Yangın yeri – Bölüm 10

Aybars söze girmesi için Feyza’yı bekliyordu ama o yine kendi düşüncelerine daldığı için bunun farkında değildi.

“Buraya beni seyretmeye gelmediniz herhalde?” dedi Aybars nazik bir gülümseme ile.

Feyza bir anda kulaklarına kadar kızardığını hissetti, “Ne yapıyorum ben bu gün böyle?” dedi içinden ve “Bir, iki, üç!” diye saymaya başladı. Aybars şimdi o koltuktan kalkıp çocukken yaptığı gibi tutsaydı ellerinden kim bilir ne kadar kolay olurdu her şey.

“Ben sizinle özel bir mesele konuşmak için geldim” dedi mahcup bir şekilde.

İcra işleri olan insanlar her zaman böyle düşünürlerdi. Aybars alışık olduğu için eliyle devam edin işareti yaptı.

“Şey! Ben bir kadın tanıyorum. Bir anne, çok acılar çekmiş biri.” durup Aybars’ın yüzüne baktı.Dikkatle dinliyordu onu.

“Bu kadın bir iftiraya uğradığı için eşinden ve henüz yaşına girmemiş oğlundan ayrılmak zorunda kalmış. Yine de oğlunu hiç terketmemiş ve bu güne değin sürekli takip etmiş, uzaktan izlemiş, gurur duymuş başarılarıyla. Şimdi bu kadın çok hasta. Ölmeyi beklemek için bir yurda yerleşmeye hazırlanıyor.”

“Bakım için paraya mı ihtiyacı var?”

“Ne?” dedi Feyza önce,”Hayır paraya ihtiyacı yok onu da nereden çıkardınız?”

“Ne öyleyse?” dedi Aybars merakla.

“Ben onun oğlunu ölmeden önce görmesini istiyorum!” dedi derin bir nefes alıp Feyza.

Aybars bir süre daha merakla baktı onun yüzüne.

“Peki benden ne istiyorsunuz?” dedi sonra.

Feyza onun bunun bir dava konusu olduğunu düşündüğünü nihayet anladı ve toparlamak için yeniden başladı anlatmaya.

“Özür dilerim benim hatam. Bu bir dava konusu değil öncelikle, yani ben sizden mesleki yardım almaya gelmedim”

Aybars’ın yüzündeki ifade iyice hayrete dönüştü.

“Bahsettiğim kadın sizin anneniz!” dedi hop diye.

“Kamera şakası mı bu?” dedi Aybars yüzündeki hayret eksilmeden.

Feyza yine kıpkırmızı oldu, “Allahm giderek batırıyorum, yardım et!” dedi içinden.

“Hayır değil, sizin anneniz yaşıyor ve ben onunla oturuyorum aslına bakarsanız. Buraya geldiğimden haberi yok.”

“Siz benim hakkımda ne biliyorsunuz ki?” dedi Aybars öfkeli ya da gergin gözükmüyordu. Mesleki bir soğukkanlılık olmalı diye düşündü Feyza. Böyle durumlarda zihin ne tuhaf şeyler düşünüyordu.

“Ben sizin hakkınızda sandığınızdan çok şey biliyorum.” dedi yutkundu sonra kendinden bahsetmeyecekti toparladı cümleyi, “Büyükannenizle büyüdüğünüzü biliyorum. Oturduğunuz semtin adını biliyorum. Gittiğiniz okulları biliyorum. Annenizden dinledim hepsini”

“Ben annemle yaşamadım ki? Annem olduğunu söylediğiniz kadın nasıl biliyor bunları?”

“O sizi hep izlemiş söyledim ya!”

“Ben sizi tanıyor muyum bir yerlerden?” dedi Aybars sonra bir anda.

Evet mi dese, hayır mı dese bilemedi Feyza. Şimdi tanıyorsunuz dese konu karışacaktı belki, belkide hatırlayıp onu, inanacaktı sözlerine. Neredeyse bağırarak ağlamaya başlayacaktı. Bankaya girdiğinden beri saçma sapan şeyler yapıyor ve söylüyordu. .Tek istediği bir anneyi oğluna kavuşturmak ve Aybars’a yeniden ulaşmaktı ama bu kadar hazırlıksız gelmesi hataydı belkide. Gözlerini kapattı yeniden “Bir, iki, üç” diye saydı içinden. Hayalindeki Aybars gelip tuttu ellerini sakinleşti biraz. Gözlerini açtğında gerçek Aybars hayretle ona bakmaya devam ediyordu.

“Annenizin adı Zeynep” dedi Feyza.

“Doğru” dedi Aybars.

“Babanızın adı Demir, büyükannenizin adı da Fidan, sizin eviniz Çukuryurt’taydı, yani büyüdüğünüz ev. Üç odalı bir evdi. Sizin odanızda mavi bir perde, yerde lacivert bir halı, her zaman üzeri örtülü bir yatak bir de çalışma masası vardı. Pencereden karşı evin çatısına konan güvercinler görünüyordu.”

Aybars sessizce ona bakıyordu, “Bunları nereden biliyorsunuz?”

“Biliyorum işte, önemli olan bu değil mi? Söylediğim her şey gerçek!”

“Büyükannem hayatta değil artık. Babam ise hiç evlenmedi. Bana neden annemin öldüğünü söylemiş olsunlar ki?”

“Bunu babanıza sormalısınız belkide ama anneniz gerçekten hasta ve gerçekten ölecek artık. Bir kez olsun sizi yakından görmesine ve sarılmasına izin vermenizi istemeye geldim sizden. En azından bunu yaşamadan ayrılmasın bu hayattan lütfen!”

Aybars’ın da kafası karışmış gözüküyordu. Hâlâ sakin görünüyordu ama Feyza onun aklına girdiğini anlamıştı.

“Bir DNA testi her şeyi ortaya çıkarabilir zaten, başka bir şeye gerek yok!” dedi onu ikna etmek için.

“Siz benim kardeşim falan değilsiniz değil mi? Yani sonu ona çıkmayacak. Çünkü sizi sanki tanıyormuşum gibi geliyor nedense?”

“Hayır kardeşiniz değilim” dedi ama içindeki ses sürekli dürtüyordu onu, “Söylesene Feyza, soruyor işte adam. Şimdi tam sırası.”

“Bir gün ofisime gelip anneniz yaşıyor ve ölecek diyen birine güvenmem için daha fazlası olması gerek sanırım” dedi Aybars sonunda, “Ancak hakkımda bildikleriniz gerçekten ilginç, yani evimiz hakkında”

“O halde en azından hasta bir kadını ziyarete gelemez misiniz? Onu mutlu etmek için. Varsayın ki oğlu değilsiniz ama o öyle sanıyor!” dedi Feyza çaresiz bir sesle, “O yarın yurda gidecek ve bana adresi vermiyor size ulaşturmamam için”

“Beni görmek istemiyor mu?”

“Hayır öyle değil. Sizi görmek için geçen perşembe şu caddedeki bankaya gittiğini biliyorum. Her perşembe gidiyormuş zaten.”

Aybars gene durdu, “O bankanın icra işlerine bakıyorum ben!” dedi, “Biri beni görmeye o bankaya mı geliyormuş her perşembe?”

“Evet”

“Gerçekten ilginç bir gün oluyor! Sizinle bir yere gelmem mi gerekiyor benim sadece yani?”

“Evet”

“Bunun başıma bir iş getirecek bir tuzak olmadığını nasıl bileyim? Siz annem olduğunu söylediğiniz kişiyi buraya niye getirmiyorsunuz örneğin?”

“Sana onun hasta olduğunu söylüyorum!” dedi Feyza ayağa kalkarak, “Buraya geldiğimi bilmiyor diyorum! Büyükannen ve baban senden uzak durması için mahkeme kararı çıkartmışlar! Sen avukatsın ara bul o kararı!” diye bağırdı dayanamayıp.

Odanın kapısı açıldı ve sekreter Zuhal kafasını uzattı “Her şey yolunda mı?” diyerek

Aybars eliyle ona çıkmasını işaret etti. Yüzü iyice ciddileşmişti.

“Böyle bir karar varsa elbette bulabilirim!”

“Acele et o zaman! Annenin adı Zeynep Türkocağı!”

Aybars telefonu kaldırıp birini aradı. Büyükannesinin, babasının ve Zeynep hanımın adını vererek bir tarama istedi ve kapattı.

“Yarım saate kadar gelecek bilgi” dedi ciddi bir sesle, “Eğer bir şey çıkmazsa o zaman sizin gitmenizi isteyeceğim anlaştık mı?”

“Tamam!” dedi Feyza oturdu yeniden yerine, “O sizin hayatınızı kurtardı bir keresinde, benimde!” dedi kendi kendine mırıldanarak. Aybars tam anlayamadığı cümleyi tekrarlamasını isteyecekti tam ki telefon çaldı. Sessizce dinledi telefonda söyleneni ve teşekkür edip kapattı. Yüzü darmadağın olmuştu şimdi. Soğukkanlılık kaybolmuştu. Ayağa kalktı.

“Haklıymışsın!” dedi

“Geliyor musun?” dedi Feyza da kalkıp kapıya yürüyerek. Afallama sırası Aybars’a gelmişti. Rengi sapsarı olmuştu bir anda.

“Bu nasıl olabilir?” dedi kendi kendine.

“Bunları sonra babana sorarsın annenin çok vakti kalmadı”

Bir şey demeden Feyza’nın peşinden çıktı odadan, Zuhal’e dönüp “Bu gün randevum varsa lütfen iptal et!” dedi ve birlikte caddeye çıktılar.

“Arabam biraz ileride” diyerek o yana yürümeye başladı Aybars, Feyza’da peşinden.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s