Denizle Gelen – Bölüm 2

“Açıkça söylemek gerekirse aile işi olmadığı halde fenere ve denize bu kadar aşık olan birini bulmak benim için şaşırtıcı oldu. İlk geldiğinde gelip geçici bir hevesin olduğunu düşünmüştüm. İki hafta sonra çeker gider demiştim kendi kendime ama sen gitmedin. Azmettin bu işin bütün inceliklerini benim ailemden biri gibi öğrendin. Ailemle de iyi anlaştın. Özellikle kızım Servinaz’la. Tüm bunlar seni zaten bizim ailemizin bir parçası yaptı.”

Arıkan kulaklarına kadar kızarmıştı özellikle Servinaz vurgusunu duyunca. Peşinden ters bir şeylerin geleceğinden korkmuştu bu sözlerin.

“Çok teşekkür ederim Ahmet amca ben de sizi ailem gibi gördüm.” dedi mahcup bir sesle.

Servinaz’da şaşırmıştı babasının bu vurgusuna ve masadaki diğerleri de.

“Öyleyse ailemizin gerçek bir parçası olmak istersin diye düşündüm işte bende!” dedi Ahmet bey sandalyesinde gerinerek. Bu arada hemen yanındaki sandalyede oturan Arıkan’ım omuzuna koymuştu elini, “Bu işler böyle olmaz ama delikanlı sana bir ayrıcalık yapacağım. Ege tarafında kuzenim var Ertan. Orada bir deniz fenerinde yaşıyor o da, ancak kızı büyük şehirde iyi bir üniversite kazandı. O da kızı tek başına şehire salmaya razı değil. Bu yüzden feneri emanet edecek birini arıyorlar!”

Arıkan heyecanla kaldırdı başını ve baktı Ahmet beye ; “Yoksa!”

“Aradı bana danıştı. Oğlanı gönderebilir miyim diye sordu ama Yiğit burada bana yardım ediyor biliyorsun. Ben de çok genç sayılmam artık. Aklıma sen geldin tabi, bahsettim biraz!”

“Ahmet amca verin elinizi öpeyim!” diyerek heyecanla ayağa kalktı Arıkan.

“Dur öpeceksin!” diye omuzundaki eliyle bastırıp oturttu Arıkan’ı yerine, “Önce bir dinle! Seni bu işe göndermek için bir koşulum var. Şayet o koşulu yaparsan Ruhsala’da ki o fener senindir.

Masadakiler merakla dinliyorlardı bu konuşmaları. Az önceki Servinaz vurgusunu unutmuşlardı. Ruhsala adını duyunca hepsinin aklına orası ile ilgili dinledikleri hikayeler geldi. Arıkan bu hikayelerin hiç birini bilmiyordu elbette.

“Ne isterseniz yaparım Ahmet amca! Ne isterseniz! Yeter ki beni alın o işe ne olur?”

“Ne istersem dedin bak? Sonra caymayasın!”

“Yok Ahmet amca caymam söz veriyorum!”

“O halde Servinaz ile nikahınız olur olmaz gidebilirsiniz!” dedi Ahmet bey gevrek gevrek gülerek.

Masada derin bir sessizlik oldu birden. Servinaz’ın yüzü kireç gibi oldu önce, sonra kızardı.

“Baba!” dedi ağlar gibi. Evet bu haliyle pek kısmeti çıkmayacağını kendisi de biliyordu ama böyle birine zorla kabul ettirikmek çok onur kırıcıydı. Hem de babası tarafından hem de hepsi oradayken. Biraz sonra hayatının en utanç verici reddedilişini yaşayacaktı muhtemelen. Gözleri doldu ve masadan kalkmak için hazırlandı.

Arıkan dönüp Servinaz’a bakmıştı elinden olmadan.

“Allah’ım başka bir şey isteseymişim olacakmış, sana şükürler olsun!” dedi yüksek sesle, sonra masadakilerin şaşkın bakışlarını görünce, “Ben kabul ediyorum! Servinaz ve fener olsun hayatımda başka hiç bir şey istemem!” diyerek eğilip heyecanla Ahmet beyin ellerinden öptü.

Masadan kalkmak için hazırlanan Servinaz donup kalmıştı yerinde.

“Kızım sen öpmeyecek misin babanın elini haydi!” dedi annesi onun halini görünce, “Kız şoka girdi resmen!” dedi Yiğit ve güldüler hep birlikte. Servinaz rüyada gibi kalktı yerinden, gözleri Arıkan’daydı. Şimdi onu seviyor muydu yani bu çocuk. Hem de onu tanıdığı, bildiği halde. Hem de babası demeden önce de. Gözlerini ayırıp eğilip babasının elini öptü.

“E haydi hayırlı olsun! Ha tabi ben bunu böyle söylediysemö öyle kızı verdim gitti değil. Ablangile söyle gelip isteyin bir an önce! Benim öyle törensiz verilecek kızım yok  delikanlı!” diyerek gülmeye devam etti Ahmet amca.

“Tamam Ahmet amca hemen bu akşam konuşacağım, Servinaz neyi nasıl istiyorsa onu da öyle yapacağız sana söz veriyorum. Kızını da çok mutlu edeceğim, işimi de çok iyi yapacağım! Bu akşam benim hayatımdaki en güzel gün!”

Servinaz hâlâ rüyada gibi bir babasına bir Arıkan’a bakıyordu. Sonunda annesi onu kolundan çekip kahve yapmak için içeri götürdü. Geldiğinde biraz daha kendine gelmiş gülümsüyordu.

“Nasıl yani hem evleniyor, hem de buradan gidiyor musun yani?” dedi Gülsevin şaşkın şaşkın kardeşine bakarak, “Tüm bunlar bu gece mi oldu?”

“Evet abla, Ahmet amca aynen böyle söyledi. Düşünsene hayatımda en çok istediğim işi yapacağım. Hem de Ege’de, en çok yaşamak istediğim yerde, hem de sevdiğim kızla!”

“Oğlum sen bu kızı ne ara sevdin?” dedi Yusuf şaşkın şaşkın.

“Servinaz çok farklı biri enişte. Tanıyınca siz de anlayacaksınız. Çok akıllı bir kız o!”

“Ay kırk yıl düşünsen bir kaç saat önce sen kapıdan çıkarken bunlarla geri geleceğini akıl edemezdim!” dedi Gülsevin şaşkın şaşkın.

“Abla siz bir iş bul çalış hayatını kur evlen demiyor muydunuz? Bak hepsi bir anda oluverdi işte. Hem de daha liseden mezun olalı üç ay olmasına rağmen. Orada bir ev varmış zaten tıpkı burası gibi. Size de yük olmam daha fazla!”

“Oğlum sen bize ne zaman yük oldun!” diye diklendi Yusuf.

“Ya enişte hakkınızı helâl edin bir gün olsun böyle bir şey hissettirmediniz ama ben farkındayım. Sizin de bir çocuğunuz, sizin de bir geleceğiniz var. Evlendiğiniz günden beri ben yanınızdayım. Artık ailenizle başbaşa kalmak bir şeyleri de sadece kendiniz içiin yapmak sizin de hakkınız!”

“Söyleme oğlum öyle!” dedi Gülsevin gözleri dolarak, “Sen bana anamın, babamın emanetisin. Elbette bakacağız biz sana, her şeyine koşacağız. Evlensen de bu değişmeyecek, uzaklara gitsen de! Ben ne yapacağım hem seni görmeden!” diyerek göz yaşlarını koyverdi bu defa.

“Ah canım ablacığım gelirsiniz benim yanıma. Yazları da, kışları da buradan güzel, bağlık bahçelik olur mevsimine göre. Her gün konuşuruz. Biz de geliriz bir yolunu bulup! Haydi ama istemeye gideceğiz değil mi Servinaz’ı. Hepsi buna bağlı çünkü.”

“Tamam oğlum gideceğiz!” dedi Yusuf onun sırtını sıvazlayarak. Sonra karısına ve Arıkan’a sarıldı sıkı sıkı, “Ben anlamam o bohça işi falan nasıl olur. Ablan halletsin yarın. Gidip isteyelim bir an önce.”

“Yaşayın!” dedi Arıkan onların elinden kurtularak zıplamaya başladı evin ortasında çocuk gibi.

“Oğlum dur çocuğu uyandıracaksın!” diye durdurdu Gülsevin onu gözlerinden akan yaşlarla gülüyordu bir yandan.

Arıkan sabaha kadar uyuyamadı yatınca, bir feneri olacaktı demek. Kendi idare ettiği feneri. Ahmet amcadan her şeyi öğrenmişti ama başına tek başına geçince becerebilir miyim endişesi düşmüştü içine.

“Olsun ya Servinaz olacak ya benimle! O da biliyor zaten. İkimiz hallederiz her şekilde! İkimiz bir fenerde yaşayacağız demek! Bir masal değil de ne olacak acaba bu!”

(devam edecek)

Denizle Gelen – Bölüm 2” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s