Kim ? – Bölüm 18

“Ben artık her şeyi biliyorum Merve, yoksa Zehra mı diyeyim. Hangi ismi kullanmayı tercih edersin?” dedi Ziver gülmsemeye devam ederek. O soğuk ve sessiz tavrı gitmiş gibi görünüyordu.

Merve elinde olmadan Selami babaya baktı neler oluyor der gibi.

“Tahsin her şeyi anlatmış Ziver’e biz annene gideceğimiz gün kızım. Ziver’de annesine anlattı her şeyi. Artık sır yok anlayacağın!”

“Her şeyi mi?” dedi Merve tedirgin bir şekilde.

“Evet her şeyi, Merdan beyin ölen kızını da!”

Yeniden dönüp Ziver’e baktı Merve, “Merve’yi tercih ederim çünkü diğer ismime alışık değilim. Onu sadece annem kullanıyor!”

“Annen nasıl kızım?” dedi Selami baba hemen.

“İyi Selami babacığım ama o evde oturması sağlığı açısından pek iyi değil gibi, şu tuttuğum evi boşalttığıma pişman oldum. Bu sözleşme bitince onunla oturmak için bir ev bakmak istiyorum!”

Ziver Merve’nin evlilikten sözleşme diye söz etmesine bozulmuştu ama belli etmedi.

“Anneni buraya yanına alabilirsin ya da istersen daha büyük bir eve çıkarız! Babam bu evden başka eve taşınamayız diye bir şart koşmamış bize!”

“Sahiden mi?” dedi Merve gözleri parlayarak, “Annen bir şey demesin bu sefer!”

“Annemin kafası biraz karışık ama o da düşününce sakinleşecektir. Babamın bize bıraktıkları arasında üç dört odalı bir daire var. Selami amca bilir belki orayı.”

“Evet baban o daireyi birisi acil satıyor diye almıştı. Amacı yardım etmekti. Kiraya da vermedi diye biliyorum. Yepyeni bir daireydi.”

“Biz annemle onu bir emlakçıya vermiştik aslında ama daha tutan olmadı. Emlakçı ile konuşuru bu daireyi ona veririz. O daireye de biz taşınırız. Hem de hemen ne dersin?”

“Ziver bunu yapmak zorunda değilsin!” dedi Merve gözleri dolarak.

“Bunu yapmak zorundayım!” dedi Ziver, “Babamın bıraktığı yerden almak zorundayım. Bu da onun mirası çünkü!”

Selami bey gülümsedi ikisine birden bakıp. Merdan beyin oğlu da tıpkı kendisi gibiydi. Tek farkla babası gibi her şeyi içine atma hatasına düşmüyordu her zaman.

“Annemle bir yıl yaşamak zorunda kalacaksın ama daha ben bile onu tanımıyorum!”

“Annen bunca yıl sende ayrı kalmış benim ailem yüzünden, ona da bunu borçluyuz öyle değil mi?”

“Öyle düşünme lütfen baban ve Selami amca benim için o kadar çok şey yaptılar ki, asıl ben onların haklarını ödeyemem!”

“Çocuklar siz birlikte bu işi kotaracak gibi duruyorsunuz. Ravza hanım beni özlemiştir. Siz konuşadurun ben de akşamki otobüse binip gideyim artık!”

“Selami baba neden gidiyorsun!” dedi Merve .

“Kızım yeter bak bir sürü işiniz var sizin, konuşacak da çok şeyiniz var. Biz Ziver oğlumla dertleşiyoruz kaç gündür. Biraz da ikiniz konuşun bakalım. Ben çantamı hazır tutuyordum zaten. Şuradan bir taksiye biner giderim otogara. Akşama evimdeyim!”

“Ben sizi bırakayım Selami amca!” dedi Ziver arabasının anahtarını eline alarak.

“E haydi o zaman!” dedi Selami bey de, Merve ile sıkı sıkı sarıldılar birbirlerine, “Tahsin’i ara mutlaka, biz çıkınca, senden haber bekliyor dört gözle. O olmasaydı anneni bulamazdık!”

“Tamam Selami baba, Ravza anneme çok selam söyle, en kısa zamanda geleceğim onu da görmeye!”

“Allah’a emanet ol kızım!”

Selami bey hazır olan çantasını aldı ve çıktılar Ziver’le. Merve’de hemen Tahsin’i aradı. İkisi ağlayarak konuştular bir süre, Merve annesi ile yaptıklarını anlattı ona. Dört gün boyunca Dilber hanımı hiç görmemişti. Zaten görse de hatırlamayacaktı ama yine de merak ediyordu onu. Bütün bu yaşanılanların asıl nedeni oydu çünkü. Elbette bunu Hafize hanıma asla anlatmayacaklardı. Yine de o apartmanda ona yakın oturmasını istemiyordu artık Merve annesinin.

“En iyisini yaparsın!” diyerek onayladı Tahsin’de. Telefonu kapattıktan beş dakika sonra geri geldi Ziver, Merve’nin gözlerini yaşlı görünce merak edip sordu hemen “Bir şey mi oldu yoksa?”

“Hayır merak etme, Tahsin ile konuştum ağladık biraz!”

“Onu hatırlamadığın halde çok seviyorsun galiba!”

“Evet garip değil mi, ağabeyimmiş gibi hissediyorum hatta!”

“O da öyle hissediyor bence! Hatta senin olmadığın yıllar boyunca da öyle hissetmiş, annesine karşı koyamamış olmanın yükünü taşımış içinde!”

“Onları da mı anlattı sana!”

“Aslında benim çıkışlarımı durdurmak için anlatmak zorunda kaldı diyelim. Senden de çok özür dileirm Merve! Keşke bunları daha önceden bilebilseydik!”

“Baban bilmenizi istememiş, anlatmak bana düşmezdi!” dedi Merve hüzünle, “O seni çok seviyordu ama emin ol! Gururla bahsederdi her zaman senden. Bir gün tanışırsınız derdi!”

“Demek bu şekilde bir tanışma planlamış bize!”

“Selami baba evlilik kuralını kabul edeceğimi bilmiştir diye söyledi. Yani mirası reddedeceğimi.”

“Yani evlenmemizi mi istemiş sence?” dedi Ziver duygusal bir sesle.

“Bilmiyorum.” dedi Merve’de ona bakarak.

İkisi de sessizleşti bir süre.

“Yeniden başlayabiliriz herhalde!” dedi Ziver yine gülümseyerek.

“Nasıl yeniden başlayacağız ki?”

Merve’yi salonda bırakıp hızla odasına gitti Ziver ve aynı hızla salona geri döndü. Merve’nin tam önüne gelip dizlerinin üzerine çöktü ve avucunda tuttuğu yüzüğü ona doğru uzattı. İki gün önce aldığı yüzükle oynayıp durduğu için odasına kutusunu bulamamıştı.

Merve şaşkınla bakıyordu ona, “Şaka mı yapıyorsun?” dedi.

“Hayır, sana baştan başlayalım diyorum!”

“Ama biz bir amaç için evlendik biliyorsun! İki yıl dolunca da boşanacağız, sen mirasına kavuşacaksın!”

“Babam mirasını senin ve benim aramda bölmek istememiş anlamıyor musun? Bunun da en güzel yolu evlenmemizmiş! Böylece miraz ikimize birden ait olacak! Birbirimizi tanıma fırsatı vermek için iki yıl demiş olmalı zaten. Yoksa üç ay da diyebilirdi. Neden uzatsın ki?”

“Ben başlangıçta mirası geri vermeyim diye öyle yaptığını düşündüm itiraf etmeliyim ki, ancak Selami baba da seninkine benzer bir şeyler söylemişti. Sahiden bunu mu istemiştir sence?”

“Babamın değil bizim ne istediğimiz önemli Merve!” dedi Ziver hâlâ dizlerinin üzerinde otuyordu yerde, yüzüğü avucunun içinde bir kez daha uzattı ona, “Benimle evlenir misin? Kendi isteğinle!”

“Bu çok ani oldu!” dedi Merve şaşkın şaşkın.

“İçinden geçeni söyle yeter! Düşünmek yüreğinin sesini bastırır!”

“Tuhaf ama evet!” dedi Merve gülümseyerek. Neden kabul ettiğini kendisi de bilmese de içini büyük bir coşku kaplamıştı birden bire. Ziver’in babası gibi iyi bir adam olduğunu biliyordu her zaman zaten.

Ziver ayağa fırladı sevinçle ve yüzüğü taktı Merve’nin parmağına, sonra onu kendine çekip sıkı sıkı sarıldı.

“Babamın bana bıraktığı en değerli şey sensin! Asla bırakmayacağım seni!” dedi sevgiyle.

Merve’nin gözleri dolu dolu olmuştu yine.

“Yarın gidelim de seni annenden isteyeyim!” dedi Ziver bu kez

Merve artık hıçkırarak ağlamaya başladı sevinçten.

“Keşke Selami baba gitmeseydi!” dedi burnunu çekerek.

“Ravza hanımı alıp gelecek bir kaç güne! Haberi var onun, yüzüğü birlikte aldık!” dedi Ziver.

“Peki ya annen?”

“Dedim ya onun zamana ihtiyacı var. Seninle bir sorunu kalmadı ama inan bana! Bundan sonrası babamın hatırası ve onun arasında, ve tabi kendi ailesinin!”

“Yine de istemeye o da gelmeli öyle değil mi?”

“O zaman yarın tanışmaya gidelim annenle, Selami baban gelince de annemi alır istemeye gideriz!”

“Anlaştık!” dedi Merve ve sımsıkı sarıldı Ziver’in boynuna.

SON

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s