Lamba Cini – Bölüm 8

Bu konudan Gülizar’a bashedip bahsetmemeyi düşündü eve dönerken. Şu ara o adama takıldığı için aklı bir karış havadaydı onunda. Yaşadıklarından bir şey öğrenmişe benzemiyordu. Gerçi eninde sonunda duyacaktı bu evliliği oda. Bir yıl boyunca evli olacaklardı Suphi beyle. Gülizar değil de oteldekilere ne diyecekti asıl. Soyadı dahil pek çok şey değişecekti bu evlilikle. Bir oyun olacaktı ama sahte bir evlilik olmayacaktı. Konuşulması ve düşünülmesi gereken çok detay vardı. Eve varınca Füsun teyzelerin kapısını çaldı annesini almak için; “Füsun teyze annem için bir yer buldum galiba. Yakında belli olacak!”

“Sahi mi? Çok sevindim kızım. İyi bir yer mi bari?”

“Evet evet merak etmeyin. Bir kaç güne kesinleşir o zaman söylerim. Siz de hakkınızı helal edin ne olur?”

“Helal olsun kızım, bak hepimiz insanız. Yarın bir gün de benim sana ihtiyacım olur!”

“Ne isterseniz Füsun teyzeciğim, söylemeniz yeter!”

Bütün gece kafasında binlerce soruyla döndü durdu Eda.  Ertesi gün elinde bri sözleşme metniyle yakaladı onu Suphi bey yine koridorda.

“Yanlız bu işten  ayrılman gerekecek. Aileme bir otel odası temizliyecisiyle evleneceğimi söyleyemem. Ne olur yanlış anlama beni!”

“Tamam ayrılırım ama senden sonra ne yapacağım o zaman?”

“Bir şeyler düşünürüz. Sözleşmeyi getirdim. Bu gün götür iyice oku. Yarın imzalamış olarak getirirsin!”

“Tamam Suphi bey!” diyerek kağıdı alıp katlayıp önlüğünün cebine koydu Eda.

“Artık Suphi demeye alışsan iyi olacak bir de! Yarın avukatım da gelecek, sana bilmen gereken şeyleri söyleyip, kafana takılan her şeyi cevaplayacak.”

“Ailenizin haberi olmayacak mı bu sözleşmeden, yani avukat güvenilir biri mi?”

“Kesinlikle güvenilir biri, ben kendimi bildim bileli aile avukatımızdır ve babamın ne kadar zor bir adam olduğunu benden iyi bilir.”

“Peki sizin durumunuzu biliyor mu?”

“Evet biliyor! Eğer bu sözleşme bitmeden ölürsem, o zaman boşanma istemeye hakkın olacak! Sözleşmeye bu madde eklendi! Annenin masrafları o ölene kadar karşılanmaya devam edecek ayrıca tabi, evliliğin sürmesine veya benim hayatta kalmama gerek yok bunun için! Tıpkı söz veridiğim gibi. Sadece sen başka bir talepte bulunamayacaksın.”

“Tamam anladım!”

“O halde yarın görüşürüz!” diyerek ayrıldılar. Otelin içinde başkalarına yakalanmadan konuşmaya çalıştıkları için konuyu uzatmıyorlardı. Eda’nın Suphi beyin odasına girmesi de olmazdı. Yarın avukat gelince çıkıp dışarıda bir yere oturup konuşacaklardı.

Eda sözleşme metnini isteksizce bir kez okudu annesi uyuduktan sonra. Yazılanlar Suphi beyin söylediği gibiydi. Sonra “Suphi” diye düzeltti kendi düşüncesini. Bir yıllık bir evlilik yapacaklardı bu sözleşmeye göre bir yılın sonunda bu kağıt ile mahkemeye gidildiğinde koşulsuz boşanacaklardı. Bu zevk hayatta kalırsa Suphi’ye ait olacaktı. Değilse zaten bir kopyası da Eda’da kalacağından o da mahkemeye başvurabilecekti. Taraflar arasında bu konuda bir gözetilmemişti.

Ertesi gün Suphi’nin avukatı, bakımevine yatış için gerekli yetkileri almak için başka kağıtlar da getirmişti. Eda ona vekalet verecek o da annesinin bütün işlemlerini onun adına yapacaktı. Bir kaç güne kadar işlemler sonunçlanır annesi de bakımevine yerlemiş olurdu. O arada Eda’nın otelden ayrılmasını ve eşyalarını toplayarak Suphi ile yaşayacakları eve taşımasını istemişlerdi.

“Nasıl yani? Aynı evde mi yaşayacağız?” dedi Eda.

“Elbette aynı evde yaşayacağız. Evli olduğumuz nereden belli olacak sence?”

“Kesinlikle olmaz, bana bundan bahsetmemiştiniz!”

“Eda hanım siz evlilik deyince ne anlıyorsunuz?” dedi avukat alaycı bir yüz ifadesi ile. Tahsin bey babası yaşında hatta daha büyük bir adamdı. Kendinden büyüklere saygısızlık edilmemesi gerektiği ona öğretilmemiş olsaydı o yüz ifadesi için bir şeyler söylerdi ama yapmadı.

“Gerektiği zamanlarda aynı evde buluşsak, kalan zamanlarda kendi evlerimizde kalsak olmaz mı?” dedi çaresiz bir ses tonuyla.

“Üzgünüm anlaşma şartlarını okumadın mı? Bir yıl aynı evde oturmamızla ilgili koca bir paragraf var orada”

“Okudum aslında ama!”

“Her neyse bu noktaya kadar gelmişken bununla oyalanmak istemiyorum. Daha yapacak çok işim var. Eda hanım zaten sözleşmeyi imzaladınız ve bu artık her maddesini kabul ettiğiniz anlamına geliyor. Dolayısıyla başa dönersek, bir an önce eşyalarınızı toplamaya başlayın. Adresi size Suphi bey verecek!”

“Merak etme ev o kadar büyük ki, istemezsek birbirimizi hiç görmeden bile yaşayabiliriz!” dedi Suphi gülerek.

Eda gülemedi bu söze, “Peki nikah olmayacak mı?”

“Olacak ama önce annemlerle seni tanıştırmam gerek!”

“Nikahtan önce mi taşınacağım ben o eve?” dedi Eda bu kez diklenerek.

“Hayır ama annenizi bakımevine yatırdıktan sonra hızlıca yapılacak nikahınız aile arasında.” diye yanıtladı avukat.

Artık onlar ne derse yapmak zorunda olduğunu biliyordu. İtiraz etmenin ya da soru sormanın bir anlamı yoktu. Füsun teyzeye onunla ilgileneceğine söz vermişti. Şimdi bir yıllığına ortadan kaybolacağını nasıl açıklayacaktı. Neyse ki ev kira değildi bu arada. Yoksa bir de evin boş durmasına rağmen kirasını ödeyecekti. Bir an için bu bir yıl içinde evi kira verip biraz para biriktimeyi düşündü ama eşyaları nereye koyacaktı o zaman? Geri geldiğinde de bir evi olması gerekiyordu. Mobilyalı kiralanan evler vardı ama onun dönüş zamanına kiracı evden hemen çıkmazsa bu seferde sokakta kalabilirdi. Tüm bunları düşününce evi kiraya vermekten vazgeçti. Füsun teyzeye de söyleyecek uygun bir şey bulurdu. Arada bir de gelip yoklardı hatta. Sonuçta sahte bir evlilik yapacaklar diye evden çıkması da yasak olacak değildi herhalde. Bu arada yarım bıraktığı eğitimini tamamlamayı talep etmişti Suphi bey ve avukatından. Makyaj ve güzellik eğitimi almıştı. Bu konuda kendini geliştirmek ve bir yerlerde staj yapmak istiyordu. Böylece bu evlilik bittiğinde elinde hazır bir de mesleği olmuş olur yeniden temizlik işne dönmesi gerekmezdi.

Suphi beyin bununla ilgili de bir çözümü vardı. Ünlü bir makyöz tanıyordu. Konuşup Eda’nın onun yanında staj yapmasını ayarlayabileceğini söyledi. Tabi bu  arada maaş almayacaktı ama staj ve bu alanda bir gelecek yapmak için de bundan iyi bir fırsat bulamazdı.  Bu Suphi denen adam gerçekten çok forslu bir adamdı demek ki. Ne konuda bir istekten bahsetse bir tanıdığı çıkıyor onu hallederiz diyordu. Böyle iyi niyetli ve gönlü zengin bir adamın ölüme mahkum edilmiş olması çok yazıktı gerçekten. Ona bakınca bunu düşünmemeye çalışıyordu ama yine de aklına geliyordu elinde olmadan. Ancak bunun şöyle bir zararı oluyordu yufka yürekli olduğu için kabul etmeyeceği şeylere de bazen evet derken buluyordu kendini. Sonra da sinirleniyordu sırf o ölecek diye her şeyi kabul etmek zorunda hissetmesine.

(devam edecek)

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s