Er ya da Geç – Bölüm 19

“Hayin kadın” dedi yaşlı kadın. Osman amca ters ters baktı karısına.

“Yusuf Gürsel beyin yanında değişik bir adam oldu. Baştan anlamadık biz. Siizn şoförlüğünüzü yaparken iyiydi. Geldiği, gittiği saat belliydi. Enver bey de, patronumuz yani iyi adamdı, zaten o almıştı oğlumu işe. Sonra baban geldi. Senin kocanını öldürmediğini ve masum olduğunu ispatlamak için yardıma ihtiyacı olduğunu söyledi. Yusuf ile konuşmak istiyordu. Yusuf kabul etmedi.”

“Neden?” dedi Taner merakla.

“Katilin babası ile konuşmam dedi işte. Mustafa beyi severdi Yusuf. Babasına benzemiyor değişik ama daha iyi derdi onun için. İşinden olmakta istemiyordu tabi. O zaman bir nişanlısı vardı. Evleneceklerdi. Bir gün bir bebekle geldi eve. Biz bir kadına dadandı sandık önce, onun sandık yani. ‘Gürsel bey bu çocuktan kurtulmak istiyor’ dedi. Biz bir şey anlamadık tabi. Senin kızınmış.”

“Ayşegül!” diye inledi Sema. “Sana demiştim, bebeği benden o gelip aldı demiştim!” dedi Taner’e dönüp. Taner onun kolunu tutup başıyla onayladı.

“Yusuf’un geri dönmesi gerekiyormuş, çocuğu ona verip bundan kurtul demiş, o da alıp bize getirdi. Kadriye ‘Biz bu çocuğa bakamayız’ deyince, ‘Bakmayacağız zaten!’ dedi ve gitti. Ertesi sabah telaşla girdi içeri ve bebeği sordu. El kadar bebeye bakacak bir şeyimiz olmadığı için Kadriye onu arka mahallede bir ay önce doğrum yapan bir komşuya götürmüştü. Kadın ona süt vermeyi kabul etmiş. Daha ona bunu söyleyemeden “Onu öldürmemiz gerek!” deyiverdi. Biz anasıyla ne diyeceğimizi şaşırmıştık. Kadriye bana baktı ve sonra dönüp ona “Bebek öldü zaten, biz de sana nasıl diyeceğimizi düşünüyorduk!’ deyiverdi.”

“Oğlumun bir bebeği öldürmekten bahsettiğini duyunca paniğe kapılmıştım. Bir süredir onun benim Yusuf’um gibi olmadığının farkındaydım. Bir şeylere bulaşmıştı ama bir bebeği öldürmek, bir katil olmak ona göre bir şey değildi. Onun öldüğünü söyledim. Katil olmasını istemiyordum oğlumun.” diye ağlamaya başladı Kadriye hanım.

Sema ve Taner nefesleri kesilmiş bir şekilde dinliyorlardı ikisini, “Kızım nerede?” dedi Sema.

“Çocuk öldü deyince Yusuf garip bir şekilde mutlu olup gitti. Kadriye hemen bebeğin yanına koştu. Onu çöpte bulduk demiş kadına. Polise vermeye içim razı olmuyor, bende bakamam diye biraz hayıflanmış ki kadın belki evlat edinmek ister garibi diye. Kadın bir kaç eve temizliğe gidiyormuş doğurmadan önce, bir doktor aile olduğunu ve çocuk sahibi olmak istediklerinden bahsetmiş.”

“Kim onlar?”

“İşte o kadının evinde çalıştıkları insanlar, Kadriye ile ikisi plan yapıp doktor aileye çocuğu sattılar.”

“Ne? Sattılar mı?” dedi Taner kendini tutamayarak, “Siz nasıl insanlarsanız böyle?”

“Biz o çocuğun hayatını kurtardık!” dedi Kadriye hanım, “Elimiz dardı”

“Siz kendi oğlunuzu kurtarmak için çocuğu kurtarmışsınız!”

“E ikisi de aynı şey değil mi? Hem kendi oğlumuzu hem bu kadının evladını kurtardık işte!” diye sinirlendi Kadriye hanım

“Peki sonra ne oldu?” dedi Sema, detayları tartışarak bir yere varamazlardı.

“Babana olanları ve doktorların adını söyledim. Ona yapabileceğim yardım bu kadardı. Yusuf ve Gürsel bey çocuğun yaşadığını hiç bilmedi.”

“Demek o yüzden kimseye söyelmeyin fotoğraftaki kişiyi demiş baban. Gürsel bey gerçekten kızının öldüğünü sanıyor!” dedi Taner.

“Peki ya Mustafa?” dedi Sema gergin bir sesle, “Yusuf bir şeyler söylemedi mi size? O nerede onunla konuşmak istiyorum!”

“Onunla konuşmanız mümkün değil!” dedi Osman amca sesi titreyerek.

“Neden?” dedi Taner yine Sema’dan önce.

“Vuruldu dediler bize!” diye inledi Kadriye hanım.

“Ne?”

“Gürsel beyin pis işlerini yaparken vurulmuş. Bizi aradılar hastaneden. Koşup gittik. Beş kurşun vardı vücudunda. Çok kan kaybetmişti. Doktorlar öyle diyordu.”

“Öldü mü?” diye sordu Sema.

Kadriye hanım hıçkırarak ağlamaya başladı “Bu aile mahvetti oğlumuzu. Senin kızın yaşıyor kızım ama bizim oğlumuz ne yazık ki..”

“Ben çok üzgünüm” dedi Sema mırıldanır gibi.

“Peki size bir şey söyledi mi başka?” dedi Taner, Osman beyin bir şeyler söylemeye eğilimi olduğunu anlamıştı.

“Yanına ben girdim. Kadriye hanımın tansiyonu düşüp bayıldığı için başka odaya aldılar. Ameliyattan yeni çıkmıştı, yoğun bakımdaydı. Zor konuşuyordu zaten. Ona ‘Neden?’ diyebildim sadece. Tek evladımızdı. Onun iyi bir adam olması için çalışmıştım ben yıllarca. Zengin değildik ama yokluk içinde büyütmedik oğlumuzu. Okumayı kendi istemedi. Enver bey onu işe sokunda Kadriye’de ben de çok sevinmiştik. Nişanlıydı da, artık evlenip kendi yuvasını kuracak diye bekliyorduk. Neden bunlara kalkıştığını anlayamıyordum.”

“Cevap verdi mi?” diye ısrarcı oldu Taner.

“Hayır, altı kişiyi öldürdüğünü söyledi. Bebek dahildi bu altı kişiye. O yaşıyor dedim kendini daha iyi hissetmesi için. Gözlerime baktı. Mustafa’yı da ben öldürdüm dedi sonra”

“Biliyordum!” dedi Taner, Sema donup kalmıştı.

“Güler hanım başkasından hamile kalmıştı. Enver bey onu kendi oğlu sanıyordu ama değildi. Çocuğun beyninde bir sorun olduğu ortaya çıkmış. Beyni mi ne büyüyormuş işte öyle bir şey. Bu yüzden aklı karışıyormuş, tedavi için doku gerekince oğlanın Enver beyin oğlu olmadığı ortaya çıkar diye saklamışlar ondan çocuğun hastalığını. Müdahale edilmeyince bu hastalık Mustafa’yı delirtmiş. Onunla başedemeyince kurtulmak istemişler.”

“Kendi kanlarından mu kurtulmak istemişler ya inanamıyorum ben artık!”

Osman bey cevap vermedi.

“Osman amca bunları polise anlatırsanız kızımın ve benim bundan sonraki hayatını kurtarmış olursunuz.”

“Kızının bir sıkıntısı yok Sema. O doktor aile ona çok iyi bakıyor. Ayrıca Melek onları annesi ve babası diye biliyor.”

“Melek mi?”

“Evet aile kızın adını böyle değiştirdi. Babanı onların yanına ben götürdüm. Fotoğraflarını çekti senin için”

“Yusuf artık öldüğüne göre söyleyeceklerinizden zarar görmez Osman bey. Siz Sema’yı kurtarabilirsiniz bu söylediklerinizle”

“Kız zaten cezasını çekip çıkmış” dedi Osman amca sıkıntıyla.

“Ever ama herkes onu sabıkalı bir katil sanıyor. Bununla yaşamanın nasıl olduğunu biliyor musunuz?”

Kadriye hanım yaşlı gözlerle baktı kocasına ve başını salladı.

“Yusuf’un bir katil olduğunu öğrenecek herkes”

“Yusuf zaten kendi söylemiş bunu”

“Evet ama sadece bana söyledi. Biz bir katilin anne ve babası olacağız”

“Bakın Yusuf hayatta değil. Bunun duyulmasına gerek yok. Sema aklansın yeter!”

Osman amca sonunda ikna oldu bildiklerini polise anlatmaya. Adamın vazgeçmesinden korktukları için onu alıp hemen karakola gittiler. Taner babasını arayıp Sema’nın davasını yeniden açmak istediklerini söyledi. Bir avukat karakola geldi bir saat sonra ve Osman amcanın ifadesi yazılı kağıdın bir kopyasını alarak gitti. Olaylar çorap söküğü gibi gitmeye başladı sonrasında, hapishane müdürü Gürsel beyin onu ailesine zarar vermekle tehdit ettiğini bu yüzden kayıtları değiştirdiğini söyledi.

Enver bey oğlunun davasının yeniden açıldığını duyunca büyük bir şok yaşadı. Ardından Gürsel beyin ve karısına yapılan suçlamalar onu iyice şoka soktu. Osman amcanın ifadesinde Mustafa’nın onun oğlu olmadığı yazıyordu. Güler hanım başlangıçta bunu reddetse de sonunda sinirleri iyice bozulunca kabul etti, ancak ağabeyinin çevirdiği pis işlerden hiç haberi olmadığını söyledi.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s