Lamba Cini – Bölüm 16

Alper Eda’ın bir an önce geri dönmek istediğini bildiği için elinden gelenin en iyisini ortaya koyarak çekimlerin daha da tekrarlanmasının önüne geçti. Bu başarısı firmayı da çok memnun ettiğinden önümüzdeki beş yıl boyunca Alper ile çalışmaya karar verdiler ve sözleşmeyi de hemen orada imzaladılar.  Böylelikle fazla kalmadan hemen geri dönebildiller ve başarılarından dolayı da yok boyunca birbirlerini kutladılar. Eda Tahsin bey ile sürekli konuşup Suphi hakkında bilgi alıyordu. Suphi ile üç kez görüntülü konuşmuşlardı. Böylece o karısına bir şey  olmadığına ikna olup sakinleşmiş, ancak her aradığında “Seni çok özledim, evimizi çok özledim ne olur artık geri dön!” diye yalvarmıştı.

Alper sürekli gülüyordu Eda Suphi ile konuşurken, “Kız yemin ediyorum başka bir şey istesen olacakmış. Adam gitti kafasını bir yerelere vurdu istediğinden âlâsı oldu. Hani yani kafasına taş düştü derler o türden!”

“Alper lütfen Suphi’nin durumu ile dalga geçip durma! Ölebilirdi! Öyle hafife alınacak bir kaza değil geçirdiği. Ayrıca ben onun sağlıklı olmasını tercih ederim aşık olmasına!” diye tersliyordu Eda onu. Kafasını çarpıp onu sahiden aşık olduğu karısı sandığı gibi her an eski haline de dönebilirdi tabi. O zaman her şey yeniden anlaşma boyutuna indirgenecekti.

Eda ve Alper’in yola çıktığı gün, Tahsin bey de Suphi’yi eve  çıkarmıştı. Çok şükür öyle yarası beresi, kalıcı başka bir hasarı yoktu. Şimdilik kazadan kalan tek iz hafızası ile ilgili olandı. Anne ve babasının da Eda’yı çok sevdiklerini ve hep torun istediklerini hatırladığı için onlarda Tahsin bey tarafından tembihlenmişlerdi. Eda geldiğinde sanki onu çok seviyormuş gibi davranacaklardı oğullarının yanlarında. Hala da mümkünse gelmeyecekti, çünkü çenesini tutamaz ve Eda’ya yine laf itelemeye kalkarsa bu Suphi üzerinde olumsuz etkiler yapabilirdi. Elbette tüm bunlar konusunda Eda’ya telefonda bilgi verdi. Aksi durumda kızcağız bütün ailenin hafıza sorunu yaşadığın sonucuna varabilirdi gördüğü sevgi seli karşısında.

Alper bununla da epey dalga geçti yol boyunca, “Yok, kesin var sen de bir şeytan tüyü! Şu olanlara kim inanır Allasen?”

Eda “Sanki öceden yaşadıklarımı bilmiyorsun gibi konuşuyorsun!” deyince uzatamadı o da daha fazla bu konuda eğlenmeyi. Yeniden işlerinden konuşmaya başladılar. Tam her şey yolunda giderken arkadaşına eskiyi hatırlatıp üzmek en son istediği şeydi Alper’in.

Akşam yemeği saatinde Suphi’nin evine önüne vardılar. Alper ona bol şans dileyerek gönderdi eve. Eda’nın kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu. Hem Suphi’yi yeniden göreceği için, hem onu merak ettiği için.  Tahsin bey o gelene kadar evden ayrılamaycağını söylemişti. Kaza olduğundan beri Suphi’yi beş dakika olsun yanlız bırakmamıştı.

“Eda kızım hoş geldin! Suphi’de seni sorup duruyordu!” dedi Tezer hanım kollarını açıp ona doğru yürüyerek. Eda daha önceden uyarıldığı için  hiç bozuntuya vermeden gidip sarıldı kadına,

“Merhaba Tezer anneciiğim! Ne kadar meraklandım bilemezsiniz!”

Sonra Rıdvan beyin elinden öptü gidip, babacığım diye sarılarak

Suphi salondaki kanepeye yatırılmış üzerine de bir battaniye örtülmüştü. Eda odaya girer girmez bir çocuk gibi sevinmeye başladı. Eda en son onun yanına gelip çömeldi.

“Ah karıcığım gözüm yollarda kaldı. Sana da bir şey oldu diye o kadar korktum ki anlatamam! Haydi gel sarıl bana lütfen!”

Eda ona da sarıldı sıkıca! Odaya girdiğinden beri yaşadığı en içten kucaklama bu olmuştu. Hep birlikte biraz oturulduktan sonra Tahsin bey ayağa kalkıp.

“Gençler artık kavuştuğunuza göre sizi yanlız bırakalım!” dedi. Bu sırada Tezer hanım ve Rıdvan beye de bakmıştı. Onlar da bu oyundan iyice sıkıldıkları için kalktılar hemen.

“Tabi, tabi. Gelin de yoldan geldi dinlensinler!” dedi Rıdvan beyde.

Hepsi Suphi’yi kucaklayıp ayrıldılar evden. Eda onları kapıya kadar geçirdi.

Tahsin bey kapıdan çıkmadan onun kulağına  eğilip, “Alllah senden razı olsun kızım, biraz idare ediver. Doktor şoka girecek bir şey yaşamasın bir süre, gerilmesin dedi. Aman ha! Sana güveniyorum!”

“Siz merak etmeyin ben onu idare ederim!” diye cevapladı Eda’da fısıldayarak. Artık kapıya çıktıkları için Tezer hanım ile Rıdvan bey rol yapmayı bırakıp “İyi akşamlar!” diyerek gittiler hemen.

“Sen şimdi çok yorulmuşsundur, çıkıp uyuyalım. Yarın uzun uzun konuşuruz!” dedi Suphi’de ayaklanarak. Görünüşe göre gerçektende fiziksel olarak bir iz yoktu vücudunda. Yürümesi, hareket etmesi gayet normaldi. Yine de merdivenlere geldiklerinde Eda ona yardım etmek için kolunu tuttu.  Merdivenlerin başına geldiklerinde Suphi her zaman uyuduğu oda yerine kapısı kilitli olan odalardan birine doğru yürüdü ve Eda’ya dönüp.

“Haydi gelmiyor musun?” diye sordu.

Eda bu odanın kilitli olduğunun bildiği için gülümseyerek cevap verdi. O kapıyı açamadığında ne söyleyeceğini düşünüyordu çünkü o odada ne olduğunu o da hiç bir zaman öğrenememişti.

Suphi elini kapının koluna uzattı ve kapı hiç zorlanmadan açıldı. Şaşkın şaşkın bakan Eda odada ne olduğunu merak ettiği için onun peşinden odaya girdi. Burası kocaman bir yatak odasıydı. Odanın ortasında iki kişilik bir yatak vardı. Çok şık bir yatak odası takımı ile döşenmişti. Bir balkona açıldığı belli olan çift kanatlı bir kapısı daha vardı. Aralık olan diğer kapıdan o kısmın bir banyo olduğu da belli oluyordu. Bu yatak odasının neden hazırlanmış olduğu ve neden daha önceden kilitli olduğunu anlayamadı ama şimdi bunu soramazdı zaten.

İşin kötüsü beklemediği bu sürpriz karşısında ne yapacağını bilemiyor olmasıydı. Şimdi bozuntuya vermemek için Suphi ile bu yatakta mı uyuması gerekiyordu yani. Biraz yorgun olduğunu söyleyip eski odasına gitme şansı var mıydı?

“Sen de kaza yüzünden çok sarsıldın!” dedi Suphi’ye gülümseyerek, “O yüzden burada sen yat bu gece, ben de içeride misafir odasında yatayım ne dersin?”

“Saçmalama!” dedi Suphi, “Seni ne kadar özlediğimi biliyor musun? Kesinlikle ayrı odalarda yatmam. Hem biliyorsun biz küssek bile kesinlikle yatağa birlikte gireriz”

“Öyle mi?” dedi Eda yutkunarak.

“Ne demek öyle mi Eda? Neyin var karıcığım senin? Çok mu yoruldun yoksa. Haydi geceliğini giy de uyuyalım. Söz veriyorum sadece sarılacağım bu gece!” diyerek güldü Suphi.

Eda ne diyeceğini şaşırmış bir şekilde kaldı bir süre, “Tamam!” dedi sonra gülümsemeye çalışarak. İnip aşağıdan çantasını getirdi ve tuvalate gireceğini söyleyerek yatak odasının banyosuna girerek eşofmanlarını giydi. Suphi ile bu yatakta yatmak için gecelik giyecek değildi elbette.

“Karıcığım bu da ne böyle?” dedi Suphi onu eşofmanlarla görünce gülerek.

“Neyse çok üşendim şimdi bu günlük böyle olsun!” diyerek hızla yatağın diğer tarafına dolanıp yorganın altına girdi Eda.

Suphi hemen ona doğru yaklaşıp kolunu ona doladı ve çok geçmeden de derin bir uykuya daldı. Eda onu uyandırmamak için kıpırdamamaya çalışarak yattı bir süre. Sonra o da farketmeden uykuya dalıverdi.

(devame edecek)

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s