Kaldığımız yerden – Bölüm 14

Önder telefonuna gelen bilet bilgilerine baktı uzun uzun. Günlerdir kendi kendi ile mücadele ediyordu. Betül’ün söyledikleri, kendi duyguları ve zihninin sürekli ürettikleri yüzünden serseme dönmüştü. Dışarıdan sessiz görünüyor olmasına rağmen kendi içindeki gürültü  o kadar yüksekti ki, geceleri uyuyamıyor, gündüzleri düşünemiyordu bile. Askerliği için gereken hazırlıkları yapıyorlardı ailece. Evde hiç kimse onun üzerine gelemiyordu korkudan. Bu halde askere gitmesinin ne kadar sağlıklı olabileceği konusu Candan hanım ve eşini çok endişelendiriyordu ama ellerinden bir şey gelmiyordu.

Sonunda Candan hanım dayanamadı ve telefonun ekranına kilitlenmiş oğlunun yanına gitti. O sırada neye bakıyor olduğundan bile haberi yoktu elbette.

“Mutluluğunun önündeki tek engel sensin belki de!” dedi yumuşak bir sesle.

Önder bir uykudan uyanıyormuş gibi baktı annesinin gözlerine. Zihnindeki sesler sustu. Onlar kendilerini toparlayıp yeniden saldırıya geçmeden harekete geçmesi gerektiğini biliyordu şimdi. Annesine telefonun ekranındaki biletin fotoğrafını gösterdi.

“Doğru olduğunu düşündüğün şey neyse onun yap Önder!” dedi annesi, “İstersen seni havaalanına ben götürebilirim!”

Başını salladı Önder, Uçak bir kaç sonra kalkacaktı. Seçil muhtemelen alana erken gelmiş olacaktı. Candan hanım ve oğlu hiç konuşmadan yola çıktılar.

O sırada Seçil Betül ve ailesine teşekkür ediyordu ayrılmadan önce. Onların havaalanına gelmelerini istememişti. Betül’de Önder’in son dakika da ortaya çıkma ihtimaline karşı bunu uygun bulmuştu aslında bir yandan da onun gerçekten Seçil’i durdurması için dua ediyordu. Betül’lerin evlerinin hemen yakınından havaalanı otobüsleri kalkıyordu. Arkadaşına oraya kadar eşlik etti evden çıktıktan sonra.

“Seni yeniden kaybediyor olmaya nasıl dayanacağım bilmiyorum!” dedi üzüntüyle, “Üstelik bu kez sadece seni değil, ikinizi birden kaybetmiş olacağım! Bencillik belki ama sana olan özlemimi paylaştığım biri olması bana güç veriyordu!”

“Bu defa mutlaka görüşeceğiz!” dedi Seçil, “Sen ya da ben geleceğiz, merak etme!”

“Gitmeden keşke bir kez konuşabilseydiniz. Yani o da askere gidecek biliyorsun!” dedi Betül elinde olmadan. Seçil’in Önder’e defalarca ulaşmayı denediğini ve sonuç alamadığını biliyordu.

Seçil cevap vermedi.

“Biliyor musun babam annemin buradaki adresini saklamış çekmecesinde. Onca şeyden sonra vazgeçmemiş annemden ve eğer benimle dönmeyi başarabilmiş olsaydı muhetmelen ona gidecekti yeniden şansını denemeye! Onun tüm yaptıklarına rağmen hem de!”

Betül şaşkınlıkla baktı Seçil’in yüzüne. Geldiğinden beri böyle bir şeyden hiç bahsetmemişti.

“Önder beni babamın annemi sevdiği gibi sevememiş! ” dedi sonra acıyla.

Betül o zaman anladı Seçil’in bunu neden şimdi anlattığını.  İki arkadaş sarıldılar sıkı sıkı birbirlerine.

“Bir gün anlayacak hatasını!” diyebildi sadece, o günün bu gün olması için dua ediyordu bir yandan içinden.

“Herkes benimle kaldığı yerden bir şeyler yaşamaya çalıştı hayatı boyunca. Kimse benim yüreğimin nerelerde kaldığını düşünmedi biliyor musun? Babam bile karısına dönmek istemiş kaldığı yerden. Mert benimle kaldığı yerden devam etmek istiyor. Önder kaldığımız yerden devam ettiğimizi sanmış kendi içinde yıllar boyunca. Oysa hepsinin benim içinde nereye vardığını kimse bilmedi, düşünmedi belkide!”

Betül ne söyleyeceğini bilmiyordu Seçil’e, yaşadığı her şeyin görünenden ağır olduğunu bilse bile ancak şimdi bu sözlerle anlayabiliyordu boyutunu.

“Seçil gitmesen olmaz mı? Orada kaldığın yerden devam edemeyeceksin hayatına nasıla, bak kendin söylüyorsun! Burada bizimle kal!”

“Hiç bir yerde kalamamışım meğer işte onu söylüyorum! Kalamadığım yerlerden devam etmek düşüyor hep bana! Siz zaten benim için yeterince fedakarlık ettiniz. Artık kendime tek başıma ayaklarımın üzerinde durabileceğimi ispatlamam gerek. Kimseyi beklemeden, kimsenin kaldığı yer olmadan!”

Otobüs kalkmak üzere olduğundan bir kez daha sarıldılar birbirlerine. Betül şimdi gerçekten ayrılmak istemiyordu arkadaşından. Seçil dönüp otobüsteki yerine geçti ve el salladı ona. Otobüs ağır ağır hareket  ettiğinde ikisi de ağlıyordu.

Geldiğinde hasret kaldığını düşündüğü Türkçe tabelalara baktı yol boyunca yeniden. Uzunca bir süre onları yeniden göremeyeceğini biliyordu. Derin çok derin bir uykuya dalası vardı. Kapkaranlık bir yerde, tek başına, sessiz bir uyku çekiyordu canı. Uçağa biner binmez uyumaya karar verdi. Kendi sesini bile duymaya tahammülü kalmamıştı artık. Zihnini susturmanın da yegane yolu uyumaktı belki. En iyi çare uyumaktı evet.

Dış hatların kapısında indi otobüsten. Son bir kez derin nefes aldı ülkesinden elinde olmadan. Bu son nefes ile uzun süre idare etmesi gerekecekti gittiği yerde. Sonra kararlı adımlarla yürüdü kapıya doğru. Çarptığı şeyin ne olduğunu anlamak için başını kaldırdığında gördüğü tek şey Önder’in gözleriydi.

“Zihnim bana oyun oynamaya başladı!” diye geçirdi içinden. Toparlanıp yoluna devam etmek istedi karşısındakinin ne söylediğini duymadan ama çarptığı kişi bırakmadı onu. Bir kez daha baktı yüzüne, yine aynı gözleri gördü.

“Seçil!” diyen sesini duydu son olarak Önder’in. O derin uyku öyle bir çağırıyordu ki onu artık teslim oldu bir anda karanlığa.

Gözlerini açtığında nerede olduğunu anlayamadı. Başucunda duran yüzü tanıyordu ama seçemiyordu tam olarak. Sonra dikkatle bakmaya başladı.

“Kevser teyze?” dedi şaşkınlıkla.

“Seçil yavrum! Çok korkuttun bizi be kızım!”

Sonra tek tek Betül, Candan hanım ve Önder’in yüzü belirdi gözlerinin önünde.

“Bu görüntünün gerçek olmadığını biliyorum” dedi yüksek sesle.

Önder sıyrılıp yaklaştı diğerlerinin arasından.

“Seçil bizimlesin, hâlâ Türkiye’desin ve bundan sonra da hep burada bizimle kalacaksın aşkım!”

Seçil’in o gün ikna olması mümkün olmadı gördüklerinin gerçek olduğuna. Havaalanında Önder’in kollarında bayılmasının ardından ambulansla hastaneye getirilmişti. Doktor yoğun bir depresyon geçirdiğini söyleyerek onu iki gün boyunca uyutmuştu tam istediği gibi. İlaçlarında etkisiyle ancak uyandığının ertesi günü idrak edebildi olanları.

Önder askere giderken yolcu etmeye gelmesine izin vermişti doktorlar. O yokken Seçil’e bu defa Candan hanım bakacaktı. Önder döner dönmez nikahları kıyılacaktı planladıkları gibi.

Mert’den bir daha haber çıkmadı. Tankut bey de onunla ciddi bir konuşma yapmıştı Seçil’den sonra. Seçil’in annesi eşi ve kızını uğruna terkettiği adamdan iki yıl sonra ayrıldı. Bir kaç yıl sonra ise başka bir adamla birlikte olmaya başladı. Adam alkolik olduğu için onunla da yapamadı. Hayatının sonuna kadar mutsuz ve tek başına yaşadı. Kızının iki güzel çocuğu olduğundan ve Önder gibi ona aşık bir kocası olduğundan da hiç haberi olmadı.

Mert’de beş yıl sonra bir başkası ile evlendi. Seçil’e yaptıklarından utandığı için özür dilemek için bile arayamadı. Tankut beyin ona sırtını dönmesi çok ağır gelmişti. Onunda bir oğlu oldu.

Betül mü? O da askerden dönen nişanlısı ile hemen evlendi. Önder ilk kızlarının adının Betül konmasında ısrar ettiği için onun adını verdiler. Betül’ün de bir oğlu oldu ama “En son vereceğim isim Önder!” diyerek Murat ismini verdi.

Ve hikayemiz Seçil için mutlu bir sonla nihayet buldu.

SON

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s