Yangın yeri – Bölüm 2

Firdevs hanımın sağlığı yaşamaya daha fazla elvermeyip hayata gözlerini yumunca, Ekrem bey Dilşat’ı çekip aldığı çalışmaya gittiği yerlerden. Feyza yedi yaşını bitirmek üzereydi o zaman. Aybars’ta on olmuştu. İki çocuk bir daha görüşemeyeceklerini duyunca çok üzüldüler ama Aybars büyükannesi ve babasına Feyza’ların evini öğremesi konusunda ısrar edince onlarda aldılar adresi Dilşat’tan ayrılmadan önce. Çok uzakta değildi evleri ama yine de bir otobüs mesafesi vardı.

“Doğum günümde çağırmak istiyorum Feyza’yı adresi o yüzden lazım!” demişti evdekilere.

Feyza, Aybars’ın adreslerini aldığını ve mutlaka onu görmeye geleceğini söylemesi ile sakinleşmişti biraz ayrılırken.

“Geleceksin değil mi?”

“Evet geleceğim merak etme!”

Feyza büyüdükçe annesi çığlık atarken bağırmamayı öğrenmişti bodruma kapatılmamak için ama Ekrem bey bir bahane bulup onun yine de dövmekten vazgeçmemişti. Artık ondan kaçmak için kendisi kaçıp gidiyordu bodruma. Oraya bir yer yapmıştı kendine. “Gizli yerim” diye anlatmıştı geldiklerinde Aybars’a. Bahçeden gizli yere ulaşılabilen bir pencere vardı. Biraz yüksekteydi Feyza’nın boyu yetmiyordu oradan dışarıyı görmeye ama dışarıdan bakınca içerisi görünüyordu.

“Ben o camın birini açmaya çalışacağım. Sen geldiğinde oradan seslen ben duyarım tamam mı?” diye sözleşmişlerdi birlikte.

Böylece büyükannesi babası işe gittikten sonra Aybars’ı bahçede arakdaşları ile oynar sanırken, o harçlıklarıyla otobüse biniyor Feyza’ların evine gidiyordu. Sözleştikleri saatte Feyza hemen bodruma iniyor onu beklemeye başlıyordu. Camın birini açamadıkları için kırmışlardı ama neyseki evdeki kimse bunu farkında değildi.

Dilşat zaten dayak yiye yiye öyle aptallaşmıştı ki, zavallı kadın adını zor söyleyecek haldeydi. Bu yüzden gün içinde kızını da takip edemiyordu. Ekrem bey çalıştığı işinden atıldığı için iş arıyordu ve bu yüzden gündüz de evde oluyordu çoğunlukla. Feyza’nın okula gitme yaşı gelmişti ama bu yıl gitmesine izin vermemişti Ekrem bey. Aklı sıra kızı böyle böyle oyalayıp yollamayacaktı.

“Olur mu öyle şey! Babam dedi ki eğer seni okula göndermezse hapse girermiş!”

“Seneye dedi annem!”

Aybars camın önüne geliyor ama aşağı inemiyordu. Feyza bir sandalyenin üzerine çıkıyor oradan karşılıklı konuşuyorlardı sadece. Çoğu zaman Aybars büyükannesinin okulda veya eve dönünce yesin diye yaptığı kurabiyeleri toplayıp geliyordu yanunda. İkisi hem sohbet ediyor hem kurabiye atıştırıyorlardı. Dilşat’ın kurabiye yapacak hali olmadığı için Feyza için de çok keyifli oluyordu böylesi.

“Seni kurtaracağım bir gün göreceksin!” diyordu sürekli Feyza’ya ama biraz daha büyümem lazım.

“Senin annen nerede?” diye sormuştu Feyza bir kez ona. O kadar evlerine gitmişlerdi ama evde büyükannesinden başka kimseyi görmemişlerdi.

“Ölmüş benim annem!” demişti Aybars gözleri buğulanarak, “Hiç hatırlamıyorum!”

Bu ziyaretlerle yakalanmadan bir yıla yakın süre daha geçti. Hava kışa dönünce Aybars’ta eskisi kadar gelemedi ziyarete çünkü büyükannesi hasta olacak diye onu artık sokağa salmamaya başladı. Böyle iki aydan fazla görüşemediler. Sonunda hava biraz yumuşayınca Aybars bir bahane bulup geldi yine pencerenin önüne. Seslendi ama Feyza’dan ses çıkmadı. Bodrum her zaman ki gibi görünüyordu. Sadece Feyza’nın her zaman üzerine çıktığı sandalye duvarın dibine çekilmişti. Cam hâlâ kırıktı. Hava soğuyunca içeri yağış girmesin diye olsa gerek bir tahta parçası dayanmıştı kırık yere.

Aybars kafasını eğmiş içeri bakarken duydu evden gelen çığlıkları.

“Yeter artık vurma anneme!” diye bağırıyordu Feyza’nın sesi, “Ölecek görmüyor musun?”

“Sen yine kilitlenmek istiyorsun herhalde!” diye gürledi bir erkek sesi.

Birazdan paldır küldür çığlıklarla bodruma girdiler Feyza ve üvey babası. Aybars hemen kenara çekildi görünmemek için. Adam kıza bir yandan vuruyor bir yandan da duvar dibindeki sandalyeyi çekiştiriyordu.

“Otur şuraya!” diye gürledi.

Sonra dolaplardan birinin içinden bulduğu iple onu sıkı sıkı bağladı sandalyeye.

“Çöz beni! Annemin yanına gitmek istiyorum!” diye bağırdı Feyza. Bir tokatta o zaman yedi. Sandalye devrildi tokadın şiddetinden. Feyza’nın sesi de inlemeye döndü.

Adam çıktı gitti geldiği gibi. Sessizlik oldu sonra. Aybars hemen camdan içeri eğildi yeniden.

“Feyza? İyi misin? Ben geldim!”

“Aybars?” diye inledi Feyza, “Git buradan seni görmesin!”

“Hayır bir yere gitmiyorum, geleceğim oraya ve seni kurtaracağım bu defa!”

Tam o sırada Dilşat’ın çığlığı duyuldu yukarıdan, “Feyza’ya ne yaptın? Nerede kızım?”

“Çıktı, gitti kızın! Karnım aç benim!”

“Nereye gitti? Gitmez o beni bırakıp! Ne yaptın söyle!”

Feyza tam annesine “Buradayım!” diye bağıracaktı ki Aybars eliyle ağzını kapadı. O yukarıyı dinlerken atlayı vermişti kırık camı daha da parçalayarak içeri.

Yukarıdan yenidne bir boğuşma sesi duyuldu. Aybars yerdeki cam parçaları ile hızlı hızlı Feyza’nın iplerini kesmeye uğraşıyordu.

“Annemi bırakamam!” dedi Feyza ağlayarak.

“Onu da kurtarırız gelip, önce sen!”

“Olmaz!”

Yeniden ayak sesleri duyuldu yukarıda evin içinde bir kovalamaca var gibiydi.

“Sen mi açık bıraktın bu tüpü?” diye gürledi Ekrem beyin sesi, saniye geçmedi kocaman bir gümbürtü koptu evde, tavandan düşen parçalar yağdı çocukların üzerine. Aybars başına gelen parçayla yere yığılmıştı. Feyza’nın ipleri bağlıydı hâlâ gözlerine dolan tozu toprağı silkelemeye uğraşıyordu. Derken alevler düşmeye başladı delinen tavandan, yanan bir kaç eşya indi, duman sonra.

Bir gölge gördü Feyza içeride, nereden geldiğini anlamamıştı ama Aybars’ı kucakladığı gibi pencereden dışarı çıkardı zorla. Bütün camlar kırılmıştı zaten artık. Yukarıdan gelen duman bir hortumla emiliyor gibi doluyordu alevlerle birlikte bodrum kata doğru. Feyza’nın eteğinin ucu tutuşunca bağırmaya başladı.

“Gelecekler merak etme!” dedi bir ses pencereden nefes nefese ve kayboldu. Beş dakikaya kalmadı siren sesleri kalabalığın sesi biri atladı içeriye Feyza acıdan bayılmıştı artık.

Gözlerini açtığında bir hastane odasındaydı. Kendini pek iyi hissetmiyordu ama yaşıyordu demek. Başını doğrultup vücuduna baktı. Ayakları dizlerine kadar sarılıydı. Oynatmaya çalışınca çok yanı yandığı için vazgeçti.

Neler olmuştu öyle? Aybars neredeydi? Annesi?

“Kimse var mı?” diye bağırdı bir kaç kez. Odanın kapısı açıldı bir hemşire girdi içeriye.

“İyi misin? Bir yerin mi acıyor?” dedi hemen yanına gelip.

Feyza ondan sonra öğrendi olanları. Tüp patlamıştı evlerinde. Annesi ve babası ne yazık ki kurtulamamışlardı. O babam değildi bile diyemedi duyunca. Tıkanıp kaldı.

“Aybars?” dedi yutkunarak.

“O kim?” dedi hemşire hüzünle, “Ev hayvanın falan mı vardı?”

“Hayır arkadaşım vardı. Beni kurtarmaya gelmişti!”

“Buraya sadece seni getirdiler kurtulan olarak, bildiğim kadarıyla da evde başka kimse yokmuş!”

“Onu aldı birisi!”

Hemşire onun saçlarını okşayıp kolundan bir iğne yaptı. Kendinden geçerken sorabildi.

“Peki bana ne olacak?”

Artık bir evi, bir annesi yoktuysa, ne olacaktı sahi?

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s