Denizle Gelen – Bölüm 21

İldeniz odaya girdiğinde sonunda yanlız kalabildiği için rahatlamış hissediyordu. Herkesin onun için koşturması o kadar ağır bir sorumluluktu aslında, onların yaptıkları iyilikler karşısında hiç bir şey yapamadan sadece teşekkür etmek eziyordu insanı. Yüreğinde hepsi için kocaman bir sevgi ve minnet vardı artık. Şimdi hiç değilse kendiyle başbaşa kendinden sorumluydu sadece. Onlar mağaraları yeryüzü ve yer altında ararlarken başlarına bir şey gelecek diye de endişelenmişti. Neyseki kimseye bir şey olmadan aramaya son verilmişti. Elbette kendi ırkıyla yüzleşmeye hazır olmadığı konusunda samimiydi bunu sadece onları durdurmak için söylememişti ama sağ salim kendi hayatlarına dönmelerinin rahatlığını da yaşıyordu. Bu gün kendine izin verip düşünmeden uyumayı geçirdi aklından. Nurhan teyzeyi dinlerken de yorulmuştu biraz. Sabah kalkıp sakince düşünebileceği bir yere gidecek ve her şeyi yeniden gözden geçirecekti. Kendi içini dinlemeye, kendi yüreğinin sesini duymaya ihtiyacı vardı şimdi. Zihnine ilk duyduğu anda doluşan sorular cevapsız bekliyordu. Bu geçen süre ona bu soruların cevaplarına henüz hazır olmadığını farkettirmişti. Ancak bu hepsinin cevapsız kalmasına da göz yumacağı anlamına mı gelmeliydi. İşte tüm bunlar hayatının bundan sonrasını etkileyecek önemli düşüncelerdi.

Zihnini sessiz tutmaya çalışarak yatağa uzandı.  Dikkatini nefesine odaklayarak düşünceleri görmeze gelmeye çalıştı. Baştan biraz zor oldu ama bedeni yavaş yavaş gevşemeye ve beyni sessizleşmeye başladı.

“İldeniz!” dedi o sırada bir ses. Birinin odasının altından ona seslendiğini sandı önce ama gecenin bir yarısı kim bahçeye gelip seslenecekti, kaldı ki Nurhan teyze bahçe kapısını sıkı sıkı kilitletmişti. Kendini yeniden yastığa bıraktı ve uyumaya hazırlandı.

“İldeniz, benim Gaia!” dedi aynı ses.

Gaia adını duyar duymaz panikle fırladı yataktan. Onun odanın içinde olduğunu düşünüp ışığı yaktı hemen ama içeride kimse yoktu. Koşup camı açtı ve bahçeye baktı.

“Neredesin?” dedi fısıldayarak.

“Şu an zihnindeyim, kızım. Buna devam edersen çok yorulabilirsin. Pansiyonun dışında seni bekliyorum. Tabi eğer gelmek istersen!”

“Geliyorum!” dedi İldeniz panikle ve hızla üzerine bir hırka alıp, terliklerini ayağına geçirdi.

Nurhan teyzeye duyurmamaya çalışarak bahçe kapısının anahtarını adı ve hızla kapıya doğru yürüdü kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu.

“Gaia! Annem!” dedi zihni sonra.

“Evet kızım benim!”

Bahçe kapısından çıkıp karanlık sokağa bakındı. Kimse yoktu. Yokuşun aşağısına doğru görmek için asfaltın orta yerien kadar yürüdü. Gece kuşları ve cır cır böceklerinden başka ses duyulmuyordu. Arada bir esen rüzgarla hışırdayan yapraklar vardı bir de.

Bir kaç dakika bekleyip kimseyi göremeyince “Yine zihnimin oyunları herhalde!” dedi umutsuzca tam kapıya yöneliyordu ki gördü onu. İnce, uzun ve kendi gibi biri. Kendinden çok uzamış gölgesi gibi görünen bir Aginta’lı.

Gölge yavaş yavaş ona doğru geldi ve sokak lambasının ışığı yüzüne vurunca İldeniz kendini gördüğünü sandı.

“Ne kadar benziyoruz değil mi?” dedi Gaia gülümseyerek, “Etrafın öyle güzel bir sevgi çemberi ile sarılıydı ki yıllarca senin için hep mutlu oldum.” dedi fısıldayarak.

“Sen benim nerede olduğumu biliyor muydun?” dedi İldeniz. Gözlerini ondan bir türlü alamıyordu. Simsiyah gözleri soluk teni ve açık renk saçları vardı. Sanki evren ondan renkleri esirgemiş gibidi.

“Mağaralar ve sualtında yaşamaktan!” dedi Gaia, “Sen bizden çok yeryüzünde kaldığın için bizim kadar soluk değilsin!”

“Beni nasıl ait olmadığım bir ırka verirsin?” dedi sonra birden bire İldeniz. Beyni nasıl olmuşsa istayana geçmişti aniden.

“Sana her şeyi anlatmaya geldim. Sen bunu hakkediyorsun!”

“Her şeyi bilmek istiyorum evet!” dedi İldeniz kararlı bir sesle. Oysa daha biraz önce her sorunun cevabına hazır olup olmadığını düşünüyordu ama nasılsa birileri karşısına çıkıp ona istese de istemese de anlatıyordu her şeyi. Şimdi de öyle olacaktı.

“İstemiyorsan anlatmam kızım! Seni yakından görmüş oldum bu sayede!”

İldeniz o zaman Gaia’nın onun düşüncelerini okuyup cevaplar verdiğini farketti.

“Her zaman böyle miydi?” dedi afallayarak.

“Evet doğduğun günden beri her zaman seni duyabiliyordum ben. Nerede olursan ol!”

“Peki neden benimle hiç konuşmadın o zaman!”

“Bunu anlayamazdın. Zaten kendi özelliklerin yüzünden deli veya farklı olduğunu düşünüyordun. Çevrendeki kimse sana inanmazdı ayrıca. Seni büyüten aile bile senin farklı bir ırktan olduğunu bilmiyordu ki!”

“Ben hayatım boyunca insan olmaya çalıştım biliyor musun?” dedi ağlayarak İldeniz, “İnsan olmaya çalıştığımı şimdi anlıyorum acı bir şekilde. Tenim,, saçımı koyultmaya çalıştım. Doğuştan gelen özelliklerimi reddettim ve bastırdım. Kendimi bir insan sanıyordum ama meğerse  insan olmaya çalışan bir ahmakmışım!”

“İldeniz böyle düşünme lütfen!” dedi Gaia acıyla.

“Nasıl düşüneyim. Sen kendi ırkınla kendi dünyanda evliliğini ve belkide diğer çocuklarını yaşarken ben burada tek başıma mücadele ettim yeryüzündeki her şeyle. Kimse bana açıklayamadığım şeyler için yol göstermedi. ”

“Çok haklısın canım kızım! Ancak seni Hüseyin’e vermeseydim zaten seni benden alacaklardı. Başına ne geldiğini, sana ne yapacaklarını bilemeyecektim. Oysa hayatın boyu senin beyninin içinde kalabildim bu sayede!”

“Yüreğimde olabilirdin Anne!” dedi İldeniz yeniden hıçkırarak, “Beynimin içinde varlığını bile bilmediğim bir annenin bir yavruya ne faydası olabilir ki?”

“İnsanların anlattığı çirkin ördek yavrusu diye bir hikaye vardır biliyor musun?” dedi Gaia yumuşak bir sesle.

“Elbette biliyorum ben onların dünyasında büyüdüm unuttun mu? Ne yani sonunda kuğu mu olacağım şimdi de?”

“Hayır canım kızım zaten öylesin. Kendini bulduğun için daha mutlu olacaksın artık!”

“Aman ne basit! ‘A ben meğer Aginta’lıymışım. İnsan bile değilmişim!’ diyerek hayatıma hiç bir şey olamamış gibi devam mı edeceğim! Nerede yapacağım bunu peki? Yerin altında mı? Yoksa üzerinde mi?”

“Her ikisinde de yapabilirsin! Hatta istersen ben de seninle yeryüzünde kalabilirim bundan sonra”

İldeniz şaşkınlıkla baktı Gaia’nın yüzüne, “Artık oraya dönmeden mi? İnsan gibi mi yaşayacaksın yani?”

“Bunu senin için yapmalı değil miyim sence de? Medem seni bunca yıl insan gibi yaşamaya mecbur ettim. O halde bundan sonra senin yaşamayı seçtiğin yerde ki burası yeryüzü de olabilir, ben de kalmalıyım!”

“Neden şimdi peki? Neden daha önce değil!”

“Çünkü sevgili kızım sen şimdi istedin bunların olmasını!”

“Önceden nasıl isteyebilirdim, haberim bile yoktu tüm bunlardan!”

“Aslında vardı ama sen reddetmeyi seçtin, sendeki farklılıkların nedenlerini sana söylendiği şekilde kabul ettin. Çocuktun elbette çok normal. Ancak şimdi sorgulamaya baştan başladın. İnsan babanın zihnine ben girdim sana anlatması için!”

“Neden burada yaşamama izin vermedin o zaman? Neden gelip karıştırdın hayatımı?”

“Yapmak zorundaydım. Evlenip çocuk sahibi olacağın zaman mı şoka girseydin?”

Yeniden sustu İldeniz. Öfke ve merakı arasında mücadele ediyordu sürekli zihni.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s