Denizle Gelen – Bölüm 24

Gülsevin yeğeninin Saya’ya olan duygularını dinledikçe hem onun adına çok mutlu oluyor hem de onu bir daha görememe paniğine kapılıyordu.Eğer böyle giderse İldeniz oraya dönmeden Aginta’ya gidebilirdi doğrudan. Aginta insanların gidebildiği bir yer değildi. Arıkan’dan sonra onu da kaybederdi böylece.

“Babası da böyleydi bunun!” diyordu kendi kendine, “Herkes onu tuhaf bulurken gidip Servinaz ile evlendi, herkesten başka şeyler yaşadı. İldeniz’i kattı bizim hayatımıza. Şimdi o ait olduğu yere gidecek ama sevinemiyorum!”

Yusuf sakinleştirmeye çalışıyordu karısını, “Onun gerçeği bulmasını sen destekledin Gülsevin. Çocuk yıllarca insanların arasında bir yabancı gibi yaşadı. Şimdi ilk defa kendi olma şansını yakaladı. Kendi gibi birine aşık oldu. Bu mutluluğu yaşamak sonuna kadar onun hakkı. Arıkan’ın arkasında nasıl durduysak onun da arkasında duracağız.”

“Elbette öyle yapacağız!” dedi Gülsevin kocasına sevgiyle bakarak. O hiç mecbur olmadığı halde Arıkan’a babalık yapmıştı neredeyse, şimdi de aynısını İldeniz için yapıyordu ve haklıydı sonuna kadar söylediklerinde.

İldeniz halasının cevap verirken sesinin titremesinden anlayabiliyordu tedirginliklerini ama artık düşünceleri duyabilmeyi de öğrenmişti Saya’dan. Onun ne düşündüğünü biliyordu sahiden. Nurhan teyzenin, Hayri’nin hepsininkini biliyordu. Bir tek Gaia ve babasına kapatmıştı kendini. Yüzünü bile görmediği, adını bile bilmediği babasına.

Saya onların tek amacının İldeniz’i korumak olduğunu söyledi bir kaç kez ama onun olumsuz tepkisini görünce vazgeçti bunu yapmaktan.

“Peki biz ne olacağız?” dedi İldeniz bir gün sormaktan korkarak.

“Nasıl ne olacağız?” dedi Saya o güzel gülümsemesiyle.

“Yani sen ve ben işte! Hep böyle her iki ırktan saklanarak mı buluşacağız demek istiyorum!”

“Neden saklanalım ki biz birbirimizi seviyoruz! Sen böyle istediğin için saklanıyoruz şimdi.”

“Ben mi istiyorum?”

“Evet buluşma yerlerini sen seçiyorsun hep ve bunu yaparken de bizi kimsenin göremeyeceği yer ve zamanları belirliyorsun!”

“Öyle mi yapıyorum?” dedi sonra yine şaşkınlıkla

Saya gülümsedi sadece. Evet öyle oluyordu gerçekten. İldeniz buluşma yeri ve zamanı seçiyordu, bunu yaparken de hep kimsenin onu görmesini istemediği şekilde davranıyordu.

“Sen Ruhsala’yı görmek istiyorsun ama ben seni hiç davet etmiyorum değil mi?”

Yine başını salladı Saya.

“Sen beni Aginta’ya götürmek istiyorsun ama ben hep sınırlarında dolaşmayı tercih ediyorum değil mi?”

“Beni mi yoksa kendini mi saklıyorsun emin olamadığım için ben de sana uyuyorum!”

“Öyle hakısın ki!” dedi İldeniz büyük  bir hayretle, “Ben hayatım boyunca kendimi gizlemek ve değiştirmeye çalışmak ile öyle meşgul oldum ki. Hiç bir zaman kendim gibi olamadım. Sadece senin yanında olabiliyorum aslında!” Sevgiyle baktı Saya’ya, “Şimdi de ikimizi saklıyorum herkesten bu yüzden. Bozulacak diye belki. Benim yaşamaya alıştığım şekle sürüklüyorum seni. Oysa senin saklanmak için bir nedenin yok hele Aginta’da!”

“Senin de yok İldeniz. Senin Aginta’lı olmadığını anlasalar bile başka bir kentten geldiğini düşünecekler bu da tuhaf bir şey değil bizim oralarda. Burada ise insanlar sana alışmışlar çoktan ama sen farkında değilsin. Sen burada normal birisin. Dolayısıyla senin yanında ben de normal olacağım. Boşuna tedirgin oluyorsun. Biz seninle nerede istersen orada yaşayabilliriz!”

“Yani ben Aginta’da yaşamak istemezsem sen benimle burada kalır mısın?”

“Elbette kalırım ama Aginta ile bağımı koparmam gerekmez ki. Siz de şehir değiştirip sonra yeniden ailelerinizi ziyarete gitmiyor musunuz burada. Ne farkı  var ki?”

“Ah sen nasıl oluyor da her şeyi böyle sade ve anlaşılır bir hale getirp benim bütün korkularım ve kaygılarımı yok edebiliyorsun!”

“Çünkü sen benim doğum haritamda varsın İldeniz. Ben de seninkinde varım. Biz birbirimiz için yaratıldık!”

“Anlamadım!” dedi İldeniz. Daha önce Aginta’ların yıldız haritalarına göre çift olduklarını annesinden ve Hasan beyden duymuştu ama bu kendisi için nasıl olabilirdi.

“Gaia ben doğduğumda haritamda seni görmüş ve anneme söylemişti. Senden bahsederken Urka diyorlardı o zaman. Bu Gaia’nın sana verdiği isimdi. ”

“Benim bir adım mı var orada yani?”

“Elbette var! Gaia sana bunları anlatmadı mı?”

“Hayır anlatmadı!” dedi İldeniz, “Yani aslında ben ona fırsat vermedim sanırım!”

“Gaia seni çok özlüyordu ve anneme hep senden bahsediyordu. Baban ve o ayrılmışlardı ama bu sana olan bağlarını koparmıyordu. Bu biyolojik bir bağdı ve asla değişmezdi. Aginta’lılar hayin varıklar değillerdir. Biyolojik bağ çok önemlidir biz de. Sizin aile sevgisi dediğiniz şeyin temeli bizde bu bağla oluşur. ”

“Burada da öyle oluyor!”

“Hayır bizim ki gibi değil. Siz de biyolojik bağ tek başına bir işe yaramıyor! Öyle olsaydı Arıkan ve Servinaz seni asla sevemezlerdi!”

İldeniz’in kafası karıştı ama bir şey demedi.

“Gaia ve baban seni bir gün geri alabilmek için hep plan yaptılar. Baban yani Oruk değil ama Gaia kendi çiftine senden bahsetti sonunda. Çünkü senden başka bebeği olmadı uzun süre ve bunun bir ceza olduğunu düşündü o hep. Çifti onu afetti. O çok iyi biriydi çünkü ve onu serbest bıraktığını söyledi. İsterse Oruk ve sana geri dönebilsin diye kendini feda etti yani. Bizde de ayrılıklar olabiliyor sizde ki gibi!”

“Yani Gaia beni bulmak için ailesini mi dağıttı?”

“Gaia senden hiç vazgeçmedi bizim kurallarımız sana çok farklı ve tuhaf geliyor biliyorum ama o yapabileceği en doğru şeyi yaptı o zaman. Bir şeyler değişiyor artık. Eski nesiller gibi değil yeni düşünceler. ”

“Senin haritanda olmamın anlamı ne peki?”

“Benimde senin haritanda olmam. Biz çiftiz yani doğuştan seninle.Bu nedenle iyi anlaşıyoruz”

“Hiç bir şey anlamıyorum, benim annem ve babam birbirlerinin haritalarında yoklar mıydı?”

Durdu Saya, “Bunu anlatmak zor. Zıtlar kanunu bu.”

“Zıt kutuplar birbirini çeker mi demek bu yani?”

“Evet tam olarak bu! Demek sizde de böyle! Gaia’nın seninle konuşmasına izin vermelsin. O sana her şeyi daha doğru anlatacaktır!”

Cevap vermedi İldeniz.

“Urka!” dedi sonra kendi kendine, “Demek Aginta’da büyümüş olsaydım adım bu olacaktı”

“Uzaktaki aşk demek Urka bizim dilimizde. İldeniz ne demek peki biliyor musun?” diye sordu Saya merakla.

“Denizle gelen! Denize ait!”

İkisi de birbirlerine baktılar ve İldeniz başını Saya’nın göğsüne bıraktı.

“Bizim ayrılmamız gerekmiyor yani annnem ve babam gibi değil mi?” dedi hüzünlü bir sesle, “Şu harita yüzünden yani.”

“Hayır gerekmiyor!” dedi Saya, “Bundan mı korkuyordun yoksa!”

“Korkmadığımı söyleyemeyeceğim!”

(devam edecek)

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s