Er ya da geç – Bölüm 21

“Melek arada bir onunla görüşmemizi kabul etti, ancak sizin evinizde olursa. Yani sizin için de uygunsa” dedi sesi titreyerek.

Özlem hanım kızına sarılıp öptü hemen.

“Onu bizden almaya çalışmayacak mısınız yani?” dedi Ertun bey.

Hayır anlamında başını salladı Sema, “Bu ona yapacağım en büyük kötülük olur sanırım!”

Özlem hanım da ağlamaya başlamıştı, “Onu istediğiniz zaman gelip görebilirsiniz! Değil mi kızım?”

“Evet, bu bebeği eve götürebilir miyim Sema teyze?”

Teyze lafı iyice burdu içini Sema’nın ama en doğru hitap buydu şu anda.

“Elbette götürebilirsin” dedi yutkunarak.

“Bizi çok rahatlattınız, bizde sizin için ne yardımımız olursa yapmaya hazırız!” dedi Ertun bey ve o fikrini değiştirecek diye korktuklarından kızlarını alıp gittiler.

“Bunu yapmak istediğne emin misin?” diye sordu Taner.

“Onlarla kalmak istediğini söyledi” diyerek ağlamaya başladı Sema. Taner sıkıca sarıldı ona, “En azından yaşıyor ve iyi durumda. Onu yeniden buldun. İstediğin zaman da görebileceksin.”

“Evet bir mezar taşını ziyaret edeceğimi sanıyordum değil mi?”

“Dur böyle söyleme, her şey daha iyi olacak. Şu davalar sonuçlanınca, sen de hayatını düzene koyacaksın inan bana!”

Davalar sonuçlanıp, Sema resmen aklandığında Gürsel bey ve adamları hapse gitmişşerdi. Enver bey bir kalp krizi geçirmiş daha hastaneden ayrılmadan karısına boşanma davası açmıştı. Bir kaç kez Sema’ya haber göndermesine rağmen Sema görüşmeyi kabul etmedi. Onun mirası doğrudan Sema’nın kızına kalacaktı. Bunun resmileşmesi için Ertun beyle görüşüp gerekli evrakları hazırlattı. Enver bey Nustafa’yı gerçekten sevmişti ve hastalığı dışında onun da aslında bir suçu yoktu. Hatta bir kurbandı belki de. Sema’yı da mirasına dahil etmek istiyordu ama Sema avukatları geri çevirdi. Yaşadıklarının karşılığı değildi Mustafa’nın parası.

Seçkin heyecanla dinledi Taner’in tüm anlattıklarını.

“Vay canına nasıl bir maceranın içine düşmüşsün böyle?”

“Soluk kesici ve çokça da acıklı aslında. Sema kızıyla yaşamayı çok ümit etmişti sanırım ve onun diğer aileyi seçme ihtimalini hiç düşünmemişti. Ancak onları görünce anladı ve hak verdi. Kabullenmesi ise zaman alacak.”

“Yine de söylediğin gibi kızın yaşıyor ve iyi yetişmiş olması büyük şans.”

“Öyle tabi. Aslında Sema’ya bir şey demedim ama sonuçta Mustafa gibi bir babası var kızın. Yani doktor bir ailenin yanında büyümesi onun açısından daha sağlıklı olacaktır!”

“Ne demek istiyorsun?” dedi Seçkin

“Yani psikolojik açıdan takibi onlar daha iyi yapabilirler değil mi?”

“Bir çocuk için teşhis ve tedavin sona erdiyse senin hastalığını konuşalım artık. Sema’nın tüm problemlerini çözdüğüne göre artık tedaviye hazırsın değil mi? Verdiğin bir söz var bana ve ailene!”

“Evet biliyorum” dedi Taner sıkıntıyla, “Unutmadım!”

“O halde hastaneyi arayıp transferin için gerekli belgeleri hazırlatıyorum. Bu zor bir süreç olacak, şimdi senin Sema’ya ihtiyacın var.”

“Hayır ona böyle bir şeyi söylemeyeceğim”

“Nasıl yani?”

“Ona söylemeden gideceğim”

“Neden peki? Şu haline baksana onunla çoktan duygusal bir bağ kurmuşsun. O da sana güveniyor ve görünüşe göre de senden başka kimse yok yanında!”

“İşte tam da bu yüzden, onun hayatında yeterince sıkıntı oldu bu güne kadar, bundan sonra da benim sıkıntımla baş etmemeli. Kızıyla olan ilişkisini güçlendirecek. Kendine yenir bir hayat kuracak. Boşa geçen onca yılın yaralarını saracak!”

“Senin için de çok iyi olur, yanında gelmesi. Bence bir daha düşün!”

“Hayır kararım kesin!”

“Bir kaç yıl geri gelemeyeceksin ama!”

“Biliyorum”

“Nasıl istersen!” dedi Seçkin. Arkadaşının gözlerinden Sema’dan bahsederken oluşan ışıltıları görmüştü çoktan ve bunun onun iyileşmesine büyük katkısı olacağını düşünmüştü Oysa Taner her zaman yaptığı gibi kahramanlık edip bunu kendi başına atlatmak istiyordu yine.

Bir hafta içinde bütün yazışma ve işlemler tamamlandı. Taner anne ve babasının da ilk aşamada gelmesini istemiyordu. Vücudundaki bütün kanı boşaltmadan önce bağışıklık sistemini sıfırlayacaklarından zaten kimse ile görüşmesi mümkün olmayacaktı. İşlem öncesi ve sonrası toplan yedi sekiz ay tecrit edilmiş bir odada yaşayacaktı. Tabi vücudu bu yeni kan karışımına beklenmedik tepkiler vermezse. O zaman tedavinin süresi biraz daha uzayacak, geri gelmesi arkadaşının da söylediği gibi iki yılı bulacaktı. O son hafta bir kaç kez görüştüler Sema’yla dava sonuçlanmış zavallı kız aklanmıştı. İş başvurularına yeniden başlayacaktı. İlk maaşı ile kızına bir hediye almak istiyordu. Tabi Taner’e de çünkü ona çok şey borçluydu.

Ona gideceğini söylemedi. Havaalanında Seçkin ve ailesi uğurladı onu. Uçağa bindiğinde hüzünlü ve yorgun hissediyordu. İlk kez iyileşmeyi istemişti bu kadar. Eğer gerçekten tedavi başarılı olur ve sağlığına kavuşursa gelip Sema’yı bulacaktı yeniden. Tabi o zamana kadar onun hayatına da başkası girmemiş olursa. Derin bir iç geçirdi yeniden, bu ihrimale karşı acaba ona söylese miydi tedaviye gideceğini. O zaman onunla gelmek isteyebilirdi. Taner’de ona hayır diyemezdi ve kızcağızın iki yılı hasta bir adamla geçerdi. Hayır bunu ona yapamazdı. Tüm yaşadıkalrından sonra hem de, birileri sürekli hayatından çalmıştı onun, sevdilerini çalmıştı ayrıca.

Bu hastalık Taner’in yakasını bırakmaz ve iyileşemez ise daha da çok acı çekerdi hem. O yüzden en iyisi ortadan kaybolmak ve kendini unutturmaktı şimdilik. Her şey yolunda giderse iki yıl sabredip yeniden bir arada olabilirlerdi.

Ayrıca kızı ile ilişkisini de dengeleyebilirdi bu arada. Gerçi Özlem hanım onun varlığından pek hazetmeyecek gibi görünüyordu ama o da kendi açısından haklıydı. Kafası düşüncelerle dolu bir şekilde yolculuğunu tamamladı Taner, hastaneye varana kadar.

Korktuğu kadar ters gitmedi olaylar ve on beş ayın sonunda tamamen iyileşmiş olarak ayrıldı hastaneden ve geri döndü. Bu arada Sema ondan haber alamayınca ailesine ulaşmıştı. Onun haber vermeden gittiğini öğrenince de çok üzülmüştü. Çok değer vermişti Taner’e ama Sema onun için sadece yardım edinelecek zavallı bir kadındı demek. Ona edeceği yardım bitince bir veda bile etmeden çekip gitmişti.

İki ay boyunca canı yanarak hatırladı bunları Sema, bu arada bir iş buldu sahiden. Artık sabıkalı olmadığı için çok fazla yer gezmesi gerekmedi. İlk maaşıyla planladığı gibi kızına bir hediye aldı. Özlem hanım huzursuz oluyordu gerçekten de ama zamanla o da alıştı Sema’ya. O da aileye çok huzursuluk vermemek için kızıyla ayda bir görüşmeyi önerdi. Belirlenen bir zamanda bir gün onu görebilecekti. Melek ona Sema teyze demeye devam ediyordu ama iyi anlaşıyorlardı. Birlikte parka gitmişlerdi en son. Başlarda Özlem hanım onlarla geldiyse Ertun beyin uyarısı ile bu son defa başbaşa bırakmıştı onları.

“Kızımızı alıp kaçmasından korkuyorum” demişti zavallı kadın kocasına.

Seçkin dayanamayıp gelmişti Sema’ya dört ayın sonunda ve ona Taner ile konuştukları her şeyi anlatmıştı.

“Keşke bunları bana söylemiş olsaydı” demişti Sema göz yaşları içinde, bunlar hem üzüntü hem sevinç gözyaşlarıydı. Taner’in ona değer verdiğini gösteriyorlardı. Seçkin’in telefonundan görüştüler aylar sonra o gün. Sonra Taner gelene kadar sürekli haberleştiler. Sema ona kızıyla ve yeni hayatında olanları anlatıyordu sürekli. Tüm bunlar Taner’in tecrit hayatının çabucak bitmesine büyük yardım sağladı ve on beş ay sonra sapasağlam döndüğünde ailesine uğrayıp hemen Sema’nın yanına koştu.

Sema kapıyı açtığında onu dizlerinin üzerinde elinde bir yüzük tutarken bulunca neredeyse düşüp bayılacaktı.

“Evet!” diye bağırdı sevinçle.

Sımsıkı sarıldılar birbirlerine, ikisininde hayatı yeniden başlayacaktı birlikte.

(SON)

Er ya da geç – Bölüm 21’ için 3 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s