Denizle Gelen – Bölüm 4

İki ay geçtiğinde artık ikisi de adaya ve fenere alışmışlardı. Servinaz ilk günlerin tedirginliğini atmış ve rahatlamıştı. O rahatlayıp mutlu olunca Arıkan da çok mutlu oluyordu. Artık havalar onların geldiğinden çok daha iyiydi. Bu yüzden rüzgar azalmıştı. Çoğu gün beraber denize giriyor, balık tutuyor ve harika vakit geçiriyorlardı. Hava çok ısındığından sadece uyumak için eve giriyorlar, hatta bazen uyku tulumlarını alıp dışarıda bile uyudukları oluyordu.

Fenerden gökyüzüne bakmak çok keyifli oluyordu. Daha önce de fenerden geceyi seyretmişlerdi ama burada kendi fenerlerinden bakmak çok daha güzeldi. Servinaz bütün yıldız ve gezegenleri öğretmişti Arıkan’a. Bir kız çocukları olursa adını Yıldız koymaya karar verdiler.

Evliliklerinin dördüncü ayında mutlu haber geldi Servinaz beş haftalık hamileydi. Gidip kan testi yaptırmışlar ve sabahları başlayan mide bulantılarının nedenini böylece belirlemişlerdi. İkisi de çok heyecanlıydı. Bütün ada onlara ait olduğu için çocukları için adanın neresine neler yapabileceklerini konuşup duruyorlardı.

Servinaz’ın ailesi de çok sevinmişti bu  habere bir torunları olacaktı. Ahmet bey feneri şimdilik bırakıp gelemiyorudu. Doğuma yakın Yiğitcana bırakıp karısıyla geleceklerdi. Sacide hanımda kocasını bırakıp gelmeyim demişti şimdiden. Zaten Arıkan’da sürekli Servinaz’ın yanında olduğu için bir ihtiyaçları olmuyordu. Gündüz doktor kontrolüne gidip geliyorlardı düzenli olarak.

Her şey harika gidiyor derken hamileliğin altıncı ayında Servinaz’ın kanaması oldu biraz. Hemen doktora gittiler neler olduğunu öğrenmek için. Doktor uzun uzun muayene ederken ikisi de dikkatle onun yüzüne bakıyorlardı. Kadıncağız muayeneyi uzattıkça Servinaz kocasının elini öyle bir sıkıyordu ki, tırnaklarının izine kan oturmuştu Arıkan’ın elinde.

“Çok üzgünüm!” dedi muayene bitince, “Bebeğin kalp atışlarını duyamıyorum!”

“Nasıl yani, belki uyuyordur?” dedi Servinaz panikle.

Doktor baktı ona ama bir şey söyleyemedi.

“Hayır bebeğim yaşıyor!” diye bağırmaya başladı Servinaz bu sefer. Öyle çırpınıyordu ki hasta bakıcılar gelip zorla tuttular.

“Bebeği hemen almamız gerek!” dedi doktor Arıkan’a bakarak. Sonra hastabakıcıların tuttu karısına bir iğne yaptı, Servinaz’ın çığlıkları sustu, onu tekerlekli bir sedyeye alıp götürüdüler odadan.

Onlar çıkınca Arıkan arkasındaki koltuğa çöküverdi. Adanın her yanı için plan yapmışlardı kızlarına. Evet bir kızları olacaktı yaşasaydı. Adını da Yıldız koyacaklardı. Altı aylık bebek ne diye vazgeçerdi ki yaşamaktan. Gözlerinden yaşlar akarak bekledi karısını geri getirmelerini.

Fenere geri döndüklerinde Servinaz’ın morali çok bozuktu. Doktorun ayrı, Arıkan’ın ayrı ayrı konuşmaları hiç bir işe yaramıyordu.

“Daha çok gençsiniz yine olur çocuğunuz!” demişt doktor.

“Evet ama o birinci çocuğumuz olmayacak artık. İlk çocuğumuzu öldürdüm ben içimde!”

“Neden sen öldürmüş olasın Servinaz, gayet dikkat ettin her şeye sen. Rızkı yokmuş ne yapalım. Her şey de bir hayır var! Ya doğup gideydi kollarımızdan!” diye teselli vermeye çalıştı Arıkan ama daha da beter oldu Servinaz bu sözlerden sonra. İki ay neredeyse hiç konuşmadı doğru dürüst Uzun uzun oturdu kayalıklardan denize baktı durdu öylece. Hava kararınca zor aldı Arıkan onu içeriye.

Servinaz’ın normale dönmesi neredeyse altı ay sürdü. Altı ayın sonunda eski neşesine yeniden kavuşmuştu. Arıkan çocuktan bahsetmemeye özen gösteriyordu yine de. İlk bebeğin düşmesinin ardından bir yıl geçtikten sonra bir akşam “Yeniden denemek istiyorum!” dedi Servinaz.

“Ben de istiyorum!” dedi Arıkan’da.

Karısının yeniden bir çocuk isteyecek kadar normalleşmesine çok mutlu olmuştu. Bu konuşmanın üzerinden bir kaç ay geçmesine rağmen hamile kalamadı önce. Bu sefer aklını buna takmaya başladı. Arıkan tam düşen bebekle  bağ kurmasa bari diye korktuğu sırada neyse ki ikinci bebeğin müjdesini aldılar. İlki için yaptıkları planları yeniden tekrarladılar. Bu defa erkek olursa adını Deniz koymaya karar verdiler. Kız olursa Yıldız, erkek olursa Deniz. İkisi birden olursa ikisi birden.

“Var bizim ailede ikiz!” diyordu Servinaz. Nedense bu defa ikiz olabileceğine dair bir öngörüsü vardı. Geçen defakinden daha  sık gittiler kontrole. Hamilelik haberini aldıktan sonra da Arıkan hiç yormadı karısını. Evin tüm işini üstlendi. Bebekleri sağlıklı olsun diye kasabaya gidip organik pazarlardan aldı her şeyi.

Hamileliğin dördüncü ayında oldu kanama bu kez. Servinaz düşüp bayıldı kanamayı görür görmez. Arıkan paniğa kapıldığı için Hüseyin kaptanı arayıp yardım istedi. Adamcağız hemen geldi ikisi birden Servinaz’ı taşıyıp hastaneye götürdüler.

Bebek yine ölmüştü anne karnında. Doktorlar bunun olması için hiç  bir neden bulamamışlardı. Hastaneden çıktıktan sonra bu defa Servinaz daha büyük bir buhrana kapıldı. Arıkan karısının normale dönmesi için elinden geleni yapıyordu ama hiç bir işe yaramıyordu.

Sacide hanıma telefon edip Servinaz’ı  bir süre eve götürmelerinin iyi olabileceğini söyledi. O fenerden ayrılamıyordu. Yiğitcan geldi ablasını alıp bir kaç haftalığına baba evine götürdü. Ertesi günü aradı Ahmet bey.

“Oğlum bu kız durmadan ağlıyor evim diye! Duracağını sanmıyorum. İstersen bir iki gün daha dursun dinlensin en azından Yiğit getirsin geri!”

“Tamam baba ağlıyorsa gelsin tabi. Ben mutlu olur sizine diye düşünmüştüm!”

“Yok oğlum daha kötü oldum dedi kendi ağzıyla!”

Bir kaç gün sonra kardeşi yeniden getirdi Servinaz’ı fenere. Bu defa onu yollamadı Arıkan. Belki kardeşiyle burada olmak hoşuna gider diye düşündü. Yiğitcan’da buradaki feneri merak ediyordu zaten. Bir hafta kaldı evlerinde. Sonra Ahmet bey aradı çağırdı oğlunu geri. Servinaz ne kalışından ne gidişinden etkilendi oğlanın. Öyle boşluğa baktı durdu kendi kendine. O eski Servinaz gitmiş, içine kapanmış, sessiz, bir kadın gelmişti yerinde.

Tam umudu kesmişken bir yıl sonra yavaş yavaş düzelmeye başaldı yeniden. Arıkan artık çocuk falan istemiyordu. Karısının iyi olması onun için yeterliydi. Birlikte bu adada yaşlanabilirlerdi. Bir çocukları olması şart değildi. Hatta Servinaz biraz daha düzeldikten sonra bir çocuk evlat edinebilirlerdi belki.

Uzun bir aradan sonra yeniden birlikte denize girip, balık tutmaya, eski günlerine geri dönmeye başladılar. Arıkan bu arada belkide burası iyi gelmiyordur Servinaz’a diye düşünmeye başlamıştı. Kendi çocukluk hayali diye kızı da alıp koşarak getirmişti buraya ama kim bilir bu adada tek başlarına böyle ruhuna iyi gelmemişti belki Servinaz’ın. Arıkan’a diyemiyordu belki üzülmesin diye.

Ara ara ağzını yoklamaya başladı karısının adayla ilgili bir şikayeti var mı diye. Hamile olduğu zamanlar çocuk okul yaşına gelince burada kalmalarının zor olacağını konuşmuşlardı ama şimdi konuyu oraya getiremiyordu tabi.

Servinaz her seferinde ada hayatını sevdiğini vurguluyordu. Burada sevdiği adamla insanlardan uzak olmaktan mutluydu. Çocukluğundan beri çevresindeki insanalr ona deliymiş gibi bakmışlardı zaten. Farklı olduğu için yadırgamışlardı hep. Burada yoktu o insanlar onu sevebilen tek erkek Arıkan vardı yanında. Neden  mutlu olmasındı ki?

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s