Boyutlar arası – Bölüm 12

“Ailene ne olacağını hiç düşündün mü?” dedi profesör çaresizlikle, “Sence bir insanın geride bıraktıklarının sorumluluğunu alması gerekmez mi biraz?”

“Neden?” dedi Tümay, “Bunu çok düşündüm profesör. Onlar beni dünyaya getirirken  bir çocuk sahibi olmayı mu tatmak istediler sizce, bana herhangi bir şeyin garantisini sunabildiler mi? Ya da ömür boyu benimle olacaklarını garanti edebiliyorlar mı ? Bunun da bir farkı yok. Ben de onlara  bir garanti  veremiyorum. Şimdi olmasa bile bir başka gün bir  kazadan, bir hastalıktan ölürsem ne olacak? Feridun’a ulaşmaktan vazgeçmiş olarak ölüp gideceğim. Bir bambu ormanından geçmeden öldüğümde neler olacağını siz garantileyebilir misiniz?”

“Hayır!” dedi profesör. Bu mantığı hiçte doğru bulmamıştı, “Saçmalık bu!”

“Profesör siz bir ölümden, bense sevdiğim adama kavuşmaktan bahsediyorum bu konuda konuşurken. Tek bir olaya yüklediğimzi anlamlar farklı sadece. Siz bana bu boyutta ölümün her zaman yok olmak olmayacağını söylediniz. Üstelik bunu deneyimlediniz. Feridun’da deneyimledi. Siz buraya gelirken ardınızda sevdiklerinizi bırakmadınız mı?”

“Elbette bıraktım! Ancak ben buraya gelmeyi seçmedim unutma! Bu tamamen bir tesadüf olarak meydana geldi!”

“Oysa Feridun ve senin yaptığın bilinçli seçimler. Sizler sizi sevenleri üzmeyi göze alıyorsunuz. Onlar sizin başka bir boyuta geçtiğinizi değil, öldüğünüzü düşünecekler.”

“İkisi de doğru olmayacak mı zaten!” dedi Tümay profesörün gözlerine bakarak, “Tek fark onlar ve biz farklı açılardan bakıyor olacağız! Nasıl yapayım isterseniz? Gidip onlara başka boyuta gideceğimi ama  o zaman bedenimin burada kalıp diğer ölülere benzeyeceğini ve benim orada bekleyen zaten başka bir bedenim olduğundan bunun bir sorun olmayacağını söyleyerek onları rahatlatayım mı? Ya da isterseniz benim ölümümü anlamak için sizden bir kaç ders almalarını mı önereyim onlara?”

“Senin ölümün bir  intihar olacak!”

“Bunun adını diğerleri koyacak ben değil! Feridun’un ölümünün adını da cinayet koyduğumuz gibi. Oysa değildi. O da bir intihardı ama kendi kendine bambu ormanında ölmüş olması saçma olacağından cinayet olduğuna kanaat getirildi. Tuhaf değil mi? Anlamadığım olay yerini inceleyenlere neden bir şey olmadı.”

“Aslında ben de bunu çok düşündüm. Belki de o orman onların boyutuna açılmıyordu.”

“Sizin geldiğiniz orman dışında hiç biri o boyuta açılmıyor olsaydı o zaman Feridun o ormanda şansını denese bile bir şey olmayacaktı öyle mi?”

“Evet öyle!”

“Yani olduğunu bildiğiniz tek bambu ormanı büyük bir tesadüf eseri olarak tam da gitmesi gereken yere mi açılıyordu?”

“Sana bunun tamamen deneysel bir durum olduğunu söyledim Tümay! Senin o ormana girdiğinde aynı boyuta gideceğini bile garantileyemem. Aldığın riskin büyüklüğünü bilmek zorundasın! Feridun için de bir riskti bu ama o nasıl olduysa tam olarak doğru yere gitti, çünkü sen iyileştin! Aksi durumda onun doğru yere gittiğini de asla bilemeyecektik. Dolayısıyla şimdi sen gittiğinde ben asla nereye gittiğini öğrenemeyeceğim çünkü bu  boyutla  bağlantılı bir mesele çözmeyeceksin!” dedi profesör yeniden çaresizlikle. Tümay’ın kararlılığı onu gerçekten korkutuyor ve endişelendiriyordu. Olaylar serisinin herkes için aynı tekrarlanacağına dair hiç bir veri yoktu ellerinde. Tümay kendi açısından çok büyük bir risk alıyordu. Bu boyuttaki hayatından olacaktı ve geri gelemeyecekti. Doğru boyuta gitmezse belki de bir daha boyut değiştirmesine neden olacak bir bambu ormanı bulamayacaktı ki, en iyi ihtimalle on gün sonra her şeyi unutacağından zaten yeniden  boyut değiştirmesi için de sadece on günü kalacaktı. Bunlar bile varsayımdan öte değildi. Evrende bedenlenmeyen bir enerji olarakta kalması elbette mümkündü. Bedenlenilebilenlerin yanısıra bedenlenilmeyen  boyutlar da vardı mutlaka. Orada enerjiyi kümesi olacağına dair bir kanıtta yoktu. Maddeleşemeyen bir evrende sınırlanmış bir enerji kümesi  olması için de bir neden yoktu. Bir bütünün parçası ve kollektif şuura sahip bir oluşum olmalıydı orada enerji. Yeni bir tek, yani herkesin ve herşeyin bir ve özdeş olduğu.

“En el hak!” diye mırıldandı kendi kendine.

Tümay kendi düşünceleri ile meşgul olduğundan onu duyamadı. Profesörün Feridun’a yaptığı gibi ona da yönlendirmeler yapmasını istiyordu sadece Daha fazlasını değil. Onun kararlarını sorgulaması, değerlendirmesini istemiyordu. Onun hayatıi onun kararı değil miydi? Feridun için ikna olduysa onun içinde olmalıydı. Ne Feridun ne de o boyut değiştirmek için ondan izin istememişlerdi.  Tek istedikleri bilgiydi ki o bilgi olmadan akışında bir ilerleyiş zaten mümkündü. Profesörün geldiği yer olduğu için sahip olduğu bilgi değerliydi zaten. Yoksa Tümay’ın tek yapması gereken, yanında kimse yokken o bambu ormanına girip, bedenini orada bırakarak bir yolculuğa çıkmasıydı. Dönüşsüz ve varışı olan bir yolculuk. Bir cennet belki de, sevdiği adamın yanında bir cennet.

“Doğduğumuzda veya öldüğümüzde bir bambu ormanına ihtiyacımız olmadan boyutlarda  yolculuk ediyoruzdur belki olamaz mı? Bir boyutta bir beden eskidiğinde  diğer boyutta yeni dünyaya gelen bir fiziki bedene geçiliyordu belki sadece. Böylece boyutlar arasında bir yolculuk yapılıyordu ta ki o kollektif enerjinin olduğu büyük boyuta gelinene kadar. Belki her boyutta öğrenilen, yaşanması gerkenler vardı. Hani şu reenkarnasyon sayılan şeyler belki de sadece eş zamanlı boyutlarda bir yolculuktan ibaretti. Yani zamanın olmadığı komşu boyutlarda dolaşıp duruyorduk. Zamanın dairesel olduğunu söylemişti Feridun!”

Tümay’ın belirli bir alt yapısı olmadığı halde söylediği bu şeyler profesörü bir aydınlanmanın eşiğine sürüklemişti. Bu noktadan sonra sanki Tümay’ın Feridun’un yaşadığını varsaydıkları boyuta geçişini değil de evrenin sırlarını çözmeye oldaklanmışlar gibi hissediyordu kendini. Tam olarak Feridun’la da bunu yaşıyorlardı sıklıkla. Onunla Lord Byron olduğu için değil, sonsuz bir bilgi hazinesini çözmeye onunla gönüllü olduğu için iyi anlaşmışlardı. Oysa geldikleri yerde arkadaş olmak için uygun bir ortamları hiç olmamıştı. Orada sadece Lordy Byron ve aile doktoruydular. Belki de bir şansları olsaydı tıp veya başka bir alanda birlikte keşiflere çıkacak kadar çok şey bulacaklardı beraber.

Orada  yapamadıkları şeyi burada keşfetmişlerdi ama şimdi yeniden bir arada olma şansları yoktu en azından iki boyutta. Bir daha başka bir boyutta yeniden karşılaşma olasılıkları ise bilinmezdi.

Tümay onun kendi için dönmesiyle kararlılığına geri dönmüştü yeniden.

“Tamam profesör, bana söyleyecek bir şeyiniz varsa lütfen şimdi söyleyin. Çünkü ben en geç yarın o bambu ormanından bir yolculuğa çıkacağım ve bunda kesinlikle kararlıyım. Korkarım bundan sonra evrenin ve boyutların sırlarını siz kendi başınıza çözeceksiniz. Benim yaşamam gereken bir aşkım var! Bence bu sizin keşiflerinizden çok daha önemli bir şey. Çünkü bilgi asla insanların savaşmasını engellemiyor. Aksine savaşmalarına daha da çok neden oluyor. Oysa sevgi tam tersi. Savaşı tarihten silebilecek tek güç. Üstelik bunun için de bilgiye hiç ama hiç ihtiyacı yok!”

(devam edecek)

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s