Boyutlar arası – Bölüm 11

Ertesi sabah kapının ısrarla çalınışı ile uyandı profesör. Bir gün önce Tümay gittikten sonra okuldaki işlerini tamamlamış ve eve gelmişti. Günün etkisi ile o da çok sarsıldığı için biraz alkol almış sonra koltukta sızmış, sabaha doğru da uyanıp yerine geçmişti.

Bu gün cumartesi olduğu için okula gitmeyecekti. Kapıdakinin kim olduğunu bilmiyordu ama kafasını yastığın altına gömerek duymamaya çalıştı. Kapıyı çalan bir an için vazgeçmiş gibi ara verse de az sonra zilin sesi yeniden duyuldu. Profesör üzerine sabalığını geçirip uykulu gözlerle açtı kapıyı.

“Profesör sizinle konuşmam gerek!” diyerek davet beklemeden içeri daldı Tümay.

Kızın dünkü konuşmadan sonra aklına takılanlar olabileceğini düşünen profesör, derin bir iç geçirdi ve onun peşinden yürüdü salona doğru.

“Sor bakalım!” dedi bıkkın bir sesle.

“Bir şey sormaya gelmedim!” dedi Tümay. Sesi çok heyecanlıydı.

Profesör onun yüzüne baktı önce ve sonra “Yo! Hayır! Bu bakışı daha önce de gördüm dedi!” panik halinde.

“Bu defa olmaz, kesinlikle olmaz!” diyerek mutfağa yürüdü.

“Profesör yapabilirim. O yaptıysa ben de yapabilirim. Lütfen ona gitmeme yardımcı olun. Böylece iki evrendeki biz bir araya gelecek düşünsenize harika değil mi?”

“Hayır, o gittikten sonra ailesinin ne hale geldiğini gördüm. Onların hiç bir şeyden haberi yoktu. Hayatlarının bundan sonrasını derin bir evlat acısı ile yaşayacaklar! Bunu hakketmemişlerdi!” diyerek dolaptan çıkardığı buz gibi sütü kafasına  dikti.

“Profesör bir kazaya da kurban gidebiliriz! Bunun olmayacağını garanti edebilir misiniz?”

“Hayır elbette edemem ama bu kadar yük bana da fazla inan bana! Arkandan bir de senin ailenin acısını mı paylaşayım istiyorsun.”

“Hayır, onlarla bir şey paylaşmak zorunda değilsiniz onları tanımıyorsunuz bile, cenazeme gelmezsiniz olur biter!”

“Olur biter mi? Siz  gençler boyut değiştirmeyi bir oyun mu sanıyorsunuz acaba?”

“Profesör bunu bilen kaç kişi var sizce!”

“Hiç kimse desek yeridir sanırım!”

“O halde bu değerli bilgiyi kullanmazsan ne işe yarayacak, o bir bilgi olma özelliğini koruyacak mı? Üstelik ben bu bilgiyi açığa çıkaralım demiyorum ki! Sadece bir kez daha kullanalım diyorum!”

“Peki ya senin yedi tane bedenin daha varsa ne olacak küçük hanım? Kendini hiç olmadık bir bedenin içinde bulursan ne olacak?”

“Onu da düşündüm. Biz Feridun ile her boyutta birlikteyiz bence. Bu bir tesadüf olamaz. Lord Byron’u olmasa bile başka boyuttaki Feridun’lardan birinin yanına gideceğim mutlaka. Bu da ona yeniden kavuşacağım anlamına gelir!”

“Bu iş çığrından çıkmaya başladı. Belki de bunları sana hiç anlatmamalıydım!” diyerek mutfaktan yeniden salona geçti profesör. Tümay’ın söylediklerinden kurtulmak için devamlı dolanıp duruyordu evin içinde ama genç kız ondan daha atik olduğu için hemen takılıp geliyordu peşine.

“Bunu siz olmadan da yapabilirim biliyorsunuz! Bambu ormanının yerini biliyorum!” dedi Tümay.

“O halde burada ne işin var?” dedi profesör bu defa kızgın kızgın, “Neden beni bu dünyadaki ölümüne bulaştırmak istiyorsun”

“Profesör herkes onun ardından intihar ettiğimi sanacak, tam da onun öldüğü yerde düşünsenize, bu dünyaya ölümsüz bir aşk hikayesi burakacağız.”

“Sen de en az Lord Byron kadar delisin. Ölümü bir oyuncak sanıyorsunuz. Evren onun sırlarını bu derece cürretkar bir şekilde kullanmanızı nasıl karşılıyor acaba bilmek istiyorum!”

“Siz bir fizikçisiniz profesör ve şimdi sanki fizik kuralları yerine evrenin istekleri var gibi konuşuyorsunuz!”

“Bana laf ebeliği yapmayın küçük hanım!”

“Bana sadece oraya gidince ne yapacağımı söyleyin o kadar. O beni şimdiye kadar unutmuş olmalı. Ona defterinden mi bahsedeyim ne yapayım ona geldiğimi anlaması için?”

“Jandarmayı arayıp bambu ormanında kendini öldürmeyi planladığını söyleyeceğim ki orayı komple kapatsınlar!”

“Böyle bir ihbarla Jandarmanın harekete geçeceğine inanmıyorsunuz herhalde profesör!” dedi Tümay gülerek.

Bir gecede  her şeyi atlatmış dünya turuna  çıkmaya hazırlanıyormuş gibi mutlu ve rahat bahsediyordu konudan.

“Yaşadıkların kolay şeyler değil Tümay, lütfen evine dön ve bir kaç gün daha zaman ver  kendine. Hatta bir hafta. Eğer bir hafta sonra hâlâ fikrin ve coşkun aynı böyle olur, herhangi bir tereddütün olmazsa o zaman geri gel konuşalım!”

“Söz mü profesör!” dedi Tümay sevinçle el çırparak.

“Allah’ım sen bana sabır ver!”

Kız geldiği gibi coşkuyla çıkıp gitti bir şey demeden Profesör yeniden odasına çıktı uzanmak için ama uyku tutmadı elbette.

“Ben neden karışmak zorundayım bundan sonrasına?” dedi kendi kendine tavana bakarak, Feridun zaten onunla birlikte ve onun yeniden geldiğini anlamayacak bile! Ne diyebilir ki ona gidip şimdi?”

O bir hafta boyunca profesör eğer geri gelirse Tümay’ı caydıracak çareler aradı kendi kendine. Hatta bir süreliğine şehir dışına gitmeyi bile düşündü ama kızın kendi başına da bambu ormanına gitme ihtimalini hatırlayınca vazgeçti. Büyük ihtimalle bir hafta onun yenidne şüphe ve korkulara kapılması için yeterli olacaktı.

Ertesi cumartesi sabahı kapısı yeniden ısrarla çalınmaya başlayınca gelenin o olduğunu anladı. Bu defa kalktı ve aşağı inip açtı kapıyı. Onun “Vazgeçtim!” demesini umuyordu ama daha kapıyı açar açmaz gözlerindeki o parıltıyı görünce hiç bir şeyin değişmediğini anladı. Feridun’da aynı böyleydi. Bu ikisi birbirleri için güle oynaya bu dünyaya veda etmeye ne kadar hazırdılar böyle? Belki de Tümay haklıydı. Onlar her boyutta birlikteydiler sahiden.

Bütün bedenler yok olupta son bir bedende toplanmak mümkün olabilir mi diye düşünmüştü profesörde hafta boyunca. Eğer korkuyor olmasa o da bunu denemek isterdi. Lord Byron’un olduğu boyutta bedeni öldüğüne göre şimdi yeniden ormana girse bir başka yerde gözlerini açacaktı. Eğer kaç bedene veya boyuta bölündüğünü sahiden bilseydi, o zaman son bedene gelene kadar dener, o evrende bütün enerjinin birleşmesi ile bir bedende neyin değiştiğini test edebilirdi. O zamanda o evrende yok olduğunda ne olacaktı, bedensiz bir enerji olarak da var olunabiliyor muydu? Belki de asıl özgürlük oydu. Belki de o yüzden her boyutta bir şekilde eksiktik böyle. Bu boyutta da geldiği boyutta da bir karısı ve çocukları yoktu profesörün ya da eski doktorun. O yüzden ardında bildiği kimseyi bırakmamıştı. Buradan gitse burada da kimse kalmayacaktı. Belki bir başka boyutta onunda aşkla sevdiği bir kadın vardı. Bir adam belki de. Acaba her boyutta cinsiyette aynı mıydı?

“Profesör iyice düşündüm bekledim ve hiç bir şey değişmedi. Gitmek istiyorum sizden bilgi almaya geldim.”

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s