Denizle Gelen – Bölüm 18

“Sonra neler oldu Hasan amca?” dedi İldeniz yine sabırsızlıkla artık hikayenin devamını hatta  sonunu duymak istiyordu. Buraya kadar bunun için gelmişti. Duydukları bundan  sonraki hayatını kesinlikle değiştirecekti ama şimdi bunu düşünmek istemiyordu. Zihni ona oyunlar oynamaya başlamadan  önce hikayenin tamamını bilmek zorundaydı.

“Aradan beş ay geçtikten sonra Hüseyin gelip bana konuşmak istediğini söyledi. Konunun Gaia ile ilgili olduğunu anlamıştım. Her balığa gidişimizde oraya gitmek istiyor ve teknenin arkasında onunla uzun uzun konuşuyordu. Çoğu zaman kıyıdan görünmemek için Gaia tekneye çıkmıyor denizin içinden konuşuyordu. Onun zararsız olduğunu bilsem de bir türlü gerçekliğini kabul edemiyordu beynim. Bu yüzden onunla az ilgilenirsem varlığını unutacakmışım gibi davranıyor işime bakıyordum sürekli. Gaia’nın onun için seçilen kişi ile evlenmesi gerekiyordu. Bu törene iki ay kalmıştı. Bebek ise bir ay sonra dünyaya gelecekti. Kendi ailesine de bir bebek beklediğini söyleyemediği için onu ne yapacağını bilmiyordu. Aginta’lar kendileri için doğumlarında seçilen kişi ile çift olurlarmış daima. Adı onlar için evlilik değildi tabi. Yıldızların konumuna göre hayatlarını birleştirecekleri kişi belirlenirmiş.  Gaia kendi kolonisinden bir erkekle evleneceğini bile bile başka bir koloniden biriyle birlikte olmuş ve hamile kalmış. Bebeğin babası çoktan kendi için seçilen kişi ile evlenmiş bile. Ona bebekten bahsetmiş  ama o bir  daha Gaia’yı görmemeyi tercih etmiş.”

“Yani bazı şeyler aynı insanlarda olduğu gibi orada da!” dedi Hayri. Sonra İldeniz’in sert bakışlarını görünce sustu hemen.

“Tamam uzatmıyorum Gaia bebeği doğurunca onu mutlu olabileceği bir insan ailesine vermeye karar vermiş ve bunun için de Hüseyin’den yardım istemiş. O da gelip bana söyledi.”

“O olamaz!” dedi İldeniz. Korktuğu şeyin gerçek olacağını duyacaktı az sonra

Hasan bey çaresiz gözlerle baktı ona ve anlatmaya devam etti.

“Ben çok sinirlendim. Doğacak bebeğin insana benzemeyeceği ortadaydı. Onu kim evlat edinmek isterdi ki? Ayrıca büyüdüğünde fiziksel özellikleri ortaya çıkacaktı ve insanların içinde göze batacaktı.” dedikten sonra utanarak İldeniz’e baktı ve sonra devam etti.

“Toparlıyorum! Fenerde yaşayan ailenin bir çocuğu yok diyordu Hüseyin devamlı. Onların bir çocuk istediklerini biliyorum. İyi insanlar onlara verebilir.”

İldeniz elinde olmadan ayağa kalktı ve elini şak diye bir ses çıkartarak alnına vurdu.

“İldeniz mi o bebek amca?” dedi Hayri gene araya girere.

Hasan bey başını salladı ve İldeniz’e baktı.

“Ben o sahile siz mi bıraktınız?” dedi İldeniz sıkıntıyla.

“Hüseyin bebeği çoktan almıştı Gaia’dan. O gece deprem olacağını falan bilmiyorduk tabi. Fırtına vardı ama ada çok uzak değildi. Evdekiler uyurken çıkıp denize açıldık ve seni adaya kadar götürebildik. Dönüşte az kalsın batıyorduk ama başardık. Deprem olduğunda herkes sokaklara dökülmüştü evdekiler onlardan önce çıkıp kaçtığımızı düşündüler. Biz de nereden geldiğimizi söyleyemediğimiz için bir şey diyemedik.”

“Anneme ne oldu peki?”

“Bilmiyoruz kızım! Bir daha onu hiç görmedik. Depremde mağaraların girişleri kapanmıştı zaten. Onu arama şansımız yoktu. ”

“Harika annem beni terketmiş, babam ise kim belli bile değil!”

Hayri İldeniz’in yaşadığı mücadeleyi yüzünde ve davranışlarında görebiliyordu.

“Seni çok iyi insanlar büyütmüş bacım. Varsın onlar kim bilmeyelim!”

“Tabi verilen ve vazgeçilen sen değilsin!” dedi İldeniz ters ters,, “Artık dönebilir miyiz lütfen yanlız kalmak istiyorum!”

“Kızım ben seni üzmek istemedim! Sen sordun diye anlattım sadece, kusura bakma!” dedi Hasan bey. Kızın düştüğü durumu yeni akıl edip anlamıştı.

Eliyle önemli değil işareti yaptı İldeniz, yüzünü denize dönmüştü. Ağlamak üzereydi ama şimdi duygularını açığa çıkarmak istemiyordu burada.

“Ben bir insan bile değilim!” dedi zihnindeki ses. Bir anda başından aşağı kaynar sular döküldü. O öz evlat olmadığını dert etmişti deminden beri ama aslında ırkı bile insan değildi onun. O ana kadar kendini hep insan olarak görmüştü. Oysa şimdi kökenini bile bilmiyordu. Bir yaratıktı diğer insanlar için. Bir ucubeydi. Çocukluğundan beri böyle hissetmemişti. O zamanlar düşündüğü hissettiği herşeyin gerçek olduğu ile yüzleşiyordu şimdi. O az rastlanır durumların sonucu olan bir insan değil bir canavardı belki de. Annesi bir balık gibi denizin içinde balık yiyordu çiğ çiğ. Denizin içine doğru baktı. O yapabilir miydi bunu? Bu dünyada bir yeri bir geleceği yoktu artık. Bir insan ile evlenemezdi bile. Bir bebeği olduğunda denizin dibine girip balık mı yiyecekti yani?

Düşünceler hızla saldırıyorlardı zihnine. Her aklına gelen bir öncekinden daha beter oluyordu. Karanlık bir girdaba düşmüş ve ortasındaki derin karanlığa çekiliyordu şu an. Sakin olması gerekiyordu. Sakin olup akılcı düşünmek için çaba sarfetti ama susmadı düşünceleri. Hasan bey ve Hayri’nin onu izlediğini bilerek sakinleşemiyordu burada. Kendini rahat ve huzulu hissedeceği bir yere gitmeliydi. Pansiyon olmazdı ki zaten tekneden inince bu insanlar onu yanlız bırakmak istemeyebilirlerdi.

“Aman Tanrım, onlar insan! Ben değilim!” dedi zihni yeniden. İyice paniğe kapıldı. Onlar şimdi İldeniz’e bir insan olmadığını bilerek bakıyorlardı.

Bir anda ayağa kalktı, Hasan bey ve Hayri’nin şaşkın bakışları arasında teknenin kenarına çıktı ve suya atladı. İkisi birden koşarak geldiler teknenin yanına.

“Onu kurtarmalıyız!” dedi Hayri panikle.

“Ona bir şey olmaz merak etme!” dedi Hasan bey yeğeninin kolunu tutarak, “O bir Aginta’lı. Gaia gibi yüzüyor olmalı.”

Hayri uzun süre arkalarında kalan köpükleri taradı gözleriyle ama İldeniz suyun üzerine çıkmadı. Onu bırakıp gitmek hiç içine sinmiyordu. Çantası masanın üzerinde kalmıştı.

“Kendini bulması gerek!” dedi Hasan bey ufka bakarak. “Hüseyin’e bir gün bunların olabileceğini söylediğimde kabul etmemişti. Bak kız çıktı geldi işte! Bir şeyler çekti onu burada!”

“Keşke hiç anlatmasaydın amca!” dedi Hayri tekneden inerlerken. Gerçekten çok üzülmüştü İldeniz için, “O benim için çok iyi bir insandı. Oysa şimdi ne olduğunu bile bilmiyor zavallı!”

“Anlatmamı sen istedin oğlum. Ben zaten akşam sizde görünce anlamıştım onun Gaia’nın kızı olduğunu! Sana söyledim ya!”

Hasan bey ve Hayri yaptıklarının iyi mi yoksa kötü mü olduğuna bir türlü karar vermediler. İldeniz’in gerçeği bilmeye hakkı olduğunu düşünüyorlardı ikisi de. Ayrıca kız gerçeğin peşine kendi düşmüştü.

“Düşmüş müydü?” dedi Hayri endişeyle, “O sadece gelip ailesini tanıyan birilerini sordu amca, biz ona ailesi dahil tüm hayatının yalan olduğunu gösterdik ona az önce! Nerede şimdi acaba?”

“Sus tamam! Ne bileyim ben düşünemedik işte! Karşıma öyle Gaia’nın kızını görünce, kızın bunu bilmek istediğini sandım.  Sence o hiç farketmedi mi normal olmadığını yani? Bence kendisi de hissettiği için geldi buraya. Angita’lıların hisleri çok güçlü olur düşünce okurlar! Bu kız da yapabiliyor olmalı!”

“Onun nasıl şoka girdiğini görmedin mi amca? Sence biliyormuş ya da zihnini okuyup öğrenmiş gibi bir hali var mıydı?”

“Bak evlat, olayları bu noktaya ben getirmedim. Gaia ve rahmetli baban planladı ben sadece onlara yardım ettim. Benimle doğru konuş!”

(devam edecek)

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s