Kısmet işi – Bölüm 5

O günün ardından Barış ve Gülce sık sık görüşmeye bazen iş için, bazense keyifleri için dışarı çıkmaya başladılar. Gülizar hanım ve Semanur hanım durumdan çok memnunlardı. Barış kendi başına halletmişti kızın gönlünü çalmayı. Şimdi bir an önce evlenme teklif etmesini bekliyorlardı.

Bu mutlu günlerde geldi Tijen’den haber Gülce’ye. İpek’te annesini çok özlemişti ve eğer Gülizar teyzesi arkasında durursa gelip özür dilemek istiyordu. Gülizar hanım hemen haber yolladı.

“Hiç vakit kaybetme hemen gel!”

Barış’ın kızına evlenme teklif etmesi an meselesiydi artık. İpek’te bu ara gelirse her  şey harika olurdu.  Semanur hanıma kızmasın baştan diye hiç bir şey söylemedi. Kızını görünce nasılsa dayanamazdı. Gülce annesinin bu planlarını pek doğru bulmuyordu. Ona göre Semanur teyzenin bunu bilmesi gerekirdi ama o zaman kızı arar gelme der diye korktuğu için söylemek istemiyordu Gülizar hanım.

“İyi de anneciğim senin bu işe böyle müdahale etmen ne kadar doğru bilmiyorum. Ya Semanur teyze kıza bağırıp kovarsa ne olacak! Onca yoldan gelecek annesiyle barışma umuduyla.”

“İki bağırır affeder sonra Semanur ben bilmiyor muyum arkdaşımı. Sen de benim kafamı karıştırma, yardımcı ol biraz!”

“Ben de onun için söylüyorum ya anneciğim, bak sonradan üzülme!”

“Tamam, tamam! İpek gelsin de sen de Barış’ı çağır bir akşam hep beraber yemek yiyelim burada!”

“Barış bayılır bu fikre!” dedi Gülce neşeyle. Barış’ın Semanur teyzesinin yolunu kestiğini, annesiyle onun gidip çocuğa onay verdiklerini bilmiyordu elbette. Sadece hoşlandığı adamla annesinin birbirlerini böyle sevmelerinden hoşnut oluyordu. Barış’ta çok seviyordu Gülizar hanımı sahiden. Kadıncağızın ağzından ne çıksa beş katını yapmaya çalışıyordu sürekli. Ot lazım dese tarlayı toplayıp geliyordu. Gülizar hanım başından beri beğendiği damadının böyle eli açık, yardım sever, hatırnaz olmasına da hayran olmuştu elbette. Semanur üzülmesin diye onun yanında çok dillemiyordu ama maşallah bir çocuktu bu Barış. Her eve lazımdı gerçekten.

Kızı da çok mutlu gözüküyordu daha ne isterdi zaten. İkisini baş göz ettikten sonra içi rahat ederdi. Sonra ne isterlerse yapsınlar ne karışacak, ne görüşecekti. O diğer kayınvalideler gibi öyle her şeye karışacak çocuklar beni de gittikleri her yere götürsünler diye düşünecek bir kadın değildi. Olsa zaten kızını kullanırdı elinin altındayken.

“Ah Cemal bey! Keşke sen de göreydin ne hayırlı bir kısmet çıktı kızımıza, insan evladı!” diyerek anıyordu kocasını sık sık. Cemal bey de iyi insandı. O öldüğünden beri bu evin ihtiyacını karşılamaya böyle hevesli kimse  olmamıştı haliyle. Gülizar hanım Gülce aklı başına bir genç kız olana kadar idare etmişti her şeyi. Yani kızcağız hep aklı başındaydı zaten de yaşı kemale erene kadar demek istiyordu tabi.

Kendi kendine oturmuş bunları düşünürken çaldı kapı. Semanur geldi herhalde diyerek gidip açtı.

“İpek?” dedi şaşkınlıkla

“Gülizar teyze merhaba!” diyerek onun boynuna atıldı kız hemen.

“E kızım niye haber vermeden geldin, gel içeri! E kocan nerede?”

“Ben yanlız geldim Gülizar teyze, annemle başbaşa konuşuruz hem diye düşündüm İrfan bir iş seyahatine gitti. Senden haber gelince onun dönüşünü bekleyemedim hemen çıktım geldim!”

“Çok iyi yapmışsın, ben de annen geldi sandım! Annenin buraya taşındığını nereden bildin sen?”

“Tijen söyledi. Onunla görüştük biz hep telefonla. Annemin sağlığını falan hep sordum ben ona. Tabi mahallede olanı biteni de!” diyerek göz kırptı seksi bir şekilde İpek.

“Hay Allahım alem bir kızsın gerçekten!” diyerek güldü Gülizar  hanım, “Nasıl mutlu musun bari?”

“Mutluyum Gülizar teyze, İrfan gerçekten seviyor beni! Maddi durumu da iyi çalışmıyorum da artık!”

“E peki şeyleri?”

“Neyleri?”

“Yani eski karısı falan diyorum işte, nafaka falan almıyor mu?”

“Yok anlaşıp ayrıldılar onlar. Kadın zaten babadan zenginmiş, senin paranı istemem demiş İrfan’a. E canımıza minnet tabi bizimde ! Sen ne yapıyorsun Gülce ne yapıyor?”

“Ya ne yapalım işte! Gülce bildiğin gibi atöyleden çıkmıyor yine!”

“Evlenmedi değil mi daha? Kaçırdıysam çok üzülürüm.”

“Yok evlenmedi. Var şimdi biri de bakalım tabi kısmet!” dedi Gülizar hanım mahcup bir tavırla.

“O! Hayırlı olsun Gülizar teyze. Kim ki tanıyor muyum ben!”

“Valla Barış diye bir oğlan, sizin eski mahalleden.”

“A camcı olanlar mı?” dedi İpek hayretle.

“Hah o! Tanıyor musun ?” demeye kalmadı kapı çaldı yeniden, “Annen geldi galiba” dedi Gülizar hanım heyecanla, “Saklasak mı seni acaba?”

“Allah, Allah onunla barışmaya geldim Gülizar teyze niye saklanayım?” dedi İpek hayretle.

“Peki, peki!” diyerek gitti kapıyı açmaya sonra.

“Hayırdır bir sesler var sizin evde?” diyerek girdi Semanur hanım kapıdan. Salona girer girmez karşısında kızını görünce kaldı öyle.

“Anne!” dedi İpek heyecanla, hemen koştu eline yapıştı annesinin. Sonra da sımsıkı sarıldı boynuna. Semanur hanım kıpırdamadan duruyordu öyle. Şoka girdiğini düşündü Gülizar hanım.

“Tuh! İyi etmedik mi acaba?” demeye başladı kadının donuk halini görünce. İpek’in de morali bozulmuştu annesi kollarını ona dolamayınca ama yine de bırakmadı kadını.

Sonunda Semanur hanım dayanamadı sarıldı kızına. Hepsi birden başladılar ağlamaya.

“Çok kızgınım sana çok!” diyordu Semanur hanım sürekli. Bir yandan ağlıyor bir yandan kızının saçlarını seviyordu. Gülizar hanım onları biraz yanlız bırakmak için sessizce çıktı evden ve atölyeye kızının yanına indi.

Annesinin gözleri yaş dolu gören Gülce, “Kötü bir haber mi aldın anne? Ne oldu?” dedi panikle hemen. İsmail usta da koşup bir bardak su almaya gitti.

Ağlamaktan konuşabildiği kadarıyla anlattı yukarıda olanları onlara. Çok duygulanmıştı o da, “Bir anne kızı kavuşturduk bak ne güzel oldu!” dedi kızına bakıp. Gülce’de sevgiyle sarıldı annesine.

“Canım benim, melek yürekli annem!” dedi yanaklarından öperek sonra.

İpek’in gelişi iki evde bir coşku havası yarattı. Gülzar hanım kızın ne kadar duracağını bilmediği için gemen Barış’ı davet etmesini söyledi Gülce’ye. Gülce sürekli atölyede olduğu için fazla görüşemedi İpek ile zaten çok da paylaşacak bir şeyleri yoktu. Önemli olan Semanur teyze ile annesinin mutlu olmasıydı. Onlar da mutluydu.

Barış müstakbel kayınvalidesinin evine ilk kez yemeğe çağrıldığı için çok heyecanlanmıştı. Sürekli “Ne giyeyim?” diye soruyordu Gülce’ye.

“Her gün ne giyiyorsan onları giy işte!” diyordu Gülce’de.

Aslında Barış çiçek ve çikolata ile gitmek istiyordu evlerine ama yanında ailesi olmadan kendi kendine böyle bir şey yapması hoş kaçar mıydı onu bilemiyordu. Hayır ailesi ile de gelir isterlerdi elbette ama hazır gitmişken işin adını koymakta fena olmazdı sanki artık. Gülce’nin onu reddedeceğine dair bir şüphesi yoktu zaten.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s