Kısmet işi – Bölüm 9

“Kolay gelsin Gülce hanım!” diye seslendi çıkarken tuhaf kıza. Gülce alaycı bir gülümseme ile karşılık verdi ve dönüp işine bakmaya devam etti sonra.

“Sanki bilmiyorum niye geldiğini? Ah anne ah! Parayla adam tutar mı insan kızı için ya ? Bu nasıl saçma bir yöntem! Yüz bulamadı gitti işte!”

Mehmet gidince onun iyi olup olmadığını merak eden İsmail bey  yanına geldi hemen.

“İsmail amca gördün değil mi?” dedi sanki o konuyu biliyormuş gibi.

Adamcağızın yüzündeki soru dolu ifadeyi görünce “Bir şey yok, merak etme iyiyim ben!” dedi sevgi dolu bir sesle. İsmail amcada olsa ona annesinin parayla adam tuttuğunu söyleyemezdi. İsmail bey de onun bu sabah iyi olmadığını düşündüğünden Mehmet bey ile konuştuklarından söz etmedi. Döndü işine.

Gülce bütün gün annesinin yaptığı işe homurdandı durdu, tabi bu işte yanlız değildi Semanur hanım da yine işin içindeydi. Barış’tan sonra bir daha kimseyle çıkmamıştı. Çıkmakta istemiyordu zaten ama onlar sanki mecburmuş gibi çabalamaya devam ediyorlardı. Aslında Gülce’nin içinde ne yaşadığından, neler hissettiğinden haberleri bile yoktu ikisinin. Tek bildikleri bir  genç kızın mutlaka evlenmesi gerektiğiydi. Bu bir kuraldı bu ülkede sanki. Her genç kız evlenmeliydi. Kendisinin ne tercih ettiği önemli değildi. Tamam kızların bir kısmı kendileri seçebiliyorlardı evlenecekleri adamı. Hiç değilse bu özgürlükleri vardı ama evlenmeme seçenekleri yoktu. Evlenmeli, bir yuva kurmalı, en az bir çocuk doğrumalıydılar. İsteyen için elbette güzeldi ama ya istemeyen için. Zaten bir şey olsun diye ısrar edilince, karşı tarafta tam ters etki yapardı. Bunu kimsenin düşündüğü yoktu. Hayır evlenme zorunluluğu yetmezmiş gibi bir de bu zorunluluğun uygulanması gereken yaş aralığı vardı. O yaş aralığında evlenilmiyor olması genç kızın değerini bitiriyor, evde kalmış, koca arayan kız pozisyonuna geçiriyordu. Bu kadar berbat bir değerlendirmeyi kadınlar kendilerine nasıl yapabiliyorlardı aklı almıyordu. Mahallede öyle insanlar vardı, “Evde kalmış!” diyorlardı onlara. “Hiç evlenmemiş!” değil. Çünkü bir erkek tarafından alınmaları gereken yaş aralığında alınmamışlar, bu da onların bir kusurları olduğu anlamına geliyordu. Düşündükçe tepesi atıyordu Gülce’nin. İsmail bey onun zımparaladığı tahtayı nasıl hırsla incelttiğini izliyordu şaşkınlıkla.

Sonunda yorulup durdu. O durunca İsmail bey de hemen işine baktı kafasını eğip. Kızın kesin bir derdi vardı bu sabah ama soramıyordu.

“Tamam!” dedi sonra yüksek sesle, “Sizin kurallarınızla oynayalım bakalım neler oluyor!”

Sonra İsmail ustanın yanına geldi hızlı adımlarla.

“İsmail amca o adam sana ne söyledi?”

Adamcağız sorunun ne olduğunu bir türlü anlayamadığı için çekinerek anlattı Gülce’ye.

“Yapacak mısın yani?” dedi sonra Gülce.

“Yapmayayım mı?”

“Yap tabi, bence güzel!” dedi sonra başıyla bir kez onaylayarak. İsmail beyin iyice kafası karışmıştı, “Peki başka ne söyledi?” diye sordu Gülce bu  defa.

“Başka bir şey söylemedi”

“Yani benden bahsetmedi mi hiç?”

“Eyvah!” dedi İsmail bey içinden. Demek konuştuklarını duymuştu ona kızgındı deminden beri, “Akıllı bir kız olduğunu söyledi!” dedi yutkunarak.

“Başka ne söyledi?” dedi Gülce üsteleyerek.

“Biraz tuhaf olduğunu söyledi!” dedi İsmail usta bir nefeste, birazdan yaygara kopacaktı demek.

Durdu Gülce, ellerini göğsünün üzerinde kavuşturdu, “Kesin annem öyle söylemiştir, adam kolay vazgeçmesin!” diye dedi kendi kendine.

İsmail bey yine anlamadı konuyu.

“Tamam İsmail amca! Yap sen! Haydi kolay gelsin!” diyerek adamın omuzuna dokundu ve dönüp kendi tezgahına gitti geldiği hızla.

Adamcağız bir masada Mehmet beyin çizdiği kağıda, bir kıza bakıp durdu bir süre,

“Ne zaman gelecek bir daha?” diye seslendi Gülce bu kez.

“Ben onu arayacağım” dedi İsmail bey.

“Tamam arayacağın zaman benim haberim olsun!”

“Tamam. Yapayım mı ben bu çizimi?” dedi adamcağız çekingen bir sesle.

“Yap tabi, niye soruyorsun?” dedi Gülce’de.

Hiç değilse bu konuyu netleştirince işinin başına döndü adamcağız. Gün boyu Gülce’ye yanaşmadı başka. O da bütün gün kendi kendine konuşarak çalıştı hırsla.

Eve gittiğinde Gülizar hanım kızını her zamankinden yorgun görünce “Bu gün nasıl geçti? Çok mu gelen giden oldu?” dedi merakla.

Annesinin adamın geldiğini bildiğini düşündüğünden, “Özellikle biri mi gelcekti?” dedi imalı imalı.

“Yok” dedi Gülizar hanım, “Sanki bu gün daha çok yorulmuşsun gibi geldi de, ondan sordum!”

O da kızındaki tuhaflığı işlere bağladı gitmedi üzerine. Gülce duşunu alıp, yemeğini yedikten sonra gidip yattı hemen. Gerçekten farketemden çok hırpalamıştı kendini. Ayakta duracak hali kalmamıştı.

Bir kaç gün sonra İsmail usta, yeni mobilyanın çatısını oturtmuştu. Bazı kısımlarına bu aşamada birlikte karar verecekleri için Mehmet beyi araması gerekiyordu. Çekinerek Gülce’ye haber verdi ve çağırdı adamı.

Mehmet nedense bu yeni mobilya işine çok heves etmişti. Her ne kadar tuhaf olsa da, atölyenin patronu olan kızla da biraz sohbet etmek istiyordu. Gerçekten iyi çalışmalar vardı orada, bir çeşit dahiydi belki bu tuhaf kız.

İsmail usta ile anlaştıkları saatte geldi atölyeye. İçeri girdiğinde Gülce ve İsmail usta kendi tezgahlarında  işlerine dalmışlardı. Kendini farkettirmek için “Merhaba!” dedi yüksek sesle.

İkisi aynı anda başlarını kaldırdılar. Mehmet İsmail ustanın tezgahına yürüyünce, Gülce’de elindeki işi bırakıp hemen geldi yanlarına.

“Bu adam geldiğinde bu kıza bir şeyler oluyor!” dedi İsmail usta içinden. Gülce hiç bir zaman gelip onun işini kontrol etmezdi ya da müşterisiyle arasına girmezdi.

İkisi konuşurlarken, Gülce sessizce dinledi. Mehmet’de göz ucuyla kıza bakıyordu anlatırken. Güzel bir kızdı. Bu işi tercih eden kadın hiç görmemişti Mehmet. İsmail usta geçen geldiğinden baba işi olduğundan bahsetmişti ama baba işlerini genelde erkekler devralırdı. Yarışmaya asıl onun katıldığından da bahsetmişti İsmail usta. Onunla konuşması bitince, “Sizin de yarışma çiziminizi görmek isterim!” dedi dönüp Gülce’ye.

“Ah tabi!” dedi Gülce, adamın ne zaman dönüp kendisi ile ilgileneceğini merak ediyordu zaten. Hatta bunu bekliyordu. Bu arada İsmail ustanın mobilyasının dönüştüğü hali de çok beğenmişti. Kendi tezgahının arkasındaki dolaptan taslak çizimlerden birini çıkarıp tezgahın üzerine koydu.

Sonra kalemlikten bir kalem alarak Mehmet’e uzattı “Benim çizimime de bakmanızı istiyorum. Eminim daha orjinal fikirleriniz vardır!” dedi imalı bir şekilde.

Mehmet kızı zaten merak ettiği için, sesindeki imayı hiç farketmeden aldı çizimi eline merakla.

“Bir süre inceleyebilirim değil mi?” dedi sonra.

“Evet, elbette! Ben size bir çay getireyim!” diyerek bıraktı adamı Gülce.

Mehmet yaklaşık yarım saat çizimi inceledikten sonra, bir kaç şey işaretledi üzerine. Gülce onun neye müdahale ettiğini anlamak için hemen yanında duruyordu. Kalemin değdiği yere baktı hemen.

“Sorun olmayacak değil mi?” dedi Mehmet ona bakarak.

“Hayır, devam edin lütfen!”

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s