Dokuzuncu müşteri – Bölüm 3

“Allah allah nasıl olur?” dedi Luna kendi kendine. Adam cebinde bozuk bulamayınca içeri gitti getirmeye gidince o da fırsattan istifade, gömleğinin kenarını açıp görmeye çalıştı dövmesini. Hiç bir şey yoktu. Biraz daha çekti yakasını ve baktı yine göremedi. Adamı kontrol edip telefonu gömleğinin içine sokup göğsünün resimi çekti baktı yok. Diğer göğsünü kontrol etti yok.

“Gerçekten ateşim varmış herhalde hayal görmüşüm” dedi kendi kendine. Yoksa şu hayali arkadaşlar konusunda bir seviye mi atlamıştı. Dün akşam patronun konuşmasından sonra panoda tek sipariş kaldığını onu da kendisnin götürdüğünü çok net hatırlıyordu ama olanlar konusunda hatırladıkları belli ki hayal gücünün ürettiğinden öte değildi.

Adam bir türlü içeriden çıkmak bilmiyordu. Luna kendi düşünceleri ile meşgulken yanına yaklaşanşık giyimli adamıda farkedememişti.

“Küçükhanım bu pek size göre bir iş değil sanki!” dedi adam.

Luna sesin geldiği tarafa döndü az önce pahalı arabasının önünde çırağın lastikleri sökmesini bekleyen adamdı bu. Orta yaşın çok üzerinde olduğunu belli eden bembeyaz saçları özenle geri taranmıştı. Yüzündeki kırışıklara rağmen pembe yanakları ona sağlıklı ve dinç bir hava katıyordu. Takımı ve gömleği o kadar iyi ütülenmişti ki az önce vitrinden üzerine geçirmişş gibi duruyordu Kim lastiktikçiye gelirlen böyle giyinirdi ki?

“Ben ülkenin en büyük emlak zincirlerinin sahibiyim” diye cevap verdi adam sanki Luna’nın iç sesini duymuş gibi. Luna hiç bir şey söylemeden adama bakıyordu hâlâ.

“Tesadüfe bakın ki tam da buradaki şubemde bir bayan elemana ihtiyacım var. Köfte dağıtmanın sizin için özel bir anlamı yoksa, emlakçıda çalışmanızı teklif edeceğim, zincir şirketlerimizin ücreti yüksektir.” dedi yarı alaycı bir tonlama ile.

Adamın tavrını hiç sevmeyen Luna, “İş aramıyorum teşekkür ederim” dedi net bir ifade ile.

“Bence aramalısınız! Sizin işinizde ne zaman atılacağınız hiç belli olmaz” dedi adam.

Patronun söylediklerini hatırladı Luna hemen. İşler iyi gitmezse birilerini çıkartacaktı ve muhtemelen ilk atılacak kişi de yanlız yaşayan ve diğerlerine göre paraya ihtiyacı olmayan Luna olacaktı. Babasından kalan borçları kimse akıl edemiyordu nedense. Her girdiği iş yerinde işini garantide tutmak için hayatını mı anlatmalıydı acaba? Yine de bu teklifi geri çevirip bugün veya yarın işten atılırsa çok üzülürdü. Adamın üstüne başına ve tabi şu pahalı arabasına bakılırsa işleri yolunda olmalıydı ve evet köfteci gibi işten atılma riski yüksek bir işten bahsetmiyordu.

“Şartları duymak isterim!” dedi birdebire, dönüp gitmeye hazırlanan adama bakıp.

“Size kartımı vereyim. Gelin büroda konuşalım. Bir eğitim almanız gerekecek” dedi adam ve cebinden çıkardığı kartı ona uzatıp arabasının yanına gitti.

Bu arada lastikçi nihayet parayı toparlayıp çıkmıştı dükkandan. “Kusura bakma çok beklettim. Bu çıraklar bozuk para bırakmıyorlar hiç bir yerde!” diyerek uzattı paketin parasını. Luna’da elinde emlakçının kartıyla döndü işyerine. Akşama kadar siparişleri dağıttıktan sonra karttaki adrese bakmaya gitti iş çıkışında. Dövmecide yaşadığı gibi bir saçmalık yaşamak istemiyordu. Lastikçiden döndükten sonra tuvalete girip gömleğini komple çıkarmış ve dövmeyi bulmaya çalışmıştı ama tıpkı dövmeci dükkanı gibi onu da bulamamıştı. Demek ki gerçekten ateşi yüzünden halisünasyonlar görmüş, ya da rüyasında gördüğü bir şeyi gerçek sanıyordu.

Hayali arkadaşları ile de bazen böyle şeyler yaşar onları gerçek zannederdi ama böyle şeyleri kimseye anlatmamayı öğrendiği için hayal mi gerçek mi olduğu konusunda bir karara varamazdı. Çocukken böyle şeylerin önemi de olmazdı zaten. Hayal de olsa gerçekte olsa yapılan şey bir oyundu. Ancak yetişkin hayatı buna uygun bir alan değildi. Burada her seçim bilinçli olmalıydı çünkü bedelleri beklenilenden ağır olabiliyordu.

Emlakçının dükkanı gerçekten de kartta yazdığı adreste duruyordu ama saat geç olduğu için açık değildi.

“En azından bu sahicimiymiş!” diye gülümsedi kendi kendine ve durağa yürüdü. Ertesi gün sabahçıydı ve daha erken çıkacaktı. Gelip emlakçı lie görüşür sonraki gün de köfteciye gidip ayrılacağını bildirebilirdi. Sonunda doğru dürüst bir işi olacağı için mutlu olmuştu. Elbette diplomasının işi değildi ama yine de borçlarını ödeyebilmesi için bu güne kadar çalıştığı en düzgün ve yüksek maaşlı yer olacaktı. Hayatının tek amacı borç ödemek olmuştu. Genç bir kız olmasına rağmen onları halletmeden kendine başka bir hedef belirleyemiyordu. Bazen borçlar bittiğinde emekliliğinin gelip her şeyin başlamadan sona ereceğinden korktuğu oluyordu ama bunun berbat bir kurgu ve gerçek dışı olduğuna karar verip kovalıyordu aklından.

Ertesi gün planladığı gibi emlakçıya uğradı iş çıkışında. Adamın fiyakalı arabası kapısı açık dükkanın önünde duruyordu. Dışarıdan diğer dükkanlardan farklı görünmeyen yer içeri girince adamın sahip olduğu her şey gibi çok gösterişli ve şıktı.

“Demek geldin, aslında seni dün beklemiştim” dedi adam.

“Merhaba adım Luna, o gün size söylemeye fırsatım olmadı.”

“Merhaba Luna, haydi otur şöyle de konuşalım” diyerek gösterişli masanın önündeki gösterişli koltuğu işaret etti adam, “Motorsiklet kullandığını gördüm ama araba ile aran nasıl?”

“Ehliyetim var daha önce çalıştığım bir yerde şoförlük işi de yaptım”

“Yaşına göre epey tecrüben var sanırım öyle değil mi? Aslında bir çalışan da aranılan en önemli şey istikrardır biliyor musun Luna? Yani girdiğin işte ya sebat gösteremiyorsun ya da işini iyi yapamıyor olmalısın”

Adamı bu olumsuz yorumuna canı sıkılan Luna cevap vermek istemese de bu defa iş gerçekten iyi olduğu için sessiz kalmadı, “Efendim şartlar öyle gerektirdi benim açımdan düşündüğünüz gibi olmadıı” dedi nazikçe

“Demek şartlar senin sürekli iş değiştirmene neden oldu? Peki o şartlar burdan da ayrılmana neden olacaklar mı?”

“Hayır olmayacaklar”

“Dört gün sonra yeni başlayanlar için bir eğitim olacak Senin de ona katılmanı istiyorum aslında bu işin belirli kuralları ve püf noktaları var takdir edersin ki.”

“Ücret ne kadar olacak acaba?”

“Sattığın her gayrimenkul için prim de alacaksın tabi. Giyim konusunda biraz özenli olmanı isteyeceğim. Böyle erkek çocukları gibi giyinme lütfen. Giysi alabilmen için sana şirketimizin çalıştığı mağazaların çeklerinden vereceğiz. Bunları sadece iş kıyafeti almak için kullanmanı öneriyorum. Başka türlü değerlendirmek isteyen adaylarımızda çıkmadı değil. Sana bir araba da vereceğiz. Bölgemiz burasıyla sınırlı değil göreceksin ki. Olmadık yerlerde işlerimiz var. Her yerdeyiz, bu evrenin her yerinde!”

“Maaşı da söyleyecek misiniz?” dedi Luna yeniden.

“Sen ne kadar paragöz bir kız çıktın böyle?” dedi adam alaycı tonlamasıyla, “Köfteciden aldığın paradan çok fazlasını alacaksıni sana vereceğimiz imkanlardan bahsediyorum sadece bunlar bile yeterli değil mi?”

Luna işi kaçırmamak için ısrar etmedi. Zaten istikrarsız bir elemandı adamın söylediğine göre memnun kalmazsa buradan da ayrılıverirdi en kötü.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s