Denizle Gelen – Bölüm 25

Saya artık İldeniz’in hazır olduğuna inanıyordu. Bunu çok uzun zaman beklemişti. Onun yaşadıklarını hazmetmesi gerekiyordu. Bir boşluğa düşmüştü, kendini terkedilmiş ve yanlız hissediyordu. Kime güveneceğini, nereye ait olduğunu bilmiyordu. Bunlar çok ciddi sorunlardı gerçekten. Kimsenin tek başına atlatamayacağı sorunlar. Gaia’nın peşine takılıpta haritasındaki o ilginç kızı görmeye geldiğinde onunla anlaşabileceklerini hiç ummamıştı. Aynı haritada da olsalar, o bambaşka bir yerde büyümüştü, kendi ırkına ait hiç bir alışkanlığı yoktu. İnsanların dediği gibi tam olarak başka dünyalara aittiler. Ancak hiçte umduğu gibi olmadı. İdeniz ya da Urka’nın başka bir yerde büyümüş olması onun olması gereken kişi olmasını değiştirmemişti. O  yeryüzünde ve yeraltında da olsa aynı karaktere sahip olacaktı. Çünkü bu onun genleriyle gelmişti. Sadece alışkanlıkları değişikti. Bu farklı dünya onun kendine yabancılaşması ve farklı alışkanlıklar kazanmasını sağlamış ama özünü saklamıştı. Bir Aginta’lı ya da bir insan değildi tam olarak ama kendisiydi. Önemli olan da buydu zaten.

Saya onu bu yüzden seviyordu. Başlangıçta ilginç bulmuştu, merak ettiği her şeyin cevabı ondaydı çünkü. Cevapları alırken onu tanıma fırsatı bulmuştu ve elbette ona da istediği cevapları verirken. Onun duygularını ve düşüncelerini dinlemişti, her şeyi onun gözünden görmüş, onun penceresinden bakmıştı. Bu harika bir duyguydu. Bir başka zihnin tüm labirentlerinde dolaşabilmek, onun buna sınırsız izin vermesi, güvendi bu. İldeniz ona güvenmişti. Kendi ırkından olduğu için değildi bu, haritasında olduğu içinde değildi, Saya da ona güvenmişti çünkü. Başından beri ondan sakınmamıştı kendini. Öylece dalıvermişti hayatına. Gaia gerçekten onun peşinden geldiğini bilmiyordu. Bilse de gerçekten buna asla izin vermezdi çünkü bunun kızını ve tabi Saya’yı tehlikeye atmak olacağını düşünürdü. İldeniz’in yanından ayrıldıktan sonra anlamıştı Saya’nın orada olduğunu. Beklemiş gitmemişti bu yüzden. Saya, İldeniz’e düşüncelerini gerçek anne ve babasına kapatmayı öğretene dek sessizce dinlemişti onları. Sessizlik başlayınca Saya’ya sadece “Ona zarar gelirse peşini bırakmam!” demişti yüksek sesle.

Gaia’da kızının kendi ırkından bir arkadaş hatta bir sevgili edinmiş olmasından mutluydu sonuçta, Saya’yı bebekliğinden beri tanır ve severdi. Ancak kendi kızını tanımadığı için bu sohbetlerin sonunun nereye varabileceğini o da öngöremiyordu Sezgileri duyguları yüzünden ona istediği bilgiyi vermiyordu. Kaygı duyuyordu İldeniz konu olduğunda. Onu içinde hisettiği ilk günden beri hep kaygı duymuştu onun için. Anneliğin kaygıdan ibaret olmadığını biliyordu ama baskın olan bu duyguyu yenip ona hisettiği güzel duyguların tadını hiç çıkaramamıştı. İnsanların elinde bir zarar göreceğinden, ilk adımını atarken düşeceğinden, okuldakilerle anlaşamadığında başında bir şey geleceğinden her şeyden kaygı duymuştu. Bu yüzden Servinaz ile çok benziyorlardı aslında. İkisi de hep İldeniz’i kaybetmekten ve başına bir şey gelmesinden korkmuşlardı. İkisinin yüreği birlikte atmıştı onun için ama hiç bir zaman birlikte olmamışlardı.

Servinaz’a bir insan bile olsa hayranlık duymuştu bu yüzden Gaia daima. O kendine ait olmayan, kendi ırkından olmadığını da bal gibi anladığı ama bir türlü kendine itiraf etmediği bu çocuğa karşı gerçek annesi ile aynı duyguları hissedebilmişti. Bu gerçekten bir mucize gibiydi. Kendisi bir insan yavrusu evlat edise onun kadar iyi bir anne olabilir miydi hep düşünmüştü kendi kendine. Arıkan ve Servinaz’a borcunu ödeyebilmeyi çok isterdi ama bu mümkün değildi. Onları Hüseyin seçmişti. Bu üç insan ve şimdi burada Ruhsala’da kızına yardım etmek için uğraşan bu insanlar iyilerdi gerçekten. Bunca zamandır onlardan bu kadar uzak yaşamalarına neden olan kötülük burada değildi artık belki de.

Kızının Saya ile birlikte olup Aginta’ya dönmesini çok isterdi elbette ama bunu seçmezse o da yanında olmak istiyordu. İldeniz onu geri çevirmişti şimdilik. Yanında olmasına izin vermemişti. Zamana ihtiyacı vardı ve bu zamanı ona verecekti Gaia. Artık kızını duyamıyordu. Bu onu son derece kötü hissettirse de Saya’nın ona bir Aginta’lı olmayı ve düşüncelerini kontrol etmeyi öğretmiş olmasına memnundu. İldeniz kendi ayakları üzerinde durmaya başlamıştı çoktan. Önce Servinaz, ardından da Gülsevin ona bunu öğretmişlerdi. Gaia’nın yapması gerekenleri onlar yapmış, şimdi de Saya tamamlıyordu.

Böyle garip bir şeydi hayat her varlık için. Eksiltiyor ama tamamlıyordu. Beklenen adreslerden  gelmese de beklenen mektıplar, bir başka adresten mutlaka geliyordu. Daha az şekilci olmak gerekiyordu belki de. Bir çocuğun ihtiyacı olan sevgi ve eğitim bambaşka bir ırktan bambaşka bir aileden gelmişti İldeniz’e. Aşk ise kendi ırkından geliyordu şimdi.Aslında her şey tamdı. Sadece Gaia hikayede doğru yerde olmadığını düşünüyor, İldeniz’de hikayedeki yerini arıyordu.

“İldeniz benimle çift olmanı istesem ne dersin bilmek istiyorum artık!” dedi Saya fısıldayarak.

İldeniz’in de bilmek istediği bir cevaptı bu. Artık Saya’dan ayrılmak istemiyordu ama onunla Aginta’da yaşaması imkansız, ondan insanların dünyasında yaşamasını istemesi ise haksızlık olacaktı.

“Bir keresinde halanların bir yazlık bir de kışlık bir evleri olduğundan bahsetmiştin.” dedi sonra gülümseyerek.

İldeniz yanıt alamayınca onun konuyu değiştirdiğini düşündü.

“Evet var” dedi mırıldanır gibi. Zihni hâlâ sorunun cevabını arıyordu.

“İstersen Aginta’da bir evimiz ve dünyada bir evimiz olabilir bizimde! Canımız nerede isterse orada yaşarız. Nasılsa her iki dünyada da ailelerimiz var!”

“Ne söylediğini kulağın duyuyor mu senin?” dedi İldeniz şaşkınlıkla, insanların dünyasını sadece benden dinledin. Yaşamak ve bu aynı şey değil!”

“Ne yani senin yapabildiğini yapamaz mıyım? Ayrıca rehberim de sensin?”

“Ayrıca senin burada bir ailen yok ki böyle bir şeye mecbur olasın!”

“İldeniz insanlar çift olunca ailelerini paylaşırlar. Halanı ve enişteni benden uzak tutmayı mı düşünüyorsun yoksa?”

“Saya lütfen ciddi ol bu öyle hop diye alınacak bir karar değil!”

“Senin için değil ama benim için öyle! Seni beklersekte bu kararı hiç alamayız aslına bakarsan! İstersen şimdi gideyim Aginta’ya ve bir daha geri gelmeyeyim!” dedi Saya şakadan yüzünü asarak.

“Hayır! Böyle bir şey olmasını istemiyorum!”

“Benimle burada yaşamak istemez misin?”

“Elbette isterim!”

“Aginta’da ki yaşamı keşfetmek istemez misin? Yer altının inanılmaz güzellikleri vardır. Karanlık ve kasvetli bir yer olmadığını zaten gördün!”

“İsterim!” dedi İldeniz gülümseyerek.

“İşte bütün cevapları verdin İki yerde birden benimle yaşamayı istiyorsun. Ben de seninle yaşamayı istiyorum! Bu durumda biz bir çift olabiliriz. Karar vermek için düşünmeye gerek yokmuş!”

Sahiden de bir çırpıda sorunun cevabını ona söyletmişti Saya az önce.

“Haklısın galiba!” dedi yeniden gülümseyerek!

“Bence hikayenin bu kısmını fazla uzatmadan bir çift olalım ve sorunsuz ve mutlu kısmını bir an önce yaşamaya başlayalım artık ne dersin?”

“Tamam!” dedi İldeniz sevinçle, “Hikayenin mutlu kısmına başlayalım bence de artık. Hem de herkes için!”

“Bu Gaia ve babanıda hayatına katacağın anlamına mı geliyor?”

“Evet her iki dünyayı ve her iki dünyadaki ailelerimi ve her iki dünyadaki eşimi seçmiş bulunmaktayım!” diyerek onun dudaklarına asıldı İldeniz.

Her iki dünyada tören yapıldı. Her iki dünyadaki aileler çok mutlu oldular. Saya ve İldeniz her iki dünyada da yaşamaya devam ettiler. Her iki dünya onlar sayesinde bir oldu.

SON

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s