Denizle Gelen – Bölüm 22

Tüm hikaye severlerin Ramazan Bayramını kutluyor, bu salgın günlerinde öncelikle sağlık, mutluluk, huzur ve bereket diliyorum. Daha nice bayramlar da birlikte olalım inşallah !

Gülseren Kılınç

“Seninle Aginta’ya gelmemi istemeyecek misin benden?” dedi İldeniz.

“Hayır senden bir şey istemek için bir hakkım yok üzerinde. Ben sadece seni karnımda taşıdım ve dünyaya getirdim. Sen artık yetişkin bir bireysin. Seni sevenler, bensiz kurduğun bir yaşamın da var üstelik. Eğer benimle Aginta’da büyümüş olsaydın da böyle olacaktı. Biz de bağlar insanların ki gibi güçlü değildir. Biz sadece sağlıklı bir nesil sürdürmek için çiftleşiriz. Senin bildiğin anlamda bir aile olmayız. Ancak bizden üreyenlerle elbette duygusal bağlar kuruyoruz. Senin ve benim aramda olduğu gibi. Birimiz hayattan ayrılana değin bu asla bitmez.”

“Sadece anneler mi yapabiliyor bunu?”

Gülümsedi Gaia.

“Hayır!” dedi kafasının içinden bir ses, daha kalın ve tok bir sesti.

“Sana cevap verdi öyle değil mi”

“Babam mıydı o yani?”

“Evet. Biz ikimizde seni hep duymaya devam ettik İldeniz. Bizimki yasak bir çiftleşmeydi ama bu kurduğumuz bağın devam etmesine engel değildi. O ve ben ayrı kişilerle çiftleşip üremeye devam ettik. Baban sen dünyaya gelene kadar varlığından emin değildi. Senin ilk ağlamanı duyduğunda anladı. Ailen seni alıp götürdükten sonra seni aramak için yeryzüne gelmeye cesaret etti. Seni bir insana verdiğim için bana çok kızmıştı.”

“İyi ama ben yasak bir ilişkiden doğmuştum, beni nasıl saklayacaktınız?”

“Bir yolunu bulabilirdik belki! Birlikte karar verebilirdik en azından!” dedi kafasındaki ses.

İldeniz’in yüz ifadelerinden babasının onunla konuştuğunu anlayabiliyordu Gaia.

“O hala bana kızgın ama başka çare yoktu. Seni farketselerdi soyu bozduğumuz için zarar verebilirlerdi. Daha önce böyle örnekler yaşandı Aginta’da.”

“Yani ben bozuk bir soyum öyle mi?” dedi İldeniz sesi titreyerek. Hiç bir ırka ait olmama duygusu ağır basmıştı yine.

“Aginta’da da birşeyler değişiyor artık. Sen bozuk bir soy değilsin. Sadece karar verilen çiftleşmelerden doğmadın. Gökyüzü değil biz karar verdik seni yapmaya. Doğal olanda böyle olması aslında ama yüzyıllardır devam eden bazı kuralları yıkmak kolay değil.” dedi Gaia gözlerini kaçırarak.

İldeniz düşünceler değişmeye başlasa bile kuralların henüz değişmediğini anladı onun bu tavrından.

“Yani aslında ben oraya gelemem ve sen bu yüzden benimle burada kalabileceğini söylüyorsun!”

“Gelebilirsin ama ikimizin yavrusu olarak değil, Aginta kalabalık nüfuslu bir yer. Senin için yeni bir kimlik bulabiliriz.” dedi babasının sesi, “Seni tanımayı ben de çok isterim”

İldeniz’in gözleri doldu yine. Ne ait olması gereken yerde ne de burada gerçek kimliği ile varolmasına imkan yoktu demek. Bundan önceki hayatı sahte bir insan, bundan sonraki hayatı da sahte bir Aginta’lı olarak sürebilirdi. En azından sahte bir insan olarak yaşamaya alışmıştı burada. Sil baştan bir sahte hayatı yaşamayı asla istemiyordu.

“Buna seni zorlayamam zaten!” dedi Gaia. İldeniz içine döndüğü anlarda onun duyabildiğini hatırladı irkilerek.

“Sana zihnimi kapatamaz mıyım?” dedi öfkeyle.

“Bunu yapabildiğini farkedeceksin zamanla. Çocukluğundan beri bastırdığın çok şey var İldeniz. En azından onları geri getirmek için faydalanabilirsin bizden. Bizimle olmak, bizi kabul etmek veya affetmek zorunda değilsin. Ancak sana yardım etmemize izin verebilirsin!”

“Sizin yardımınızı istemiyorum!” dedi İldeniz hıçkırarak, “İkinizin de zihnimin içinden çıkıp gitmenizi istiyorum!”

Gaia mahcup bir şekilde indirdi gözlerini.

“Haklısın bu başına gelenlerin tek sorumlusu biziz! Eğer istemiyorsan bir daha ne zihnine ne de hayatına girmeyiz! Sen bizi aramaya geldiğin için karşına çıkma cesareti bulduk. ” dedi ve geri dönüp karanlığa doğru yürümeye başladı.

İldeniz ona ne diyeceğini bilemiyordu. Daha konuşmak istediği çok şey vardı, merak ettiği ama öte yandan öyle kırgın ve kızgındı ki onunla konuşmak istemiyordu. Şimdi onun gitmesine izin verirse bir daha geri gelip gelmeyeceğinden emin değildi.

“Elbette çağırdığın zaman gelirim!” dedi Gaia zihninin içinden, “İkimizden biri ölene değin ben hep sanın yanında olacağım! Biz insanlardan daha uzun yaşarız bu arada!”

Gaia karanlıkta kaybolup gitti. İldeniz’in bütün vücudu titriyordu. Yeniden bir terkedilmişlik duygusu kaplamıştı içini.

“Üzülme her şey yerine oturacak kafanda bir gün!” dedi Gaia.

“Çık git kafamın içinden artık!” diye bağırdı İldeniz, “İkinizde çıkıp gidin! Beni dinlemenizi istemiyorum! Bunca yıl onca şeyle mücadele ederken dinlediniz de ne faydanız oldu sanki. Ben her şeyi kendi başıma aştım. Yine yapabilirim. Size ihtiyacım hiç olmadı! Hiçte olmayacak!”

Olduğu yere çöktü ve yüksek sesle söylediği bu sözlerin ardından hıçkırarak ağlamaya başladı.

“Sana öğretebilirim” dedi tanımadığı bir ses. İldeniz yine zihninden geldiğini sandığı sesten kurtulmak için elleriyle kulaklarını kapadı.

“Defolun gidin beynimden artık!”

“Ben beyninde değilim!” dedi ses bu sefer, “Başını kaldırsan beni göreceksin!”

İldeniz gözlerini açıp, başını kaldırdı söylendiği gibi. İnce uzun gölgenin bir Aginta’lı olduğu hemen belli oluyordu. O kadar üzgün ve yorgundu ki hayal görmeye başladığını düşündü.

“Sana zihnini kapamayı ve diğer her şeyi öğretebilirim! Benim adım Saya” diyerek elini uzattı ona gölge. O karşılık vermeyince eğildi ve onun kolunu tutarak kaldırdı yerden.

İldeniz hayalet görmüş gibi öylece bakıyordu karşısındakinin yüzüne. Kıvırcık kısa saçları simsiyah gözleri ile çok sevimli bir yüzü vardı Saya’nın.

“Sen de kimsin?”

“Dedim ya Saya benim adım. Aginta’lıyım, tıpkı senin gibi!”

“Seni Gaia’mı yolladı?” dedi İldeniz üzerini başını çırparken.

“Hayır, Gaia burada olduğumu bilse kesin başım belaya girerdi! Ben onun burada olduğunu söylersem onunki de girer ama” diyerek güldü Saya. Sonra İldeniz’in gülmediğini görünce sustu ve boğazını temizleyerek devam etti.

“Şey ben Gaia’nın komşusu sayılırım. Yani Gaia ve benim annem iyi arkadaşlar. Dün onları konuşurken duydum ve seni merak ettim! Yani bir insan Aginta’lı.”

“Ne yani sirk maymunu muyum ben?” dedi İldeniz yine ters ters, “Bu gün başka Aginta’lı görmek istediğimi kim söyledi ayrıca sana?”

“Yo yo yanlış anladın! Bak ben çocukluğumdan beri hep insanları gözetledim. Onları merak ettim. Yeryüzünde olmayı, güneşi yaşamayı, gece ve gündüz olmasını hepsini! Ama bunu asla yapamadım çünkü kesin kurallarımız var!”

“Yani?”

“Yani sen benim için bir hazine gibisin. Buradaki her şeyi biliyorsun. Bana bilmek istediğim her şeyi anlatabilirsin?”

“Bunu neden yapmak isteyeyim ki? Ben sizden biri olamıyorum bile?”

“Ben de sana bilmek istediğin her şeyi anlatırım. Bu adil bir anlaşma. Ayrıca Aginta’lı bir arkadaşın olur fena mı?”

İldeniz gözlerini kısıp baktı ona, Saya gerçekten sevimli ve cana yakın bir genç adamdı. Nasıl olmuşsa üzerindeki bütün stresi almış ve onun başka bir konuşmanın içine çekivermişti. Farkında olmadan ona bakarken gülümsedi.

“Gördün mü beni sevdin?” dedi Saya yine gülümseyerek.

(devam edecek)

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s