Eski sokaklar – Bölüm 3

Gülşen evden bir hışımla çıkmıştı ama ne para, ne de gidecek yer vardı aslında. Çocukların arsada toplanmasına daha bir saat vardı. Bir saat orada bekleyip, gidecekseler de onlara haber verip gitmeye karar verdi.

Zavallı Serap’ın öksürüğü, ağlama krizine eşlik ediyordu fena halde. Arsaya kadar kolundan tutup çekiştirdiği kardeşine sarıldı ağaçların altına gelince.

“Gel buraya! Merak etme kurtulduk artık! Daha  iyi olacak bundan  sonra her  şey!”

“Nasıl olacak abla! Hepsi benim suçum! Artık bir evimiz bile yok!”

“Öyle söyleme, bir kaç gün belki zor olur. Haydi bir hafta. Sonra bir iş bulur çalışırım ben ikimize de bakarım. Hiç değilse gece rahat uyuruz. Güvende oluruz!”

Serap sıkıca sarıldı ablasının göğsüne sokuldu iyice.  İlk önce Barış geldi yine.

“Gülşen?” dedi kızın yanında çanta ve eşyaları görünce, “O adam bir şey mi yaptı yine?”

Serap ablasının göğsünde uyumuştu ağlayarak. Sessiz olması için işaret etti Gülşen. Olanları fısıltıyla anlattı Barış’a.

“Tuh  Allah kahretmesin! Ferhunde teyzeye de yazıklar olsun!”

Yarım saat içinde hemen hepsi gelmişti arsaya bu defa hepsi oradaydı eksiksiz.

“Bizim gece konduyu yıktırmadı babam!” dedi Levent hemen, “Yıllardır boş ama duruyor, içinde eşya da var ama tabi kim bilir ne haldeler bilmiyorum.”

“Hay yaşa!” dedi Murat ve Utku hemen. Utku gene çok gerilmişti, “Anahtar var mı sende?”

“Ne anahtarı ya zaten dökük bir kapısı var, omuz attık mı gireriz!”

“Kilitsiz evde mi kalacak bu kızlar bir başlarına?” dedi Feryal endişeyle.

Utku atıldı hemen “Olmaz öyle şey! Ben kalırım bu gece onlarla! Her gece de birimiz kalırız nöbet yanlarında!”

“E hadi o zaman gidip eve bakalım!” dedi Barış hepsi birden ayaklandılar. Yokuşun başında diğer evlerden az uzakta kendi başına bir  gecekonduydu bu ev. Neredeyse sekiz yıldız boş duruyordu. Levent’in babası parayı bulunca içinde eşyası ile bırakıp gitmişlerdi.

“Elektiriği suyu var mı? ” diye sordu Gülşen yeni uyanan Serap’a sarılmış onu yürütmeye çalışıyordu.

“Sanmam! Babam sökmüştür hepsini!”

“Hiç yoktan iyidir!” dedi Murat Gülşen’e bakarak, “Hepsini hallederiz sen merak etme! Bak çabucak bulduk kalacak  bir yer size!”

Ferhat kızların çantalarını sırtlamış geliyordu arkalarından. Hiç aklı yatmamıştı bu gece kondu işine. Ne yiyip ne içeceklerdi bu kızlar orada. Tuvaleti, banyosu ne olacaktı, haydi elektirik olmasa da? Aslında hepsinin aklında aynı soru vardı ama bu kadar kısa zamanda üzerlerine bir çatı bulmakta büyük işti. Ne kadar sıkı dostta olsalar hiç birinin evi müsait değildi kızları alıp eve götürmeye. Kendileri zaten, alkolik baba, dayak uğraşıyorlardı Yağmurdan kaçarken doluya tutulurlardı kızlar her birinin evinde.

Levent’lerin eski gece kondusunun önüne geldiklerinde durdular. Giren çıkan olmayınca kapısının önü dahil her  yanını ot bürümüştü. Camların iki tanesine taş atıldığı belli olan delikler vardı. İçeriden sallanan perdenin ucu görünüyordu kırıklardan. Levent herkesten önce yürüyüp kapıya bir omuz attı. Diğerlerine göre hem yaşca, hem cüsse olarak büyük olduğu için zor olmadı kapıyı açması.

İçerisi örümcek ağları, toza toprağa rağmen yaşanamaz durumda değildi. eşyaların hepsi duruyordu.

“Biraz temizlik ile yaşanacak hale gelir!” dedi Levent mutlulukla. Evi beklediğinden iyi durumda bulduğuna sevinmişti. Divanın altından bir kedi tıslayarak fırladı, aralarından hızla geçip bahçeye çıktı.

“Bu gece burada kalınacağına göre bir ucundan başlasak iyi olacak!” dedi Utku etrafa bakıp.

Serap hâlâ ablasının beline sarılmış bakıyordu korkuyla. İçeriden fırlayan kediyi de görünce iyice tedirgin olmuştu zavallı. Utku onun yanına gidip, çömeldi dizlerinin üzerine ;

“Merak etme! Bu gece ben kalacağım sizinle!” dedi onun gözlerine bakarak.

Serap ablasının belini bırakıp onun boynuna atıldı bu sefer. Kahramanı yine bırakmamıştı onları. Utku düşüyordu az kalsın ama son anda toparlanıp sarıldı kardeşi saydığı küçük kıza.

Evlere geç kalma pahasına yaklaşık üç saatte evi kalınacak kadar temizlediler. Bakkala borçlanıp temizlik ve biraz ekmek, peynir ve su almışlardı. Kırık camlara birer karton bulup kapattılar. Kilit işini sonra çözeceklerdi. Şimdilik burda kalındığını bilen yoktu gece kapının arkasına masayı itmeye karar verdiler.

Bütün hafta sırayla kimlerin kızlarla kalacağına karar verildi. Feryal kız olduğu için gece dışarıda kalamazdı zaten. Ev ile sorun yaşayan olursa sıra değişecekti. Ayrıca herkes evinden yiyecek aşırıp getirecekti burada kalanlar için. Tabi su da. Caminin çeşmesinden kovayla su taşınacaktı banyo, tuvalet ve benzeri işler için. Bunun için de bir görev paylaşımı yapıldı. Gülşen gündüz iş aramaya gittiğinde Serap ile ilgilenme işi Feryal ve Ferhat’a verilmişti Hangisi uygun olursa gelip hem evle ilgilenecekler hem de küçük kıza bakıcılık yapacaklardı.

Aslında hepsi için iyi olmuştu bu gecekondu. Artık arsa yerine burada bir mekanları olmuştu böylece. Böylesi hepsinin daha çok hoşuna gitmişti. Kendilerine ait bir ev. Evde çaresiz kaldıklarında da gelip buraya sığınabilirlerdi. Sadece buraya girip çıkarken dikkat çekmemeleri gerekiyordu. Zaten bahçenin otları o kadar uzamıştı ki azıcık eğilip geçildiğinde görünmeleri mümkün değildi dışarıdan. Yokuşun bu başında pek kimse olmazdı. Levent’in babası kirli işleri için uzakta bir ev seçmişti kendilerine. Göz önünde olmak istememişti. Bu da şimdi çocuklara yaramıştı.

“Neden daha önce aklına gelmedi oğlum senin burası?” dedi Murat, Levent’in sırtına vurarak.

“Evin durduğunu bile düşünmemiştim. Düşünsem kendim kaçar gelirdim zaten!” dedi Levent gülerek.

Onlar bırakıp gittikten sonra nedense evinde yıkılıp döküldüğünü düşünmüştü Levent. Belki de evde öyle bir şeyler konuşulmuştu o zamanlar tam hatırlamıyordu. Çocuktu buradan çıktıklarında. Sadece arsaya gelmekten vazgeçmemişti bu mahallede. Evin olduğu yere çıkıp bakmak aklına  bile gelmemişti yeniden. Nasıl olmuşsa kızların sokakta kaldığını öğrenince gelivermişti birden işte.

Zaten evdekilere hiç bahsetmiyordu eve uğradıklarından. Onların kulağına da gitsin istemiyordu. Hem kızların güvenliği hem de Levent’in ailesinin kulağına gitmemesi için iyice dikkat ediyorlardı girip çıkarken. Grup halinde değil, tek tek girip çıkıyorlardı. Her gün birileri evden bir şeyler aşırıp getirdiği için açta kalmıyorlardı. Gülşen arkadaşlarına öyle minnettardı ki, onlar için ne yapacağını bilemiyordu. Bir kuru temizlemecide iş bulmuştu yarım gün. Henüz ona detaylı ütüleri vermeselerde, örtü, çarşaf öyle şeyleri ütületiyorlardı. Sonra pantolon ve gömlek  ütüsünü de gösteririm demişti dükkan sahibi.  Bir evi döndürecek para vermiyordu. Günlük yevmiye vardı ama hiç yoktan iyiydi. Şimdilik çocuklar ellerinden geldiğince her şeyi karşılıyorlar, o da paraları evde belirledikleri bir kutuya atıyordu. Diğerlerinin de arada üç beş kuruş attıklarını farketmiş gözleri dolmuştu.

“Biraz biriksin önce kardeşimi doktora götürüp tedavi ettireceğim!” dediğinden beri gruptaki herkes çaktırmadan para atmaya başlamıştı kutuya. Onların da yoktu ellerinde ama yine de damlaya damlaya göl olur diye düşünüyorlardı hepsi.

(devam edecek)

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s