Savur Gelini – Bölüm 7

Nazlı kendi aklına gelmeyen bu çalışanlarla haberleşme fikrini çok beğenmişti.

“Hay yaşa be Aydan benim de ona diyeceklerim var ama telefonunu almamışım. Okul arkadaşım benim!”

“Ha anladım. Bende nereden bileyim tanışık olduğunuzu. Yani bu gün bir şeyler konuşuyorlardı ama!”

“Yok artık sen de mi duydun?”

“Onların evindeymişsin abla herkes konuştu bu gün. Hatice hanıma laf nası gitti sanıyorsun!”

“Hatice annem biliyor muydu ben gelmeden?”

“Tabi biliyordu. Evin içinde dört dönüyordu seni beklerken. Berdan abi geldi o sırada!”

“Ben de Berdan söyledi sanıyorum!” dedi Nazlı gülerek, “Nasıl bir haberleşme sistemi varmış bu iki evin arasında böylece öğrenmiş olduk!”

“Sütçü demiş!” diye kıkırdadı Aydan.

“Neyse sen ver numaramı da arasın Barlas beni o zaman. Madem her şeyi öğrenmişsin bunu da ben söyleyeyim ama kimseye deme. Evleneceğiz biz!”

Küçücük bir çığlık atıp, elleriyle ağzını kapadı Aydan, “Abla ne diyorsun. Onlar buranın en bilinen ailesi! Bak nasıl sevindim şimdi senin adına!”

“Sağol, sağol! Haydi ver numarayı da konuşalım! Sakın deme bak kimseye!”

“Yok abla der miyim?”

Aydan odadan çıkıp koşarak indi merdivenleri. Beş dakika sonra Barlas’ların evinde kahya’nın telefonu çaldı ve kahya numaraları tekrarlarken Barlas kaydetti hepsini ve teşekkür ederek koşa koşa odasına çıktı o da.

Nazlı telefonunda tanımadığı numarayı görünce onun aradığını anlamıştı hemen açtı.

“Merhaba Nazlı, Barlas ben. Nasıl oldun merak ettim?”

“Merhaba Barlas, biraz halsizliğim var ama daha iyiyim şimdi. Teşekkür ediyorum tekrar dün beni yanlız bırakmadığın için!”

“Ne demek, kim olsa aynını yapardı tabi ama ben biraz daha gönüllü yaptım sadece.”

“Teşekkür ederim tekrar.”

“Nazlı sana söylemem gereken bir şey var!”

“Aslında benim de var!”

“Dur önce ben söyleyeyim!” dedi Barlas araya girerek, Nazlı’nın yüzüğü geri verme meselesini açacağını sanmıştı. Soluk almadan devam etti, “Ben istemediğini biliyorum ama babam cuma için haber vermemizi istedi sizin konağa. Buralarda baba sözü emirdir biliyorsun. Ayrıca halama da iyibir fırça kaydı benim yanımda. Bende sesimi çıkaramadım. Yani kızacaksın biliyorum ama belki cumadan önce buluşuruz diye düşündüm. Belki seni ikna edebilmem için bana bir şans verirsin olmaz mı?”

“Olur!” dedi Nazlı gülerek.

“Yani biraz vakit geçirince anlayacaksın sende!” dedi ve durdu sonra, “Olur mu dedin sen?”

“Evet olur dedim. Ben de seninle bunu konuşacaktım. Hatice annem aileni bekliyor, ona cuma geleceğinizi söyleyeyim!”

“Dur bir dakika, yani şimdi sen?”

“Evet”

“Yani biz şimdi?”

“Evet”

Barlas bir anda şarkı söyleyip bağırmaya başladı telefonun diğer ucunda. Nazlı’yı güldürdü onun bu hali. Kötü biri değildi gerçekten bu adam.

“O halde buluşabiliriz öyle değil mi? Yani aslına bakarsan biz hiç buluşmadık!”

“İkimiz de yeni geldik zaten, benim de cumaya kadar toparlanmam gerek” dedi Nazlı ciddileşerek.

“Tamam, haklısın. Sen iyileş. Cuma nasılsa görüşeceğiz ve sonra bir ömür.”

“Hayırlısı diyelim” dedi Nazlı nazik bir sesle.

Barlas onun caymasından korktu bu tonlamadan sonra, o yüzden konuşmayı kısa kesmeye karar verdi.

“Tamam ben cuma için haber vermiş oldum böylece, sen sizinkilere söylersin!” diyerek vedalaştı ve kapattı telefonu. Kapattıktan sonra ise olduğu yerde hoplamaya devam etti, “Vay be sen aylarca kızı kovala, memlekete adım atar atmaz yıldırım hızıyla olsun bu iş!”

Sonra hızla babasının yanına koştu ve cuma için haber veridiğini söyledi. Babası alması ve yapması gerekenleri tek tek yazdı kağıda. Halasını bu işe karıştırmadan kendi halletmesini söyledi hepsini. Konağın en yaşlısı Saime hanım beş kız evlendirmişti.Yanına onu almasını tembihledi. O ne yapılması, giderken ne alınması gerektiğini bilirdi.

“Halam iyice bozulacak bu işe?” dedi Barlas babasına bakarak. Daha önce halasına böyle tavır aldığını hiç görmemişti babasının.

Babası öylece baktı yüzüne, kaleme uzanmadı. Barlas’ta bir şey demedi devamında, ayrıldı babasının yanından. Sevincine rağmen kafasına takılmıştı babasının halasına olan tavrına. Onun evliliği yüzünden ikisinin arasını açılmasını hiç istemezdi. Sonuçta halası onların ailesi için fedakarca yaşamış ve çalışmıştı bunca yıl.

Sonra yeniden heyecana kapıldı ve konağın içinde Saime hanımın peşine düştü. Saime hanım artık yaşlandığı için mutfakta çalışıyordu. Barlas’ın nefes nefese adını çağırarak geldiğini duyunca, bir hata ettiğini düşünüp panikledi biraz. Sonra oğlan istediği şeyi söyleyince gülmeye başladı tombul gömleğini hoplatarak.

“İlahi Barlas bey! Oturun da konuşalım” dedi soyduğu havucu onun eline tutuşturdu yemesi için.

Nazlı’da telefonu kapatır kapatmaz Hatice hanımın yanına koştu. Onun Berdan ile kahve içtiğini görünce, “Cuma beklediğimiz misafirler gelecekmiş!” dedi sadece. Hatice hanımın gülümsemesinden doğru ifade ettiğini anlayınca, izin isteyip döndü geri odasına.

“Kim geliyormuş?” dedi Berdan hemen.

“Nazlı’yı istemeye geliyorlar, o gün efendi gibi duracaksan ortalarda görün, değilse odandan çıkma!” dedi Hatice hanım hemen ters ters. Oğlanın bir delilik yapabileceği aklına gelmişti hemen.

Berdan dudaklarının içini ısırmaya başlamıştı çoktan sinirden ama bir cevap vermedi büyükannesine önce, sonra “Belki çıkarım, görmediğim arkadaşlar var!” dedi dişlerinin arasından.

“İyi olur!” diye cevap verdi Hatice hanım da. Oğlanın bu konuda ne kadar ciddi olduğunu anlamasını istiyordu. Yarın bir gün ben nişanlımla barıştım da diyebilecek kadar dengesizdi kadınlar konusunda.

Berdan cuma gecesi kendine güvenemediği için dışarı çıktı sahiden de,sabaha karşı zil zurna sarhoş döndü eve ama bir rezillik çıkarmadan gidip yattı. Büyükannesinin evinde kalmak istiyordu daha, aksi durumda İstanbul’a dönmesi gerekecekti.

Barlas babası ile geldi o akşam istemeye, iki ailede geleneklerin öngördüğü her şeyi yerine getirmişlerdi. Halası on beş yirmi dakika sonradan geldi özür dileyerek. Ağabeyinin hazırlıklara onu dahil etmeyişine bozulmuştu ama istemeye gelmemeyi göze alamamıştı. Sadece işi olduğunu bahane ederek kasten gecikmişti.

Hatice hanım çok iyi ağırladı misafirlerini, isteme gerçekleşti, dua edildi. Yüzükler takıldı. Nikah için sadece diploma törenini bekleyeceklerdi. Barlas yüksek lisansa başvuracağından şimdilik askerlik meselesi gündemde değildi. Evlendikten sonra bedelli olarak yapabileceğini düşünüyorlardı. Nazlı o gece hiç beklemediği kadar heyecanlıydı. Hatice hanımın hatırı için bunların olmasını kabul ettiğini sanıyordu ama aslında işlerin bu noktaya gelmesinden kendisinin de memnun olduğunu o gece ki heyecanında ve sevincinden anladı.

“Ah Nazlı ah!” dedi kendi kendine “Meğer ne evlenme meraklısıymışsın sen?”

Bir ay sonra gerçekleşen diploma törenine dünürler birlikte katıldılar. Törenden önce Berdan kısa süreliğine İstanbul’a döndü işleri olduğunu bahane ederek. “Kısa zaman sonra yine geleceğim” demişti giderken. Aslında gitmeye niyeti yokken Nazlı ve Barlas’ın mutluluğuna gıcık kaptığı için dönmüştü bir süreliğine Bu kez evine değil bir arkadaşına gelmişti. Biraz soluk alıp sakinledikten sonra geri dönecekti Mardin’e. Bu arada bir aksilik olup ikisinin ayrılması için dua ediyordu kendi kendine. Büyükannesinden korkusundan kendisi bir şey konuşamıyordu çünkü.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s