Kısmet işi – Bölüm 16

İsmail usta, daha açar açmaz anlamıştı Mehmet’in aslında neden aradığını. Sorduğu soruları cevapladı belli etmeden. Mehmet’de ne dese bilemedi sorular bitince. Gülce’yi sorsa mıydı? “Neden onu aramıyorsun?” derdi o zaman usta. Belki de demezdi. Biraz sessiz bekledikten sonra “Oldu o zaman!” dedi çaresizce.

Bu çaresizliği hissetti İsmail usta, “Gülce’de soruyordu sizi? Bir ayıp mı ettik uğramıyor diyordu!” deyiverdi tam kapatacaklarken.

Mehmet’in kalbi küt küt atmaya başladı. Demek sormuştu onu? “Ben sizi çok meşgul ediyorum diye düşündüm!” dedi mahcup bir sesle.

“Aslında gelseniz daha iyi olurdu!”

“Bir sorun mu var?” dedi Mehmet adamın bir şeyler söylemeye çalıştığını anladığı için.

“Gülce dışarıda, yürüyüşe çıktı. Biraz laflardık bizde!”

“Geleyim o zaman!” dedi Mehmet. Bu çağrının iş ile ilgili olmadığını hissediyordu nedense. Hemen toparlanıp çıktı ofisten ve atölyeye vardı hızlıca. Geldiğinde Gülce hâlâ dönmemişti. İçeri girince akıl etti bazı şeyleri, içi buruldu. Acaba Barış denilen adamla mı görüşmeye gitmişti? Onun kolay kolay atölyeden ayrılmadığını öğrenmişti çoktan.

“Hoşgeldiniz!” dedi İsmail usta, çayı çoktan demlemişti. Hemen bir bardak doldurup getirdi.

“Gülce’nin bir randevusu vardı herhalde!”

“Hayır, biraz canı sıkkın ve kafası karışık olduğu için dışarı yürüyüşe çıktı. Hep öyle yapar”

“Tatsız bir gelişme mi oldu yoksa ? Yani işlerle falan ilgili?”

“Yok işlerle ilgili değil!”

Mehmet duramadı bu sefer “Şu geçen gelen adamın söylediklerini duydum biraz istemeden. Gülce nişanlıymış herhalde değil mi?”

İsmail usta nihayet konu istediği yere geldiği için sevindi.

“Eski nişanlısı, çok oldu ayrılalı ama oğlan geri dönmek istiyor!”

“Gülce istemiyor mu?”

“Gülce onunla asla bir araya gelmez artık, çok üzdü kızcağızı”

Mehmet çayından bir yudum aldı, bir şey söylemeden.

“Daha önce söylemişimdir Gülce benim öz kızım gibidir. Kimsenin onu üzmesine izin veremem. Cemal beyin yadigarıdır bana. Ben hayatım boyunca onların sayesinde ekmek yedim. Siz gençlerin pek anlayabildiği bağlar değil bunlar.”

“Yok olur mu İsmail amca!” dedi Mehmet.

“Bak oğlum, Gülce’nin çok kolay bir hayatı olmadı. Babası öldüğünde çok gençti, yine de bu dükkanı çekip çevirmeye gönüllü oldu. Kız başına bu işe girişti diye annesi dahil herkes söylendi ama o yılmadı. Annesi artık mutlu bir yuvası olsun çok istiyor. Her anne baba ister. Bu Barış baştan iyi gibiydi ama işte sonradan ne olduysa oluvermiş. İnsan oğlunu bilemiyorsun.”

Bu sefer İsmail usta sustu bir yudum aldı çayından.

“Benimkiler de aynılar!” dedi Mehmet.

“Bu devirde iyi insanlara kolay rastlanmıyor. Bulunca kıymet bilmek lâzım. Hayat öyle kendi kurduklarınla vakit kaybedecek kadar uzun değil inan bana. Ne demişler insanlar konuşa konuşa. Gerçeğin peşine düşmeden kendi aklının hükümleriyle yol alırsan, sonunda çok fırsatlar kaçırırsın!”

“Anladım!” dedi Mehmet.

İsmail usta onun yüzüne bakmaya başladı, ne anladığını söylemesini ister gibiydi. Mehmet babasının karşısındaymış gibi hissetti bir an için. Babası da böyle yapardı. Bin nasihat verir sonra sanki o anda uyduğunu göstermesini beklerdi o nasihatlara.

“Yani Gülce nişanlı değil, bir sevgilisi de yok değil mi?”

“Yok!” dedi İsmail usta gülümseyerek, “Genelde şu yukarıdaki parka gider yürüyüşe, muhtemelen oralardadır şimdide.”

“Gelmez yani atölyeye?”

“Yok gelmez!”

“Ben gideyim o zaman şimdi.” diyerek çayı tezgaha bıraktı Mehmet. Kalbi yeniden heyecanla atmaya başlamıştı.

Tam kapıdan çıkacaktı ki, geri geldi “Redder mi?” dedi küçük bir çocuk gibi ustanın gözlerine bakarak.

“Neyi reddedecek?” dedi İsmail usta. O sırada kapıdan giren Gülce’yi sadece o görmüştü.

“Yani ben, ona duygularımı söylemek istiyorum. Ciddi olduğumu, onu çok özlediğimi. Ben onu düşünmekten bir şey  yapamıyorum İsmail amca. Çok yıkıldım o gün bir nişanlısı olduğunu duyunca. Zaten hiç emin olamıyordum ondan. Birde başkasının adını duyunca, kendimi komik duruma düşündüğümü sandım. Şimdi o parka gideyim mi? Bari onu da söyle?”

“Gitme!” dedi İsmail usta kesin bir dille.

Mehmet yutkundu acıyla, kalbine bir sızı girdi, “Gitme diyorsun yani!” dedi ağlamaklı bir sesle.

İsmail usta elini delikanlının omuzuna koyup “Gitme çünkü zaten seni duydu!”  deyince arkasını dönüp, kapıda kalakalmış Gülce’yi gördü. Bir an için ikisi de ne yapacaklarını bilemediler.

“Benim bu gün erken çıkmam lazım Gülce kızım!” dedi İsmail usta önlüğünü çıkarıp, çantasını aldı, “Haydi sağlıcakla kalın!” deyip çıktı dükkandan.

“Duyduklarım doğru mu?” dedi Gülce.

“Doğru!”  dedi Mehmet gülümseyerek, “Beni reddecek misin?”

“Hayır!”

Birbirlerine sarıldılar sımsıkı, aylardır kaçamak yaşanılan tüm duygular geçti bedenlerinden birbirlerine. Bir kaç saat kaldılar atölyede başbaşa. Mehmet Gülce’nin bütün o tuhaflıklarının nedenini öğrenince gülme krizine girdi. Yaşanılan her şeyin nedeni iki ahretliğin yapıp durdukları planlardı.

“Peki ya o Mehmet çıkıp gelirse?”

“Gülizar hanımın parası boşa gitmiş olur sadece!”

Gülizar hanım kızının bu defa gerçekten evleneceğini duyunca ne yapacağını şaşırmıştı. Geçen defa Barış ile neden ayrldıklarını da bilmedikleri için nikah gününe kadar içlerinde bir endişeyle bekledikler ahretliği ile birlikte ama Gülce ve Mehmet’e bir şey belli etmediler.

Onların bir araya gelmelerine en çok İsmail usta sevindi, “Artık seni emanet edecek birini bulduğuma göre ben de emekli olabilirim!” dedi Gülce’ye.

Gülce İsmail ustanın kendini buna mecbur hisettiğini düşünüp itiraz etti ama adamcağız artık almak istediği evleri almıştı onların sayesinde. Şimdi biraz keyfini sürmek istiyordu. Mehmet minnettar olduğu yaşlı adamın kalan hayatında rahat etmesi için elinden gelen ne varsa yapmaya devam etti. Gülizar hanım ve Semanur hanımı da birbirinden hiç ayırt etmedi. İki kadın onun sayesinde hiç gitmedikleri gezmedikleri yerleri gezip gördüler.

İpek kocasını terkedip gitmişti yine, bu defa annesini aramadığı için Semanur hanım nerede olduğunu bilmiyordu. Ara ara hüzünlenip, içleniyordu elbette ama hiç değilse Gülizar hanım gibi bir ahretliği ve Gülce gibi bir kızı olduğu için şanslı sayıyordu kendini.

İki yıl sonra Gülce’nin kızı Zeynep ile ilgilenmeye başlayınca dünyadaki diğer her şeyi unutuverdiler zaten.

Hayat yüreği güzel olanlara eninde sonunda gülümser. Yeter ki ona olan inancınızı kaybetmeyin. Düşüncelerinizi ve seslerinizi daima hayırlı olandan yana kullanın, o zaman mucizelerin hemen yakınınızda olduğunu göreceksiniz.

SON

Kısmet işi – Bölüm 16’ için 4 yanıt

  1. Çok güzel keşke gerçek hayattada insanlar konuşarak çözüm bulsalar kaçmak yerine ne kadar meşgul olursam olayım saat 11 sabırsızlıkla bekliyorum mutsuz hayatıma 5 10 dakika mutluluk katıyorsunuz sonsuz teşekkürler sağlıklı kalın

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s