Gönül kapısı – Bölüm 16

Lale sabahtan işe gidecek sonra öğlene doğru Tarık gelip onu alacak ve birlikte notere gideceklerdi. O sabah evden neşe ile çıktı Feryal hanım yeğenindeki bu mutlu değişimi görünce mutlu oldu elbette ancak akşam ile bir ilgisi olup olmadığını merak etti. Tam bunları düşünürken Mesut arayıverince olanları bir bir ona anlattı.

“Anladım Feryal teyze! Ben bir araştırayım!” diyerek kapattı telefonu bu kez Mesut bozularak.

Aslında Feryal hanımın bu konuyu ona açmaya niyeti yoktu önceki gün söylediklerinden sonra ama yeğeninin de boş durmadığını bilsin diye söyledi birazda. Yani iyi hoş çocuktu Mesut ama belki Lale’nin dediği gibi kibirliydi biraz.

Tarık tam söz verdiği saatte geldi, o geldiğinde Lale çoktana aşağı inmişti. İkisi de iş saatinde olduklarından gayet resmi giyinmişlerdi.

“Tatildeki hali özlüyor insan öyle değil mi?” dedi Tarık takım elbisesini göstererek

“Bu da yakışmış” dedi Lale’de gülümseyerek ama gülümserken yüzünün kıpkırmızı olduğunu da farketti. Noter işini halettikten sonra Tarık’ın ısrarı ile öğle yemeğini de birlikte yediler. İkisi de merak ettikleri soruyu sormak için fırsat kolladılar ama bir türlü olmadı. En azından ikisinin de parmaklarında alyans olmadığı ortaya çıktı.

Tarık arabadan inip onu binanın kapısına kadar geçirdi.

“Merhaba Lale!” diyen sese ikisi birden dönüp baktılar.

Lale Mesut’u görünce şaşırdı biraz, “Geleceğini bilmiyordum!” dedi merakla.

“Sürpriz yapayım dedim ama senin işlerin varmış gerçekten!” dedi Mesut imalı imalı.

“Merhaba ben Tarık Lale hanımın avukatıyım!” dedi Tarık elini uzatarak.

“Merhaba ben de Mesut, Lale hanımın erkek arkadaşıyım!”

Lale “Hayır değil!” diyecek oldu ama şimdi bunu yapmanın da tuhaf olacağını düşündüğü için bir şey söylemedi.

“Ben gideyim o zaman!” diyerek selam verdi Tarık başıyla ikisine ve arabasına gitti.

“Neden bir avukata ihtiyacın olduğunu söylemedin, senin için kendi avukatımı ayarladım.” dedi Mesut kızın kolunu tutarak. Bu kol tutma aslında Tarık’a göstermek içindi. Lale onun bu tuhaf tavrından rahatsız olduğu için çekti kolunu.

“Aile meselesi!” dedi nazikçe, “Sen neden gelmiştin?”

“Yemeğe çıkar konuşuruz diye düşünmüştüm”

“Keşke haber verseydin!”

“Haber verseydim zaten gelme diyecektin öyle değil mi?”

“İşe dönmem gerek şimdi” dedi Lale sabırsız bir sesle.

“Tamam,  o zaman bana ofisinde bir kahve ısmarlarsın konuşuruz!”

Lale buna bir şey diyemediği için birlikte yukarı çıktılar. Tarık’a bir şekilde onun erkek arkadaşı olmadığını söylemek istiyordu ama bunun için nasıl bir yol izlemesi gerektiğini bilmiyordu. Önce Mesut’tan kurtulması gerekiyordu.

“Anlatacak mısın neler olduğunu?” dedi Mesut.

“Aslında anlatacak pek bir şey yok, ben bizim pek uygun olmadığımıza karar verdim”

“Nasıl uygun olmadığımıza yani, annemle tanışınca mı karar verdin buna?”

“Yani ben ciddi bir ilişkiye hazır değilim anlamında söyledim. Evlenmeyi düşünmüyorum. Anlarsın.”

“Seni annemle tanıştırınca evleneceğimizi mi düşündün?” dedi Mesut ukala ukala.

Lale baktı ona şaşkın şaşkın, ne pişkin adamdı bu böyle.

“Peki! Seni kırmayım diyordum ama söyleyeyim o zaman!  Ben o az önce aşağıda gördüğün adama deli gibi aşığım. Bu nedenle seninle görüşmek istemiyorum!” dedi pat diye.

Mesut’un yüzü ne şekil alacağını bilemedi bir süre.

“Benim peşimden koşmayı bırak o zaman artık!” dedi kapıya yürüdükten sonra ofisteki herkesin duyabileceği bir sesle ve dönüp çıktı.

“İnanamıyorum!” dedi Lale arkasından bakakalmıştı. Ofistekiler gülerek bakıyorlardı ona doğru.

“Boşverin!” der gibi bir işaret yapıp içeri girdi. Şimdi halasını arayıp bunları anlatmaya kalksa Tarık’ın kim olduğunun anlatması gerekecekti önce. Daha Alisa bile Tarık’ın kim olduğunu bilmiyordu.

“Evet önce Alisa’ya anlatayım her şeyi kafamda toparlamış olurum!” diyerek arkadaşına akşam için uygun olup olmadığını sordu.

“Elbette uygunum!” yazdı Alisa

“Öyleyse bize gel, halamda sevinir, hatta bizde kal. Sana sabaha kadar bir sürü şey anlatacağım!”

“Harika!”

Sonra halasını arayıp Alisa’nın yemeğe geleceğini ve onlarda kalacağını söyledi.

“Sana inanmıyorum Lale! Bunca zamandır bana nasıl Tarık’tan hiç bahsetmezsin!” dedi Lale odaya çıkıp sohbete başladıklarında.

“Alisa babamdan da bahsediyorum dinlemiyor musun?”

“Dinliyorum elbette. Ne olmuş bir baban daha var şimdi. Tarık daha önemli kızım?”

“Sence halama söylemelimiyim artık?”

“Tarık’ı mı? Tabi söylemelesin yoksa sana koca aramaya devam edecek!”

“Alisa! Tarık’ı sormuyorum. Onun bir nişanlısı bile olabilir. Babamdan bahsediyorum!” dediği sırada odanın kapısı açıldı içeri Feryal hanım girdi.

Elinde iki tane çikolatalı süt fincanı ve kurabiyeler olan bir tepsi vardı.

“Tıpkı çocukken olduğu gibi bir şeyler olsun istersiniz diye düşündüm!” dedi gülümseyerek, “Turhan ağabeyimden mi bahsediyordunuz?” dedi sonra merakla ve oturdu yatağın kenarına o da, “Biraz kalabilirim değil mi bende!”

“Elbette kal Feryal teyze! Biz de ne olacak bu Lale’nin hali diye konuşuyorduk!”

“Asıl senin halin ne olacak?” dedi Feryal hanım şaka yollu bir sinirle, “Sanki birbirinizden bir farkınız var! Turşunuzu kuracağız böyle  giderse!”

“Feryal teyze ama sen de hiç evlenmemişsin öyle değil mi?” dedi Alisa bu kez pat diye.

“İyi bir şey olsa size evlenin diye tutturmam herhalde!” dedi Feryal hanım bu kez.  Sonra gülmeye başladı.

“Evlenmedim ama aşık oldum elbette!” dedi kırıtarak, “Hem de çok kere!”

“Niye evlenmedin o zaman hala?”

“Ne bileyim? Yurt dışına gitmiştim zaten. Orada başımda evlen diye tutturan biri yoktu. Gezeyim tozayım derken bir de baktım ki yıllar geçmiş gitmiş!”

“İster miydin evlenmek?” dedi Alisa merakla.

“İsterdim. Yani ağabeyimin çok güzel bir evliliği vardı. Bu güzel kızda hayatlarına dahil olunca onları kıskanmadım desem yalan olur! Bir çocuk sahini olmak güzel olabilirdi herhalde bilmiyorum!”

“Yani sadece bir çocuğunun olmasını merak ettiğin için mi evlenirdin?” dedi Alisa bu kez.

“Aptal çocuklar sizi. Yaşlandığınız zaman yanlızlığın ne zor bir şey olduğunu anlayacaksınız.  Sizinle ömrünü geçirmeyi göze almış bir adama neden hayır diyesiniz ki? İnsana insan lazım.”

“Bir sürü arkadaşın var ama hala?” dedi Lale üzülerek.

“Evet var. Hepsinin ölmüş de olsa kocaları, çocukları, torunları var. Benim ise anlatacak hiç bir şeyim yok onlara. Lale hariç tabi.”

“Halacığım!” diyerek sarıldı Lale ona. Hiç bu açıdan bakmamıştı duruma.

“İyi de Feryal teyze, Lale’yi evlendirmeye bu kadar uğraşırsan sonunda gene yanlız kalmayacak mısın Allahaşkına?”

“Sonra sana saracağım niye yanlız kalayım?” diye kahkaha attı Feryal hanım.

“Hala sana söylemem gereken bir şey var!” dedi Lale bu kez. Aslında Alisa varken ondan güç alıp söylemek belki daha iyi olabilir diye düşünmüştü bir anda. Hele halasının da böyle keyfi yerindeyken.

Alisa merakla baktı arkadaşının yüzüne, acaba hangi birini söyleyecekti şimdi.

“Ben Mesut’u sevmiyorum ve görüşmek istemiyorum” dedi Lale halasının yüzüne bakmadan.

“Biliyorum güzel kızım! Yeterince açık bu zaten!” dedi halası yumuşak yumuşak.”

“Bir şey demeyecek misin?”

“Hayır, hayat senin hayatın!”

“İşte şimdi babam gibi konuştun be hala!” diyerek sımsıkı sarıldı kadına Lale.  Feryal hanımda şaşırdı bu tepkiye. Lale bu kadar içten sarılmamıştı halasına daha önce hiç. Sonra halasını bırakıp devam etti konuşmaya.

“Bir şey daha söylemem gerek!”

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s