Lamba Cini – Bölüm 12

Evliliklerinin yedinci ayına gelmişler ve Eda annesinin acısını atlatmaya çalışıyordu.  Bu evliliğe ihtiyacı kalmadığını düşünmüş olsa bile imzaladığı sözleşme gereği bir yılı tamamlaması gerektiğini hatırlamıştı. En azından kalan beş ayda annesi için yaptıkları anlaşmayı Sadiye hanım için yürütebileceklerini düşündüğü için Suphi’ye konuyu açmış o da hiç yorum yapmadan “Elbette” diye yanıtlamıştı. Kadıncağızın parası zaten başından beri  ödeniyordu.

Elvan artık Eda’dan gerçekten çok memnundu. Onun kendi başına da bu işi götürebileceğine inanmıştı Bu yüzden isterse stajı bırakıp artık resmi iş olarak bu işi yapabileceğini söyledi ona. Eda o kadar çok sevinmişti ki ne yapacağını bilemedi önce. Şimdi Elvan’dan ayrılacak mıydı yani böyle olunca.

“Hayır tatlım ama stajyer kimliğinden kadrolu bir kimliğe geçmenin zamanı geldi diye düşünüyorum Bu da doğal olarak iyi bir maaş demek. Sana bu kadar emek verdikten sonra elbette piyasaya bırakacak değilim. Ne dersin benimle resmi olarak çalışmaya var mısın?”

“Elbette!” dedi Eda gözlerindne yaşlar akarak. Bu sevinci kiminle paylaşacağını bilemediği için Alper’i aradı hemen.

“Bunu kutlamamız lazım!” dedi Alper sevinçle, “Demek ki artık sana da para ödemesi yapacağım”

“Ah onun için söylemediğimi biliyorsun!” dedi Eda biraz bozularak, “Sadece paylaşacak kimsem olmadığı için seni aradım!”

“Biliyorum canım benim. Şimdi dışarıdayum müsait olunca ararım seni konuşuruz ne yapacağımızı!”

Alper’i kapattıktan sonra Gülizar’ı aradı bu kez. Ona evlendiğinden bahsetmemişti. Her zaman olduğu gibi aramaya devam etmiş. Annesinin ölümü, staj yapışı ile ilgili her şeyi anlatmış ama nikahı saklamıştı. Bir yıllık bir nikahın duyulması onun da işine gelmezdi geleceği için. Artık maaşlı bir işi de olacağına göre, bu sözleşme bittiğinde ayakta kalması için de imkanı olacaktı. Beş ay boyunca maaşını biriktirebilir daha sonra da annesinin evini satışa çıkarıp, onu hiç tanımayan bir yerden başka bir ev alabilirdi. Böylece hayatına yeniden başlama imkanı bulabilirdi. Tahsin bey evin onun üzerine geçmesi için gerekli işlemleri halletmişti. Zaten ailesinden ona kalan bu evden başka da bir şeyi yoktu.

Gülizar sonunda stajın bitmesine çok sevindi ve tabi Eda’nın nihayet maaşlı ve kalıcı bir işi olmasına da.

“Sıra evlenmeye geldi artık” dedi neşeyle.

Eda bir şey diyemedi arkadaşına. Bunca şeyi sırf görüşmeye fırsat bulamıyorlar diye ondan saklamıştı. Neyse ki Gülizar izin alamadığı için cenazeyede katılamamış. Eda’dan defalarca özür dilemişti bunun için.

“Hayırlısı” dedi sadece. Gülizar’ın aşık olduğunu o adamla da olmamıştı devam eden bir ilişkisi. Bu yüzden hayata küsmüştü yine biraz ama Gülizar’dı bunu ne zaman ne yapacağı belli olmazdı.

Aynı evin içinde arkadaşlıkları ilerliyordu Suphi ve Eda’nın bu arada. Evet belki çok sıkı fıkı değillerdi ama yine de ev arkadaşı gibi davranmayı öğrenmişlerdi birbirlerine. Suphi ilgi duymaya başlamıştı aslında Eda’ya ama o aslında hayatı boyunca evlenmeyi veya ciddi bir ilişki yaşamayı da hiç düşünmemişti. Mecburiyeti olmasa yine de evlenmezdi zaten. Neyse ki Eda fazla soru sormuyordu ona. Hastalığı, ailesi veya işi ile ilgili. Anlaşma gereğiydi tabi bunlar. Normalde bir kadının bunları merak etmiyor olma olasılığı yoktu. Ailesi hiç kabul etmemişti Eda’yı zaten. Onu bir hazine avcısı olarak görüyorlar, tanımak için şans bile vermiyorlardı. Onların gözünde Eda paralı koca arayan ve bunun için de güzelliğini kullanan kötü bir kadındı. Gerçekten güzeldi Eda bu arada. Suphi’nin bu anlaşma için onu seçmesi sadece duydukları mı yoksa güzel kadınlara olan zaafı mıydı kendisi de bilmiyordu. Sonuç olarak ona hayatına giren diğer kadınlar gibi davranmamış sunduğu sözleşmenin şartlarına birebir uymuştu. Sözleşmenin bitmesine aylar kala onunla arkadaşlığını olsun bitirmek istemediğini düşünüyordu ama tüm davranışlarının sözleşme gereği olarak anlaşılacağını bildiğ için bekliyordu. Sözleşmenin bittiği gün Eda’yı karşısına alıp konuşacaktı. O zaman belki baştan başlayabilirlerdi her şeye ve bu başlangıcın onları nereye götüreceği bilinmezdi.

Eda’ya bakarak derin bir iç geçirdi. Bir süredir akşamları salonda beraber oturup televizyon izliyorlardı. Eda’nın elinde bir örgü vardı. Örgü örmenin zihnini rahatlattığınu söyleyip bu eve geldiğinden beri yüzlerce atkı ve şapka örmüştü. Sonra tüm bunları toparlayıp, ihtiyacı olan köy okullarına yolluyordu. Aylardır sürekli aynı modelleri ördüğü için artık örgüye bakmıyordu bile Gözü televizyondaki heyecanlı filmde elleri bir robotmuş gibi durmadan hareket ediyor, gerildiği zaman arkasına saklanmak ister gibi örgüyü iyice yukarı kaldırıyordu. Gülümsedi Suphi, bu haliyle küçük masum bir kız çocuğu gibiydi aslında ve Suphi onun hakkında neredeyse hiç bir şey bilmiyordu. Sadiye hanımın kim olduğunu öğrenmişti ama Eda’nın başına gelenleri de. Tahsin bey çok kontrollü bir adam olduğundan ve daha sonra Suphi’nin babasına hesap vermek zorunda kalabileceğini bildiğinden iyice araştırmıştı onu. Evliliğini, bebeğini kaybediğini hepsini anlatmıştı Suphi’ye. Bu yüzden Sadiye  hanım hakkında hiç soru sormamış ona da Eda’nın isteği ile yardımcı olmayı kabul etmişti. Eda tüm bunları bildiğini öğrense kızardı muhtemelen ama bir sözleme yaparken kendilerini korumaya almak zorunda olduklarını söylemişti Tahsin bey. Söylemiyordu ama o da sevmişti Eda’yı Suph’ye göre. Başlangıçta kontrol için gelirken son zamanlarda sırf ziyaret için geliyordu evlerine. Eda’da ona çok iyi davranıyordu geldiğinde. Tahsin bey de yanlız bir adamdı. Oğlu Kanada’daydı. Eşi beş yıl önce kanserden vefat etmişti. Eda’nın ona bir evlat gibi sıcak davranıyor olması hoşuna gidiyordu belli ki. Bir Suphi’nin ailesi şans vermemişti ona. Verseler oysa çok seveceklerdi muhakaktı.

“Peki neden sevmeleri gereksin?” dedi sonra kendi kendine Suphi. Bir kaç ay sonra bitecek bir sözleşmeleri vardı ve sonrasında sadece arkadaş olarak kalmayı istiyordu. Peki o halde neden ailesinin onu nasıl sevebileceğini düşünüyordu ki.

Eda örgüsünü koltuğun yanındaki sepete bırakıp kalktı yerinden esneyerek.

“İyi geceler!” diyerek çıktı odasına.

O da bu eve ve Suphi’ye giderek alıştığını düşünüyordu aslında. Bir yıl bu şekilde yaşadıktan sonra kendine yeni bir hayat kurmak nasıl olacaktı acaba? Muhtemelen Suphi ve Tahsin bey şimdi ona çok iyi davranıyor olsalar da bir daha onu arayıp sormayacaklardı. Zaten oynadıkları bu küçük oyunu sır olarak saklamak için ondan uzak durmayı tercih etmeleri de çok normaldi. Tahsin beyi aksi bir ihtiyar olduğu ve  ona sürekli şüpheyle baktığı için başlangıçta pek sevmemişti itiraf ediyordu. Sonra onunla vakit geçirdikçe, yanlızlığını öğrenince bir sıcaklık duymaya başlamıştı. Kızmıştı ona ama biraz da babasına benziyordu doğrusu. Babası da sağlığında böyle bir adamdı.

(devam edecek)

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s