Vazgeçtim – Bölüm 3

Nermin hanım kendince imalarda bulunsa bile Begüm her söylediğine sevecenlikle cevap veriyordu. Artık açık açık söyemekten başka çare kalmamıştı.

“Begüm’cüğüm, bu gün geldim seni tanıdım. Gerçekten çok cici ve iyi bir kızmışsın. Oğlumun seni niye sevdiğini anlamış oldum.”

“Çok sağolun efendim” dedi Begüm mahcup bir gülümseme ile.

“Ancak çocuğum, sana bahsettiğim ahbaplarımızın kızı Nazan Kemal’e çocukluğundan beri aşık. Ailecek Kemal ve bizim için neler yaptıklarını sana anlattım. Kemal bana senden hiç bahsetmedi. Bizde o kızcağızla kendi aramızda gelin kaynana gibi davrandık yıllarca. Kemal görmeze geldi ama iş onun sandığından daha ciddiydi.”

“Anlamadım” dedi Begüm şaşkınlıkla.

“Çocuğum siz evlenemezsiniz. Biz Ahmet beylere çoktan verdik sözümüzü. Nazan Kemal’in onu isteyeceği günü bekliyor. Kemal onunla evlenirse hepimiz rahat ederiz. Ferhat’ın bundan sonraki ameliyatları da olur, ben de çalışmak zorunda kalmam. Oğlum da rahat eder. Elini vicdanına koy söyle, bu turşucu dükkanı ile bu söylediklerimin hangi birini yapabileceksiniz. “

“Ama biz..!”

“Allah senin de karşına iyi birini çıkartacaktır oğlum gibi ama sen oğlumun yolundan çekil kızım. Sen onu bırakmazsan, o seni bırakmaz ben oğlumu tanırım.”

“Siz anlamıyorsunuz!” dedi Begüm geveleyerek, “Biz birbirimizi seviyoruz!”

“Yavrum sevgi karın doyurmuyor bu devirde. Bak sana meramımı anlatıyorum. Bir anne olarak geldim rica ediyorum. İki evladımın da hayatının kurtulması için sana yalvarıyorum. Oğlumu bırak!”

Begüm ağlamaya başlamıştı. Ne diyeceğini bilmiyordu.

“Kızım inan benimde yapabileceğim bir şey yok. Seni de böyle üzdüğüm için beni affet. Allah izin verir de bir gün sen de anne olursan, neden böyle davrandığımı anlayacaksın!”

“Hayır anlayacağımı sanmıyorum! Siz bize bir şans bile vermiyorsunuz! Bu dükkan yıllardır benim ailemi geçindirdi. Elbet hepimizi de geçindirebilirdi!”

Nermin hanım bunlamıştı aynı şeyleri söylemeken, ayağa kalktı.

“Kızım ben seni gelin olarak istemiyorum! Son sözüm budur. Eğer oğlumu seviyorsan, onun ve kardeşinin daha iyi bir hayata kavuşması için buralardan çekip gidersin! Yoksa Kemal senin peşini bırakmaz!”

“Daha neler?” dedi Begüm hırsla.

“Kızım Kemal’i tanıdıysan ne dediğimi anlamışsındır. Allah’a emanet ol!”

Nermin hanım kapının kilidini çevirdi ve çıkıp gitti dükkandan.

Begüm olduğu yere yığıldı o çıkar çıkmaz.

“Allahım bu da neydi böyle?” dedi kendi kendine.

Bir anne nasıl olur da oğlunun sevdiği kadınla evlenmesini engellemeye çalışırdı. Kemal bütün bunları bilecek anlayacak yaştaydı.Eğer o kız ile evlenmesinin ailesi için en doğru karar olduğunun düşünse onu tercih ederdi herhalde. Eder miydi?

Kemal’in kardeşinin ameliyatından bahsederken ne kadar heyecanlandığını, onun iyi olmasını ne kadar istediğini hatırladı. Elbette Ferhat’ın sağlığı için her şeyi yapacaklardı beraber ama o ailenin anında yapacağı destek gibi çabuk olmayacaktı bunlar. Kredi çekebilirlerdi, zaten böyle konuşmuşlardı aslında. Evet dükkanın işleri biraz düşüktü ama ikisi birden elele verdiler biraz tanıtım yaptılar mı artardı muhakkak. İnternetten de satılıyordu ayrıca her şey artık. Onu da denerlerdi. Kemal kendi işinde çalışmaya devam da edebilirdi zaten. Sonuçta yıllardır kendi çalışıyordu dükkanda. Kemal’in maaşlı işi olunca kredi çekmeleri de kolay olurdu. İkisi de çalışırdı iki koldan. Ferhat’ın birden çok ameliyat olması gerek demişti Kemal’in annesi. Borcun birini bitirip diğerini çekerlerdi o zaman. O arada Ferhat’da ilk ameliyatın sarsıntısını atlatırdı. Öyle balayına falan gitmeleri gerekmezdi. Nermin hanım belki biraz daha dikerdi dikişleri. Önceliği Ferhat’a verirlerdi.

“Off!” dedi kendi kendine.

Ne yaparlarsa yapsınlar o zengin ailenin sağladığı olanakları Ferhat’a ve annesine sunamazlardı. En azından hemen sunamazlardı. Kemal ile konuşmalıydı belki. Annesinin buraya geldiğinden haberi olmadığı belliydi. Peki annesinin gelip söylediklerini duysa ne derdi acaba? Muhtemelen gidip annesi ile kavga ederdi. Bu neye yarardı? Hem sorunları çözemezler, hem de Kemal’in annesi ile baştan aralarını bozmuş olurlardı. Onunla araları bozukken Ferhat’a ve ona nasıl yardım edebilirlerdi ki? Kemal’i mutsuz ederdi tüm bunlar.

“Off!” dedi tekrar.

Kabul etmesi gerekirdi ki aslında dükkan iyi gitmiyordu gerçektende. Kemal ile ikisini bile uzun süre geçindirebileceğinden emin değildi. Evet bir sürü plan yapmışlardı ama bu planların başarıya ulaşacağı kesin bile değildi. Ayağa kalkıp göz yaşlarını sildi. Dükkanı kilitleyip yukarı çıktı.

Kemal bir kaç günlüğüne eski bir arkadaşının düğünü için Mersin’e gittiği için onunla görüşmeyeceklerdi. Muhtemelen annesi de ona yakalanma ihtmali olmadığı için çıkıp gelmişti.

“Aşkım kapattın mı dükkanı?” diye bir mesaj geldi Kemal’den.

“Evet” yazdı.

“Seni şimdiden özledim!”

“Ben de!”

“İyi geceler”

“Sana da!”

Eğer Kemal’in annesinin söylediklerini yapar, ondan ayrılmak istediğini söylerse bile Kemal bunu kesinlikle kabul etmezdi. Üstelik nedenini soracaktı. Annesinin ona gelip konuştuğunu söylerse yine onların arasını bozmuş olurdu.

“Hayır ben onu seviyorum!” dedi sonra kendi kendine, “Bütün bunlar saçmalık!”

Bütün gece kendi kendine konuşup durdu. Gün aydınlandığında kararını vermişti. Kemal’i terkedecekti. Annesi haklıydı. Ferhat’in normal bir insana dönebilmesi için fedakarlık yapmalıdyılar. O komşularının sağlayabileceklerini ona veremezlerse bütün hayatı boyunca onun düzelmesine engel olduğu için vicdan azabı çekerdi. Kemal’e bunu anlatması ya da ikna etmesi mümkün değildi En iyisi onun haberi olmadan ortadan kaybolmaktı.

Kemal’in annesinden önce dükkana uğrayan Hayri’yi hatırlamıştı birden. Bu gün onu arayacak, onunla konuştuktan sonra emlakçıya gidip dükkanı devretmeyi, evi de satmak istediğini söyleyecekti. Şimdilik nereye gideceğini bilmiyordu. Samsun’da bir arkadaşı vardı. Uzun süredir onu çağırıyordu ama dükkanı kapatıp gitme fikrinden hoşlanmadığı için erteleyip duruyordu.

“Hale bak!” diye homurdandı, yıllardır tatile bile gitmemişti dükkanı kapatmamak için şimdi komple bırakıyordu. Hem de bir gecede alınan bir kararla.

“Allahım sen yardım et inşallah yanlış bir şey yapmıyorumdur! Kararım doğru ise ne olur bana bir işaret gönder!”

Dükkana inip Hayri’nin bıraktığı telefon numarasını aradı. Hayri çok uzakta olmayan bir yerde randevu verdi ona.

Buluşma saati gelene kadar, kasayı ve dükkanda olan özel eşyalarını yukarı taşıdı. Devralan kişi turşuları da alacaktı nasılsa. Aslında buradan gelecek parayla başka bir yerde yine bu işi yapabilirdi. Sonra birden bire bir ağlama krizi geldi. Aklına ona yaptıklarının bir doğru olduğunu, bir büyük bir hata olduğunu söylüyordu. Kemal’i arayıp her şeyi anlatmak istiyordu. Onu o kadar seviyordu ki hayatının geri kalanında onsuz nasıl yaşayacaktı? Kurdukları onca hayal, onca plan ne olacaktı? Onlar yıllardır kavuşmayı bekliyordu. Tam her şeyin gerçek olacağı sırada neler olmuştu böyle?

Eğer gidecekse Kemal gelmeden gitmeliydi. Onu gördüğünde hem kendisi gitmekten vazgeçebilir, hem de Kemal ona engel olabilirdi. Saate baktı. Hayri ile buluşma saati gelmişti.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s