Denizle Gelen – Bölüm 7

Onca felaketina ardından Arıkan’ın çığlığını duyan Servinaz korkuyla fırladı dışarıya. Aklına ilk gelen ona bir şey olduğuydu. Bu adada ne yapardı Arıkan’a bir şey olsa tek başına. Onu koşarken görünce ardından bir şey kovalıyor sandı bu defa.Sonra farketti kucağında ceketine sardığı ve sıkı sıkı tuttuğu şeyi.

Servinaz tüm bunları düşünürken Arıkan varmıştı onun yanına.

“Ne var? Ne oldu? Ödümü patlattın!” dedi kucağındakine bakarak.

“Servinaz çabuk içeri, onu ısıtmamız lâzım ısıtıcıyı bul hadi hemen!”

“Ne o Arıkan?” demeye kalmadan Arıkan ceketi aralayıp bulduğu bebeğin yüzünü gösterdi ona. Bebek o kadar üşümüştü ki sesi soluğu çıkmıyor, rengi neredeyse griye çalıyordu.

Neredeyse düşüp bayılıyordu Servinaz, “Aman Allahım, nasıl gelmiş buraya?” diye çığlık attı önce sonra eli ayağı birbirine karışarak bir yandan da Arıkan’ı çekiştirerek eve koştu.

“Koş, koş hasta olacak yavrucak!”

Hemen bebeğe ılık bir suya soktular önce yavaş yavaş vücudunu ovarak yıkadılar. İkisi de bebek konusunda çok bilgili değillerdi ama tahminlerine gör dört ya da beş aylık bir kız çocuğuydu zavallı. Bu fırtınada bu adaya nasıl düşmüştü, ailesi neredeydi, deniz de mi sürüklenmişti boğulmadan bir anlam veremiyorlardı. Öncelikle düşündükleri onu ısıtmak ve hayatta kalmasını sağlamak olduğundan ara ara konuşuyor daha çok panik halinde oradan oraya koşturuyorlardı.

Sonunda bebek avazı çıktığı kadar bağırarak ağlamaya başladı. Servinaz koşup evdeki bir parça sütten ısıttı ona.

“Servinaz onun verileceğine emin misin bak çocuğu iyice beter etmeyelim!”

“Dur dur haklısın bakayım internetten hemen!”

Parmakları titreyrek telefonunu buldu ve bir kaç dakika dikkatle baktı bir şeylere.

“Yok süt verilmezmiş haklısın. Çorba suyu biraz verebiliriz sanırım. Dur çorbanın suyunu süzeyim ben!”

Bu defa açık mutfağa koşup az önce yaptığı çorbayı süzdü bir bardağın içine sonra eline bir çay kaşığı alıp geldi ve üfleyerek bebeğin ağzına vermeye başladı. Bebeğin rengi biraz olsun kendine gelmişti ama bu kadar üşüdükten sonra da hasta olmaması mümkün görünmüyordu.

“Sen bırak işi gücü biz bu bebeği hemen bir doktora götürelim hava sakinken!” dedi Arıkan.

“Ama o zaman onu bizden alırlar!”

Arıkan karısının yüzüne baktı dikkatle.

“Onu bize Allah gönderdi Arıkan, ben çok dua ettim!”

“O bizim bebeğimiz değil Servinaz, annesi babası onu arıyor olabilir!”

“Ararlarsa veririz! Ama ya arayan olamazsa, onu bir yurda verirler orada büyür zavallı!”

Arıkan bir bebeğe bir karısına baktı. Olabilir miydi sahiden?

“Annesi babası çok acı çeker Servinaz!”

“Bu bebek buraya nasıl geldi Arıkan bir düşünsene, onların hayatta kalma imkanları bile olmamış olabilir. Belki denizdelerdi bu havada!”

“Yine de onu doktora götürmek zorundayız! Üstelik ona bakmak için hiç bir şeyimiz yok!”

Servinaz evlenirken getirdiği sandığı açtı hemen dizlerinin üzerine çöküp, elini daldırıp bir sürü bebek giysisi ve battaniyesi çıkardı bir anda ortalığa.

“Bunları sen mi hazırladın?” dedi Arıkan merakla.

“Evet buraya gelmeden bulamazsak ada zorlarsa falan diye düşünmüştüm!” dedi mahcup mahcup.

Karısının çocuk isteğinin ne kadar yoğun olduğunu bilen Arıkan’ın içi ezildi yeniden. Bebek ağlamaya devam ediyordu bu arada.

“Tamam haydi kalk bizim bebeğimiz deriz, bir an önce gidelim doktora!”

“Ne zaman, nerede doğdu derse ne diyeceğiz?” dedi Servinaz endişeyle.

“Annenlerin orda deriz ordan geldi hamileydi karım doğurup geldi deriz!”

“Peki ya kimlik?”

“Daha çıkarmadık deriz Servinaz! Çocuk beter olacak hadi!”

“Tamam tamam!” diyerek dışarı bota koştular ikisi birden. Kasabada bir çocuk doktoru olup olmadığını bilmiyorlardı.

Bebeği sarmalayıp bir taksiye bindiler ve ilçeye gittiler.  Bebek çok üşüttüğü için ciğerleri iyi durumda değildi. Doktor bebeğin hastanade kalmasını istedi. Üstelik sandıkları gibi dört beş aylık değil. Sadece iki aylıktı, normalden biraz iri olduğu için onlara öyle gelmişti. Doktor onların şaşkınlıklarını garip karşılasa da bölgede yaşanılan şoklar ve bebeklerinin hasta olmasına verdi. Evleri zarar gördüğü için bebekleriyle yağmurda kaldıklarını söylediker doktora.

Doğum belgeleri evle birlikte çamura bulanmıştı onları bulmaları mümkün değildi zaten bebek evde doğmuştu.  Hastanede yeniden belgeler düzenlenmek zorunda kalındı ve Arıkan bu belgelerle hemen koşup bebeğin kimliğini çıkarttırdı Böylelikle sorun olabilecek her şey ortadan kalkmıştı.

Arıkan kimlik çıkartmaya gittiğinde bebeğe bir  isim bulmaları gerektiğini farketti ve hızlıca aklına gelen ilk ismi söyledi nüfus memuruna “İldeniz”

Böylece minik bebeğin adı İldeniz oldu.

İldeniz uzun süre ıslak ve açık havada kaldığı için üç gün hastanede kontrol altında kaldı. Zavallının broşları dolmuştu. Doktor olması gerektiğinden çok ileri bir gelişim gösterdiğini söyledi. İki aylık bir bebek için gelişimi çok daha ilerideydi. Henüz yapamıyor olması gerekirken gözleriyle herkesi takip edebiliyor. Ağlayarak derdini anlatmayı başarıyordu.

“Uzman bir doktora göstermenizde fayda var!” dedi ilçenin doktoru, “Bu hızlı gelişim pek normal görünmedi bana!”

“Sizce bebeğin bir sorunun mu var yani?” dedi Servinaz endişeyle.

“Emin değilim. O yüzden tam teşekküllü bir hastanede her şeyine bakılsa iyi olur!”

Beşinci gün bebeği hastaneden  alıp çıktılar. Servinaz’ın ısrarı üzerine bebeğin onlarda kalması kesinleşmişti. Zaten nüfuslarına da geçirmişlerdi artık İldeniz’i. Arıkan karısına bebeğin annesi ve babası ortaya çıkarsa onu geri vermeye söz verdirebildi sadece.

Servinaz o kadar mutluydu ki onların geri gelebileceğini zaten düşünmüyordu. Bu bebek onlara verilmiş bir hediyeydi. İldeniz’in doktorun verdiği ilaçlarla tam olarak iyileşmesi iki haftayı buldu. Hastanede ateşi düşmüştü ama burnu sürekli tıkandığından nefessiz kalıyordu. Arıkan bir bebek için gereken her şeyi satın alıp adadaki eve doldurmuştu. Bir kaçta kitap edinmişlerdi ona bakabilmek için.

“Peki ama bundan annenlere nasıl bahsedeceğiz?” dedi eve dönerlerken.

Servinaz kocası söyleyene kadar bunu hiç düşünmediği için kaldı bir an.

“Bu defa da düşerse diye söylemediğimizi, sağlıkla kucağımıza aldığımız için artık söyleyebileceğimizi düşündüğümüzü söyleriz!” dedi sonra gülümseyerek.

“Sen ciddi misin? Onlara da yalan mı söyleyeceğiz!”

“Evet öyle yapacağız Arıkan, kızımızın ileride bu gerçeği başkalarından duyması riskini mi almak istiyorsun!”

Arıkan ne diyeceğini bilemez halde baktı karısının yüzüne. Bu bebeği gerçek ailesi bile çıksa kimseye vermek istemeyeceğini anlıyordu. Eğer buralarda kalırlarsa bu risk yüksekti. Daha önce o iyi olsun diye buradan gitmeyi çok planlamıştı. Şimdi de galiba bu  bebekten ayrılmasın diye gitmeleri gerekiyordu.  Bir ay boyunca yeniden girişimlerde bulundu, mektıplar yazdı ancak bir fener bulamadı. Sonunda fener olsa da olmasa da buradan gitmeleri gerektiğine inandığı için başka bir iş buldu başka bir şehirde. Bebeği korumak için Servinaz’da hemen ikna oldu bu fikre ve oradan hızla taşındılar ve fener işini bıraktılar.

(devam edecek)

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s