Dokuzuncu müşteri – Bölüm 13

Şenlikler boyunca bir kaç kez daha kıral ile karşılaştılar ama konuşmadılar. Günlerce süren, insanların şıklıklarını birbirine gösterme yarışına girdiği ve sürekli yenilip, içilen garip bir şenlikti bu. Herkes her gün bir araya geliyordu ancak güz hasadının şenliğine dönüşmesini sağlayanların hiç biri bu şenliğe katılamıyordu. Zengin ve gösterişli insanların kendilerini eğlendirmek için uydurduğu bir oyun gibiydi sadece. Zaten genel olarak hayatın bir amacı varmış gibi değildi burada. Hemen hiçbir şey yapılmadan gün sona eriyordu.

“Aslında eskiden böyle değilmiş bu şenlikler, saray değil halk yaparmış. Zengin fakir herkes bir araya gelir bir gün boyunca eğlenirlermiş” dedi Tiyan ona hak verdiğini belli ederek.

“Şimdi ise bütün hasadı tüketiyorlar bence bir şenlikte!” dedi Luna.

Son dört gündür sürekli birlikte olduklarından Gimini artık Tiyan ile konuşmalarına çok müdahale etmiyordu. Onun diğerlerinden farklı olduğunu o da anlamıştı. Üstelik Luna’nın söyledikleri de mantıksız şeyler değildi.

Tiyan yine bir kahkaha attı Luna’nın yorumuna, “Tamamı olmasa da büyük bir kısmı tükeniyor evet!” diye cevapladı. En azından burada tüketilen sarayın kendi bağlarından toplanan üzümlerle yapılıyor. Halk kendi emeğini yine kendi satıyor.

“Peki ama saray kendi ihtiyacını kendi bağlarından karşılıyorsa ve halkın büyük çoğunluğu bu işi yapıyorsa, kim kime ne satıp kazanıyor?”

Tiyan müstakbel karısı hakkında deli olduğuna dair iddialar duyarken böylesi sorularla karşılaşınca çok etkileniyordu. Gemini’nin artık karışmıyor olmasının bir nedeni de Luna’nın kont üzerinde yarattığı etkiyi farketmesiydi.

“Aslında halkın en büyük sıkıntılarından biri bu. İşin kötü olanı saray sahip olduğu bağlardaki tüm üretimi kendisi için kullanmıyor. Bunca masrafın çıkarılması için satıyor da. Bu da küçük üreticinin önünü iyice kapatıyor. Komşu ülkeler hasat zamanı geldiğinde saray ile bağlantı kuruyorlar, saray kendi hasadının satış için ayırdığı kısmını tüketmeden halkın hasadına başvurmuyor. Başvurulanlar da daha önce satın alınıp ürünü garanti olanlar. Diğerler için bu şans yine olmuyor!”

“Senin işin bunları yönetmek değil mi?”

“Evet işim bu ancak bir krallıkta yaşıyoruz bu da yönetim kademesindeki kişilerin insiyatiflerinin kralın tavrına bağlı olduğu anlamına gelir. Mesleki açıdan doğru olan şeyleri kendi kararımızla hayata geçiremeyiz!”

“Ancak bir tek kişinin her işten anlaması mümkün değil ki?”

“Elbette değil bu nedenle danışmanları var. Bizim ona ilettiğimiz konular aslında danışmanları tarafından değerlendiriliyor. Elbetteki kralın danışmanlarına rağmen de kendi istediğini yaptırma hakkı var. Çoğunlukla danşmanlarını dinlemeyi tercih eder o da.”

“Ancak bu defa da danışmanların niyet, bilgi ve tecrübeleri ile sınırlı kalır bu kararlar.”

“Aslına bakarsan Luna ben ilk kez bu konuları bir kadın ile tartışıyorum!” dedi Tiyan hayranlığını belli ederek.

Ona ilk kez sen diye hitap ettiği Gimini ve Luna’nın dikkatinden kaçmamıştı bu arada.

“Diğerlerinin burada akşama kadar nasıl oyalandıklarını hiç anlamadım zaten!” diye cevap verdi Luna, sonra hemen toparladı, “Yani ben sanırım biraz farklıyım herkesten demek istiyorum!”

“Evet benim tanıdığım diğer tüm kadınlardan farklısın!”

“Umarım bu iyi bir şeydir!”

Gülümsedi kont yine maskesinin arkasından. O maskenin arkasında da diğerlerinden çok farklı bir genç adam olduğunu anlamıştı Luna. Buradan gitmek istiyordu bir an önce ama yine de onu merak etmekten kendini alamıyordu. Bu son dört gün gerçekten çok keyifli ve güzel geçmişti. Elinde olmadan bir ömürün de böyle geçip geçemeyeceğini merak ediyordu insan.

Gece Gimini odasından çıkmadan, “Keşke onu da yanımda götürebilseydim senin gibi!” dedi iç geçirerek.

“Kontu mu?” dedi Gimini.

“Evet, sence de çok hoş biri değil mi?”

“O sizin kocanız zaten, bir yere götürmeniz gerekmiyor!” dedi Gimini ve çıktı odadan. Luna’ya kesinlikle katılıyordu onun farklı ve iyi biri olduğu konusunda. Bu yüzden içindeki endişeler uçup gitmişti bu evlilikle ilgili. Yanında olamasa da en azından iyi bir adamla olduğunu bilecekti Luna’nın.

Şenlikler sona erdikten sonra bir hafta Tiyan’ı hiç göremedi Luna. Bu biraz canını sıksa da Buradaki yaşamı ve insanları daha iyi tanımak ve öğrenmek için kullandı bu süreyi. Kralın emlakçı olması meselesi çıkmıyordu aklından ama bunun nasıl mümkün olduğunu bilmiyordu henüz. Tiyan’a olan ilgisine rağmen dövmeci kadını görebilmek umuduyla etrafına iyice bakınmış ancak onu görememişti şenlik boyunca.

Aslında onun bir asil olması gerekmiyordu elbette bu hayalilerin içinde. Emlakçı zaten bir kral gibiydi onu ilk tanıdığında da, kıyafetleri, davranışları, sahip olduğu zenginlik bir kral olduğunu hissettiyordu ama burada gelip görene kadar bu kimsenin aklına gelmeyebilirdi tabi. Oysa dövmeci kadın bir iş sahibi sıradan biriydi. Yani bir tüccar. Bir tüccar sarayda olmazdı. O mutlaka halkın arasında bir yerde olmalıydı. Bu yüzden Gimini’yi her gün onu insanların olduğu yerlere götürmesi için zorladı.

Gimini bu garip isteğe bir anlam veremese de o kadar çok ısrar edince sadece araba ile gezebileceklerini kesinlikle arabadan inmemesi gerektiğini söyledi.

“Söz veriyorum!” dedi Luna. Zaten dövmeci kadını bulma umudu olan yerlere bakmak istiyordu öncelikle. Onu görmediği sürece de inmesine gerek yoktu.

Böylece bir kaç gün sokaklarda gezdileri arabayla. Buralardaki yaşam gerçektende saraydaki yaşama hiç benzemiyordu. Halk çok zengin değildi ama mutsuzda değildi. Sürekli gülüyorlar, şarkılar söyüyorlardı. Hemen kimse asık suratlı değildi.Çocuklar neşeyle oynuyorlardı birbirleriyle. İnsanlar sohbet ediyorlardı. Kendi yaşadığı yerleri düşününce bu insanların hallerine gıpta etti. Mutluluk zenginlik demek değildi insanların buna istekli olması da gerekiyordu. Orta sınıf bir halk kendi içinde uyumlu bir yaşam sürerek mutlu oluyordu. Gimini ona burada fakirliğe izin verilmediğini anlattı. Yaşam alanlarında maddi açıdan zor durumda kalanlara mutlaka yardım edilirdi. Bu saray tarafından da yapılıyordu üstelik.Nüfus çok fazla olmadığı için sarayın gücü bu tür yardımlara yetiyordu.

“Saray elindekileri ortaya dökse bu insanlar nesiller boyu çalışmadan yaşayabilir Gimini!” dedi Luna.

“Onların buna ihtyacı yok!” dedi Gimini iç çekerek.

“Peki söylesene böyle neşeli bir hayat varken halkın arasında ne demeye gelipte sarayda böyle yorucu bir iş yapmayı seçtin sen?”

Gimini beklemediği bu soru karşısında bir an için ne söyleyeceğini bilemedi. Yüzünden bir kaç gölge gelip geçti sadece.

“İşimizi biz seçmiyoruz bayan Luna, yani burada sizin ailenizle çalışanlar ve saraydaki diğerleri. Biz burada doğduk, dışarıda bir evimiz yok!”

“Ama bu çalışmak değil ki o zaman düpedüz kölelik!”

“Bayan Luna giderek annenize benzemeye başladınız. Kont iyi birine benziyor ama annenizin başına gelenlerin sizin başınıza da gelmemesi için lütfen biraz daha az konuşun böyle şeyleri, düşünseniz bile!”

“Onu tanımak istiyorum gerçekten’!” diye mırıldandı Luna. Doğum annesini düşünüyordu bunu söylerken. Onun daha önce yaşayan bir annesi olmamıştı hatırladığı dönemlere ait.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s