Er ya da geç – Bölüm 3

Bir tek bu konuda hak vermişti Enver bey karısına, Mustafa sahiden de ayran gönüllüydü. Bu yüzden Sadık beyin cevabı gelir gelmez bekletmeden nikahı yapmalıydılar. Çalışanlardan birinin kızı Mustafa’nın oyuncağı değildi. madem söyletmişti bu kızla evlenmesi gerekiyordu. Öyle gezeyim, tozayım, bakayım, cayayım kaldırmazdı bu işler.

Ertesi sabah işe gidince Enver beyden randevu alıp çıktı odasına Sadık bey, aynen kızının söylediği gibi söyledi.

“Doğru diyorsun. Çocuklar konuşsunlar kendi aralarında artık. Biz çekilelim! Sen kızın telefonunu yaz şuraya bırak, ben Mustafa’ya vereyim!” dedi Enver bey neşeli bir şekilde, “Bak dünür oluyoruz yavaş yavaş!”

“Allah çocuklarımızın hakkında en hayırlısını versin Enver bey!”

“Amin, amin!”

Mustafa babasından numarayı alır almaz aradı Sema’yı. Oğlunun sevinç ve heyecanını görünce Enver bey de çok sevindi.

Hemen o akşam gelip evden alacağını ve ailesi uygun görürse yemeğe çıkarmak istediğini söyledi Sema’ya. Kabul etti Sema’da, Sadık beyinde annesinin de konuyu bildiklerini biliyordu zaten.

Mustafa elinde bir buket çiçekle geldi kapıya, buketi Sema’ya değil Münire hanıma uzattı. Münire hanım oğlanı baştan aşağı süzmek için kapıya çıkmışken bir buket çiçeği alınca çok şaşırdı. Sadık bey bile ona çiçek almamıştı hiç. pembe pembe oldu yanakları birden. Bir kutuda tatlı getirmişti oğlan.

“Biz konuşurken sizin de ağzınız tatlansın, tatlı başlasın aile olma yolumuz!” dedi nazikçe kutuyu Sadık beye uzatırken, “Bu akşam Sema ile çıkmama izin vererek bana güven gösterdiğiniz için ayrıca çok teşekkür ederim”

Sadık bey de uzanıp kutuyu aldı Mustafa’nın elinden, “Zahmet etmişsin oğlum, buyur bir kahve iç!” dedi hemen.

“Sema ile konuşalım, hayırlı kahverler içeceğiz inşallah Sadık babacığım!” diyerek ikisininde ellerini öptü oğlan bu sefer.

Münire hanım ve Sadık bey beklemedikleri bu nazik ve saygılı davranışlar karşısında şaşırıp kalmışlardı. İkisi de böyle bir tutum beklemiyordu. Sema’da çok etkilenmişti Mustafa’nın tavırlarından. Böyle erkekler var olduğunu bile inanmazdı.

Birlilte harika vakit geçirdiler. Mustafa inanılmaz nazik ve cömertti. Ona bir pırlantaymış gibi davranıyor ve hayranlıkla bakıyordu. Öncelikle böyle ani harekeretlerde bulunduğu için özür diledi. Ancak öyle etkilenmişti ki, bu insana hayatında bir kez yaşanacak bir an diye düşünmüştü. Kalbini böyle çarptıran bir meleği bir an önce bulalıydı. Bekleyecek hiç bir şeyleri yoktu. Hemen evlenebilirlerdi. Ayrıca evlendikten sonra Sema’nın ailesinin de onlara yakın olması için babasının aynı sokakta aldığı diğer villayı Sadık beylere tahsis edeceklerdi. Enver beyle çoktan konuşmuşlardı bu konuyuı. Tabi bütün masraflar Enver beye ait olacaktı. Sema’nın mutlu olması için önce ailesinin mutlu olması gerektiği gerçeğini biliyordu Mustafa. Eve geri döndüğünde onu reddetmek için hiç bir bahane üretemedi kendine.

“Tamam!” dedi merakla bakan anne ve babasına, “İnanamıyorum ama o harika biri! Hemen evlenelim diyor!”

“Yani bizde çok etkilendik ama ne bileyim kızım her şey yıldırım hızıyla gidince bi noluyor diyorum!”

“Ay anne ya, bende öyleyim aslında ama niyeyse içim de pır pır ediyor birşeyler!”

Sadık bey Enver beylerin onlara villa vereceğini duyunca kabul etmedi.

“Yok kızım ezilirim ben. Olmaz öyle şey, biz zaten annenle konuşuyorduk, sen evlenince memlekete gideriz diye. Annende bende çok yorulduk buralarda. Babamın evi boş duruyor. Açarız orayı, ikimiz bostan yaparız, birbirimize bakarız. Sizde bunalınca çıkar gelirsiniz!”

“Yani beni bırakıp gidecek misiniz?” dedi Sema.

“Yok kızım ne bırakması, sen kocanla evine gitmyecek misin zaten?” dedi Münire hanım hemen, “Gitmeyin dersen burada evimizde dururuz ama babanın dediği gibi öyle villa falan olmaz bize”

“Canlarım benim!” diye ikisine de sıkı sıkı sarıldı Sema, “Gidin tabi siz, orada rahat edersiniz, beni de dert etmeyin. Gelirim ben yanınıza sık sık”

Sadık beylerin villa yerine memleket e gitmek istediklerini duyunca, o zaman oradaki evi tadilat ettireceğim diye tutturdu Mustafa, onların nikahının ardından onlarda karı koca gezsinler diye bir aylık bir sehayat programı satın aldı ikisine. Böylece Sema’nın yokluğunu anlayamadan köye evlerine gideceklerdi. Enver beyinde ısrarı ile köydeki evin anahtarını aldılar Sadık beyden. Enver bey “Şirkette iyi bir pozisyon sağlarım Sadık bey kal istersen!” dediyse de çoktandır emekli olmak isteyen Sadık bey onu da kabul etmedi.

“Ne kadar gözü karnı tok insanlarmış bak Güler, onu dedik istemediler, bunu dedik istemediler!” diye sürekli karısına anlatıyordu Enver bey. Güler hanımda “Ya ne güzel maşşallah, şanslı çocuk Mustafa!” diyordu kocasına. Gürsel bey de pek memnun kalmıştı kızın ailesinden.

“Böyle olmaları daha iyi Güler! Bak arasak bulamayız böylesini!” diyordu kardeşine. Güler hanm pek öyle kolay memnun olan bir kadın değildi ama Sema’ya ve ailesine gayet güler yüzlü ve iyi davranıyordu yine de. Enver beyin saçma merakına rağmen hiç birini istemeyişleri onunda hoşuna gitmişti.

“Bu gelin tam bize göre!” diye itiraf etti sonunda ağabeyine.

“Hah be kızım nijhayet ağzından iyi bir şey çıktı!” diye kahkahayı bastı Gürsel bey kardeşinin söylediklerini duyunca.

Hemen Sema’ya bir gelinlik sipariş edildi, Sema sade bir gelinlik beğenmişti zaten, denediğinde de üzerine tam oturduğundan öyle tadiladı filan beklemek gerekmemişti. Gündüz bir salonu tuttular, kokteyl gibi yarı yemekli bir nikah töreni düzenlendi. Salon da ikramlar da çok şıktı. Sadık bey ve Münire hanımın kızlarını böyle bir yerde gelinlikle görünce gözleri doldu. Akşam iki aile ve çocuklar birlikte özel bir akşam yemeği yediler. Sonra Sema ve Mustafa kendi balayıları için uçağa, Sadık bey ve Münire hanım seyahatleri için tur şirketinin buluşma yerine, Enver bey, Güler hanım ve Gürsel bey de evlerine döndüler.

Mustafa bir tatil yerindeki en pahalı sahil otelinden harika bir balayı odası ayırtmıştı. Sema’ya balayı bitene kadar kırılacak bir eşya gibi davrandı. Onlar için otelin havuzlarından birini kapatmıştı. Odalarının önündeki asansörle doğrudan havuza iniyorlardı. Yemekler odalarına servis edildi. Odanın geniş balkonundan harika bir manzara vardı. Bir kaç kez etrafı keşfetmek için geziye çıktılar ve bol bol fotoğraf çektirdiler. Bir hafta süren harika balayından sonra da kendileri için düzenlenen eve döndüler. Enver bey ve Güler hanım onlar için harika bir villa daha hazırlatmışlardı. Villa Mustafa onsekizine geldiğinden onun için alınmış, içi tadilat yapılmış sadece eşyaları için hazır bekliyordu. Onlarda bir kaç gün içinde hızlıca bir dekoratör tutularak halledildi. Parası ödenince hızlıca çözülemeyen bir iş yoktu Enver beyler için.

Bu arada Sadık bey ve Münire hanım hayatlarının en güzel seyahatini yapıyorlardı. Evlendiklerinden beri doğru dürüst gezmeye gidememiş olan karı koca, bir yandan gezmekten yorulmalarına rağmen, bunca yılın acısını çıkardıklarını düşünüyorlardı. Bu keyifli yorgunluğun üzerine köy ikisine de çok iyi gelecekti. Sema onlara heyecanla kendi balayını, onlarda heyecanla turu anlatıyorlardı. Sema eve döndükten sonra onlar ik hafta daha gezmeye devam ettiler. Bu arada köyde yapılması gereken tüm onarımlar da tamamlandı.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s