Eski sokaklar – Bölüm 18

Sonra eve gitti, polisleri kapıda üvey kardeşini götürüken görünce bekledi. Polislerin ardından üvey anneside arabasına atlayıp peşlerinden gidince girdi içeri. Artık bu evde de onu barındırmayacaklarını biliyordu. Üvey annesi şoku atlattıktan sonra ilk iş Levent’i bu evden, çocuları da gecekondudan kurtaracaktı. Babasının da henüz olmasa bile yarım saat içinde herşeyden haberi olacaktı muhtemelen.

Odasına çıktı bir kaç eşya toparladı. Annesinden kalan şeyleri valizin altına yerleştirdi. Onları burada bırakmak istemiyordu. Şimdi nereye gideceğinden emin değildi. Gecekonduya gidip çocuklara bir yere ihtiyaçları olduğunu söylemesi gerekiyordu ama zaten bu gün için bir sorun olacağını sanmıyordu. Önce kendine bir yer bulmalıydı. Ayrılırken içeride maaşından kalan parayı da almıştı. Yaptıklarını anlatınca büroda kimse yüzüne bakmamış oradaki bir kaç eşyasını da alıp muhasebeye gitmişti direkt.

Bir kaç hocasını arayabilirdi mesleğe devam etmek için, onun evde yaşadığı sıkıntıları bilenler vardı. Yaptığını maruz görmeselerde en azından mesleğiyle ilgili yeni bir iş bulmasına yardım edebilirlerdi ama şimdi karşılarına çıkıp onlara da bir şey anlatacak güçte hissetmiyordu kendini. Bir pansiyon ya da benzeri bir yer bulacaktı kendine önce, sonra gecekondudan çıkan Gülşen ve Ferhat’ı düşünmesi gerekiyordu. Onları yanına alabilirdi ama olanlardan sonra bir daha kimsenin onu görmek isteyeceğini sanmıyordu.

Babası ile üvey annesinin odasının kapısından geçerken, dolabın içindeki gizli bölmede duran ve üvey annesine ait olan altınlardan birazını almayı düşündü. Sonra Yusuf’un yüzü belirdi gözlerinin önünde. Zaten adını yeterince lekelemişti. Üvey annesi anında onu ihbar edecek ve altınları onun aldığı gün gibi ortada olacaktı.

“Saçmalama!” dedi kendi kendine ve kapıyı çekip çıktı evden.  Daha önceden bildiği kötü ama ucuz bir otele gitti. Adam Levent’i karşısında görünce sırıttı.

“Sen buralara düşmezdin?” dedi sırıtmaya devam ederek.

Mahallede karısının evden attığı alkolikler gelir kalırdı çoğunlukla bu otelde. Öyle tursitik falan değili ihtiyaçtan duruyordu burada. Her akşam birden çok evde kavga gürültü yükseldikten  sonra sokakta kalan birileri gelirdi buraya. Başka yerde kalacak parası olmayan çulsuzlar düşerdi arada, bazen de hayat kadınları ile keşler.

Oteli işleten Fatih’te mahallenin adamı olduğu için tanırdı herkesi. Kimin başı dertte onu da bilirdi otel sayesinde.

“Otel değil sığınma evi işletiyoruz, borç takan takana!” derdi içkiden şişmiş göbeğini kaşıyarak. O da sağlam pabuç değildi. Bu  otelin misafirlerinden başka kazançlara da ortaklık ettiği konuşulurdu ara ara. Poliste uğramazdı garip bir şekilde.

“Her şeyin bir yolu var aslanım!” diye anlatırken duymuştu daha önce Fatih’i ama bu mahallede kulak misafiri olmak bile bazen insanı kulağından edebileceği için yürümüş gitmişti.

Şimdi kendisi düşmüştü işte buraya. Gecekonduya uzak değildi. Buradan çocukları takip etmesi kolay olurdu. Bir iş bulamazsa burada ne kadar barınabileceğini kendisi de bilmiyordu.

Köhne ve dar odaya valizini bıraktıktan sonra ağır adımlarla gecekonduya doğru yürüdü. Herkes işteydi muhtemelen. Ferhat yanlız olmalıydı. Ona uydurduğu hikayeyi anlatıp anlatmadıklarını bilmiyordu ama yine de gidip evden atılma riskinde olduklarını söylemesi gerekiyordu.

Ferhat, Levent geldiğinde çorba yapıyordu. Onu görünce sevinçle koştu yanına. Kurtarısıcına sımsıkı sarıldı. Çocukların henüz ona bir şey söylemediğini anlayıp derin bir nefes aldı Levent.

“Nasılsın? Bakıyorum hemen işe girişmişsin!” dedi gülümseyerek.

“Bu evin işini bile özlemişim desem inanır mısın?” dedi Ferhat neşeyle, “Bir tabak koyayım yer misin?”

“Aç değilim, kalmayacağım zaten. Bir şey söylemeye geldim!” dedi ses tonunu düşürerek.

Ferhat onun sesinden anladı iyi haber olmadığını, gelip oturdu yanına.

“Yoksa yeniden içeri mi alacaklar beni?” dedi panikle.

Levent onun gözlerine baktı, o korku dolu gözler çocuğun içeride kaldığı süre boyunca pekte rahat etmediğini gösteriyordu zaten. İçi buruldu iyice, nefret etti kendinden.

“Yok oğlum, bitti o iş sen artık aklandın!”  dedi gülümsemeye çalışarak, “Ama ben üvey kardeşimi ihbar ettiğim için üvey annem sizi burada barındırmaz. Bir çözüm bulmamız lâzım. Ben şimdi gidiyorum. Sen akşam gelince herkese söyle. Bende araştıracağım. Sonra haberleşiriz, tamam mı?”

“Hah! Bir bu eksikti. Ben erkeğim de Gülşen nereye sığacak?” ded ferhat düşünceli düşünceli.

Cevap veremedi Levent, ona vermek için aldığı yüzükler otelde valizindeydi. Derin bir iç geçirdi. Diğerleri ile karşılaşmaya yüzü olmadığı için kalktı vedalaşıp ayrıldı Ferhat’tan.

Bir iş mi bulsa önce yoksa bu işe bir çözüm mü arasa karar veremiyordu. Parası olmazsa çocuklara yardım edemezdi ki kendisi bile bir eve sahip değildi artık. Onların işini çözse  bile onlarla yaşayamazdı. Hoş Levent’in yardımını isteyip istemeyeceklerine de çok emin değildi. Yine de her iş paraya bağlandığı için hem kendi, hem onlar için bir iş bulacaktı. İsteseler de istemeseler de onlara bu otelde bir oda tutabilirdi kadın hızlı davranırsa. Onlar burada iken kimse Gülşen’e yan gözle bakamazdı.   Bir gazete alıp iş odaya çıktı ve iş ilanlarını taramaya başladı. Artık bir avukat olmadığı için her tür işte çalışabilirdi. Görüşmeye gideceklerini tek tek işaretledi.

Gülşen eve gelip Ferhat’ın yüzünü asık görünce anladı bir şeyler olduğunu.

“Levent geldi” dedi Ferhat.

“Sana bir şey mi söyledi?” dedi Gülşen hemen, çocuğa gelip gerçeği anlattığını sanmıştı.

“Evet, beni kurtarmak için üvey kardeşini ihbar edince, üvey annesinin bizi bu gece kondudan attımaya çalışacağını söyledi. Burada olduğumuzu biliyor ya!”

“Doğru!” dedi Gülşen düşünceli bir sesle, “Çocuklar gelsin konuşalım buna bir çözüm bulmak zorundayız!”

Onunda yüzü asıldı. Kazandığı para ikisinin boğazını anca doyuruyordu. Sattıkları gece kondunun parasının çoğunu harcamışlardı çoktan. Acil ihtiyaç olursa diye kalanına dokunuyorlardı. Diğerleri evlerine döndüğü için artık para getiremiyorlardı gecekonduya. Çocuklar gelmeden çıkarıp kutuda kalan parayı saydı. Bir yer kiralasalar en çok beş altı ay kalabilirlerdi orada bu parayla.

Çocuklar teker teker gelip olanları öğrenince onların da yüzü asıldı.

“Belki de öyle bir şey yapmaz şu kadın!” dedi Derviş, “Yapsa bizi o gün gördüğünde yapmaz mıydı?”

“Ama o zaman bize diş bilemiyordu. Şimdi Ferhat kurtulup oğlu hapse gireceği için bize düşman olmuştur!”

“İyi de biz oğluna iftira atmadık ki, zaten bir hata olmuştu ve oğlu gerçek suçluydu! Olay nasıl bana geldi hâlâ anlayamadım ama o kadın oğlunu kurtarmak için beni öne sürmüştür kesin. ” dedi Ferhat saf saf.

“Adını falan da bilmesi ilginç değil mi?” dedi Utku.

“Levent bahsetmişti herhalde evde bizden o da ilk aklına gelen ismi söylemiştir belki ne bileyim?”

Gülşen dürttü Utku’yu. Nasılsa öğrenecekti ama daha yeni kurtulmuştu ve şu an çözmeleri gereken bir dertleri varken onu bir kez daha üzmenin anlamı yoktu.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s