Gönül kapısı – Bölüm 19

Feryal hanım misafirleri için gerçekten çok özenerek hazırlanmıştı. Lale ve Alisa’da Feryal hanımın fazla yorulmaması için ellerinden geleni yapmışlardı.

Tarık tek başına gelmek istemediği için önce uğrayıp Barbaros beyi aldı ve birlikte geldiler. Zaten Barbaros bey kızının evine bir kamyonetle gitmeyi uygun bulmamıştı. Kendi kızkardeşi olamasada kızının halası ile tanışmaya gidiyordu. Tarık ondaki heyecanı farkettiği için yol boyunca sessiz kalmayı tercih etti. Yıllardır içinde kalan kadının Barbaros amcanın kızı olduğuna hâlâ inanamıyordu. Keşke o Mesut denilen adam hiç ortaya çıkmamış olsaydı diye geçirdi içinden. O zaman bu akşam çok farklı duygularla giderdi o da. Heyecanlı olurdu en azından şimdikinden daha çok. Oysa şimdi biraz gergin hissediyordu.

İki adam kapıyı çaldığında, üç kadında kapının arkasında belirmişilerdi.

“Hoşgeldiniz!” dedi Feryal hanım gülümseyerek.

“Merhaba ben Barbaros!”dedi Barbaros bey, elindeki bir buket çiçeği hemen uzattı ona.

“Ne kadar naziksiniz teşekkürler, buyurun lütfen!” diyen Feryal hanımın gözü Tarık’a kaymıştı çoktan bu arada. Alisa dirseğiyle dürttü Lale’yi.

“Merhaba efendim. Benim ismim de Tarık. Barbaros amcanın, şey pardon beyin avukatıyım.!” diyerek o da elindeki tatlı paketini uzattı.

“Ne zahmet ettiniz!” diyerek paket ve çiçekleri kızlara verdi Feryal hanım ve misafirleri alarak salona götürdü.

“Çiçekler bahçeden mi?” diye sordu Lale babasına.

“Ah evet, bahçeden elbette. Aslında saksı getirecektim ama Feryal hanımın zevkini bilmediğim için..” dedi mahcup bir şekilde Barbaros bey.

“Ah! Bu güzellikleri gerçekten siz mi yetiştiriyorsunuz. Bayılırım ben çiçeklere!”

“Bir gün sizi bahçemde de ağırlamak isterim o halde uygun görürseniz”

Gülümsedi Feryal hanım.

“Baban nazik bir adammış” dedi mutfağa giderken Lale’ye, “Açıkçası ne ile karşılaşacağımı pek kestiremiyordum.”

“Sana iyi biri olduğunu söyledim hala!” dedi Lale gülümseyerek.

“Yani ben her ikisinide çok beğendim!” dedi Alisa kıkırdayarak.

Feryal hanım gülümsedi ama bir şey söylemedi.

“Gerçekten çok güzel bir masa hazırlamışsınız ellerinize sağlık, hepsi birbirinden lezzetliydi” dedi Barbaros bey tabaklarındaki son parçaları yerlerken.

“Siz de güzel yemek yapıyormuşsunuz diye duydum!”

“Elimden geldiğince. Eşim hastaneye yattıktan sonra geliştirdim sanırım. Bilirsiniz, insan tek başına olunca, bir şeylerle uğraşarak deva bulmaya çalışıyor”

“Ah bilmez miyim? Eşiniz, yani Lale’nin annesi, o nasıl?”

Barbaros bey eşinin durumunu özetledi kısaca. Halası ve babası anlamış gözüküyorlardı. Bu Lale’yi oldukça rahatlattı. Bu arada Tarık’ın yemek boyunca az konuştuğu ve gözlerini sürekli ondan kaçırdığını farketmişti. Bir yolunu bulup onunla şu Mesut konusunu konuşması gerekiyordu artık.

“Tarık oğlum, sen pek konuşkan değilsin anlaşılan. Evli misin?” dedi Feryal hanım sonra pat diye.

“Hayır efendim değilim!”

“Ya! Senin gibi başarılı bir gencin henüz kapılmamış olmasına şaşırdım doğrusu!”

“Bir kız arkadaşı vardı ama ayrıldılar sanırım değil mi?” dedi Barbaros bey. Gençlerina arasındaki elektiriğin farkında olduğu için bilgi vermek istemişti. Elbette Mesut olayından haberi yoktu.

“Bazen olmuyor gerçekten, yeğenimde yeni atabildi başından bir belayı! Benim yüzümden az kalsın ona hiç layık olmayan biri ile görüşmek zorunda kalacaktı!”

“Mesut mu?” dedi Tarık bir anda boş bulunup. Alisa kıkırdadı. Tarık kıpkırmızı oldu.

“Evet o!” dedi Lale, beklediği fırsat bu değildi aslında başka zaman olsa olayların bu şekilde gelişmesine çok bozulurdu ama şimdi halası onun yerine çözüvermişti durumu.

Tarık’ın yüzündeki ifade yumuşadı birden.

“Ona Mesut’dan bahsetmiş miydin?” dedi Feryal hanım dönüp Lale’ye.

“Hayır halacığım, biz bir noter işi yapmaya gittiğimizde karşılaştık Mesut’la. O zaman tanıştılar!”

“Bundan benimde haberim yoktu?” dedi Barbaros bey.

Gecenin geri kalanı Lale ve Tarık’ın bakışmaları, gülüşmeler ile dolu dolu geçti. Feryal hanım da gençlerin arasındaki elektiriği çözmüştü çoktan.

Barbaros bey ve Tarık fazla geç saate kalmadan teşekkür ederek ayrıldılar evden.

Masayı toprlarken Alisa ve Lale Feryal hanımın Tarık atağını bekliyorlardı ama on dakika geçmesine rağmen Feryal hanım hiç bir şey söylemiyordu.

“Baban iyi biri Lale. Senin adına çok sevindim kızım!” dedi sadece.

Lale uzun süredir ilk kez hayatında bir şeylerin yeniden iyi gitmeye başladığını hissediyordu. Mesut’le olmadığını öğrendikten sonra Tarık’ın bütün gece o güzel gözleriyle yeniden buluşmak onu çok heyecanlandırmıştı.

“Tarık’ta müthiş çocuk değil mi Feryal teyze?” dedi Alisa onu konuşturmak için.

“Kızım o kadar beğendiysen konuşalım Barbaros beyle bir randevu ayarlasın sana!” dedi umursamaz bir sesle Feryal hanım.

Alisa beklemediği bu tepki karşısında ne diyeceğini şaşırmış Lale’ye bakıyordu, Lale anlamadım der gibi işaret etti arkadaşına. Feryal hanım içten içe gülüyordu kızların haline.

“Bu defa olmayacak küçük hanımlar!” dedi kendi kendine ve “Ben yatmaya gidiyorum kızlar! Size iyi geceler!” diyerek odasına gitti.

Kızlar sabaha kadar heycanla günü değerlendirdilermeye niyetlenmişlerdi ki, Tarık’tan gelen mesaj ile Alisa hiç oyalanmadan kendi yatağına gitti. Berke’ye şöyle düzgün bir adam olamadığı için saydırdı içinden önce sonra uykuya daldı.

“Belki bir akşam gökyüzüne bakmalıyız yeniden!” yazıyordu Tarık’ın mesajında.

“Harika olur!” yazdı Lale elleri titreyerek!

Altı ay sonra gelin odasında Barbaros bey Tarık’ın kravatını düzeltiyordu.

“İşte şimdi gerçekten oğlum oluyorsun!” diyordu gülümseyerek.

Lale sevdiği iki adama hayranlıkla bakıyordu onlar konuşurken Feryal hanım odanın kapısında arkadaşlarıyla konuşuyordu. Birazdan Barbaros beyle misafirleri karşılamaya çıkacaklardı.

O sırada odaya gelen bir görevli, beklenen misafirin geldiğini söyledi Barbaros beye bakarak. Hepsi merakla ona baktılar.

“Haydi!” dedi Barbaros bey, misafirler gelmeye başlamadan sizinle bir fotoğraf çektirmke isteyen biri var.

Merakla dışarı çıktıklarında bir bakıcının ittiği sandalyesinde oturan Rümeysa hanımı gördüler. Kırmızı çiçekli bir elbise giydirmişler ve kırmızı bir ruj sürmüşlerdi.

“Anne?” dedi Lale gözleri dolarak.

“O? Annen mi?” dedi Feryal hanım şaşkın şaşkın!”

“Evet bu eşim Rümeysa, kızının nikahında bulunmak isteyeceğini düşündüm. Bir hatıra fotoğrafımız olmalı ailecek değil mi?”

“Evet, elbette!” dedi Lale titreyen bir sesle.

“Allahım bu nasıl bir adam böyle!” dedi Feryal hanım iç çekerek, “En azından insana umut veriyor değil mi?”

“Ne için?” dedi Tarık hayran hayran müstakbel karısı ve ailesine bakarken.

“Böyle insanların var olabileceğine dair elbette!”

Gülümsedi Tarık bu söze, “Eminim vardır!” dedi kibarca.

Evlerinin en güzel yerine koydular aile fotoğraflarını, babası, annesi, halası, sevdiği adam ve Lale.

Turhan bey ve Nuran hanımı kimse göremese de onlar da gülümsüyorlardı o fotoğrafta geride.

SON

Gönül kapısı – Bölüm 19’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s