Kaldığımız yerden – Bölüm 10

Seçil’in evlerine taşınmasına bir kaç gün kala Önder iş çıkışı onu Betül’lerden almak için kapıda beklemek üzere yola çıkmıştı her zamanki gibi. Bu akşam ikisi birlikte dışarıda yemek yemeye karar vermişlerdi. Sürekli evlilik ve evin işleri ile uğraştıklarından başbaşa sohbete çok imkan bulamamışlardı. Gerçi gün içinde telefonla hemen her şeyi konuşuyorlardı ama onların asıl özlediği birbirlerinin gözünün içine bakarak konuşabilmekti.

Kevser hanımın evde misafiri olduğu için Seçil ayıp olmasın diye biraz durmak zorunda olduğunu mesaj atmıştı Önder’e. Çıkışı beş on dakika sarkabilirdi. Önder bunu bildiği halde oyalanmadan oraya varmıştı yine de. Seçil’in kapısının önünde beklemeye razıydı yıllarca  yolunu  gözledikten sonra.

Bahçe kapısının önünde kendi düşünceleri ile oyalanırken seslenen genç adamın sesiyle irkildi.

“Özür dilerim sizi korkuttum mu?” dedi genç adam.

“Hayır ben dalmışım sadece, ne dediğinizi anlayamadım. Tekrarlayabilir misiniz?”

“Betül Arslan’ın evi burası mı diye sormuştum. On yedi numara!”

“Evet burası” ded Önder gülümseyerek, “Siz arkadaşı mısınız?”

“Ah hayır aslında kendisini tanımıyorum ama nişanlım burada kalıyor, ona sürpriz yapacağım!” dedi genç adam.

“Nişanlınız kim?” dedi Önder anlamayarak, Betül’lerde Seçil dışında birinin kalmadığını biliyordu.

“Seçil! Seçil Koçoğlu”

Önder beyninden vurulmuşa döndü bu ismi duyunca.

Mert onun yüzündeki garip ifadeyi görünce sordu hemen “Siz onu  tanıyor musunuz yoksa!”

Önder ne cevap vermesi gerektiğini kestiremedi önce, “Nişanlandığını bilmiyordum!” diyebildi sadece.

“Ah henüz bahsetmemiş olabilir tabi. Biz Danimarka’da nişanlandık onunla, ancak kalbini biraz kırdığım için küsüp buraya geldi. Bakın bunlar da yüzüklerimiz!” diyerek yüzükleri Önder’e gösterdi Mert. Ebeveynlerini kandırmak için aldıkları yüzüklerin kendisinin olanını ayrılırken bırakmıştı Seçil. Yüzüklerin içlerinde birbirlerinin adları yazıyordu. Önder artık nefes alamadığını hissetmeye başlamıştı.

“Seçil evde” diyerek binayı gösterdi, “Eminim sizi gördüğüne çok sevinecek!” dedikten sorna hızlı adımlarla oradan uzaklaştı. Duyduklarını anlaması ve sindirmesi için biraz yürümesi gerekiyordu.

“Teşekkürler!” diyerek seslendi Mert arkasından ve bahçe kapısından girip Betül’lerin ziline bastı. Kapıyı zaten çıkmaya hazırlanan Seçil açtı. Karşısında Mert’i bulunca o da gözlerine inanamadı.

“Mert!?” dedi sanki kendine onu gördüğünü ispatlamaya çalışır beni.

“Sürpriz!” dedi Mert gülümseyerek, elindeki bir buket çiçeği uzattı hemen ona.

“Sen! Sen beni nasıl buldun? Ne zaman geldin?” diyerek şaşkınlığını bastırmaya çalıştı Seçil. Sonra hemen dışarıyı kontrol etti Önder gelmiş mi diye. Onu göremeyince geri çekilip içeri aldı Mert’i.

“Burada ne işin var?” dedi merakla.

“Seni görmeye geldim sevinmedin mi?”

“Beni nasıl buldun ki?”

“Betül’ün sana yazdığı mektupların birini buldum evde. Üzerinde adres yazıyordu.”

“Neden geleceğini haber vermedin peki?”

“Sürpriz olsun istedim ama sanırım kötü bir  sürpriz oldu!” dedi Mert yüzünü asarak.

“Hayır! Hayır tabi ki, senin iyiliklerini nasıl unutabilirim. Haydi gel seni Betül ve ailesi ile tanıştırayım. Aslında ben de Önder’i bekliyordum. Beni almaya gelecekti! Onunla da tanışırsın!”  dedi sonra heyecanla.

Az önce kapıda gördüğü delikanlının Önder olma ihtimaline karşı özellikle nişanlılıklarından bahseden Mert hiç sesini çıkarmadan içeri geçti Seçil’in ardından. Seçil Betül ve ailesine onu tanıştırdıktan sonra telefonuna baktı Önder’den bir mesaj var mı diye. Sonra Mert ve Kevser hanımlar sohbet ederken dışarı çıkıp yeniden kontrol etti gelmiş mi diye. İçeri girerken yeni bir  misafir geldiği için çıkamadığını, geldiğinde haber vermesini yazdı ona.

Mert geleli bir saat olmasına karşılık Önder’den bir türlü haber  gelmiyordu. Betül’de Mert’e çaktırmadan habire kaş göz ediyordu Seçil’e. Sonunda ikisi birden mutfağa geçtiler çay doldurma bahanesi ile.

“Bu  da nereden çıktı şimdi? Önder nerelerde?” dedi Betül merakla.

“Duymadın mı mektubundaki adresle gelmiş!” dedi Seçil dudaklarını ısırarak. Şu an tek merak ettiği Önder’di. Böyle habersiz hiç bırakmamıştı o daha  önce. Danimarka’dayken bile hem de.

“Arasana şu oğlanı ben de merak ettim. O gelince belki bu da gider!”

“Evet nerede kaldığını bile sormadım aslında.”

“Bize ne nerede kaldığından, habersiz çıkmış gelmiş!” dedi Betül öfkeyle. Mert’i sevmemişti nedense.

Seçil Önder’i bütün gece aradığı, mesaj attığı halde bir türlü ulaşamadı. Sonunda merak ettiği için Candan hanımı aradı. Candan hanım Önder’in eve çok sinirli geldiğini odasına kapanıp çıkmadığını söyledi. O da Seçil ile kavga ettiklerini sanmıştı. Oysa Seçil onu görmemişti ve konuşmamıştı bile. Oğluyla konuşup neler olduğunu soracağını söyleyip kapattı Candan hanım telefonu.

Betül ve Seçil olanlara bir anlam verememişlerdi. Mecburen salona Mert’in yanına döndüler. Kevser hanım Mert’in Seçil ile olan yakınlığını tam çözemediği için temkinli sohbet ediyordu. Seçil’in onun bu sürpriz ziyaretine sevinip sevinmediğini de anlayamamıştı. Niyeyse evdeki kimse bu delikanlıya bir sıcaklık duyamamıştı bir türlü. Konuşmalarında, hareketlerinde gerçek olmayan bir şeyler vardı sanki.

Seçil onu uzun süredir tanıdığı için yabancı insanların karşısında tedirgin olmuş olabileceğini düşünmüştü sadece. Ancak o da bu sürpriz ziyarete bir anlam yükleyememişti. Sonunda Mert kalkamaya karar verince  onu bahçe kapısına kadar geçirerek “Bu sürprizi neye borçluyum?” diye  sordu doğrudan.

“Seninle konuşmaya geldim!” dedi Mert, “Ben senin gidişinin ardından çok düşündüm bazı şeyleri Ev çok sessiz ve sahipsiz kaldı zaten. Son zamanlarda orayı dolduran yegane  şeyin sen olduğunu anladım. Yanlızlık bana göre değilmiş. Ben de çıkıp geldim!”

Seçil tam olarak onun ne söylemek istediğini anlamaya çalışıyordu. Aklı Önder’de olduğu için duyduklarını doğru anlamlandıramadığını düşünüyordu.

“Telefon etseydin de konuşabilirdik seninle, buralara kadar gelmenin anlamı artık Türkiye’de olmak istemen mi?”

“Hayır Türkiye’de yaşamayı çok düşünmüyorum aslında ama sen burada yaşamak istiyorsan o ayrı tabi!”

“Ben zaten burada yaşamak için döndüm unuttun mu? Ama bu senin de burada yaşamanı gerektirmez elbette!”

“Seçil buraya senin için geldim!” dedi Mert çaresiz bir sesle.

“Anlamıyorum inan kafam çok karışık!” dedi Seçil, “Daha açık ifade edemez misin!”

“Yüzüğünü geri getirdim!”

“Yüzüğümü mü? O gerçek bir yüzük bile değildi ki! Anlamıyorum seni gerçekten!”

“Seninle nişanımızı sürdürmeye karar verdim Seçil, kalalım dersen seninle kalacağım, dönelim dersen seni alıp gideceğim!”

Seçil endişeyle baktı Mert’in yüzüne, “Biz bir anlaşma yaptık seninle, ben buraya evlenmeye geldim hatırladın mı? Zor günler geçirdiğini biliyorum ama beni biraz endişelendirdiğini söylemek zorundayım!”

“Önder ile evlenmeni istemiyorum, seni kazanmak için ne gerekiyorsa yapacağım!” dedi Mert sesi şimdi biraz daha sertleşmişti.

“Benim fikrimi neden sormuyorsun ki?” dedi Seçil’de öfkelenerek, “Ne yaşıyorsun gerçekten anlamadım! Ben Önder ile evleneceğim, biz tüm hazırlıklara başladık! Sanırım artık gitsen iyi olur! Dostluğumuz zedeleyeceksin yoksa!”

(devam edecek)

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s