Yangın yeri – Bölüm 12

Aybars annesini en azından onunla yurda gelmeye ikna etmişti. Zeynep hanım küçük çantasını çoktan hazırlamıştı zaten.

“Babanla konuşmadın değil mi Aybars?” dedi oğluna. Sesi öyle yalvarır gibi çıkmıştı ki, Feyza’nın ne demek istediğini anladı Aybars.

“Hayır konuşmadım henüz!”

“Konuşma oğlum! Beni de bilmesin, senin beni bildiğinide. Bazen bir şeyleri zorlamak hayarı umulduğundan daha tatsız hale getirebilir!”

“Şu yurda gidelim mi artık, merak ediyorum kendin için seçtiğin yeri gerçekten?” dedi Aybars gülümseyerek.

Feyza ile göz göze geldi bunları söylerken. Feyza’nın gözleri ne kadar da tanıdıktı.

Birlikte yola çıktılar. Yol boyu Zeynep hanım oğlunun içini rahatlatmak ister gibi yurdun ne kadar iyi bir yer olduğunu anlattı durdu. Anlatırken oğluna nasıl hayran hayran baktığını görüyordu Feyza arka koltuktan. Sanki onun yıllar sonra bulduğu yüz hatlarını hafızasına kazımaya çalışır gibi bakıyordu.

Aybars duygularını saklamayı gerçekten çok iyi başarıyordu. Annesinin yanında da duygularını kontrol ediyor gibiydi.Her şeyden önce doğru olanı yapıp sonra duygusal davranmayı planlıyor olmalı dedi Feyza içinden Çocukken de böyleydi o. Önce Feyza’yı korumak geliyordu hep. Bunu yaparken duygularını asla belli etmiyordu. Etmiyordu ama bunu yapması zaten duygularının sonucuydu. Biliyordu Feyza. Şimdi annesi için yapmayı kafaya koydukları da öyleydi. Dikkatle yola bakıyordu arabayı sürerken, dikiz aynasından onun gözlerini görebiliyordu Feyza, yüzünün bir kısmını da öyle Annesi anlatırken herhangi bir mimik veya ifade sergilemiyordu ama gözlerini kısıyor, dudaklarını kasıyordu ara ara. Sanki yolun bozukluğundan yapıyor gibiydi bunları ama aklından geçenlerin sonucu olduğu ortadaydı.

“Burası” dedi Zeynep hanım yurdun önüne gelince. Ana cadde üzerinde büyük bir binaydı. Camları koyu filtrelerle kapatılmıştı. Günlerdir anlattığı yerin bu kadar sıradan bir bina olmasına Feyza’da şaşırdı.

Aybars herhangi bir yorum yapmadan indi arabadan. Birlikte ana kapıya doğru yürüdüler. Kapıda onları merkezin müdürü karşıladı.

“Zeynep hanım hoş geldiniz! Biz de sizi bekliyorduk!”

“Hoşbulduk Mehmet bey. Bu oğlum Aybars, bu da yeğenim Feyza!”

“Siz de hoşgeldiniz! Buyurun içeri geçelim!” diyerek onları ofisine davet etti Mehmet bey. Burada Zeynep hanımın yatış işlemleri için gerekli evraklar doldurulacak ve imzalanacaktı.

“Merkezi gezebilir miyim?” dedi Aybars

Zeynep hanımın kalışına kesin gözüyle bakan Mehmet bey biraz şaşırmış bir ifade ile baktı Aybars’ın yüzüne.

“Annem burayı çok beğenmiş ama ben de görmek istiyorum izin verirseniz, birkaçta sorum olacak!”

“Tabi!” dedi Mehmet bey oturduğu koltuktan yeniden kalkarak.

“Anne siz burada kalın ben birazdan gelirim!” diyerek adamla odadan çıktı Aybars.

“Sana bir şey söyledi mi?” dedi Zeynep hanım, Feyza’ya.

“Hayır söylemedi.” dedi o da.

Yarım saat sonra Aybars ve müdür geri geldiler. Mehmet beyin giderken yüzüne yerleştirdiği gülümseme kaybolmuştu.

“Anne bu gün yatışını yapamayacaklar, haydi gidiyoruz!” dedi Aybars.

“Nasıl olur oğlum biz Mehmet bey ile her şeyi ayarlamıştık?” diyerek merakla Mehmet beye baktı Zeynep hanım.

“Siz oğlunuzu dinleyin Zeynep hanım!” dedi Mehmet bey bozuk bir sesle.

Zeynep hanım çaresiz kalktı bu sözün ardından, Feyza’da onunla birlikte. Yeniden arabaya döndüler üçü.

“Aybars! Adama bir şey mi söyledin. Burası güzel bir yer oğlum. Doktorum da onayladı”

“Biliyorum ama izin verirsen ben başka bir doktora daha danışmak isterim. Randevunu aldım zaten şimdi oraya gidiyoruz!”

“Başka doktor ne diyecek ki?” diyerek arabaya bindi Zeynep hanım. Yıllar sonra kavuştuğu oğluna itiraz etmek istemiyordu.

Büyük özel bir hastanenin önünde durdular biraz sonra, Hastanenin girişinde otelleri andıran bir masa ve hostes giyimli güler yüzlü görevli personel vardı.

“Hoşgeşdiniz Aybars bey!” dedi bir tanesi.

Feyza ve Zeynep hanım Aybars’ı tanıyor olmalarına şaşırdı biraz.

“Tacettin bey bekliyordu!” dedi Aybars.

“Evet üçüncü kat zaten biliyorsunuz”

Asansöre binip üçüncü kata çıktılar. Tacettin beyin odası hemen sağdaki ilk kapıydı.

“Aybars beyciğim annenizi tanımak ne şeref!” dedi doktor yerinden kalkarak.

Zeynep hanım iyice mahcup olmuştu.

“Lütfen rahatsız olmayın, Aybars bey benim çok sevdiğim biridir. Kendisi ile uzun yıllar bir dava için çalıştık. Babası Demir bey de bu hastanenin bağışçılarındandır.”

Zeynep hanım eski kocasının adını duyunca huzursuz oldu iyice. Feyza onun elini tutarak sakin olmasını işaret etti.

Gün boyu bir çok tahlil ve tetkik yapıldıktan sonra Tacettin bey önceki teşhisi onayladı.

“Görünüşe göre bir şeyler yapılabilmesi için zaten zaman geçmiş. Ancak Aybars bir yurttan bahsetti. Benim tavsiyem daha donanımlı bir yer tercih etmeniz yönünde olabilir ancak. Gerçekten evde bakımı zor bir sürece doğru gidiyorsunuz. Bu açıdan size hak veriyorum. Aybars’a da söyledim. Bir dostumu arayacağım ve sizi daha rahat edeceğiniz, hatta kendinizi tatilde hissedeceğiniz bir tesise yerleştirmesini rica edeceğim. Ancak bunun için bana bir hafta müsade etmeniz gerekiyor”

“Tamam!” dedi Aybars hemen annesine söz fırsatı vermeden.

“Pahalı bir yer mi?” dedi Zeynep hanım.

“Bir annenin sağlığı hiç bir parayla ölçülmez!” dedi Tacettin bey.

Teşekkür edip hastaneden çıktılar.

“Oğlum babanın kulağına gitmeyecek mi bunlar şimdi?” dedi Zeynep hanım endişeyle. Çok yorulmuş ve iyice huzursuz olmuştu yeni bulduğu oğluna böylesine yük olmaktan.

“Merak etme!” dedi Aybars, “Şey! Ben bu gece seninle kalsam olur mu?” dedi sonra çocuk gibi bir sesle.

Zeynep hanımın gözleri doluverdi hemen. Feyza çoktan ağlamaya başlamıştı bile.

“Sorulur mu?” dedi kadıncağız elini oğlunun vites kolunda duran elinin üzerine koyarak, “Sorulur mu oğlum?”

Aybars, Tacettin beyden haber gelene kadar Zeynep hanımların evinde kaldı. Zeynep hanımın odasına kapalı balkonda duran çekyatı taşımışlar ve onun yatağına birleştirmişlerdi.

“Hep annemin koynunda uyumanın, onun kokusunu duymanın nasıl bir şey olduğunu merak ederdim!” demişti Aybars. İlk defa o kontrolü bırakmış ve duygularını serbest bırakmış gibi görünmüştü o an. Geçen bir hafta boyunca Feyza mümkün olduğu kadar odasına çekilerek onların başbaşa kalmasını sağlamıştı.

Sadece bir gece annesinin odasından susadığı için çıkan Aybars ile karşılaşmışlardı.

“Uyumadın mı?” demişti onu görünce.

“Susadım!” diye cevap vermişti Feyza’da.

İkisi birden mutfak masasındaki sürahiden doldurmuşlardı bardaklarını. Aybars’ın bakışlarını farketmişti Feyza ama uyku sersemliğine vermişti.

“Bunca yıl benim yerime ona evlatlık yaptığın için sana borçluyum” demişti odaya dönmeden.

“Asıl bunca yıl anneni senin yerine yaşadığım için ben sana borçluyum!”

Durum bakmışlardı birbirlerine.

“Bunları konunşacağız!” demişti Aybars mutfaktan çıkmadan hemen önce ve annesinin odasına girmişti ardından.

Feyza onunla aynı evde olmanın nasıl bir huzur ve güven verdiğini hissediyordu bu son bir haftadır. Aynı çocukluğunda o bodrumdayken görmeye geldiği veya hayaliyle onu hep koruduğu gibi. Aynı çatı altındalardı şimdi. Aynı çatı altında nefes alıyorlardı. Feyza’nın onların ana oğul yaşadıkları bu duygu dolu anlardan bağımsız coşkuyla atan kalbinin yarattığı enerji sarmıştı tüm bedenini.

“Allahım beni bunca zaman korudun. Karşıma Zeynep hanım gibi bir meleği, koruyucu kahramanımın annesini şimdide kendisini çıkardın. Ne olur bu hikayenin sonunda beni yeniden ondan ayırma!”

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s