Gönül kapısı – Bölüm 15

O akşam yine babasının çiçekli harika bahçesine gideceği için mutluydu Lale. Mesai saatinin bile nasıl tükendiğini anlamamıştı bu yüzden.

Feryal hanım yeğeninin o akşam yine dışarı çıkacağını duyunca iyice meraklanmıştı. Mesut ile buluşuyor olsa haberi olurdu, çünkü onunla konuşmaya devam ediyorlardı. Öyle nazik bir çocuktu ki, bir ihtiyacı olup olmadığını  soruyor, hatırını sormak için  arıyordu. Lale’nin davranışlarına bir anlam veremiyordu. Onu mutlu etmek için elinden geleni yapmaya fazlasıyla hazır olmasına rağmen, Lale annesini bir kere gördüğü halde nedense tavır takınmıştı. Bunu konuşma gereği bile duymamış olması başka bir can acıtıcı noktaydı. Lale için bu kadar değersiz olmak üzüyordu zavallı genç adamı. İncinmişti sahiden. Tıpkı Feryal hanım gibi. O da yeğeni için en iyisi olsun diye uğraşıyor ama sürekli Lale’nin olumsuz tepkileri ile karşılaşıyordu.

“Aslında ağabeyimde böyle dik başlıydı!” diye dert yanmıştı Mesut’a, “Yattıkları yer nur olsun Nuran hanım çok sabırlıydı senin gibi, idare ederdi ağabeyimi. Lale’de anlayacaktır senin değerini ben inanıyorum.”

“İnşallah geç olmaz Feryal teyzeciğim, annem bana bir kaç kişi beğenmiş bile inanmazsınız.”

“A yok canım? Daha şimdiden!”

“Ya sormayın, çok istiyor evleneyim o da sizin gibi!”

“Neyse hayırlısı olsun diyelim o zaman evladım! Annene selam söyle!” dedi Feryal hanım biraz bozularak kapattı telefonu.

Gün içinde bahaneler bularak bir kaç kez yeğenini aradı ama Lale’nin ağzından akşamki programı ile ilgili bir bilgi alamadı.

Lale babasının evine vardığında adamcağız yine  her şeyi elleriyle hazırlamış masaya taşıyordu. Kızını görünce gözleri parladı.

“Biliyor musun? Yıllardır ilk kez bu kadar heyacanla masa hazırlıyorum!”

“Ellerinize sağlık, her şey yine çok güzel görünüyor!”

“Haydi gel otur! Ben her şeyi hazırladım zaten!”

“Avukatı beklemeyecek miyiz?”

“Ah o çok naziktir görünce anlayacaksın, ‘Siz yemeğinizi kızınızla başbaşa yeyin ben sonra size eşlik ederim’ dedi.”

“Tamam o zaman!” diyerek tabağına güzel yemeklerden almaya başladı Lale.

“Bu gün sana bir saksı da çiçek vereceğim odana koyman için. Seviyorsun değil mi çiçekleri?”

“Evet severim. Teşekkür ederim.”

“Camın önüne koyarsın bol ışık alan bir yere, bunca yıldır baba olarak sana verebildiğim bir şey olsun bari değil mi?” diye mahcup mahcup güldü Barbaros bey.

“Kendinizi bu kadar üzmeyin artık ne olur. Bir şeyler yaşandı bitti. Değiştiremeyiz. Bundan sonrasını güler yüzle kaşrılamak lazım artık”

“Haklısın güzel kızım.”

Yemeklerini yedikten sonra birlikte masayı topladılar. Barbaros bey artanlardan götürmek isteyip, istemediğini sordu ama Lale halasına buraya geldiğini söylemediğini söyleyince ısrar etmedi.

“Yani ona söyleyeceğim en kısa zamanda ama halam biraz zor biridir. Uygun zamanı bekliyorum”

“Lale, sen neyi daha iyi yapacağını bilirsin kızım. Bu senin hayatın. Hiç söylemeyeceğim de desen inan ben hiç alınmam.”

“Sağolun!”

“Hah kapı çalıyor geldi bizim avukat. Haydi sen geç bahçeye ben de gidip kapıyı açayım!” dedi Barbaros bey heyecanla.

Az sonra yanında avukatı ile geldiler bahçeye.

“İşte bu benim kızım Lale!” dedi gurula kızını avukatına tanıştırırken.

Lale’nin yüzündeki tuhaf ifadeyi görünce kızım lafını tonlarken mi abarttım acaba diye endişelendi birden. Sonra avukatın yüzünde de aynı ifadeyi görünce kafası karıştı adamcağızın.

“Bir şey mi kaçırıyorum!” dedi ikisine bakarak.

“Biz daha önce tanışmıştık Barbaros amca” dedi Tarık, “Kısa bir karşılaşmaydı.”

“A öyle mi? Hayat nasıl tuhaf bir şey. Nerede tanıştınız bakayım!” diyerek ikisinide oturttu Barbaros bey.

Lale ve Tarık hissettiklerine girmeden anlattılar kısaca o tatili.

“Ben böyle ani ayrılmak zorunda kalınca tabi, Tarık ile bir daha görüşme şansımız olmadı!” dedi Lale ona bakarak.

“Açıkçası ben de bir anlam verememiştim bu ani gidişe. Bir hata yaptığımı bile düşündüm, yani bir not bile bırakmadan gidince!”

Barbaros bey iki gencin birbirlerine yapıp durdukları açıklamalardan aralarında bir elektiriklenme olduğunu anladı ama aradan üç dört yıl geçmişti. Bildiği kadar kızı nişanlı değildi ama ona bir sevdiği olup olmadığını hiç sormamıştı. Babası Tarık’ın da bir görüştüğü olduğunu söylemişti.

“Gençler yeniden karşılaşmanıza sevindim. Belli ki konuşacak daha çok şeyiniz kalmış geriye ama şu bizim işi halledellim bu akşam önce, sonra yeniden devam ederiz olmaz mı?” dedi şimdilik muhabbeti dağıtmak için.

Tarık hemen çantasından çıkardı gerekli evrakları, “Barbaros amcanın kızı olduğuna inanamıyorum!” dedi Lale’ye dönüp, “Yani biz senden hep Aytaç diye bahsediyorduk ama şimdi nasıl olacak bilmiyorum!”

“Nüfusta bunu çözmenin bir yolu vardır herhalde değil mi?” dedi Barbaros bey.

“Evet! Halledeceğiz mutlaka! Lale’den  de bir vekalet almam gerekecek bunun için. Yarın notere gitmemiz uygun olur mu?”

Böylece gecenin kalanında Lale’nin yeniden Barbaros beyin varisi olması için yapılması gerekenleri konuşup durdular. Barbaros bey Tarık’ın gerekmediği halde pek çok detaya girip Lale ile daha çok konuşmak istediğini anlıyordu. Bir telefon etme bahanesi ile gençleri ara ara bahçede başbaşa bıraktı bu yüzden.

“Bu sene tatil için bir plan yaptın mı?” dedi Tarık.

“Hayır!” diye gülümsedi Lale, “Gördüğün gibi hayatım yine çok dalgalı!”

“Evet anlatmak isteyeceğin çok şey vardır bir yabancıya belki”

“Belki”

Gençlerin sohbeti bir türlü bitirmediğini farkeden Barbaros bey, Lale’nin halası ile kaldığını hatırlatarak, “Kadıncağız merak etmesin!”  diye uyardı ikisini birden.

“Doğru halam zaten nerede olduğumu merak ediyor bu gece, peşime düşmesin, kalkayım!” dedi gülerek.

“Ben bırakayım!” diyerek apar topar ayağa kalktı  Tarık’da önündeki bütün kağıtlar etrafa saçıldı o aniden fırlayınca.

“Yavaş oğlum, bırak tamam! Geç kaldı dediysem o kadar da değil!”

Lale gülmeye başladı babasının sözüne, Tarık’da güldü peşinden.

Birlikte ertesi gün yapacakları işlerden bahsettiler arabada ve ayrıldılar Lale’nin kapısının önünde.

Feryal hanım yeğeninin bir arabadan indiğini gördü perdenin aralığından. Arabayı süren adama baktı ama seçemedi gözü. Mesut’un arabası olmadığı kesindi. Lale içeri girmeden hemen televizyonun başına geçip uyukluyormuş gibi yaptı.

Lale gerçekten harika bir akşam geçirmişti Neredeyse her akşam hayalini kurduğu Tarık babasının evinde bir anda karşısına çıkıvermişti işte. Kalp çarpıntısını duyacaklar diye ödü patlamıştı onu gördüğünde. Yüzünde kocaman bir gülümseme ile girdi kapıdan. Halasının televizyonun karşısında olduğunu farketmedi bile, üçer beşer atlayarak çıktı odasına ve yatağına uzanıp geceyi düşünmeye başladı.

“Ah çok uzun zaman geçti aradan ya evlendiyse?” dedi kendi kendine, “Neden bir yolunu bulup sormadım ki? Ya da alyansı var mı diye bakmadım?”

Tarık’ta eve dönmüş aynı şeyleri düşünüyordu. O da bunca zaman sonra Lale’yi yeniden gördüğüne çok sevinmişti. O gecenin ardından aralarında bir şeyler olacağından öyle emindi ki kahvaltıya geldiğinde onu göremeyince çok şaşırdı önce. Odasının önünden geçip kapısının açık ve içinin boş olduğunu görünce oda değiştirdiğini sandı. En son resepsiyona sormayı akıl edince öğrendi gittiğini.  Tatilinin son gecesi olduğundan bile bahsetmemişti oysa.

(devam edecek)

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s