Lamba Cini – Bölüm 13

Evliliklerinin onuncu ayına geçtiklerinde Elvan bir çok işe artık Eda’yı veriyordu. Hatta bir kaç kez de sanatçılarla birlikte tunelere gittiği olmuştu

“Ah şekerim hep benim yerime güvenip göndereceğim biri olsun isterdim. Sen bana Suphi’nin armağanısın. Söylesene bebek yapmayı düşünmüyor musunuz?” diye sordu bir gün Elvan.

Aslında başından beri Suphi ve onun bir araya gelişlerini merak ediyordu ve bu evlilkten neden kimsenin haberi olmadığını. Önce kızın hamile olduğunu bunun için gizlice evlendiklerini düşünmüştü ama aylar geçmesine rağmen Eda’nın karnında en ufak bir büyüme olmamıştı. Üstelik Suphi bütün sosyal ortamlara tek başına katılmıştı önceleri, daha sonra ise neredeyse ortadan kaybolmuş vaktinin çoğunu karısı ile evde geçirir olmuştu.Onun gibi birinin evlenmesi bile zaten mucizeyken böyle ev erkeğine dönüşmesini anlamak çok zordu. Eda bir kez olsun evliliğinden ve ev hayatlarından, Suphi’den bahsetmiyordu üstelik. Prensip olarak konuşup duran kızları zaten sevmezdi Elvan ama söz konusu Suphi olunca merakını yenemiyordu işte.

“Hayır!” diye yanıtladı Eda, ailesi sorarsa çocuklarının olmadığını söyleyeceklerini tembihlemişti Suphi ama Elvan ya da başkası sorarsa ne diyeceklerini söylememişti. Evliliklerini bilen insan sayısı zaten çok az olduğu için kimse de sormamıştı aslında. Ta ki Elvan’a kadar.

Elvan merakla baktı Eda’nın yüzüne, bir açıklama beklediği belliydi. Eda başka bir konuya geçerek konuşmak istemediğini belli edince üsteleyemedi.

“Var bu işte bir iş ama hayırlısı!” diye mırıldandı Elvan kendi kendine işine dönerken.

Avukat Tahsin bey de Suphi’dek değişimi görebiliyordu aslında, o kadar sık gidiyordu ki evlerine artık ikisinin birlikteliğinin ne kadar uyumlu olduğunu görmemek için kör olmak gerekirdi. Suphi’nin hakkında her şeyi bilen çok az insan biri olduğu için ailesinin de Eda’ya artık yakınlık göstermesi gerektiğini düşünüyordu ama yine de delikanlının planlarına karışmayı uygun görmediği için sesini çıkarmıyordu.  Suphi’nin babasını da uzun yıllardır tanırdı. Onun bir düşüncesinden öyle kolay vazgeçtiği pek görülmemişti. Aslında oğlunun da kendine benzediğini başından farketmiş olsa her şey çok başka olabilirdi bu ailede.

Bu evliliğin sahte olduğunu ve iki ay sonra biteceğini bilen dördüncü kişi ise Alper’di.

“İki ay sonra özgür bir kadın olacaksın şekerim. Artık seni rahatça koluma takıp gezdirebilirim!” diye dalga geçiyordu Eda ile.

Eda gülüyordu onun bu hallerine sadece.

“Ne yani benimde reklama ihtiyacım oluyor. Seninle şöyle orda burada biraz gözükeyim bak magazinciler neler yazıyor ikimiz hakkında! Hem kısmetin de açılır bak görürsün!”

“Elvan müşterilerle birlikte görülmemize kızıyor Alper’ciğim. Çokta haklı biliyorsun ki! O yüzden reklam yüzü için kendine başkasını bulman gerek!”

“Aman ne olacak Suphi’yi bırakınca Elvan’ı da bırakırsın sana iş mi yok sanki?  Ben yeterim hem.”

“Haydi Alper! Bunca emek verdim bu  işe bu evlilik bitince kafamı dinleyeceğim kendi evimde inşallah!”

“Evi ne zaman satışa çıkaraksın.”

“Çıkardım bile Tahsin bey hallediyor o işi sağolsun. Tanıdığı bir emlakçı varmış ona söyledi! Satış işlemleri için de vekalet aldı benden o halledecek!”

“İyi bari Suphi’nin avukatı değil senin avukatın gibi davranmaya başladı o da iyice değil mi?”

“Tahsin bey gerçekten iyi biri tanısan sen de onu çok seversin!”

“Hayatım sen iyi olduğun için herkesin kalbini fethediyorsun! Seni sevemeyen insanlar kendilerinden şüphe etsinler!”

İkisinin de aklına Suphi’nin ailesi geldiği için güldüler.

“Neyse onlar da kendilerinde haklılar demek ki bizi ilgilendirmez!” diye konuyu kapattı Eda.

“Baksana şu seninkinin hastalığı ilerlemiyor herhalde evlendiğinizden beri değil mi?” dedi bu sefer Alper.

Eda’da bazen düşünüyordu bunu. Otelde karşılaştıkları gün anlattığı ölümcül hastalık hikayesi ile ilgili son on aydır ne bri bahis geçmiş, ne bir belirti ortaya çıkmıştı. Üstelik hastalığın ne olduğu hakkında da bir fikri yoktu.

“Bilmiyorum.” dedi düşünceli bir sesle. Suphi’den ayrılacağını bilse bile ona alışmıştı elbette. On aydır onunla ev arkadaşlığı yapıyordu. Onun öleceğini düşünmek hüzünlenmesine neden oldu bir anda.

“Sen bu adama bir şeyler hissetmiyorsun değil mi?”  dedi Alper bu sefer onun düşüncelere daldığını görünce. Ara ara Suphi’den bahsederken yüzünün aydınlandığını, gözlerinin parladığını farkediyordu Eda’nın. Ne de olsa o sağlıklı genç bir kadındı ve Suphi’de çirkin bir adam değildi. Oyun diye başladıkları bu evlilik neden gerçek olmasındı ki?

“Hayır tabi ki!” dedi Eda kıpkırmızı olarak, “Bu bir anlaşma evliliği, duyguların işi yok!”

“Olsa ne olur sanki, suç değil ya!”

“Hayır kesinlikle olmaz!” diye diklendi Eda.

“Peki hayatım sen öyle diyorsan!” diyerek bozulduğunu belli etti Alperi sonra konuyu değiştirdi.

Zaman çok hızlı akıp gidiyordu. Nihayet anlaşma da karar verilen sürenin dolmasına bir haftalık bir süre kalmıştı. Tahsin bey Eda’nın annesinden kalan evinin satışını sağlamış, yine emlakçısı aracılığı ile bu parayla yeni ve daha küçük bir ev satın almasına aracı olmuştu. Kızın çıkarlarını öyle korumuştu ki üzerine para da kalmıştı eline. Onun bir kısmı ile nakliye sağlanmış annesinin eşyaları olduğu gibi yeni eve taşınmış, ayrılıp yerleşmesi işi Eda’ya bırakılmıştı.

“Ah Tahsin bey size borcumu nasıl ödeyeceğim bilmiyorum gerçekten!”

“Ne borcu kızım onca geldim, gittim bu eve. Bir kez olsun gık demedin. Dert ortaklığı yaptın. Kızım gibi davrandın bana. Ben de sana o kadar iyilik yapmış olayım!”

“Hakikaten Tahsin amca!” dedi Suphi gülerek, “Ben neredeyse elinde büyüdüm ama Eda kızın oluverdi!”

Tahsin bey gülümsedi Suphi’ye bakıp, bir şey söylemedi. Onun kırdığı bütün fındıkları bilirdi. Başını soktuğu belalardan bir kısmından babasına duyurmadan o kurtarmıştı zamanında. O yüzden ona çok güvenirdi Suphi. Bu evlilik işine karar verdiği zamanda o yüzden sadece ona danışmış ve yardım istemişti. İşin aslı Tahsin bey baştan Eda’ya çok şüpheyle yaklaşmış, kızın sürekli açığını kollamıştı ama on iki ayın sonu geldiğinde dengeler epeyce değişmişti artık.

“Yeni evine de geleceğim bu arada, bu haylazla işin bittikten sonra benden kurtulacağını sanma!” dedi Tahsin bey gülerek. Bu arada yan gözle Suphi’ye bakıyordu. Suphi sesini çıkarmadan gülümsedi sadece.

“Elbette beklerim her zaman! Hatta çok memnun olurum!” dedi Eda sevinçle. Bir hafta sonra en azından Tahsin beyi kaybetmeyeceğine sevinmişti. O da yan gözle baktı Suphi’ye. Ondan hiç ses çıkmayınca bozuldu aslında ama belli etmedi. Suphi konuyu değiştirdi hemen ve başka şeylerden bahsetmeye başladı.

Eda bir yıldır bu evde yaşadığı için evin yerine bir şeylerini bırakmıştı neredeyse, evin içinde dolanarak onları toparlamaya çalışıyordu. Baştan kilitli olan iki oda hâlâ öyleydi. Ev çalışanlarından birinin veya Suphi’nin o odalardan birini açtıklarını da hiç görmemişti. O odalarda her ne varsa büyük bir sır olmalıydı.

“Kim bilir belki de şu hastalıkla ilgisi vardır!” diye düşündü kendi kendine ve hüzünlendi yeniden.

(devam edecek)

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s