Lamba Cini – Bölüm 14

“Eda hemen valizini hazırla yarın yola çıkıyoruz!” dedi Alper’in heyecanlı sesi telefonda.

“Dur bir sakin ol!” dedi Eda, bu evde son iki günüydü zaten.

“Edacığım sakin olacak zaman değil. Çok büyük bir araba markasının reklamlarında oynayacağım.  Çekimler bir kaç güne başlayacak. Bir an önce hazırlanıp gitmemiz lazım. Sensiz kattiyen gitmem!”

“Alper bir gün daha bekleyemez mi? Biliyorsun son iki günümüz kaldı sözleşme için!”

“Kızım ben sana evden kaç mı diyorum, seyahat diyorum. Gelince vedalaşırsın döner, çok istiyorlarsa bir gün kalır öyle ayrılırsın evden. Biz döndükten sonra yani. Şimdi bu işi kaçıralım mı seninkinin bir günü daha var diye!”

“Bilmiyorum Tahsin beye bir sorayım o zaman. Sonradan bir sorun olmasın!”

“Eda? Sen o evden ayrılmak istemiyor musun kuzum?”

“Tamam ben konuşup sana haber vereyim.” diyerek kapattı Eda.  Aslında son günü güzel geçsin istiyordu bu evde. Yani birlikte yemek yiyip, sohbet ederler  diye düşünmüştü. Şimdi giderse buna imkan kalmayacaktı. Öte yandan bu işin Alper için ne kadar önemli olduğunu anlıyordu. Kendi içinde önemliydi tabi. Alper kazanınca o da kazanacaktı. Evet Alper’in dediği gibi yapabilirlerdi. Bu seyahate giderdi. Eksik bıraktığı günleri kalırdı ve sonra evden ayrılırdı. Veda için planladıklarını da yapabilirlerdi. Sonra da Tahsin bey boşanma işlemlerini başlatırdı.

Telefonu yeniden eline alıp aradı yaşlı avukatı ve ona olanları anlattı.

“Git tabi kızım bunda tereddüt edecek ne var?”dedi Tahsin bey gülerek, “Sen bu güne değin bu sözleşmenin her şartına uydun. Ancak bu soruyu bana değil de Suphi’ye sorman gerekmez mi?”

“Ben yasal açıdan bir sorun olur mu diye size sordum aslında, yoksa tabi ki ona soracağım!”

“Hayır çocuğum bir sorun olmaz sen işini aksatma! İyi yolculuklar, geldiğinde diğer işleri konuşuruz zaten!”

“Tamam teşekkür ederim!” diyerek kapattı telefonu Eda.

Suphi açısından iki günün problem olmayacağını düşünüyordu zaten. Hatta bu iki günü telafi etmesine bile gerek yoktu bu durumda. Eşyalarını da toplamıştı. En iyisi bu vedalaşma faslından da vazgeçip bu vesileyle ayrılmaktı bu evden.

Suphi’yi aradı ama telefon açılmadı. Uygun olunca arar nasılsa diye düşünüp seyahat için ayrı bir çanta hazırlamaya başladı. Kalanları yeni evine götürüp bırakacaktı, Yanına bir küçük çanta alması yeterliydi.

Şoför Mustafa’nın da yardımıyla topladıklarını evine bırakıp oyalanmadan geri döndü. Yolda Alper ile konuşmuştu. Ertesi sabah beşte yola çıkacaklardı. Alper gelip onu alacaktı Suphi’nin evinden.

Suphi’den dönüş olmayınca konuşmak için akşamı beklemeye karar verdi.  Artık evde iyice misafir gibi kaldığından akşama kadar nasıl oyalanacağını bilemedi. Mutfağa girip çalışan kadına yardı etmeye karar verdi. Bu akşam da güzel bir yemek yiyebilirlerdi. Böylece çabucak akşam oluverdi. Güzel bir masa kurdular beraber. Saat sekiz olmasına rağmen Suphi hâlâ ortada yoktu. Bu bir yıl içinde ona bir kez nerede olduğunu ya da neden geç kaldığını sormamıştı ama yarın sabah ayrılacağını söylemek için şimdi sormak zorundaydı. Bir kez daha aradı ama telefon yine açılmadı. Mesaj mı atsam diye düşündü ama nerede olduğunu bilemediği için vazgeçti. Biraz daha beklemeye karar verdi.

Saat dokuz buçuk olduğu halde Suphi’den hiç bir dönüş olmamıştı. Bu evdeki son gecesini hiç böyle hayal etmemişti. Hazılanan yemekler öylece bekliyordu hâlâ. Sonunda kalktı yemeği yeniden ısıttı ve tabağına koyup yedi. Nasılsa Tahsin bey biliyordu neden gittiğini, Suphi’ye de bir not bırakalbilirdi. Uygun olduğunda nasılsa arardı Eda’yı. Kısa bir not yazıp odasına gitti. Sabah erken uyanacaktı. Bu arada Suphi eve gelirse duyardı nasılsa.

Sabah telefonun sesi ile fırladı. Henüz kurduğu saat çalmadan aramıştı Alper “Haydi uyan! kahvaltımı edip geliyorum!”

“Daha saat dört Alper!” dedi uykulu bir sesle.

“Evet ama kadınlar geç hazırlanır biliyorsun! Hiç bir şeyi unutma öptüm!” diyerek kapattı telefonu

Eda esneyerek kalktı yerinden ve üzerini değiştirip pijamalarını hazırladığı çantaya yerleştirdi. Sessizce banyoya gidip yüzünü gözünü yıkadı.  Alper’in odasının kapısı kapalıydı. Akşam geç gelmiş olmalıydı. Bir süre hüzünle kapıya baktıktan sonra çantasını alıp indi aşağıya. Bir iki lokma bir şey yiyip öyle çıkacaktı. Akşam yazdığı not salondaki sehpanın üzerinde duruyordu.

“Geç gelince doğrudan odasına çıktığı için görmemiştir” diye düşündü yerini değiştirmedi notun.

Saat çok erken olduğu için çalışanlar da daha işe başlamamıştı. Buzdolabından bir kaç şey çıkarıp atıştırdı hızlıca. Daha gün bile ağarmamıştı. Salona geçip karanlıkta oturdu tek başına  ve içinden bu evle ve buradaki hayatıyla vedalaştı. Suphi gerçekten bir lamba cini gibi girmişti hayatına ve bir lamba cini gibi tüm dileklerini yerine getirmişti. Bu süreç içindeyse onu ne rencide ne de suistimal edecek bir davranış veya imada bulunmamıştı. Hatta annesinin ölümünden sonra Sadiye teyzenin bakımını da üstlenmiş. Tıpkı annesine olduğu gibi ona da ölene değin bakacağına söz vermişti. Bu yüzden içi rahattı Eda’nın. Kendi geliri de artık çok daha iyi  olduğu için bir süre sonra Sadiye teyzenin masraflarını da üstelenebileceğini düşünüyordu. En azından sonrasında Suphi’ye borçlandığı kısmı geri ödeyebilirdi. Çünkü sözleşme annesi için geçerliydi sadece.

Telefonun titremesiyle düşünceleri dağıldı. Arayan Alper’di evdekiler duymasın diye kalkar kalkmaz sessize almıştı telefonu. Hemen kalktı eve son bir kez göz gezdirdi ve sonra çantasını alıp çıktı dışarıya.

“Günaydın güzelim! Alper seyahat ile uzun bir yola hazır mısın?”

“Evet hazırım.” dedi Eda gülümseyerek ama Alper onun yüzündeki hüznü görecek kadar tanıyordu onu.

“Zor bir veda mı oldu?” dedi arabayı çalıştırırken.

“Hayır!” dedi Eda, “Onu göremedim bile!”

“Nasıl yani göremedin?”

Eda ona akşamdan bu yana olanları anlattı hüzünle.

“Neyse üzülme kız! Gelince vedalaşırsınız uzun uzun! Ben bunun pek vedaya benzeyeceğini düşünmüyorum ama. O da biraz seni özlesin hem bu arada!”

“Aman Alper ne alakası var. Bu bir anlaşma evliliğiydi unuttun mu?”

“Ya tabi, tabi!”

Cevap vermedi Eda. Alper’de radyodan bir müzik açtı. Bir süre sessizce yeni aydınlanan güne doğru devam ettiler yola. Öğlene doğru yolu yarılamış sayılırlardı. Eda bu arada sürekli telefonuna gelen bir arama var mı diye kontrol ediyordu ya da bir mesaj. Beklediği yerden yoktu henüz. Alper yan gözle onu izliyordu.

“Eğer bu herif bu kızı aramazsa tam bir aptal olduğunu düşüneceğim!” diye geçiriyordu aklından. Alper’de hayatı boyunca Eda gibi hem dışı, hem içi güzel  bir kızla tanışmamıştı. Eğer farklı bir hayatı olsaydı Eda’yı Suphi’ye kaptırmazdı zaten ama onu ailesinden de koparan farklı tercihleri vardı ne yazık ki. Bu yüzden de Eda onun en yakın dostu olmuştu. Gazetecilerin onu yanında güzel kızlarla görmeleri de işine geliyordu zaten.

(devam edecek)

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s