Arapsaçı – Bölüm 4

“Ne yazık ki bana  o kadar yardım eden zavallı Güliz’in oğlu kordon dolanması nedeniyle boğulmuş ve dünyayı görememişti. O kadar üzülmüştüm ki, bir an için babanı bile unutuverdim. Güliz’in hangi odada olduğunu bana söylemiyorlardı nedense. Ona da bir şey olduğunu düşünmeye başlamıştım. Hemşire onun hayatta olduğuna dair bana yeminler edince sakinleştim. Zavallı kadın bu duruma çok üzülmüş olmalıydı. Neyseki yanında Dürdane hanım vardır diye kendimi teselli ettim ki o sırada anneni sedye ile odamın kapısından geçirdiler. Baban onunla değildi.

Yine yataktan kalktım ve koridora çıktım. Bebeklerin bakım odası biraz ilerideydi. Babanı o odanın önünde gördüm. Hemşireye çantadan çıkardığı uğur böcekli sarı bir batteniye uzatıyordu. Gerçekten çok güzel bir battaniyeydi. Benim bebeğimin ise penye bir örtüden başka bir örtüsü yoktu. Beni görmemesi için odaya geri döndüm ve o benim odamın kapısının önünden geçip, karısının yanına gider gitmez fırlayıp bebek bakım odasına gittim. İçeride kimse yoktu. Kader her nasılsa bana yardım ediyordu. Kendi kızımı batteniyesinden tanıdım elbette, hemen onu kucaklayıp, uğur böcekli bebeğin yanına yatırdım ve onu da alıp kendi kızımınkine yatırdım. Son anda diğer bebeğin cinsiyetini kontrol etmek aklıma geldi. Neyse ki o da kızdı. Kimseye yakalanmadan hemen odaya döndüm. ”

“İyi ama sen de onların bebeğini almışsın, aynı adamın diğer kızını yani ?”

“Evet çok anlamsız göründüğünün farkındayım ama o kızın annesi ben değildim ki, ben kendi kızımın hayatını kurtardığıma inanıyordum. Onun kızını büyütecek olmam o sırada düşünebildiğim bir ayrıntı değildi!”

“İnanamıyorum! Yani şimdi o bizim evdeki kız o kız öyle mi?” dedi Nazlı.

“Aynen öyle!” dedi Mete bey dişlerinin arasından, “Bizim gerçek kızımız!”

“Ama ben Nazmiye hanımın da kızı değilim öyle mi?”

“Evet öyle!” dedi Nazmiye hanım da.

“Peki ben kimin o zaman? Ve sen neden bunca yıl sonra gelipte her şeyi mahvetmek istedin? Neden o kızı geri verdin? Hasta olduğun için mi? Hiç bir şey anlamıyorum artk!” diye bağırdı Nazlı. Artık iyice gerilmişti bu dinlediği anlamsız hikaye onun cevaplarını içermiyordu ama ortada mahvolan onun hayatıydı

“Onu geri vermek değildi niyetim aslında!” dedi Nazmiye hanım onun kolunu tutarak, “Ben senin benim kızım olduğunu sanıyordum, çünkü bebekleri bizzat ben değiştrmiştim! Sen orada mutlu ve rahatken bunca risk almışken ne diye ortaya çıkıp her şeyi anlatayım söyleysene! Yıllarca bunların o kaprisli kızı ile uğraştıktan sonra hem de!”

Mete bey ağzının içinde bir şeyler geveledi. İyi bir şey söylemediği ses tonundan anlaşılıyordu zaten.

“Baban her şey için beni suçluyor ama eğer yıllar önce evli olduğunu bana söylemiş ve beni kullanmamış olsaydı hiç birimiz bunları yaşamak zorunda kalmayacaktık! Sen de öyle! Hepsi tamamen onun suçu!”

“Öyle mi?” dedi Mete bey sert sert, sen hastanede ortalığı karıştırmamış olsaydın şimdi herkes kendi çocuğunu büyütüyor olacaktı. Ancak hepimizi nasıl bir kuyuya çektiysen hiç birimiz çıkamıyoruz artık. Ayrıca benim kızımı o derece kaprisli ve kötü yetiştiren de sensin. Bizim elimizde yetişen kızın neye benzediği ortada işte!” dedi Nazlı’yı göstererek.

“Onda senin genlerin olmadığı için iyi bir kız o!” dedi hırslanan Nazmiye hanım.

“Onun gerçek ailesinin de bir gen harikası olduğu söylenemez ama!”

“Gerçek ailem kim benim?” dedi Nazlı öfkeyle bu defa, “Bana gerçekleri anlatmak yerine neyin kavgasını yapıyorsunuz siz! Hayatımı hepiniz birden mahvettiniz, hepiniz!”

“Seni gerçek kızı gibi büyütüp baktığı için kendini sana borçlu hissetmiyor baban ne yazık ki? Çünkü o böyle duygusuz ve bencil biri. Kızı da aynı kendisine benzemiş ne yazık ki, şimdi onunla yaşayarak kendiyle yüzleşecek! Dua etsin ki bunca zaman senin gibi iyi bir evlat sahibi olmanın tadına varabildi sayemde. Senden sonra o iblis Safiye ile aynı evde yaşamak nasıl oluyormuş görsün bakalım!”

Mete bey Nazmiye hanımın üzerine doğru yürüyünce Nazlı kalkıp aralarına girdi.

“Lütfen! Lütfen! Yeter artık! Şu hikayenin devamını anlatabilir mi biriniz bana artık!”

Mete bey yine elini sallayarak eski yerine ve pozisyonuna geri döndü. Nazlı hanımda ona ters ters baktıktan sonra yatağa geri oturdu.

“Haklısın burada en mağdur sensin şu anda. Bebekleri değiştirip hastaneden çıktıktan sonra aslında ne yaptığımın farkına vardım ama yine de bir şekilde bundan pişman olmadım. Tek pişmanlığım onların kızını yanıma almış olmamdı. Belki de onu da bir başkasına vererek kurtulabilirdim ama o kıza bu kadar kötülük yapabilecek biri değildim ben. Bir şuurusuzluk anında kendi evladımı korumak için böyle bir şey yapmıştım. Bu nedenle bunun bedelini ödemek  için o çocuğa çok iyi bakmaya karar verdim. Babanların bir şekilde o kızın kendi çocukları olmadığını anlayacaklarından ve benim peşime düşeceklerinden korktuğum için Güliz henüz eve dönmeden eşyalarımı toparladım ve onun evinden kaçtım resmen. Doğum zor geçtiği için onu bir kaç gün daha hastanede tutacaklardı yani hemşire bana öyle söylemişti. Bu da benim bir bebekle her şeyi toparlayıp ortadan kaybolmam için gerekli süreyi sağladı bana.

Güliz’e çok şey borçluydum. O bebeği kaybettikten sonra benim kızımı her gördüğünde acı çekecekti. Bir yandan da buna izin vermek istemiyordum. Daha çok gençti kocası geldikten sonra yeniden bebek sahibi olabilirlerdi. Bu kötü tecrübeyi gözüne sokar gibi her dakika orada olmak ise ona eziyetten başka bir şey olmayacaktı. Hem kendime hem ona iyilik yaptığımı sanıyordum oradan ayrılırken.

Oysa beni maddi olarakta destekleyenin o olduğunu unutmuştum. Ne kadar çalışıyor olsam bile küçük bir bebekle bunu yapmam imkansızdı. Ayrıca onun sağladığı doktor  avantajından da yoksun kalmıştım. Kenar mahallelerin birinde izbe bir oda kiralamıştım kendime.

Üst üste hırsa kapılıp, düşünmeden yaptığım şeyler beni daha da kötü noktalara sürüklüyordu. Dayımları da arayamıyordum Bu yaptıklarımdan sonra hele ki bir bebekle beni asla kabul etmezlerdi zaten. Muhafazakar insanlardı onlar. Şimdi onların yüz karasıydım ben. Annem ve babamın da mezarda kemikleri sızlıyor olmalıydı. Oysa tek günahım bu alçak adama kanmak ardından da cahilliğim yüzünden üst üste hatalar yapmış olmaktı.

Yine de bir şekilde ayakta kalmayı başardım. Safiye’yi sahip olduğum en iyi şartlarda büyütmeye çalıştım Çoğu gece aç uyudum ama ona her istediğini aldım. Büyüdükçe daha çok istemeye başladı. Fakirliği bir türlü kabullenemiyordu. Daha iyi giyinmek, daha iyi şeyler yemek, daha iyi yerlerde oturma peşindeydi.

Bunun yaptığım şeylerin cezası olduğunu biliyordum. Allah beni bununla cezalandırmıştı ama neyseki kızım yani sen ya da kızım olduğunu sandığım sen rahattın.”

(devam edecek)

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s