Kim ? – Bölüm 13

Merve gözleri kapalı kendinde değil gibi görünse de hıçkırmaya devam ediyordu.

“Bu kız ne yaşamış olabilir bu kadar dağılacak? Bir iş gezisine gidiyorum demişti!” diyer düşünerek yine aklına kötü şeyler getirmeye başladı Ziver. Onun evde birlikte daha az vakit geçirmek için sürekli iş gezisine çıktığını biliyordu. Bu evliliği her ikisi içinde kolaylaştırmaya çalışıyordu ama belli ki kendisi için oldukça zor bir süreçten geçiyordu.

Hafif ateşi çıktığını farkedince annesinin ona yaptığı gibi mutfağa gidip sirkeli su hazırladı ve temiz bir fanilesini getirip sirkeli suya batırıp Merve’nin alnını ve yüzünü sildi. Ufacık bir kızdı Merve, öyle iri yarı hiç değildi. Şu anda kanepede büzülmüş böyle yatarken iyice küçük bir kıza benziyordu. Odasına bulduğu babasıyla çekilmiş fotoğraf geldi aklına.

“Sen benim kardeşim misin?” dedi mırıldanarak.

Merve’nin onu duyacak hali yoktu. Bir çeşit sinir boşalması yaşıyordu. Hatırlamadığı bir hayatı daha vardı ve o hayatın içinden bir ömür eksikliğini çektiği bir anne figürü ortaya çıkmıştı. Hatırlamadığı ama garip bir şekilde çok özlediği bir anne. Ravza hanım da ona çok annelik etmişti, hakkını ödeyemezdi. Selami bey de o da kendi olmayan çocuklarının yerine koymuşlardı onu. Ancak gerçek bir annesi daha vardı. Bir şeyler hatırlamak için zihnini zorluyordu ama hiç faydası olmuyordu. Tahsin de bir sürü şey anlatmıştı hatırlayabilir umuduyla.

“Hani hatırlıyor musun?” ile başlayan yüzlerce cümle kurmuştu belki iki gün içinde.

Gece herkes odasına çekildiğinde Pervin’den azar işitmişti bu yüzden.

“Ne sorup duruyorsun hatırlıyor musun diye? Hatırlamıyor işte kız! Sen sadece anlatsan da hatırlayabilir ayrıca hatırlayacağı varsa. İkide bir hatırlıyor musun, hatırlıyor musun vallahi benim içimi şişirdin bu gece!”

Cevap vermedi Tahsin karısına ama gerçekten çok fazla tekrarladığın farkındaydı o da. Zehra’yı zorlamak değil ona yardım etmek istiyordu çünkü. Ertesi gün yapmamaya çalıştı ama yapılmamaya çalışılan her şey gibi daha da çok geldi dilinin ucuna.

Pervin’in dediği gibi fark etmeselerde Merve’nin zihninde ciddi bir baskı oluşturmuştu bu tekrarlanan soru. Sürekli onun anlattığı sahneleri gözünde canlandırmaya çalışmış, hatırlamak için mücadele etmişti elinden olmadan. O kadar yorulmuştu ki beyni düşünmekten, şimdi bir de işin duygusal boyutu yükselince kendini kaybedivermişti.

Selami bey ile Tahsin ondan ayrıldıktan sonra uzun uzun sohbet ettiler kendi aralarında. Bir kez de onlar anlattılar birbirlerine Zehra ve Merve ile anılarını. Sonra sabah kaçta buluşacağız diye sormak için aradılar Merve’yi ama telefonu cevap vermedi.

“Yoruldu yavrucak uyumuştur ellemeyelim! Evi biliyorum gideriz sabah!” dedi Selami bey.

Başıyla onayladı Tahsin, onlarda ayrılıp odalarına çekildiler.

Ziver Merve’nin telefonu çalınca olan bitenle ilgili bir şey diye düşünüp gidip baktı arayana ama telefonun ekranında “Selami baba” yazısını görünce açmadı. Muhtemelen kızı merak etmişti vardı mı diye. Merve yarın arardı onu. Şimdi konuşacak hali olmadığı gibi, konuşmaya çalışsa da daha çok endişelendirirdi bu halde adamı.

“Selami amca neden babamın çocuğunu evlat edinmeyi kabul etmiş olabilir ki?” diye düşünmeye başladı kendi kendine, kanepede ağlamaktan sızan Merve’ye bakarak.

İnsan ne kadar sağlam patron çalışan ilişkisinde olsa da kimse tutupta patronunun gayri meşru kızını evlat edinmezdi. Hem kendi akrabalarına ne demişlerdi ki kız ortaya çıkınca. Merve’nin ona Selami baba demesi de zaten kızın onların gerçek ailesi olmadığını bildiğini gösteriyordu aslında. Babasına da baba demiyordu ama Merdan amca diyordu.Bir kez duymuştu söylediğini avukatla olan buluşmada.

Ne işler çevirmişlerdi kim bilir bunlar? Babası ölmüş olmasına rağmen Selami bey hâlâ kıza babalık etmeyi sürdürüyor ve belli ki onu gerçekten seviyordu

“Şimdi ne yaşıyorsun bilmiyorum ama aslında şanslı bir kızsın!” dedi yüksek sesle, “Ben bir babanın sevgisine sahip olamazken, sen iki babanın sevgisine birden sahip olmuşsun. Paki annen nerede acaba?”

İnledi Merve uykusunda, kalkıp ateşini kontrol etti, biraz düşmüştü ama vadı yine de, fanilaya sirkeli suya batırıp sildi yine kızın alnını.

Kapının ziline fırladı uyuduğu yerden. Kanepenin yanında sırtını koltuğa verip uyuyakalmıştı halının üzerinde. Kalçası sert zeminde o kadar ağrımıştı ki, zor toparlanıp kalkabildi ayağa. Merve derin bir uykuda gözüküyordu. Kapıyı da duymamıştı görünüşe göre.

Sabahın köründe gelen kim diye gitti baktı delikte. İki adamın silüetini seçebildi. Biri Selami beye benziyordu ama diğer iri olanı çıkaramadığı halde açtı kapıyı.

“Günaydın oğlum!” dedi Selami bey, kapıyı onun açmasına şaşırmıştı, “Merve uyanmadı mı?”

“Hayır!” dedi Ziver o da henüz ayılamamıştı.

“Bak bu Tahsin bey oğlum. Merve’nin arkadaşı.”

Ziver ters ters baktı uzun boylu iri adama. Ne demeye sabahs sabah kapıya dayanmışlardı bunlar. Selami bey kızın babası olabilirdi ama normal bir evlilik değildi onların ki böyle çat kapı gelebilecekleri.

“O iyi mi?” dedi Tahsin gülümseyerek. Ziver’in ondan hoşlanmadığını hissetmişti. Bu evliliğin hikayesini bilidiği için umursamadı.

“Gece kötü geldi sürekli ağladı!” dedi Ziver.

“Deme!” dedi Selami bey, “İçeri gelebilir miyiz Ziver, zor şeyler yaşıyor Merve!”

Olanları onların bildiğini anlayınca kapıdan çekildi Ziver. Yoksa bu adammıydı kızı böyle ağlatan?

Tahsin ve Selami bey salona girip Merve’nin orada uyuduğunu ve etrafın sirkeli su, fanila gibi şeylerle dağınıklığını görünce iyice endişelendiler.

“Hasta mı oldu gece?” dedi Selami bey Ziver’e bakarak.

“Ağlıyordu geldiğinde, sonra fenalaştı ateşi çıktı, bende biraz sirkelii su yaptım. Uyudu bir şey yiyemeden.” dedi Ziver. Doktora götürmeyi niye akıl edemediğini soruyordu kendine.

“Hay Allah, Selami amca kıza ağır geldi herhalde bu yaşanılanlar, ertelesek mi bu tanışmayı acaba?”

“Ne halt ediyorsunuz siz?” ded Ziver Tahsine bakıp ters ters, “İş gezisine diye gitti, darmadağın geldi eve! Bana da ne olduğunu anlatsanız iyi olur! Her gün başka sürprizlerle karşılaşmak istemiyorum!”

Selami bey kolundan çekip mutfağa götürmeye çalıştı Ziver’i, “Gel anlatayım ben sana!”

Ziver “Bu çam yarması bir şey yapmasın yine kıza!” dedi Tahsin’e bakarak.

“Bunu yapanın ben olduğumu mu sanıyorsun?” dedi Tahsin.

“Kim yaptı o zaman?” dedi Ziver selami beyin elinden kurtulup üzerine yürüdü Tahsin’in.

“Oğlum ne oluyor sana? Bunca derdin içinde bir de senin deliliğinle mi uğraşacağız? Hem sen niye umursuyorsun bu kadar. Babanın mirasını geri almak için evlenmedi mi bu kızla? ” dedi Selami bey öfkelenerek.

Aslında böyle bir şey söylemeyi planlamamıştı ama onun annesi gibi kaprisli ve hırçın olduğunu düşündüğü için kendini tutamamıştı o an.

Ziver bir adım geri attı babasının şoförünün söylediklerini duyunca.

“Hepiniz babamı çaldınız benden! Benimle böyle konuşma cesaretini ondan alıyorsan Selami amca, o artık yok!” dedi öfkeyle.

Merve gürültüye açtı gözlerini, daha doğrusu açmaya çalıştı. Dün çok fazla ağladığı için öyle şişmişlerdi ki, ancak bir parça açılabiliyorlardı.

“Merve? Kızım iyi misin?” dedi Selami bey Ziver’e cevap vermeden. Bunları tartışmanın yeri ve zamanı olmadığı gibi, Merve’nin yaşadığı travmayı artırmanın da bir anlamı yoktu. Konu Ziver değildi şimdi.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s