Kısmet işi – Bölüm 11

Mehmet ve şirketinin işleri ile  uğraşırken yarışmayı neredeyse tamamen unutmuşlardı ki bir sabah dükkana geldikleriklerinde peşlerinden sonuç zarfları da geldi. Kurye zarfları verip gittikten sonra ikisi de adları yazılı zarfları ellerine almış karşılıklı duruyorlardı İsmail usta ile birlikte.

“Önce sen aç!” dedi Gülce heyecanla İsmail ustaya.

Adamcağızın elleri titriyrodu heyecandan. Neredeyse kendini bildi bileli bu iş yapıyordu. Hayatında ilk kez böyle bir yarışmaya katılmıştı. O da Gülce sayesinde olmuştu. Yoksa o nereden takip edecek bilecekti böyle şeyleri. Cemal bey de bilmezdi onlar iki kafadar siparişlerinden başkasını takip etmiyorlardı. Gençler onlar gibi değildi. Her şeyi takip ediyor, değişime ve gelişime açık oluyorlardı.

“Yok senin hakkın önce sen aç!” dedi İsmail usta nezakele.

Ustanın elindeki zarfı kapıp, kendininkini ona uzattı Gülce.

“O zaman birbirimizinkini açalım! Haydi şimdi önce sen aç!”

İsmail usta gülümsedi önce sonra üzerinde Gülce’nin adı yazan zarfın kenarını yırttı dikkatlice ve içindeki katlanmış kağıdı çıkardı.

“Dur! Dur! Hemen okuma!” diye zıpladı Gülce.

“Zaten okuyamıyorum, gözlüğüm yok!” diye gülümsedi yine yaşlı adam ve masasına gidip gözlüğünü taktı gözüne.

“Üçüncülük ödülü yüz bin lira kazanmışsın!” dedi sonra sevinçle.

“Ne yüz binlira mı?” diye havaya zıpladı önce Gülce, sonra koşup hop diye sarıldı adama. İsmail usta onun böyle tepkilerine alışık olduğu için hiç yadırgamadı. Cemal beyden sonra ikisi baba kız gibi olmuşlardı burada. İsmail ustanın da kızı yoktu zaten, bir tanecik oğlu vardı. O yüzden evladı gibi severdi Gülce’yi.

“O istediğimiz aletlerin hepsini alırız atölyeye, bu parayla!” dedi gözleri parlayarak Gülce, “Şimdi sıra seninkin de!” diyerek hızla açtı elindeki zarfı sonra. Gözleri yeniden büyüdü okurken.

“Yüz elli bin lira ikincilik ödülü!” dedi çığlık çığlığa.

İsmail usta şoka girmiş gibi bakıyordu ona, adamcağız tepki vermek istiyor ama bir türlü ne yapacağını bilemiyordu. Sonunda gözlerinden yaşlar inmeye başladı. Arkasındaki sandalyeye bırakıverdi kendini.

“İsmail amca? İyi misin?” dedi Gülce hemen kağıdı atıp elinden.

“Kızım ben onca parayı bir arada bile görmedim hayatım boyunca!” dedi sesi titreyerek, “Sen tutmuş sen kazandın diyorsun!”

“Evet, bak kağıtta yazıyor. Hepsi senin!” dedi Gülce hoplayıp yere attığı kağıdı alıp adama verdi.

Elleri deminkinden daha çok titreyerek baktı kağıda İsmail usta. Bir bardak  su uzandı biraz sonra arkalarından. Onlar zarfları açmanın heyecanına kapılmışken Mehmet gelmişti ama farketmemişlerdi. İkisinin de zarfları açışlarını ve sevinçlerini başından sonuna kadar izlemişti kapının yanından. Sonra İsmail beyin fenalaştığını görünce hemen arkaya geçip bir bardak su alıp getirmişti. Artık o da atölyenin her yerini iyice biliyordu.

“Mehmet?” dedi Gülce, “Geldiğini duymadık kusura bakma!”

“Evet heyecanınızı izledim” dedi Mehmet gülümseyerek, “Parayı bulunca benim işimi bırakmazsınız herhalde değil mi?”

Gülümsedi Gülce, sonra suyu içen İsmail ustaya döndü yeniden, “İyisin değil mi?” dedi yumuşak bir sesle, “Bak şimdi hem oğluna, hem kendine bir ev alabilirsin artık!”

İsmail ustanın gözünden yaşlar indi yine “Kızım bunca yıldan sonra hep senin sayende bunlar, hakkını helal et! Rahmetli baban görse seninle gurur duyardı”

Gülce’de ağlamaya başladı bu sefer, sarıldı ustaya. Mehmet’in bile gözleri dolmuştu.

“Ağlama, sen bunları çoktan hakettin İsmail amca, babam gittiğinden beri bu dükkanda bana sen babalık ediyorsun. Sen hakkını helal et, sen başardın, kazandın bu ödülü. Benim bir katkım yok!”

“Bunu kutlamayacak mıyız?” dedi Mehmet elindeki simit torbasını kaldırarak.

Gülümsedi İsmail usta simitleri görünce. En sevdiği şeydi simit yemek. Sabah kahvaltı ettiği halde simit görünce dayanamaz yine yerdi. Mehmet çoktan öğrenmişti onların huylarını.

“Dur ben çayı koyayım! Heyecandan atladık onu!” dedi İsmail usta sandalyeden kalkarak, “Oğlanı arayayım birde!” dedi sonra mahcup bir sesle, “Beğendikleri o evle konuşsunlar!”

Gülce sevgiyle baktı adamın arkasından, Mehmet onun yüzündeki ifadeyi görünce sımsıkı sarılmak istedi birden ona ama yapamazdı tabi.

“Bu adam var ya!” diye mırıldandı Gülce, “O olmasa ben ne  yaparım bilmiyorum!” yine doldu gözleri. Mehmet dayanamadı bu sefer kızın omuzuna kolunu atıp kendine doğru çekti.

“Siz harika bir ikilisiniz, bende sizi bulduğuma çok memnunum. Siz olmasanız ne yaparım bilmiyorum.” dedi içtenlikle.

Gülce derin bir iç geçirdi. Fırsatları güzel değerlendiriyordu Mehmet gerçekten. Keşke para için olmadığını bilebilseydi. Ne kadar süreliğine anlaşmışlardı acaba annesiyle. O kısmı duyamamıştı. Böyle şeyleri takip etmek için her şeyi yapan Gülizar hanım da bu sefer hiç sormuyordu üstelik. Hatta kızının Mehmet ile her gün görüştüğünü bildiği halde. Büyük ihtimalle Mehmet rapor veriyordu ona. Bunları düşününce kendini geri çekti Mehmet’den.

Mehmet’de kalakaldı öyle. Kızın tam yakın oldukları sırada böyle birden bire kendini geri çekmesine bir anlam veremiyordu bazen. Çok iyi anlaşıyorlar, çok güzel vakit geçiriyorlardı. Bir arkadaştan öte olduklarını hissediyordu Mehmet aslında, hislerinde yanılmazdı çoğunlukla. Gülce’de aynı şeyleri hissediyor gibi davranıp sonra bir anda geri çekiliveriyordu. Belki de onun duygularında ciddi olduğunu anlamak istiyordu diye düşündü birden bire.

“Öyle ya! Kıza bir şey söylemiyorsun ki Mehmet! Belki onunla eğleniyorsun iş bitene kadar diye düşünüyor!” diye hayıflandı içinden, “Ah salak Mehmet! Koy işin adını bakalım ne olacak?”

İsmail usta çayın suyunu koymuş, kendi kenine bir şeyler düşündüğü belli olan Mehmet’e bakıyordu. Öyle içine dönmüştü ki Mehmet, sonradan farketti adamcağızın geldiğini.

“İyisin değil mi ustacığım. İstersen bu gün çalışmayabiliriz!” dedi sonra.

“Olur mu hiç öyle şey!” dedi İsmail usta hemen. Eski topraktı o, ne olursan olsun işini yapardı.

“Sen de mi kiradasın usta?” dedi Mehmet sonra.

“Öyle!” dedi iç çekerek İsmail usta, “Bunca yıldır çalştık ama oğlanı okut evlendir derken bize sıra hiç gelmemişti!”

“Bizim projeden kazandığınla da oğlana ev alacaktın öyle mi?” dedi sonra hayranlıkla.

“Bizim gibi mi olsun, yıllardır el evinde. Birikmişim vardı zaten, niyetim ona ev almaktı. Sizin işte çıkınca üzerine tamam gelir diye düşündüm.”

“Bak kalbin ne kadar temizmiş, şimdi hem kendine, hem oğluna ev alabilirsin!”

“Ya Mehmet bey, Gülce’ye söyleme de, Acaba bu parayla oğlana bir araba mı alsam ne dersin?”

Mehmet adamcağızın kendi başını sokacak evi yokken oğlunu düşünüp durmasına çok duygulanmıştı.

“Sen bu parayla kendine ev al! Bak çizimi sonradan nasıl geliştirdik. Seneye bir daha katılırız beraber bu yarışmaya onunla da ikinize birden araba alırsın olmaz mı?”

İsmail usta güldü keyifle, “Sen iyi bir adamsın!” dedi gözlerinin içi gülerek, “Gülce kızım da çok iyidir!” dedi sonra kıza bakarak.

Mehmet adamın bakışlarındaki ve sesindeki mesajı anladı. O da gülümseyip salladı başını, “Biliyorum! Burası bana gerçekten çok iyi geldi!” dedi sonra.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s