Denizle Gelen – Bölüm 15

İldeniz Nurhan teyze ile uzun bir sohbete eşlik eden kahvaltısını yaptıktan sonra hemenkasabaya indi yeniden. Sahil güvenliğe gidip geçmişteki deniz kazalarının listesine bakmak isteyecekti.

Sahil güvenlik yetkilisi İldeniz’i yüzündeki şüphe ile dinledi önce ; “Neden böyle bir bilgiyi istiyorsunuz ki?” dedi arkasına yaslanarak.

“Bakın benim bir aile meselem var o gece burada bir deniz kazası olup olmadığı çok önemli benim, kaytlara bakıp var veya yok deseniz yeterli.”

Yetkili önündeki bilgisayarı açıp bir şeyler yaptı. Sonra İldeniz’e dönüp ; “Normalde her gelene böyle bir bilgi vermeyiz ama bu defalı size sadece söylediğiniz tarihi içine alan haftada bir deniz kazası rapor edilmediğini söyleyebilirim.”

“Rapor edilmemiş kazalar olabilir mi yani?”

“Genelde olmaz ama yine de kesinlikke yoktur diyemem. Can ve mal kaybı olmayan ufak tefek kazalar olabilir elbette”

“Anladım. Çok teşekkür ederim!” diyerek düşünceli bir şekilde ayağa kalktı İldeniz ve dışarı çıktı. Babasının söylediği doğruydu o zaman. O da bunu sorduğunu söylemişti.  Akşam bir şeyler öğrenebilme umudu onu şimdiden heyecanlandırıyordu. Sahil Güvenlik Binasının olduğu yerden ağır ağır yarı pastane yarın fırın olan dükkana uğradı. Akşama eli boş gitmek olmazdı. Tam bir kilo tatlı sardırmıştı ki Nurhan teyzeye de almaya karar verdi. Küçük bir pakette ona yaptırıp pansiyona geri döndü. Öğleden sonra halasını olanları anlattı uzun uzun. Gülsevin kızın tek başına tanımadığı evlere gitmesinden biraz huzursuz olmuştu.

“Ya başına bir şey gelirse oralarda!” dedi heyecanla.

“Halacığım ne gelecek başıma sen merak etme? Gayet iyi niyetli düzgün insanlar. Görsen sen de ne demek istediğimi anlarsın.”

“Ben de mi gelseydim seninle acaba? Bineyim geleyim mi hemen?”

“Yok halacığım rahat ol ne olur. Bak Nurhan teyzeyede söyledim oraya gideceğimi. O da tanıyor o insanları.”

“Kızım Nurhan teyze dediğinde belki onların suç ortağıdır?”

“Yapma halacığım çok endişelisin. Ararım seni ben gece merak etme tamam mı? Sana da konum atarım gider gitmez. Nerede olduğumu bilirsin tam olarak olur mu?”

“Bak unutma ama meraka dalıp, at mutlaka konum, ara da! Meraktan öldürme beni! Yusuf’la konuşayım da olmazsa gelelim biz!”

“Hala! Tamam lütfen!”

“Peki, peki. Haber bekliyorum senden!”

Halasıyla konuştuktan sonra adresi ve nasıl gideceğini sormak için Hayri’yi aradı

“İldeniz hanım ben zaten sahildeyim eve geçerken uğrar pansiyondan sizi alırım beraber gideriz” dedi Hayri.

“Tamam çıkarken ararsanız bende bahçenin önüne çıkar beklerim o zaman!”

“Tamamdır!”

Kalan vaktini internetten Ruhsala hakkında araştırma yapmakla geçirdi ama ilgisini çekecek bir şeye rastlayamadı. Arama motorunun görseller kısmına geçip burda çekilmiş fotoğrafları da inceledi tek tek. Kendisine benzeyen birilerine rastlamayı ummuştu ama Hayri aradığında dişe dokunur herhangi bir bilgi edinememişti.

Nurhan teyze kızın akşam çıkmasına biraz bozulmuş olsa da tatlıyı sevinerek aldı elinden. Almaya gelenin kim olduğunu görmek için de İldeniz ile birlikte çıktı kapıya.

“Nurhan teyze merhaba nasılsın?” dedi Hayri arabadan inip koşarak geldi kadının yanına ve öptü elini.

“Sen misin hayırsız Hayri. Babanız öleli beri hiç uğramaz oldunuz!”

“Doğru diyosun teyzem, sana söz daha sık geleceğim.”

“Nereye götürüyorsun bu kızı bakayım? Bak emanet o, ona göre. Sağ salim geri getir!”

“Sen merak etme Nurhan teyzem. Bir günde seni gelir alırım tamam mı?”

“Haydi ordan hayırsız! Gidin haydi bekletmeyin beni ayakta!”

Hayri ile İldeniz vedalaşıp bindiler hemen arabaya. Nurhan teyze onlar hareket edene kadar bekledi kapıda. Aslında onu da götürmelerini teklif etmelerini beklediğini anlamıştı ikisi de.

“Ayıp mı oldu  Nurhan teyzeye?” dedi İldeniz yokuştan inerlerken.

“Yani ben onu da alırdım da size ayıp olur, özeliniz konuşulacak diye şeyedemedim!”

“Yo Nurhan teyze bilse ne olur ki?”

“Döneyim mi?”

İldeniz başını salladı hemen. Kadının öyle kalakalması içine sinmemişti.

Hayri’de aynı şeyi hisettiğinden arabayı hemen yokuş yukarı çevirip pansiyonun önüne geldi. Nurhan teyze ağır adımlarla anca varmıştı çardağa. Hayrinin sesine dönüp baktı geriye ve ağır ağır geldi yeniden.

“Ne o? Bir şey mi unuttunuz?” dedi

“Nurhan teyze biz seni almaya geldik. Haydi atla bize gidiyoruz!” dedi Hayri.

Kadının yüzü aydınlandı birden, “Dur anahatarı alayım da geleyim!” dedi hiç ikiletmeden.

“Ben yerini biliyorum Nurhan teyze dur alıp geleyim.” dedi İLdeniz koşarak girdi bahçeden içeri. Yaşlı kadın girişteki vestiyere asıyordu her defasında anahtarı ve her gece kilitliyordu kapıları sıkı sıkı.

Üçü birden yola çıkıp Hayri’lere gittiler böylece. Hayri yoldan karısı Kerime’yi arayıp Nurhan teyzeyi de getirdiğini haber verdi. Onlar eve ulaştığında Hüseyin beyin ağabeyi Hasan’da karısıyla gelmişti.

Hoşgeldin, beş gittin faslından sonra.

“Demek Arıkan beyin kızısın sen?” dedi Hasan bey İldeniz’e bakarak. Kapıdan girdiğinde yüzündeki ifadeyi farketmişti İldeniz. Adam o andan beri sürekli inceliyordu onu ve belli ki aklında söyleyemediği bir şeyler dolanıyordu.

“Evet” dedi İldeniz kibarca.

“Hüseyin görüşürdü babanlarla, sen buradan gittikten sonra doğdun demek ki hiç haberimi olmadı?”

“Yok burada doğmuşum ben fenerde!” dedi İldeniz heyecanla.

“Himm! Fenerde doğmuşsun demek!”

Amcasının tuhaf tavırlarından İldeniz’in rahatsız olabileceğini düşünen Hayri girdi araya.

“Amca Arıkan beylerle ilgili bildiğin ne varsa öğrenmeye gelmiş İldeniz bacım. Ne biliyorsan anlat bizde duyalım!”

“Pek tanmazdım ben babasını” dedi Hasan bey tekrar. Herkes adamın ağzının içine bakıyordu bir şey söylesin diye ama o devam etmedi konuşmaya.

“Hepsi bu mu?” dedi Hayri.

“Hepsi bu!” dedi Hasan bey.

“Hay Allah biz de senden bir şeyler duyarız diye heveslendiydik. Kim tanır başka Arıkan beyleri burada onu biliyor musun?”

“Yok bilmiyorum!” dedikten sonra konuyu değiştirmek istediğini belli edercesine Nurhan hanıma döndü adam. Bir şekilde rahatsızlık duyduğu belliydi. “Sen nasılsın Nurhan hanım bu vesileyle görüştük yeniden?”

“Hamdolsun ne yapayım işte!” diyerek Nurhan teyze bütün akşam anlattı yine. Hayri amcasının böyle kestirip atmasından biraz mahcup olmuştu ama İldeniz ona gülümseyerek “Ne yapalım kısmet!” dedi omuzlarını kaldırarak. Kerime’nin  yaptığı güzel yemekleri yedikten sonra, Nurhan teyze ile uzun bir çay faslı yaptıktan sonra Hayri ikisini pansiyona kadar getirdi tekrar. Oraya varır varmaz halasına konum atan İldeniz, dönünce de hemen mesaj ve konum atarak geri geldiğini haber verdi.

Bütün gün umutlandıktan sonra hiç bir şey öğrenemeden geri gelmek hayal kırıklığı olmuştu. Hasan beyin bakışları ve tavırları o kadar tuhaftı ki İldeniz onun bir şeyler bilip söylemek istemediğini düşünmüştü ama bunun ne olduğuna bir anlam veremedi. Babası ile aralarında bir husumet  mi olmuştu acaba? Kim bilir belki de anne  ve babası bu husumetten sonra ayrılmışlardı buradan?

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s