Gönül kapısı – Bölüm 9

Lale isteksiz isteksiz gitti odasına. Feryal hanım iyi hoştu ama bu artık biraz ileri gitmek olmuştu açıkçası. Kocaman kızdı Lale ona sormadan bir adama randevu vermekte neyin nesiydi. Tamam dışarı çıktığı ya da hayatında biri olduğu söylenemezdi ama zaten üst üste gelen olaylar buna fırsatta vermemişti ki. Daha yeni yeni kendine geliyordu.

Babasının anlattığı olaydan halasına bahsetmemişti. Turhan bey anlattığı gün “Annen, ben ve senden başka kimse bilmiyor!” demişti bastıra bastıra. Bu konuşmayı unutmamıştı tabi ki. Hayatta olan bir ailesi daha olduğunu da. Sadece düşünmek istemiyordu ama zihninin, yüreğinin bir yerlerinde kazınıp duruyordu konu ortaya çıkmak için hissediyordu. İşte bu zamanların ilacı Tarık olmuştu son iki yıldır. En son gerçekten bir şeyler hissettiği o olduğu için gerildiğinde hatırlayıp rahatlayabileceği en mutlu andı o sahildeki gece. Sahilde olduğu gibi kalmamıştı tabi hayalinde. Şekilden şekile girmiş durmuştu. Gerçek olması da önemli değildi zaten. Önemli olan onu sıkıntılı ruh halinden uzaklaştıran bir an olmasıydı hatırlanacak. Annesinin kaybı, sonra bu başka aile hikayesi, ardından babasının kaybı ve hayatına giren halası ve onun arkadaşları derken aslında o da sürüklenip durmuştu aslında.

“Neyse ya! Belki de halam haklıdır.” diyerek bir elbise çekti dolabından. Bir gece tanımadığı bir adamla yemek yiyerek ölecek değildi herhalde.

Kapı zilini duyunca anladı saatin tam sekiz olduğunu daha  saçını bile taramamıştı. Hızlıca geriye doğru atıp tokasını tutturuverdi arkadan. Her nasılsa bir kerede gayet güzel toplanıvermişti saçı. Hatta uğraşsa yapamayacağı bir şekle girdiği için kendi bile hayretle bakıyordu. Halasının seslenmesini bekledi aşağıdan ama Feryal hanımın sesi çıkmayınca acele etmeden yüzüne biraz makyaj sürdü.

Aşağı indiğinde Feryal hanım misafiriyle karşılıklı oturmuş neşeli bir muhabette dalmıştı. Genç adam Lale’yi görünce kalktı hemen ve gülümsedi.

“Ah güzel kızım. Biz de Mesut ile laflıyorduk sen hazırlanana kadar!”

“Merhaba!” dedi Lale “Hoşgeldiniz!”

Daha genç adam ağzını açamadan “Haydi çıkında dışarıda konuşun, güzel eğlenin, gecikirseniz merak etmem rahat olun!” deyiverdi Feryal hanım pat diye. Lale kulaklarına kadar kızardığını hissetti.

Mesut halası ile vedalaştı ve birlikte kapıda bekleyen arabaya bindiler.  Az önce halasının söylesiklerinden sonra Lale ne diyeceğini bilemiyordu.

“Merak etmeyin. Benim annemde böyledir. Alışkınım ben” dedi Mesut gülerek.

“Ha sahi mi?” dedi Lale derin bir iç geçirip, “Gerçekten kendimi o kadar utanmış hissediyorum ki anlatamam!”

“Hiç gerek yok!”

Böyle başlayan muhabbet gece boyu keyifli bir şekilde devam etti. Mesut gerçekten keyifli bir adamdı. Bir şirkette ikinci derece yönetici olarak çalışıyordu ve yakında bir terfi bekliyordu. İşin gerçeği o da annesinin ısrarı ile gelmişti bu yemeğe.

“İyi ki de gelmişim! Çok güzel vakit geçirdim!” dedi gece Lale’yi eve bıraktığında.

Lale’de hiç sıkılmamıştı doğrusu ama içinde en ufak bir kıpırdanma olmamıştı bu genç adama karşı. Gülümsedi ve ayrıldılar.

Feryal hanım aynı bıraktıkları koltukta bekliyordu. Daha içeri girer girmez “E? Nasıl geçti?” dedi merakla.

“Halacığım nasıl geçecek yemek yedik işte!”

“Evet erken geldiniz? Bende onun için sordum!”

“İlk buluşmalar böyle olur. Birbirimizi tanımıyoruz ki henüz!” diyerek odasına doğru yürüdü Lale.

Feryal hanımda hemen eline telefonu alıp arkadaşlarına yazmaya başladı olanları.

“Umarım yeniden görüşürüz!” diyen bir mesaj geldi Mesuttan. Önce tanımadı numarayı ama ismi okuyunca anladı tabi. Halası telefonunu da vermişti demek ona sormadan.

Görmemiş gibi yapmak istedi önce. Bal gibide gelip uyumuş olabilirdi hemen. Sonra bunun ayıp olacağını düşündü.

“Uygun bir zamanda olabilir tabi” yazdı. O uygun zamanın kolay gelmeyeceğini düşünüyodu.

“Yarın?” yazdı Mesut bu sefer, “Çok erken diyorsan, hafta sonu?”

“Hafta sonu için haberleşiriz. İyi geceler.” yazdı en son.

Alisa bayılmıştı Lale’nin anlattıklarına, “Neden bir şans vermediğini anlamıyorum! Gayet iyi vakit geçirmişsin işte!”

“İyi de bir kez daha çıkarsam halam nikah memuru ile bekler bizi salonda!”

“Yok canım sende artık. Kadıncağız seni sevdiği için öyle yapıyor! Mutlu ol diye. Sen mutlu olunca karışmaz o kadarına!”

“Tabi, tabi!”

“Ya hadi cumartesi olur yaz şuna! Bak bu defa keyifli geçmezse söz bir daha ıstar etmiyeceğim! Ay resmi falan yok mu bu çocuğun?”

“Alisa? İlk günden fotoğraf mı isteyecektim?”

“Tamam canım insan sosyal medya hesabı falan sorar. Bakardık oradan. Soyadı neymiş ki?”

“Bilmiyorum”

Alisa’nın ısrarı ile Cumartesi akşamı yine ayna karşısında Mesut ile buluşmak için hazırlanıyordu. Feryal hanım onların çıkacağını duyunca sevinçten çığlık atmıştı. Halasına fırsat  vermemek için bu  defa Mesut daha  arabadayken çıktı dışarı ve ikisinin konuşmasını engelledi.

“İyi hamleydi!” dedi Mesut gülerek.

“Ne yapayım ya, kim bilir neler diyecekti bu gün?”

“Annemin ben çıkarken söylediklerini duymak ister misin?”

“Hayır! Hayır! Lütfen söyleme!”

İkisi de gülmeye başladılar.  Yine gülerek başlayan keyifli bir akşam oldu. Bu defa biraz daha geç döndüler eve. Yemekten sonra bir başka yere gidip, biraz müzik dinlediler. Ortamın güzelliğine rağmen Lale yine hiç bir şey hissetmiyor olduğunu düşünüyordu kendi kendine ki Mesut’un kolu omuzuna doğru geldi yavaş yavaş ama cesaret edememiş olacak ki geri çekti. Lale farketmemiş gibi yaptı bu davranışı. Akşam ayrılırken “Senin gibi bir arkadaş edindiğim için şanslıyım. Teşekkür ederim bu akşam için!” dedi arkadaş kelimesini vurgulayarak.

Gülümsedi Mesut, “Önce arkadaş olmak güzeldir!”

Bu sözde bir ima olduğunu anlasa da anlamamış gibi yaptı Lale ve hemen içeri girdi. Feryal hanımın perdenin arkasında olduğunu görmüştü bu sefer.

“Güzeldi halacığım!” diyerek kaçtı hızla yukarı. Mesut’un o kapıyı kapatana kadar arabaya binmeden bekleyişini ve bakışlarını görmüştü Feryal hanım.

“Olmuş bu iş!” diye yazdı hemen arkadaşlarına, Lale’nin kaçısını da duygularını ele vermemek için diye yorumlamıştı kendi kendine.

İki gencinde tavırları Feryal hanım ile Mesut’un annesi arasında gidip geliyordu sürekli. Mesut’un annesi Feryal hanım arkadaş grubundan birinin yakın komşusuydu. Feryal hanım arkadaşlarına bahsettikçe  o da dönüp kendi arkadaşına anlatıyordu. Dolayısıyla bir yandan Mesut’un annesi, biri yandan Feryal hanım çoktan kafalarında evlendirmişlerdi gençleri.

O akşam Mesut’un bakışları ile işin olduğuna karar veren Feryal hanım yine Lale’ye sormadan pat diye yemeğe çağırdı Mesut’u. O da geri çevirmedi.

“Hala!” dedi Lale bıkkınlıkla, “Çıkmamı istedin, çıkıyorum, neden gerisini bana bırakmıyorsun?”

“Sana bırakırsam evlendiğini göremem!” dedi Feryal hanım.

“Babam olsaydı böyle ısrar etmezdi!” diye çıkıverdi Lale’nin ağzından. Gerçektende Turhan bey asla böyle bir konu için kızına baskı yapmazdı. Onun mutlu olması herşeyden önemliydi.

“Annen olsaydı aynını yapardı!” dedi Feryal hanım küskün bir biçimde.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s