Lamba Cini – Bölüm 9

Suphi bey ve avukatı ile buluşmanın ardından her şey inanımlaz bir hızla ilerlemeye başladı. Öncelikle Eda’nın annesi bahsedilen huzur evine yerleştirildi. Kadıncağızın aklı o kadar uçup gitmişti ki, yer değiştirdiğinin bile farkına varmadı önce. Eda onun bir kaç saat içinde farklı davranıp gitmek isteyeceğini biliyordu ama elinden gelen başka bir şey yoktu. Annesine en iyi burada bakılabilirdi. Onun veya Füsun teyzenin buradaki imkanlarla annesini rahat ettirtmeleri ve kontrol etmeleri mümkün değildi. Huzur evinin kocaman bir bahçesi vardı. Odaları tertemiz ve tüm çalışanları güler yüzlüydü. Ne kadar iyi bir yer olursa olsun annesini burada bırakıp gidecek olmak içine hiç sinmediği için gözyaşlarını sürekli saklamak zorunda kaldı.

“Eda hanım, huzur evimiz yirmi dört saat kamera sistemleri ile izlenmektedir. Siz de dilerseniz bu sistem aracılığı ile annenizi takip edebilirsiniz. Bunun için telefonunuza bir uygulama yüklemeniz yeterli. Yaşlılarımızın uyku saatleri dışında ziyaret yasakları da bulunmuyor. İnanın ona çok iyi bakacağız!”

Huzur evi müdiresi onun endişesini anladığı için sakinleştirmeye çalışıyordu elbette. Muhtemelen bu anı ilk kez yaşamıyordu o. Ancak Eda için çok zor bir andı bu. Kendine sürekli annesi için en doğrusunun bu olduğunu tekrarlayarak ayrıldı.

Sonraki günlerde Suphi bey onu bir öğle yemeğinde anne  ve babası ile tanıştırdı. Bu tanışmaya gitmeden önce halasının da onalara katılacağını söyledi. Anne ve babası zaten zor insanlardı ama asıl zor olan halasıydı. Yeğeninin maddi durumu iyi olduğu için çevresindeki kadınların onun zaafiyetlerini kötüye kullandığını düşünüyordu. Bir süre sonra ailesini de bu düşünceleri ile etkilemeye başlıyordu.

“Hem senin evlenmeni isteyip, hem de bunu zorlaştırmaya çalışmaları biraz garip değil mi?” dedi Eda şaşırarak. Suphi beyin ona anlattığıne göre uzun bir ömrü kalmadığı için onun evlenmesini istiyorlardı. Buna rağmen de evlenmek istediğinde de zorluk mu çıkarıyorlardı yani?

“Tuhaf göründüğünün farkındayım ancak insanlar benimle evlenip miraslarına ortak olacak kişinin de güvenilir olmasına özen gösteriyorlar elbette!”

Eda pek hoşlanmamıştı bu tanımlamalardan ama artık annesi güvende ve onun da içi rahattı. Dolayısıyla imzaladığı sözleşmenin şartlarına uyum sağlamaktan başka da seçeneği yoktu.

Öğle yemeği gerçekten çok kısa sürdü. Suphi’nin annesi Tezer hanım, babası Rıdvan bey ve halası Şükran hanım Eda’yı baştan aşağı bir süzmüşler ardından da soru yağmuruna tutmuşlardı. Çoğu soruya Suphi bey ondan önce karşılık verdiği için Eda bocalamadan süreci atlatabilmişti. Zaten tabakların boşalmasının ardından Suphi onu  “Randevumuz var hayatım, hatırladın mı?” diyerek apar topar masadan kaldırmıştı Ailenin Eda hakkında öğrenebildiği tek şey, babasının hayatta olmadığı, annesinin bir huzur evinde olduğu ve başka kardeşinin olmadığıydı. Suphi ile bir arkadaş toplantısında tanışmışlardı. Birlikte çok iyi zaman geçiriyor, çok iyi anlaşıyorlardı. Eda’da Suphi gibi fotoğraf çekmeyi ve seyahat etmeyi seviyordu ve benzeri bir sürü laf kalabalığı ile bir saat çabucak geçiverdi. Onlar masadan kalkarken bu durumun ve gelin adayının ailenin hiç içine sinmediği yüzlerinden okunuyordu.

İnsan ölmek üzere oğluna veya yeğenine nasıl böyle davranabilirdi aklı almıyordu. Yani sonuçta sevdiği birini onlarla tanışmaya getiriyordu ama onlar kızın oğullarını mutlu ettiğinden çok kendilerine layık olup olmadığının derdine düşüyorlardı. Üstelik Suphi’nin sağlık durumu ile ilgili bir kaygı veya üzüntü duyduklarına dair de  bir his almamıştı Eda onlardan.

Aile ile tanışında Suphi’yi biraz daha iyi anlamıştı aslında. Yani ailesinden uzak durmakta gerçekten haklıydı adamcağız. Aralarında pek yoğun bir sevgi bağı varmış gibi de durmuyordu.

“Neyse canım banane!” dedi onalardan ayrıldıktan sonra kendi kendine. Bir yıl göz açıp kapayana kadar geçerdi o zamana kadar da ona ne söylediklerini hiç umursamayacaktı. O bunu bir iş olarak yapıyordu, rolünü oynayacak hiç bir şeyi kişiselleştirmeden de bu görevi tamamlayacaktı.

Bu arada evden eşyalarını toplamış ve Suphi’den haber beklemeye başlamıştı. Ağzını alıştırmak için artık düşüncelerinden bile “bey” kelimesini kaldırmaya çalışıyordu. Oteldeki işinden de ayrılmıştı elbette sürecin daha başında.

Sadece Gülizar’a daha bir şey söyleyememişti. Sadece telefonla konuşacak vakit bulabildiklerinden bunca şeyi anlatmanın zor olacağını düşünüyordu. Nikahtan sonra bir gün onu yeni evine davet eder olan biten her şeyi anlatırdı. Anlatır mıyıdı? Gülizar bu sırrı saklayabilirdi herhalde. Bu konuyu biraz daha düşünmeye karar verdi.

Suphi’den iki gün sonra beklenen telefon geldi. Oda nikahı ile evlenecekler ve şahitler dışında hiç konuk davet etmeyeceklerdi. Eda’nın şahitliğini de avukat yapacaktı.

“Ailen nikaha katılmayacak mı?” dedi Eda yine şaşkınlıkla.

“Hayır onların bir seyahate çıkmaları gerektiği için katılmayacaklar.”

“Nasıl yani bir tane oğulları evlenirken seyahate mi gidiyorlar, hepsi birden mi?”

“Bu senin için önemli mi?” dedi Suphi sabırsızlanarak.

“Hayır, tabi ki değil! Ben sadece merak ettiğim için soruyorum!”

“Güzel!”

“Peki ben ne giymeliyim bu nikahta?”

“Sana yarın beyaz bir elbise bırakacak şoförlerimizden bir tanesi.”

“Peki tamam!”

Yalandan da olsa bir gelinlik giyemeycek olmasına hüzünlenirken yakaladı kendini bir ara, sonra gülmeye başladı. Artık aklı annesinde kalmadığı için rahatlamaya başlamıştı. Rahatlayınca da demek insan böyle tuhaf şeyler düşünmeye başlıyordu. Sahiden de hayatının en rahat günlerini geçiriyordu, annesi güvende ve iyi bakılıyordu. Maddi olarak dert etmesi gereken herhangi bir şey yoktu, bu sürecin sonunda bir de meslek sahibi olabilirdi.  Suphi şimdiye kadar söz verdiği her şeyi yaptığına göre bahsettiği yeri de staj için ayarlaycaktı muhakkak.

Böyle dertsiz olmanın tadını çıkarmaya karar verdi o gün evde, eşyaları da topladığı için işi fazla yoktu. Annesine sabah uğramış ve onunla vakit geçirmişti. Ayaklarını uzatıp bütün gün televizon seyretti kendi kendine. Babasını kaybettikten sonra yaşadığı en sorumsuz ve keyifli gündü bu.

“Ve bundan sonraki bir sene de böyle olacak inşallah!” dedi yüksek sesle. Giderek bu sözleşmeyi imzalamayı kabul ettiğine daha çok seviniyordu. Evet bu onu belki de kötü biri yapıyordu ama rahat bir hayatı olmasını kim istemezdiki, üstelik sadece biraz rol yapmak karşılığında olacaktı tüm bunlar.

“Yine de buna fazla alıştırma kendini Eda!” dedi sonra otoriter bir sesle, bir yıl çabucak bitecek ve ardından yine ayaklarının üzerinde durması gereken günler geri gelecekti. Tek tesellisi annesi için bu rahat sürecin bitmeyecek olmasaydı bir yıl dolduktan sonra bile.

Onu sevmemiş olsalar bile bu aileye gerçekten minnettardı. Ne yaparlarsa yapsınlar sesini çıkarmayacaktı.

(devam edecek)

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s