Hiç kimse – Bölüm 10

Turgay’ın hayatında olanlardan habersiz bir süre daha yaşamaya devam ettiler aynı şekilde. Oğlanın bir türlü evlenme konusuna girmiyor olmasını okulunun bitmesini beklemesine bağladı Saime hanım da daha fazla üzerine gitmedi. Zaten son sınıfta okuyorum diyordu.

Sonunda Turgay ve İhsan’ın beklediği haberi verdi Sadri bey. Vasfiye hanımı öldüren adamlar kendi içlerinde husumete düşüp birbirlerini ele vermişlerdi. Bu beklediklerinden bile iyi bir sonuçtu. Böylece mahkemede onların suçunu ispat etmek için ekstra uğraş vermelerine gerek kalmıyor ve yakalanmaları da kendilerinden oluyordu.

Turgay babasından daha fazla ayrı kalmak istemediği için hemen eve dönmek istiyordu.

“Ağabey artık gerçekleri anlatabilirsin Arzu’ya ve Saime ablaya” dedi İhsan ama Turgay bunun zaman alacağını ve nasılsa olacağını söyleyip, hemen evine gitti.

“Ben Arzu’yu arayacağım, sen bu akşam Saime ablanın evinde ikisinede her şeyi anlat!” diyerek İhsan’ı tembihledi.

Arzui Turgay’ın neden acilen gitmesi gerektiğini tam anlayamamıştı ama iş yerinden çok konuşamadığı için uzatmadı. İhsan nasılsa akşama her şeyi anlatacaktı. Büyük bir merakla eve geldi ve gelir gelmez de üzerini değişip hemen Aysel’lere geçti.

“Ay nerede kaldın Arzu abla, İhsan ağabey sen gelmeden anlatmam diye tutturdu! Meraktan öleceğim şimdi!”

Arzu güldü kızın merakına ve hemen geçip oturdu yanına.

İhsan başınan sonuna kadar bütün hikayeyi anlattı hepsine. Böyle bir imkan bulmuşken detaylı detaylı anlattığı için iki saate yakın sürdü bitirmesi. Evdekiler kâh üzüntü, kâh şaşkınlık, kâh sevinçle dinlediler İhsan’ı”

“Yani Turgay ağabeyim şimdi koskoca holding patronu öyle mi?” diye hoplamaya başladı Aysel.

Arzu duyduklarına inanamıyordu bir türlü, “Zavallı Turgay tüm acısını içinde mi yaşadı bunca zamandır. Keşke bize her şeyi başından anlatsaydı”

“Anlatamazdı yenge, çok şükür çözüldü de kurtulduk.”

“Ben de diyorum bu oğlan ne geveleyip duruyor ailen nerede, okulun ne olacak deyince! Görüyo musun başındaki dertleri sen!” diye dövündü Saime hanım, “Zavallıcık annesini kaybetmiş, babasından uzak, ah yavrum bileydim ben ona daha iyi davranırdım ya!”

“Saime abla daha ne yapacaksın, hepimize annelik yaptın valla, ben annemi aramadım senin sayende yemin ederim!” dedi İhsan sevecen bir sesle.

“Arzu abla sen şimdi holding sahibi olacaksın, çok zengin olacaksın, prensesler gibi evleneceksin!” diye evin içinde vals yapar gibi dönmeye başladı Aysel bu kez.

“Kız bir dur başımızı döndürdün. Koyun et derdinde, kasap et derdinde yahu!” diye kızıp oturttu annesi onu.

“Ben çıkayım da Turgay’ı bir arayayım!” dedi Arzu ve hemen bakkala koştu telefon açmak için.

“Turgay?”

“Balım, konuştunuz mu İhsan’la”

“Konuştuk, anlattı her şeyi. Çok üzüldüm inan. Keşke bilseydik!”

“Canım benim bunları senden saklamayı hiç istemezdim ama mecburdum.”

“Baban nasıl peki?”

“Beni görünce çok sevindi, ağladı uzun uzun ama pek iyi değil be Arzu. Çok çökmüş, çok.”

“Hay Allah, benim yapabileceğim bir şey var mı?”

“Şimdilik yok aşkım ben yakında geleceğim zaten o zaman her şeyi konuşuruz. Babamı doktora götüreceğim yarın, öbürün buralarda olurum herhalde!”

“Tamam, tamam, hiç acele etme sen!”

“Seni seviyorum!”

“Ben de seni!”

Arzu kendini bir peri masalında gibi hissediyordu. Sevdiği adam, üniversiteyi çoktan bitirmiş bir iş adamıydı aslında. Onun parası umurunda değildi tabi ama harika bir sürpriz olmuştu bu da, kendisi için değil diğerleri için de çok seviniyordu. Turgay Saime ablayı çok seviyordu, mutlaka onlar içinde bir şeyler yapardı. İhsan çok haklıydı kadıncağız hepsine annelik yapmıştı. Aysel’de kardeşleri olmuştu tabi. O da seneye üniversite sınavına gidecekti. Böylece iyi bir dershaneyede gidebilirdi.

“Allahım bize bu güzel günleri gösterdiğin için sana binlerce kez şükrediyorum!” diyerek içeri girdi.

İhsan onların şaşkınlıklarının keyfini çıkarıyordu.

Aysel ona babasının nasıl vurulduğunu anlattırıyordu yeniden, “Çok canı yanmış mı?” diyordu Arzu yeniden içeri girdiğinde.

“Tabi kurşun tam burdan girmiş, şurdan çıkmış” diye gösteriyordu İhsan eliyle. “Azıcık daha şuraya gelseymiş ölürmüş zaten!”

“Arzu abla film gibiymiş hayatları değil mi?”

“Evet ben de tek macera benim sanıyordum!” dedi Arzu gülerek.

Hepsi onun bir türlü geri gelmeyen hafızasından bahsettiğini biliyordu.

“Abla be! Belki sen de çin prensesi falan çıkarsın!” dedi Aysel.

Arzu elleri ile gözlerinin kenarlarından yukarı çekerek kovalamaya başladı onu küçücük evin içinde “Çin prensesi şimdi yakalaycak seni!”

Turgay babasının hastane kontrolleri uzadığı için biraz daha sonra geleceğini söyledi arayıp. İhsan’da bu arada ailesinin yanına gidecekti. Zavallı çocuk Turgay’ı beş dakika yanlız bırakmak istemediği için gidip annesini bile görememişti. Buradaki evi gelip sonra halledeceklerdi. Zaten çok uzakta değillerdi. Bir iki saatti arabayla yol.

İhsan’da gidince hayatları iyice durgunlaştı. Arzu ve Turgay her gün konuşuyorlar, Arzu’da Saime hanım ve Aysel’e anlatıyordu. Şirketin işlerini devralması için de bir hukuki süreç işliyordu şimdi. Avukat bunların da on gün kadar süreceğini söylemişti. İhsan’ı gönderip onları aldırmayı teklif etse de Arzu ve Saime hanım kabul etmediler.

“Sen işlerini rahat hallet, biz bir yere kaçmıyoruz!” diye ikna ettiler onu.

Arzu Turgay ile işe gidip gelmeye iyice alıştığı için, tek başına yürürken hüzünleniyordu epey. Parmağında Turgay’ın taktığı ince yüzük vardı. Delikanlı aslında kim olduğunu saklamak zorunda kaldığı için pahalı bir yüzük takamamıştı.

“Sana söz veriyorum şu işleri bitireyim, prenseslere layık bir şekilde yeniden başlayacağız herşeye!”

“Benim prenses olmam için sen yeterlisin Turgay parana ihtiyacımız yok!” diyordu Arzu’da ona.

Yine Turgay’ı düşünerek dalgın dalgın eve gelirken acı bir fren sesiyle kalbi yerinden çıkacak gibi sıçradı Arzu. Tam önünde bir kamyonet duruyordu. Titreyen dizleri kamyonetin tamponuna değiyordu. Onu son anda farkeden kamyonet şoförü frene asılınca bozuk yolda sürtünen lastiklerden korkunç bir ses çıkmıştı. Arzu bir yandan zangır zangır titriyor, bir yandan donmuş gibi kamyonete bakıyordu.

Kamyonetin şoförü “Bayan yürüdüğün yola baksana!” diye çıkıştı hemen inip, onunda ödü patlamıştı birden Arzu’yu arabanın önünde görünce.

Arzu’nun cevap vermeden öylece kamyonete bakıp titrediğini görünce “Bayan iyi misin?” dedi yeniden. Etraftakiler koşup gelmişlerdi hemen olanları görünce.

“Şok geçiriyor!” dedi birisi.

Aslında şok geçiriyordu gerçekten Arzu, bir anda unuttuğu her şey gözlerinin önünde akıp gidiyordu çünkü. Evden ayrılışı, ailesi, Nermin, eniştesi her şey.

Şoför “Bayan!” diye kolundan sarsınca dönüp ona bakabildi ancak.

“Hatırlıyorum!” dedi gülerek.

“Neyi hatırlıyorsun?” dedi şoför şaşkın şaşkın.

“Sen başardın kardeş! Sağol!” diye adamın eline yapışıp sıkmaya başladı.

“Kesin şokta bu kız!” diye homurdandı etraftakiler, bazıları da gülüyordu.

“Teşekkür ederim!” dedi Arzu yeniden ve etraflarını saran kalabalığın arasından onların şaşkın bakışlarını aldırmadan koşarak geçti. Bir an önce gidip Saime abla ve Aysel’e hatırladığını anlatmak istiyordu. Tabi sonra da ailesine gidecekti.

“Ah Turgay önce ona anlatmalıyım!” dedi heyecanla, bakkala uğradı önce Turgay’ı aramak için. Günlerdir bakkaldan konuşabiliyorlardı sadece.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s