Lamba Cini – Bölüm 15

Alper ve Eda yol yorgunluklarını atmak için gider gitmez uzandılar biraz. Akşam çalışacakları ekip ile bir  yemeğe katılmaları gerekiyordu. Aynı zamanda bir tanışma olacaktı bu yemek. Ertesi sabah erkenden herkesin settesi olması istenmişti.

“Gördün mü iyi ki erken gelmişiz! Öne çekmişler seti.” dedi Alper Eda’ya göz kırparak odalarına çıkmadan önceç

“Evet haklısın.” dedi Eda düşünceli düşünceli sonra lobiden anahtarını alıp çıktı odasına.

Suphi’den hâlâ dönüş olmamıştı. Belli ki o da artık sözleşmenin bittiğini ve bir görüşme sağlamanın anlamı olmadığını düşünüyordu. Geçen bir yıl boyunca onu çok sık aramamıştı ama böyle umursamaz olacağı da hiç aklına gelmezdi doğrusu. Mektubu okumuş olmalıydı çoktan ayrıca. Belki de gelince konuşuruz diye düşünüyordu tabi.

“Neyse!” dedi kendi kendine telefonu elinden bırakıp biraz uyumaya çalıştı. Sıkıntılı rüyalar görerek uyandı ter içinde. Bir duş alıp beklemeye başladı Alper’in aramasını.

Alper yemek saatine bir saat kala aradı yeniden, “Uyuyamadın değil mi?” diye sordu gevşek bir sesle. Onun epeyce uyuduğu belli oluyordu sesinden.

“Uyudum merak etme!” dedi Eda.

“Yarım saat sonra buluşalım lobide o zaman.”

“Tamam”

İkisi de hızlıca hazırlanıp indiler vaktinden önce, “Bana bak kız bu asık suratı toparla artık bak adamlarla tanışacağız bu gece! Güzelliğinle etkilersin sen şimdi herkesi. Ben de kolumda seninle çok havalı olurum. Belki basında gelmiştir hem!”

Gülümsedi Eda. Alper’in her zaman mutlu ve iyimser oluşunu çok sevmişti her zaman. Ayrıca insanların hislerini de hemen anlar, ona göre davranmayı da çok iyi bilirdi. Hem iyi yürekli, hem de düşünceli biriydi o da. Hayatın onu karşısına çıkarmış olduğu için şükretmişti çoğu zaman. Bir erkek kardeşi olmuştu böylece.

Yemek umduğundan daha keyifli geçti. İş yapacakları insanlarda gayet hoş sohbet ve güler yüzlüydüler. Ertesi sabah şehrin dışında bir alanda ilk deneme çekimlerini yapacaklardı. Gün doğumu yakalamak istiyorlardı ama bu deneme çekimi olacağı için şimdilik saat sekizin uygun olduğuna karar verdiler. Erken kalkılacağı içinde çok geç olmadan herkes ayrılıp oteline döndü.

Eda dönerken arabada farletti Tahsin beyin aradığını. Orada gürültüden duymamış olmalıydı. Saat gece on biri geçtiği için aramak istemedi hemen. Sabah setten aramaya karar verdi.  Alper ile vedalaşıp yeniden odalarına döndüler.

Tam makyajını temizleyip pijamalarını  giyecekti ki çalmaya başladı telefonu. Alper’in bir şey söylemeyi unuttuğunu düşünüp aldı eline hemen. Arayanın yine Tahsin bey olduğunu görünce meraklandı ve açtı hemen.

“Kızım Eda nihayet sana ulaşabildim!”

“Ne oldu Tahsin bey sesiniz kötü geliyor iyi misiniz?”

“Ben iyiyim canım kızım ama Suphi hastanade!”

Eda bayılacak gibi oldu bir anda, “Neden? Ne oldu?” diye sordu endişeyle.

“Senin yola çıktığım gün bir kaza geçirmiş. Yanına kimlik almadığı için kimseye ulaşamamışlar. Kendinde değilmiş. Bana ancak bu gün öğlen ulaşabildiler. Biraz kendine gelmiş!”

“Aman Allahım!” dedi Eda telaşla, “Ben de sanmıştım ki! Ah ne aptalım keşke bir daha arasaydım!”

“Hayati tehlikeyi atlattı merak etme, ben bu gün gittim gördüm.”

“Oh çok şükür! Ben geleyim ama nasıl bilmiyorum. Alper’e söz verdim!”

“Yok sen gelme! Ancak yarın sabah gözünü seveyim telefonu aç, bu gün hastaneyi birbirine kattı ben karımı istiyorum. Ona bir şey oldu siz bana söylemiyorsunuz diye”

“Neden yapsın böyle bir şeyi?”

“Kızım başını kötü vurmuş, bazı şeyleri çarpık hatırlıyor anladığım kadarıyla. Arabada seninle olduğunu, seninde gerçekten karısı olduğunu hatırlılyor bir şekilde!”

“Ne?”

“Seni göremediği için arabada olmadığına inandıramadık bir türlü. Annesi ve babası da ikna edemediler. Ben sabah hastaneye gideceğim erkenden oradan seni görüntülü ararım. Gözün seveyim bozuntuya verme! Doktorlar depresyona girdiğini söylediler!”

“Yok Tahsin bey merak etmeyin!”

“Hah canım kızım! Kusura bakma bu saatte rahatsız ettim ama hem bilmek istersin diye düşündüm, hem de sana biraz daha ihtiyacımız var gibi duruyor!”

“Tamam Tahsin amca bu özel bir durum tabi elimden geleni yaparım Suphi’nin iyileşmesi için!”

Yatağın üzerine yığılıp kaldı Eda telefonu kapatınca. O gece aramaya devam etseydi belki bu kadar geç haberleri olmazdı kazadan diye düşündü ilkin. Hatta haberi olsaydı zaten yola çıkmazdı. O zaman da Alper’e sözünü tutamazdı.

“Ya ölseydi!” dedi sonra kalbi sıkışarak, “Alllahım ya ölseydi!”

Kalbi iyiden iyiye çarpmaya başladı. Alper’in kapısını çalmaya karar verdi bir ara sakinleşmek için ama yarın onun iyi görünmesi gerekiyordu. Şimdi kafasını bulandırıp, uykusunu kaçırmaya gerek yoktu. Aslında hemen şimdi bir otobüse atlayıp gitmeyi çok istediğini farketti. Yine Alper’i düşünerek vazgeçti.

Sonra Suphi’nin karımı istiyorum diyerek bütün hastaneyi birbirine katışı geldi aklına, gülümsedi elinde olmadan. Ne yani şimdi gerçekten karısı olduğunu mu sanıyordu acaba? Üstelik aynı arabada olup ona da zarar verdiğini sanıyordu. Bayağı kafası karışmış olmalıydı. Neyse ki anne ve babası bunun sözleşmeli bir evlilik olduğunu bilmiyorlardı. Yoksa oracıkta söyleyiverirlerdi ona.

“Bu iş bitmiyor diye seviniyor musun sen yoksa Eda?” dedi kendi kendine gülümseyen yüzüne baktı aynaya. Sonra utanarak iki elini kapadı yüzüne.

“Evet seviniyorum!” diyerek kıkırdadı, “Hayır sevinmiyorum tabi kaza yapmış olmasına, çok şükür canına bir şey olmamış!”

Sonra pijamalarını giyip uzandı yatağa, uyku onu esir alana kadar  bir sürü şey düşündü durdu daha.

Sabah Alper saat altı buçukta arayıp uyandırdı onu  ; “Haydi prenses gideceğimiz yer uzak. Hazırlan da kahvaltımızı edelim!”

“Benim de sana anlatacaklarım var!” dedi Eda gizemli bir sesle.

“Ne yaptın kız gece odana birini mi aldın yoksa?”

“Ay hayır Alper! Anlatırım kahvaltıda!”

Yine hızlıca hazırlanıp indiler aşağıya.

“A! Ne diyorsun adam kaza mı geçirmiş yani! Bak görüyor musun bir de üzülüp duruyordun seni aramıyor diye!”

“Hayır üzülmüyorum nereden çıkardın bunu?” dedi Eda yüz ifadesini sertleştirmeye çalışarak.

“Biliyorum yol boyunca yüzündeki hüzün, gözündeki telefon başka bir şey içindi muhakkak!”

“Senin karısı olduğunu mu haykırmış insanlara yani bir de!”

“Tahsin bey öyle söyledi. Anlaşmalı bir evlilik değil de gerçekten birbirimizi seven karı koca olduğumuzu sanıyormuş.”

“Bak sen, gerçek duyguları açığa çıkarmış bu çarpışma desene!”

“Alper ya!”

“Ya sen neden birbirinizden hoşlanmanız tuhaf bir sonuçmuş gibi beni tersliyorsun habire. Tamam bu bir anlaşmaydı kabul ama bir yıl geçirdiniz birlikte ve bu zaman içinde de birbirinizden gerçekten hoşlandınız işte ne var ki bunda, ayıp mı?”

“Ama bu olmaması gereken bir durum ve ayrıca ailesi beni hiç sevemedi zaten!”

“Haydi kalk sete geç kalacağız! Arabada konuşuruz devamını.” diyerek kesti onun sözünü Alper . İstediği cevapları almıştı zaten. Bal gibi de aşıktı bu kız ona.

(devam edecek)

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s