetmezse de evden verirler!” dedi heyecanla ve tren istasyonundan çıkar çıkmaz bir taksi çevirip ev adresini söyledi. Parası ucu ucuna yetmişti taksiye, iner inmez o büyük bahçe kapısının önünde durdu ve evine baktı.

“Allahım sen bana nasıl bir sınav uyguladın böyle’!” dedi ve gidip hemen zile bastı. Evdekilerin zile cevap vermesi uzun sürdü.

“Arzu!” diye bir çığlık duydu cızırdayan diafondan ve ardından kapı hemen açıldı.

“Anne sen misin?” dedi diafona bağırarak o da ama kısa bir düdük sesinin ardından kesildi görüşme, koşarak evin kapısına gitti, o daha varmadan kapı açılmış Nermin ve annesi merdivenlere inmişlerdi bile!

“Arzu!” diyerek sarıldı annesi ona gözyaşları içinde, “Kızım seni çok merak ettik!”

“Annem!” dedi Arzu’da sımsıkı ona sarılarak. Nermin’de ikisine birden sarıldı bir yumak oldular kapının önünde.

“Canım kardeşim seni kaybettiğimizi sandık!” dedi Nermin’de ağlayarak.

“İnanın çok üzgünüm her şeyi anlatacağım size!” dedi Arzu gözlerini silerek, “Babam yok mu?”

“Bizim de sana anlatacağımız çok şey var!” dedi Nermin sarmaş dolaş eve yürürlerken.

Arzu ortadan kaybolduktan bir süre sonra babasunın ortakları bir başka iş adamıyla anlaşmazlığa düşmüşlerdi. Arslan beyin olanlardan haberi olmadığı için ancak her şey olup bittikten sonra duyabilmişti. Ortakları anlaşmazlığa düştükleri iş adamını korkutmak için arabasına ateş açtırmışlar Ancak kurşun şoföre isabet edince araç kontrolden çıkmış ve devrilmişti.

“Aman Allahım!” diye dinledi Arzu buraya kadar olanları. Annesi ve Nermin olanlar için bunu söylediğini sanırlarken o Turgay’ın anlattıklarını hatırlıyordu. O devrilen arabadaki kadın Turgay’ın annesi, vurulan şoför’de İhsan’nın babası Sadri beyden başkası değildi.

“Kadıncağız ölünce tabi işin içine polis girdi. Polis girince de bunlar babana her şeyi anlatmak zorunda kaldılar. Baban da zaten senin kaybolmandan dolayı kendini suçluyordu, üzerine bir de bunları duyunca kalbi dayanamadı ve ağır bir kriz geçirdi!”

“Baba!” dedi Arzu acıyla, “Nerede şimdi?”

“Korkma babamız iyi!” dedi Nermin, “Hastaneye yetiştirdik ama krizle birlikte vücudunun bir tarafına da felç geldi ne yazık ki, durumu pek iyi değil ama yaşıyor”

“Haydi o zaman hemen ona gidelim, benim iyi olduğumu görünce mutlaka toparlanacaktır!”

Arzu kendi başına gelenleri anlatamadan şok üzerine şok yaşamıştı kapıdan girdiğinden beri, hemen toparlanıp dışarı çıktılar.

“Çalışanlar nerede?” dedi Arzu merakla.

“Artık çalışanımız yok kızım!” dedi annesi, “Babanların iş yeri kapandı, zaten bir sürü borçları varmış, evi ve arabayı zor kurtardık ama babanın masrafları da epey yüklü tututuğu için evi satılığa çıkardık.”

“Eniştem nerede peki o hiç destek olmuyor mu?” dedi Arzu Nermin arabayı sürerken.

“Biz boşandık!” dedi Nermin.

“Ne?” dedi Arzu iyice şaşırarak, “Yemin ederim ben kalp krizi geçireceğim şimdi!”

“Sen demiyor muydun kurtul bu adamdan diye, bende kurtuldum işte!” dedi Nermin gülmeye çalışarak.

“Ay ben artık ne yaşadığımı bile bilmiyorum, bu bir kabus mu? Yoksa ben daha gelmedim mi?”

“Geldin kızım çok şükür geldin!” dedi annesi elini tutarak, “Biz seni pek hoş karşılayamadık!”

Hepsi birden ağlamaya başladılar arabada.

“Ben geri geldim artık, her şeyi aşacağız beraber, hiç merak etmeyin! Ben o eski Arzu değilim artık!”

“İnşallah kızım, inşallah! Allah seni bize bağışladı ya diğer dertlerimiz de tek tek hallolur inşallah!”

Odasına girdiklerinde Arslan bey gözleri kapalı bir şekilde yatıyordu. Rengi solmuş ve zayıflamıştı. Arzu onu korkutmamak için yavaş adımlarla yatağın yanına gitti ve solgun elini tuttu.

“Baba?” dedi fısıldayarak.

Hatice hanım ve Nermin birbirlerine sarılmış odanın kapısında onlara bakıyorlardı gözyaşları içinde.

“Baba ben geldim Arzu, haydi aç gözlerini!” diye tekrarladı Arzu.

Arslan bey ağır ağır açtı gözlerini, baktı. Sonra gördüğünden emin olamıyormuş gibi bir daha baktı.

“Arzu kızım sen misin? Yoksa hayal mi görmeye başladım!” dedi yorgun bir sesle.

“Hayır babacığım ben geri geldim!” dedi Arzu ağlayarak ve eğilip sarıldı babasına. Arslan bey elini zorla kaldırıp kızının sırtına doladı ve o da ağlamaya başladı.

“Kızım affet beni Arzum!”

“Babam benim asıl sen beni affet! Bunca sıkıntı içindeyken sizi yanlız bıraktım!”

“Geldin ya, geldin ya!” diye ağlamaya devam etti Arslan bey, Hatice hanım ve Nermin’de gelmişlerdi yatağın yanına. Şimdi dördü birden ağlıyorlardı. Hepsinin kendine gelmesi yarım saati aldı. Arzu’da kendi başına gelenleri anlattı onlara ama Turgay detayına çok girmedi. Onlara ailesinin bu hale gelmesine neden olan olayın kahramanının, o zavallı vefat eden kadının oğluna aşık olduğunu söyleyemedi.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s