Arapsaçı – Bölüm 2

Kapıyı açan Nadire hanım her zaman ki güler yüzü ile karşılamadı Nazlı’yı bu kez. Onu çocukluğundan beri tanıyan Nazlı kadının yüzündeki karmaşayı hemen farketti.

“Nazlı teyze herkes iyi mi? Ne oldu?”

Nadire hanım bir şey demeden çekildi kapının arkasından kızın içeri girmesine izin verdi. Nadire hanımın bu tuhaf sessizliği iyice gerdi Nazlı’yı ve ayakkabılarını çıkarıp hemen içeri koştu anne ve babasını görmeye. Akşam yemeği yiyorlardı masada, yanlarında bir de misafirleri olduğunu görünce nazikçe “Merhaba, ben geldim!” dedi gülümseyerek.

Misafir şüpheli gözlerle ona baktı ama selamını aldığına dair bir belirti göstermedi.  Babası onu görünce hızla ayağa kalkıp, yanına geldi ve kolundan tutarak onu salondan çıkardı.

“Baba? Neler oluyor?” dedi Nazlı şaşkınlıkla.

“Bunu burada konuşamayız! Odana çıkalım!” diyerek kızı alıp odasına götürdü Mete bey.

Evdeki bu tuhaf gerginlik ve gizemden iyice tedirgin olan Nazlı, “Baba beni korkutmaya başladınız neler oluyor?” dedi odaya girer girmez.

“Bak kızım sen yokken tüm hayatımızı değiştirecek bazı şeyler oldu”

“Nasıl şeyler?”

“Karışık. Anlatması zor henüz ben bile tam toparlayabilmiş değilim ancak bu değişikliklerin ardından senin artık bu evde bizimle yaşaman mümkün değil!”

“Ne?” dedi Nazlı hayretle, “Nasıl sizinle yaşamam mümkün değil! Bütün bunların o aşağıdaki misafirle mi ilgisi var yoksa? O kim?”

“Her şeyi öğrenmen için önce bu evden seni çıkarmam gerekiyor. Lütfen yanına bir kaç gün yetecek bir kaç şey toparla şimdi. Kalanları biz sana göndereceğiz.”

“Baba sen ne diyorsun? Nereye gidiyorum ben!”

“Nazlı her şeyi daha da zorlaştırma lütfen!” dedi Mete bey, sesindeki ton gerilmeye ve artmaya başlamıştı.

Nazlı ağlayarak ve hırsla bir kaç eşya sokuşturdu sırt çantasına. Zaten aşağıda bıraktığı valizin içinde de giysileri vardı.

Mete bey elleri titreyek ceketinin cebinden bir zarfın içine koyduğu bir miktar para çıkardı ve onu yatağın üzerine atarak.

“Bunu ve çekmecende sakladığın o kutuyu da al!” dedi

“Beni sokağa mı atıyorsunuz?” dedi Nazlı içini çekerek.

“Sen bizim kızımız değilsin!” dedi Mete bey sonunda ağzındaki baklayı çıkararak “Bu nedenle de bu evde daha fazla yaşayamassın!”

“Baba?” dedi Nazlı iyice şoka girerek, “Ne demek sizin kızınız değilim! Neler oluyor burada? Biri sizi tehdit mi ediyor?”

“Hayır! Lütfen haydi toparlandıysan çıkalım ! Sana burada konuşamayız dedim!”

Nazlı sırt çantasını alarak babasından önce çıktı odasından ve merdivenleri inip hole geldi, annesi içeriden hiç çıkıp gelmemişti bile. Misafirin neşeli sesi duyuluyordu salondan. Tehlikedeler mi acaba diye düşündü Nazlı. Filmlerde hep böyle sahneler olurdu. Belki de başları beladaydı ve onu beladan uzak tutmak için dışarı çıkarıyordu babası.

“Sen bizim kızımız değilsin!” de ne demek oluyordu o halde.

Mete bey ondan önce hızla çıktı dışarı ve garajın açık kısmında duran arabaya doğru yürüdü.

“Baba? Artık çıktık evden. Lütfen bana neler olduğunu anlatır mısın?”

“Şimdi seni götüreceğim yerde sana neler olduğunu anlatacak biri olacak! Her şey öyle karışık ki ben doğrusunu anlatabileceğimi hiç sanmıyorum. Duyacaklarından hariç tek bilmeni istediğim şey, ben artık parasal açıdan batmış durumdayım ve bunu henüz annene bile söyleyemedim. Bu nedenle hayatının bundan sonrası için sana yardım edemem. Bu güne kadar senin için elimden gelen her şeyi yaptım ama bundan sonrası için yanlızsın!”

“Baba ben mezun oldum bir işe girebilirim, bize ben bakabilirim. Neden beni dışarı atıyorsun. Başın belada ise beraber çözelim!”

“Anlamıyorsun başım belada falan değil! Yıllarca senin bizim kızımız olduğunu sandık ama gerçek kızımız salonda gördüğün o kızmış aslında. Safiye!”

“Safiye mi? Ne yani biri çıktı geldi ve ben sizin öz kızınızım dedi diye sen şimdi beni evden sepetliyor musun? Hepsi bu mu?”

“Nazlı biraz sabırlı ol kızım. Birazdan her şeyi öğreneceksin!”

“Neden şimdi senden öğrenemiyorum, ben sizin kızınız değilsem kimim o zaman?” diyerek ağlamaya başladı Nazlı ama Mete bey daha fazla cevap vermedi sorulara. Sessizce şehir hastanelerinden birinin otoparkına kadar geldiler.

“Baba yoksa hasta falan mısın?”

“Hayır Nazlı! Hasta falan değilim!” diyerek indi babası arabadan ve “Beni takip et!” diyerek hızlı hızlı yürümeye başladı.

Asansörü kullanmadan ve kapıdaki görevlilere de bir açıklama yapmadan hastanenin ikinci katına çıktılar. Koridorlar boş ve sessizdi. Koridor görevlisi hemşire onları görünce başıyla selam verdi.  Kapısınde iki yüz beş yazan odanın kapısını tıkladı Mete bey ve içeri girdiler.

Tek kişilik odada orta yaşın üzerinde ancak oldukça hasta olduğu belli olan bir kadın yatıyordu.  Mete beyi görünce doğrulmaya çalıştı.

“Bana anlattığın her şeyi ona da anlatmanı istiyorum!” dedi Mete bey selam bile vermeden, “Fazla vaktimiz yok çabuk ol!”

“Nazlı gel otur kızım yanıma!” dedi kadın.

“O benim gerçek?.. ” dedi babasına dönüp.

“Hayır o değil!” dedi babası, “Dediğini yapta otur. Anlatacaklarını dikkatli dinle lütfen! Bunları sana ben bir kez daha anlatamam çünkü!”

Nazlı yavaşça kadının yatağının yanına oturdu az sonra duyacaklarının hoşuna gideceği şeyler olmadığı ortadaydı.

“Ona gerçekten benziyorsun!” dedi kadın “Nazlı’nın yüzünü incelediğini belli ederek, bunu daha önce farketmemiş olmam tuhaf.”

“Uzatma da başla artık!” dedi Mete bey öfkeli bir sabırsızlıkla.

Nazlı babası ve bu kadın arasındaki ilişkiyi anlayamamıştı. Neden burada olduklarını bilmiyordu ve seyahatten döndüğünden beri olanları anlamaya çalışıyordu.

“Baban ve ben yirmi dört yıl önce İzmir’de  tanıştık!” diye anlatmaya başladı kadın.

“O zamanlar ben çok gençtim. O da öyleydi tabi. Fuar zamanıydı ve ben Aydın’dan fuarda çalışıp para kazanmak için gelmiştim. O da bir iş seyahatindeydi. ”

Nazlı dönüp babasının yüzüne baktı. Bu kadın ondan bahsediyordu herhalde.

“Evet” anlamında başını salladı Mete bey.

Kadın anlatmaya devam etti.

“Bir hafta boyunca babanla çok güzel vakit geçirdik. Bana evli olduğunu söylememişti. İş için geri dönmesi gerektiğini ancak bir iki ay sonra yeniden geri geleceğini ve o zaman her şeyin daha güzel devam edeceğini söyledi. Ben de ona inandım.”

Nazlı bir kez daha babasının yüzüne baktı. Yıllar önce babasının annesini aldattığını mı dinlemeye gelmişti buraya. Bu kadın onun anneside değilse konuyla Nazlı’nın ne ilgisi vardı.

Mete bey hiç tepki vermeden durdu öylece. Kadın Nazlı’nın dikkatini yeniden ona verdiğini farkedince anlatmaya devam etti.

Mete bey fuardan ayrıldıktan sonra Nazmiye hanımı bir daha hiç aramamıştı. Zengin bir iş adamı olduğu için Nazmiye hanım onun evli olduğunu daha  sonra başka kanallardan duymuş ve çok üzülmüştü. Kullanıldığını anlamış olsa da artık yapacak bir şeyi yoktu Anne ve babası olmadığı için dayısı ile yaşıyordu ve onların yanına döndüğünde elbette bu olaydan bahsetme şansı yoktu. Okulun son senesindeydi. Fuar ve yaz bitince yeniden okula dönecek, mezun olduktan sonra da dayısı  ve yengesine daha fazla yük olmamak için onların yanından ayrılacaktı.

(devame edecek)

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s